Havas ilmi Genel Bilgiler

Kumeyl Duası (Zirve Duası) - Havas Okulu
Klasik Görünüm Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
User Tag List

1 2 3 4 5  ... Sonuncu
Havas ilmi Genel Bilgiler>Kumeyl Duası (Zirve Duası)
madlen 23:03 05.04.16
Kumeyl Duası

(Kumeyl duası olarak Ehl-i Beyt kaynaklarında meşhur olan bu dua, Hz. Ali’nin sır arkadaşı Kumeyl bin Ziyad'a Hızır'ın duası diye öğrettiği engin maarifi içeren bir duadır.. )

Kumeyl Duası (Zirve Duası)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ey Rabbim,
Her şeyi kaplayan rahmetinden
Her şeye gücü yeten kuvvetinden
Önünde her şeyin boyun eğdiği kudretinden
Karşısında hiçbir şeyin duramadığı izzetinden
Her şeyi kaplayan azametinden
Her şeyi kuşatan ilminden
Her şeyi aydınlatan nurundan
İstiyor ve bekliyorum

Ey nur, Ey Kuddüs, Ey ilklerin ilki ve sonların sonu
Rabbim, İsmet perdesini yırtan günahlarımı affet
Nimetleri değiştiren hatalarımı affet
Duaların kabulünü engelleyen
Belalar getiren
İşlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.
Rabbim, zikrinle sana yaklaşabilirim, biliyorum.
Rahmetinden beni kendine yaklaştırmanı diliyorum.
Bana şükrü öğretmeni
Zikrini ilham etmeni diliyorum.
Bana merhamet etmeni
Beni, verdiğine razı ve kanaatkar kılmanı diliyorum.
Sen ki ihtiyacı olana verirsin
Kapına geleni geri çevirmezsin.
Ey rabbim senin saltanatın yücedir.
Kimine gizli, kimine apaçıksın

Rabbim, biliyorum ki
Senden başka günahlarımı bağışlayacak
Suçlarımı örtecek kimse yok.
Biliyorum ki ben nefsime zulmettim.
Sana itaat etmedim.
Bütün bunlara rağmen beni unutmadığından
Ve bana lütfettiğinden dolayı
Kalbim sana kavuşma arzusuyla yanıyor
Rabbim biliyorum ki sen benim dostumsun
Her kötülüğümü örtersin
Başıma gelen her belayı hafifletirsin

Rabbim görüyorsun ki
Zincirlerim beni çökertti.
Çirkin ve boş emellerim beni senden uzaklaştırdı.
Dünya beni aldattı.
Gururum ve kayıtsızlığım kalbimi katılaştırdı
Rabbim biliyorum ki sen benim dostumsun
Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar
Affet beni ey Rabbim

Farz edeyim ki senin ateşine dayandım.
Her acıya göğüs gerdim
Ama senin rahmetinden bir an bile uzak kalmaya dayanamam biliyorsun

Ey Kerim ve Rahim olan Rabbim
Yemin ediyorum ki eğer konuşmama izin verirsen
Senin kapında her an coşarım
Feryat edenlerin feryadı gibi kapında feryat ederim,
Kaybedenlerin ağlaması gibi ağlarım.
Nerdesin? Çağırıyorum seni ey müminlerin dostu
Ümitsizlerin ümidi

Güçsüzlerin dayanağı
Ağlayanların sevgilisi
Seni vücudumun tüm zerreleriyle çağırıyorum.
Rahmetine ümitle koşuyorum.
Görüyorsun ki bu kalp senden ayrılmanın acısını duyuyor.
Bu dil seni anıyor.
Bu kalp seni arıyor ve ağlıyor.
Ah Rabbim o nasıl azapta kalabilir?
O senin affedeceğinden ümitlidir, emindir.
Senin sevgini arzuladığı halde ateş onu nasıl yakabilir.
Onun güçsüzlüğünü biliyorsun.
O bu acıları daha ne kadar taşıyabilir?
Sen ona yol gösterirsen ateşin sıcaklığı ona nasıl zarar verebilir?
O seni Rabbim diye çağırmaktadır.
Ruhunda senin izlerin varken onu nasıl ateşe atabilirsin?
Hayır asla sen bunları yapmazsın
Ben senin keremini biliyorum.
Merhametini biliyorum.
Senin isimlerin mukaddestir.
Sen insanlara kendini tanıttın
Rahmetinle kalplerini okşadın
Rahmetini benden esirgeme Ey Rabbim
Bil ki sana muhtacım

Gizlice yaptığım günahlar senin ilmindedir.
Beni gizli günahlarımın ağırlığından kurtar.
Sen her şeye şahitsin.
Günahlarımı rahmetinle gizledin, biliyorum.
Rabbim sen her günahı bağışlayan ve her hatayı örtensin.
Sen benim fakirliğimden ve güçsüzlüğümden haberdarsın.

Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi

Yüceliğin adına seni anmama yardım et
Boş emellerim, günahlarım, aşırılıklarım, bilgisizliğim ve gafletimden dolayı senin af kapını gözyaşımla çalıyorum.
Biliyorum ki derdimin ilacı sensin.
Ey Rabbim, benim kimim var senden başka
Affı ve rahmeti başka kimden isteyeyim.
Bu kadar günah ve aşırılıktan sonra sana geldim
Pişman ve perişanım
Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar.
Gözyaşımla sana dönüyor, günahımı itiraf ediyorum.
Yalnız sana sığınıyor, özrümün kabulü için af diliyorum.
Beni affet Rabbim, beni affet.

Ey Rabbim senin rahmetini gördükten sonra beni yakacağına inanayım mı?
Keşke bilseydim
Sen benim dünya ve ondan gelecek belalara direncimin azlığını biliyorsun.
Ve biliyorsun ki ben senin ayrılığına dayanamam.
Gözyaşımla çağırıyorum seni ey Müminlerin dostu.
Feryat edenlere cevap veren
Ey sadık yüreklerin dostu
Beni bu gece ve her saatte affet
Her günahı işlemiş ve her günde bulaşmışım
Sen hepsine şahitsin
Gizli olanı sen rahmetinle gizledin
Beni çirkin günahlarımın ağırlığından kurtar
Yüreğim dostluğunu kaldıramaz
Ama kalbim sevgini hissedebilir.
Rabbim sana böylece inanamamıştık ve senin sevginden habersizdik


Ey Kerim ve Rahim olan Rabbim
Sen benim dünya ve ondan gelecek belalara karşı gücümü arttır.
Bana kudretinle güç ver.
Biliyorsun ki ben sana muhtacım
İlahi
Bilmiyorum sana neleri şikayet edeyim.
Zorlukları mı?
İnsanları mı?
Üzerime gelen günah ve belaları mı?
Beni affet Rabbim.
Her şeye sabrettim ama senin ayrılığına sabredemem.
Beni hizmetine al.
Sana sürekli bir kul olayım
Güvencim, dayanağım, dostum sevdiğim sensin.
Her halimde sana koşarım.
Bana kuvvet ver.
Kapına gelmeme yardım et
Uğrunda her şeyimi vermem için bana güç ve nur ver.
Huzurunda değişmez olayım.
Sana koşanlarla birlikte sana koşayım.
Seni sevenlerle birlikte seni seveyim
Rahmetin ve kudretinle koru beni
Hatalarımı affet.

Değil mi ki sen kullarına bu hükmü verdin.
Bana yönelin, benden isteyin, kabul edeyim dedin
Ben de yüzümü sana çevirdim
Elimi sana uzattım
Silahı, ağlamak ve sermayesi ümit olan şu kulun
Senin kapına geldi
eğer affedersen bu senin şanındır.
eğer bağışlamazsan hangi kapıya gideyim.
Hangi kapı var.
Senden başka Rab yok ki onun kapısına gidilsin
Tüm zerrelerimle sana sığınıyorum Rabbim,
Rahmetinle, şefkatinle beni kucakla…

Amin...Amin...Amin....


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu linkten videolarını izleyip dinleyebilirsiniz.

Kumeyl duası meşhur dualardan biridir. Allame Meclisi (r.a) di-yor ki: Hızır (a.s) duası olan bu dua en güzel dualardandır.

Emirulmüminin Hz. Ali (a.s) bu duayı özel ashabından olan Kumeyl b. Ziyad'a öğretmiştir. Bu dua Şaban ayının on beşinci gecesinde ve yine her Cuma gecesinde okunur; düşmanların zararından korunmak, rızkın artması ve günahların bağışlanmasında önemli bir etki-si vardır. Şeyh ve Seyyid bu duayı nakletmişlerdir ve ben ise onu “Misbahu'l-Müteheccid" kitabından naklediyorum:

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اَللَّهُمَّ اِنِِّى اَسْاَلُكَ بِرَحْمَتِكَ الَّتِى وَسِعَتْ كُلَّ شَىْءٍ وَ بِقُوَّتِكَ الَّتِى قَهَرْتَ بِهَا كُلَّ شَىْءٍ وَ خَضَعَ لَهَا كُلُّ شَىْءٍ وَ ذَلَّ لَهَا كُلُّ شَىْءٍ وَ بِجَبَـرُوتِكَ الَّتِى غَلَبْتَ بِهَا كُلَّ شَىْءٍ

Bismillahirrahmanirrahim

Allahumme innî es'eluke bi-rahmetikelleti ve-siat kulle şey'in ve bi-guvvetikelletî gaharte biha kulle şey'in ve hazaa leha kullu şey'in ve zelle leha kullu şey'in ve bi-ceberûtikelletî galebte bi-ha kulle şey'in.

Anlamı:

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

Allah'ım! Senin her şeyi kaplayan rahmetin hakkına; kendisiyle her şeye üstün geldiğin, karşısında her şeyin boyun eğdiği ve her şeyin ram olduğu gücün hakkına; her şeye gâlip gel-diğin ceberûtun (azametin) hakkına; (senden niyaz ederim.)

وَ بِعِـزَّتِكَ الَّتِى لاَ يَقُومُ لَهَا شَىْءٌ وَ بِعَظَمَـتِكَ الَّتِى مَلَاَتْ كُلَّ شَىْءٍ وَ بِسُلْطَانِكَ الَّذِى عَلاَ كُلَّ شَىْءٍ وَ بِوَجْـهِكَ الْبَاقِى بَعْدَ فَنَاءِ كُلِّ شَىْءٍ وَ بِاَسْمَائِكَ الَّتِى مَلَاَتْ اَرْكَانَ كُلِّ شَىْءٍ وَ بِعِلْـمِكَ الَّذِى اَحَاطَ بِكُـلِّ شَـىْءٍ وَ بِـنُورِ وَجْـهِكَ الَّذِى اَضَـاءَ لَهُ كُـلُّ شَىْءٍ

Ve bi-izzetike'lletî la yegûmu leha şey'un ve bi-azametike'lletî mele'et kulle şey'in ve bi-sultani-ke'llezî ala kulle şey'in ve bi-vechike'l-bagî ba'de fenai kulli şey'in ve bi-esmaike'lletî meleet erka-ne kulli şey'in ve bi-ilmike'llezî ehate bi-kulli şey'-in ve bi-nûri vechike'llezî ezâe lehu kullu şey'in.

Anlamı:

Önünde hiçbir şeyin duramadığı izzetin hakkına ve her şeyi dolduran azametin hakkı-na; her şeye üstün gelen saltanatın hakkına; her şeyin fani olmasından sonra bâki kalacak vechin hakkına; her şeyin temellerini dolduran isimlerin hakkına; her şeyi ihata eden ilmin hakkına ve her şeyi aydınlatan cemalinin nuru hakkına; senden niyaz ederim.





يَا نُورُ يَا قُدُّوسُ يَا اَوَّلَ الْاَوَّلِينَ وَيَا آخِرَ الْآخِرينَ اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِىَ الذُّنُوبَ الَّتِى تَهْتِكُ الْعِصَمَ اَللَّـهُمَّ اغْفِـرْ لِىَ الذُّنُوبَ الَّتِى تُنْزِلُ النِّقَمَ اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِىَ الذُّنُوبَ الَّتِى تُغَـيِّرُ النِّعَمَ اَللَّـهُمَّ اغْفِرْ لِىَ الذُّنُوبَ الَّتِى تَحْبِسُ الدُّعَاءَ اَللَّـهُمَّ اغْفِرْ لِىَ الذُّنُوبَ الَّتِى تُنْزِلُ الْبَلاَءَ

Ya Nûru, ya Guddûs, ya Evvel'el-evvelîn ve ya Ahir'el-ahirîn. Allahumme'ğfir liye'z-zunûbelletî tehtik'ul-isam. Allahumme'ğfir liye'z-zunûb'elletî tunzil'un-nikam. Allahumme'ğfir liye'z-zunûb'elletî tuğayyirun niam. Allahumme'ğfir liye'z-zunûb'el-letî tehbis'ud-dua. Allahumme'ğfir liye'z-zunû-b'elletî tunzil'ul-belâ.

Anlamı:

Ey Nur, ey Kuddüs, ey ilklerin ilki ve ey ahirlerin ahiri! Allah'ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı bağışla. Allah'ım! Bedbaht-lıklara yol açan günahlarımı bağışla. Allah'ım! Nimetleri değiştiren günahlarımı bağışla. Allah'-ım! Duanın icabetini önleyen günahlarımı bağış-la. Allah'ım! Belanın inmesine sebebiyet veren günahlarımı bağışla.





اَللَّهُمَّ اغْـفِرْ لِى كُلَّ ذَنْبٍ اَذْنَبْـتُهُ وَكُلَّ خَطِيئَةٍ اَخْطَأْتُهَا اَللّهُمَّ اِنِّى اَتَقَرَّبُ اِلَيْكَ بِذِكْرِكَ وَ اَسْتَشْـفِعُ بِكَ اِلىَ نَفْسِكَ وَاَسْاَلُكَ بِجُودِكَ اَنْ تُدْنِيَنِى مِنْ قُرْبِكَ وَاَنْ تُوزِعَنِى شُكْرَكَ وَ اَنْ تُلْهِمَنِى ذِكْرَكَ اَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْاَلُكَ سُؤَالَ خَاضِعٍ مُتَـذَلِّلٍ خَاشِعٍ اَنْ تُسَامِحَنِى وَ تَرْحَمَنِى

Allahumme'ğfir lî kulle zenbin eznebtuhu ve kulle hatietin ehta'tuha. Allahumme innî etegar-rabu ileyke bi-zikrike ve esteşfiu bike ila nefsike ve es'eluke bi-cûdike en tudniyenî min gurbik. Ve en tuzianî şukrake ve en tulhimenî zikrek. Allahumme innî es'eluke suale haziin mutezellilin haşiin, en tusamihenî ve terhamenî

Anlamı:

Allah'ım! İşlediğim bütün günahları ve yaptı-ğım bütün hataları bağışla. Allah'ım! Ben sana zikrinle yaklaşmak istiyorum. Seninle senden şefaat diliyorum; cömertliğin hakkına beni ken-dine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip etmeni ve zikrini bana ilham etmeni isti-yorum senden. Allah'ım! Huzu, huşu ve zelil ol-muş bir dille, senden hatalarıma göz yummanı,





وَ تَجْـعَلَنِى بِقَسْمِكَ رَاضِياً قَانِعاً و َفِى جَمِيعِ الاَحْوَالِ مُتَوَاضِعاً اَللّهُمَّ وَاَسْاَلُكَ سُؤَالَ مَنِ اشْـتَدَّتْ فَاقَتُهُ وَاَنْزَلَ بِكَ عِنْدَ الشَّدَائِدِ حَاجَتَهُ وَعَظُمَ فِيمَا عِنْدَكَ رَغْبَتُهُ اَللَّهُمَّ عَظُمَ سُلْطَانُكَ وَ عَلاَ مَكَانُكَ وَ خَفِىَ مَكْرُكَ وَ ظَهَرَ اَمْرُكَ

ve tec'elenî bi-gısmike raziyen gania. Ve fî cemi'il-ahvali mutevazia. Allahumme ve es'e-luke suale men'işteddet fegatuh. Ve enzele bike inde'ş-şedaidi haceteh. Ve ezume fîma indeke rağbetuh. Allahumme azume sultanu-ke ve ala mekanuke ve hafiye mekruke ve zahera emruke

Anlamı:

bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı ve yetinen ve her durumda mütevazı kıl-manı dilerim. Allah'ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan ve hacetini zorluklar anında kapı-na getiren, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarırım. Allah'ım! Senin saltanatın azimdir ve mekâ-nın yücedir, tedbirin gizlidir ve fermanın âşikar;


وَ غَلَبَ قَهْرُكَ وَ جَرَتْ قُدْرَتُكَ وَ لاَ يُمْكِنُ الْفِرَارُ مِنْ حُكُومَتِكَ اَللَّهُمَّ لاَ اَجِدُ لِذُنُوبِى غَافِراً وَ لاَ لِقَـبَائِحِى سَاتِراً وَ لاَ لِشَىْءٍ مِنْ عَمَلِىَ الْقَبِيحِ بِالْحَسَنِ مُبَدِّلاً غَيْرَكَ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْـحَانَكَ وَ بِحَمْدِكَ ظَلَمْتُ نَفْسِـى وَ تَجَرَّأْتُ بِجَهْلِى وَ سَكَنْتُ اِلَى قَدِيمِ ذِكْرِكَ لِى وَمَنِّكَ عَلَىَّ

ve galebe gahruke ve ceret gudretuk. Ve la yum-kin'ul-firaru min hukûmetik. Allahumme la ecidu li-zunûbî ğafiran ve la li-gabeihî satiran. Ve la li-şey'in min ameliye'l-gabîhi bi'l-haseni mubeddi-len ğayrek. La ilâhe illa ente; subhaneke ve bi-hamdik. Zalemtu nefsî ve tecerra'tu bi-cehlî. Ve sekentu ila gadîmi zikrike lî ve mennike aleyy.

Anlamı:

kahrın galip ve kudretin her yerde câridir ve senin hükümetinden kaçmak imkânsızdır. Allah'ım! Senden başka günahlarımı bağışlayacak, kabahatlerimi örte-cek, kötü amelimi iyiye çevirecek birini bulamam. Senden başka ilâh yoktur; münezzehsin; sana hamd ederim. Ben kendime zulmettim ve câhilliğim yü-zünden itaatsizlik yaptım ve beni (ta) eskiden beri unutmadığından ve bana lütuf ve ihsanından dolayı rahatladım (ve korkmadan sana isyan ettim).


اَللَّهُمَّ مَوْلاَىَ كَمْ مِنْ قَبِيحٍ سَتَرْتَهُ وَ كَمْ مِنْ فَادِحٍ مِنَ الْبَلاَءِ اَقَلْـتَهُ وَ كَمْ مِنْ عِثَارٍ وَقَيْـتَهُ وَ كَمْ مِنْ مَكْرُوهٍ دَفَعْـتَهُ وَ كَـمْ مِنْ ثَنَاءٍ جَمِيلٍ لَسْتُ اَهْلاً لَهُ نَشَرْتَهُ اَللَّهُمَّ عَظُمَ بَلاَئِى وَ اَفْرَطَ بِى سُوءُ حَالِى وَ قَصُرَتْ بِى اَعْمَالِى وَ قَعَدَتْ بِى اَغْلاَلِى وَ حَبَسَنِى عَنْ نَفْعِى بُعْدُ اَمَلِى

Allahumme mevlaye kem min kabîhin seter-teh. Ve kem min fadihin min'el-belai ekalteh, ve kem min isarin vegayteh, ve kem min mekrûhin defa'teh, ve kem min senain cemîlin lestu ehlen lehu neşerteh. Allahumme azume belaî ve efrate bî sûu hâlî ve kesurat bî a'malî. Ve gaedet bî eğ-lalî ve habesenî an nef'î bu'du emelî.

Anlamı:

Allahım! Mevlam! Nice kötülüklerimin üzeri-ni örttün; nice belaları benden geri çevirdin; nice hatalardan korudun beni; hoşa gitmeyen şeyleri uzaklaştırdın; layık olmadığım nice güzel övgüle-ri benim için yaydın.

Allah'ım! Belam büyümüş, halimin kötülüğü haddi aşmış; amellerim beni aciz bırakmış, (tutku) zincirlerim beni çökertmiş, yerlere sermiş; uzun arzularım beni menfaatimden alıkoyup hapsetmiş


وَخَدَعَتْنِى الدُّنْيَا بِغُرُورِهَا وَنَفْسِى بِجِنَايَتِهَا وَمِطَالِى يَاسَيِّدِى فَاَسْاَلُكَ بِعِزَّتِكَ اَنْ لاَ يَحْجُبَ عَنْكَ دُعَائِى سُوءُ عَمَلِى وَفِعَالِى وَ لاَ تَفْضَحْنِى بِخَفِىِّ مَااطَّلَعْتَ عَلَيْهِ مِنْ سِرِّى وَ لاَ تُعَاجِلْنِى بِالْعُقُوبَةِ عَلَى مَا عَمِلْتُهُ فِى خَلَوَاتِى مِنْ سُوءِ فِعْلِى وَاِسَاءَتِى وَدَوَامِ تَفْرِيطِى وَجَهَالَتِى وَ كَثْرَةِ شَهَوَاتِى وَ غَفْلَتِى

Ve hedaetni'd-dunya bi-ğurûriha ve nefsi bi-cina-yetiha ve mitalî. Ya Seyyidî, fees'eluke bi-izzeti-ke en la yehcube anke duaî sûu amelî ve fialî. Ve la tefzahnî bi-hafiyyi met'tale'te aleyhi min sırrî. Ve la tuacilnî bi'l-ukûbeti alâ ma amiltuhu fî halevatî, min sûi fi'lî ve isâetî ve devami tefritî ve cehaletî ve kesreti şehevatî ve ğafletî.

Anlamı:

ve dünya beni boş şeylerle aldatmış ve nefs-i em-marem, kendi cinayeti ve müsamahakârlığımla beni kandırmış. Ey seyyidim! İzzetinin hakkına (senden istiyorum ki); amelimin kötülüğü, duamın kabulünü önlemesin, bildiğin gizli sırlarımı aça-rak beni rezil etme. Gizlice işlediğim kötü amelim ve davranışım, sürekli tefritim ve cahilliğim, nef-sani isteklerim ve gafletimin çokluğu yüzünden, beni cezalandırmada acele etme.



وَكُنِ اللَّهُمَّ بِعِزَّتِكَ لِى فِى كُلِّ الاَحْوَالِ رَؤُوفاً وَعَلَىَّ فِى جَمِيعِ الأُمُورِ عَطُوفاً اِلَهِى وَرَبِّى مَنْ لِى غَيْرُكَ اَسْاَلُهُ كَشْفَ ضُرِّى وَالنَّظَرَ فِى اَمْرِى اِلَهِى وَمَوْلاَىَ اَجْرَيْتَ عَلَىَّ حُكْماً اِتَّبَعْتُ فِيهِ هَوٰى نَفْسِى وَلَمْ اَحْتَرِسْ فِيهِ مِنْ تَزْيِينِ عَدُوِّى فَغَرَّنِى بِمَا اَهْوٰى وَاَسْعَدَهُ عَلَى ذٰلِكَ الْقَضَاءُ

Ve kuni'llahumme bi-izzetike lî fî kulli'l-ahvali raufen. Ve aleyye fî cemii'l-umûri atûfen, ilâhî ve rabbî men lî ğayruke es'eluhu keşfe zurrî ve'n nazara fî emrî. İlâhî ve Mevlaye, ecreyte aleyye hukmen'ittebe'tu fîhi heva nefsî ve lem ahteris fîhi min tezyînî aduvvî. Feğarrenî bima ehva ve es'eduhu ala zalik'el-kâzâ.

Anlamı:

Allah'ım! İzzetin hakkına her durumda bana karşı merhametli ve bütün işlerimde rauf ol. Ma-budum, Rabbim! Senden başka kimim var ki, on-dan, kötü durumumu gidermesini ve işlerime neza-ret etmesini isteyebilirim. Mabudum, mevlam! Sen bana hükmettin; bense onlar hususunda nefsime uy-dum ve bu konuda düşmanımın günahları tezyin etmesinden korkmadım; böylece beni istediği gibi aldattı ve alınyazısı da bu işte ona yardımcı oldu;



فَتَجَاوَزْتُ بِمَا جَرٰى عَلَىَّ مِنْ ذٰلِكَ بَعْضَ حُدُودِكَ وَ خَالَفْتُ بَعْضَ اَوَامِرِكَ فَلَكَ الْحَمْدُ عَلَىَّ فِى جَمِيعِ ذٰلِكَ وَلاَ حُجَّةَ لِى فِيمَا جَرٰى عَلَىَّ فِيهِ قَضَاؤُكَ وَ اَلْـزَمَنِى حُكْمُكَ وَ بَلاَؤُكَ وَ قَدْ اَتَيْـتُكَ يَا اِلَهِى بَعْدَ تَقْـصِيرِى وَ اِسْرَافِى عَلَى نَفْسِى مُعْـتَذِراً نَادِماً مُنْكَسِراً مُسْتَـقِيلاً

Fetecaveztu bima cera aleyye min zalike ba'ze hudûdike ve haleftu ba'ze evamirike, felek'el-hamdu aleyye fî cemîi zalike ve la huccete lî fî-ma cera aleyye fîhi kazauke ve elzemenî hukmu-ke ve belauke. Ve gad eteytuke ya ilâhî ba'de tak-sîrî ve israfî alâ nefsî mu'teziran nadimen munke-siran mustakîlen

Anlamı:

işte bu başıma gelenlerden dolayı bazı sınırları aştım ve bazı emirlerine karşı çıktım; bütün bunlardan sana hamd etmek benim vazifemdir. Hakkımda yürütülen kaza ve kaderin ve beni yakalayan hükmün ve imtihanın karşısında gösterecek hiçbir mazeret ve bahanem yoktur. Ve şu anda sana yöneldim Ey Rabbim! Ken-dimi ihmal edip işlediğim kusurlardan sonra; özür dileyerek, pişman ve perişanlık içerisinde



مُسْتَغْـفِراً مُنِيـباً مُقِرّاً مُذْعِناً مُعْـتَرِفاً لاَاَجِدُ مَفَرّاً مِمَّا كَانَ مِنِّى وَ لاَ مَفْزَعاً اَتَوَجَّهُ اِلَيْهِ فِى اَمْرِى غَيْرَ قَبُولِكَ عُذْرِى وَ اِدْخَالِكَ اِيَّاىَ فِى سَعَةِ رَحْمَتِكَ اَللَّهُـمَّ فَاقْبَلْ عُذْرِى وَ ارْحَـمْ شِدَّةَ ضُرِّى وَ فُـكَّنِى مِنْ شَدِّ وَثَاقِى

musteğfiren munîben mukirren mu'zinen mu'teri-fa. La ecidu meferran mimma kane minnî. Ve la mefzeen eteveccehu ileyhi fî emri ğayre gabûlike uzrî ve idhalike iyyaye fî seati rahmetik. Alla-humme fakbel uzrî verham şiddete zurrî. Ve fukkeni min şeddi vesakî.

Anlamı:

bağışlamanı ve mağfiret etmeni ümit ederek, tövbe edip tekrar (sana) yöneldim ve günahla-rımı ikrar ve takrir ve itiraf ederek senin huzu-runa geldim. İşlediğim günahlardan kaçacak bir mekân ve zor durumlarda sığınacak bir yer bulamıyorum; mazeretimi kabul edip beni son-suz rahmetine dahil etmenden başka ümidim yok. O hâlde mazeretimi kabul eyle Allah'ım; perişanlığımın şiddetine acı; zincirlerimden kurtar beni.

يَا رَبِّ ارْحَمْ ضَعْفَ بَدَنِى وَرِقَّةَ جِلْدِى وَدِقَّةَ عَظْمِى يَا مَنْ بَدَاَ خَلْقِى وَذِكْرِى وَتَرْبِـيَتِى وَبِرِّى وَتَغْذِيَتِى هَبْنِى لاِبْـتِدَاءِ كَرَمِكَ وَ سَالِفِ بِرِّكَ بِى يَا اِلَهِى وَ سَيِّدِى وَ رَبِّى اَتُرَاكَ مُعَذِّبِى بِنَارِكَ بَعْـدَ تَوْحِيدِكَ وَ بَعْـدَ مَا انْطَوٰى عَلَيْهِ قَـلْبِى مِـنْ مَعْرِفَـتِكَ وَ لَهِجَ بِهِ لِسَانِى مِنْ ذِكْرِكَ

Ya Rabbirhem za'fe bedenî ve riggate cildî ve diggate azmî. Ya men bedee halgî ve zikrî ve terbiyetî ve birrî ve teğziyetî. Hebnî li'btidaî ke-remike ve salifi birrike bî. Ya İlâhî ve Seyyidî ve Rabbî, eturake muezzibî bi-narike ba'de tevhî-dik. Ve ba'de mentava aleyhi kalbî min ma'rifetik. Ve lehice bihi lisanî min zikrike.

Anlamı:

Rabbim! Bedenimin zayıf, derimin ince ve kemiklerimin hassas oluşuna acı. Ey yaratı-lışını gerçekleştirip beni yad eden, beni ter-biye edip iyilik ve rızk veren; bağışının baş-langıcı ve bana yaptığın geçmiş iyiliklerin hür-metine beni affeyle. Ey mabudum, ey seyyi-dim ve Rabbim! Vahdaniyetine inandıktan son-ra; marifetin bütün kalbimi doldurduktan son-ra; dilim zikrinle meşgul olduktan, muhabbetin


وَاعْتَقَدَهُ ضَمِيرِى مِنْ حُبِّكَ وَبَعْـدَ صِدْقِ اعْتِرَافِى وَدُعَائِى خَاضِعاً لِرُبُوبِـيَّتِكَ هَيْـهَاتَ اَنْتَ اَكْرَمُ مِـنْ اَنْ تُضَـيِِّعَ مـَنْ رَبَّيْـتَهُ اَوْ تُبْعِدَ مَنْ اَدْنَيْـتَهُ اَوْ تُشَرِّدَ مَنْ اٰوَيْـتَهُ اَوْ تُسَـلِّمَ اِلَى الْبَلاَءِ مَنْ كَفَيْـتَهُ وَ رَحِمْـتَهُ

Ve'tegadehu zamirî min hubbike ve ba'de sıdgi'-tirafî ve duaî hazien li-rubûbiyyetik. Heyhat ente ekramu min en tuzeyyie men rabbeyteh, ev tub'-ide men edneytehu ev tuşerride men aveyteh ev tusellime ile'l-belai men kefeytehu ve rahimteh.

Anlamı:

içime işledikten, rubûbiyet makamına boyun e-ğerek sadakatle (günahlarımı) itiraf edip, doğ-rulukla (sana) dua ettikten sonra, beni cehen-nem ateşiyle azap etmen görülüp (inanılacak) şey mi? Böyle bir şey senden uzaktır ve sen kendi yetiştirdiğin birisini zayi etmezsin; ya-kınlaştırdığın birisini kendinden uzaklaştırma-dığın gibi barındırdığın birisini de kovmazsın veya yetiştirdiğin ve kendisine merhamet etti-ğin kimseyi belalara teslim etmezsin. Sen bü-tün bunlardan yücesin.



وَ لَيْتَ شِعْرِى يَا سَيِِّدِى وَ اِلَهِى وَ مَوْلاَىَ اَتُسَلِّطُ النَّارَ عَلَى وُجُوهٍ خَرَّتْ لِعَظَمَتِكَ سَاجِدَةً وَ عَلَى اَلْسُنٍ نَطَقَتْ بِتَوْحِيدِكَ صَادِقَةً وَ بِشُكْرِكَ مَادِحَةً وَ عَلَى قُلُوبٍ اعْتَرَفَتْ بِاِلَهِيَّتِكَ مُحَقِّقَةً وَ عَلَى ضَمَائِرَ حَوَتْ مِنَ الْعِلْمِ بِكَ حَتَّى صَارَتْ خَاشِعَةً وَ عَلَى جَوَارِحَ سَعَتْ اِلى اَوْطَانِ تَعَبُّدِكَ طَائِعَةً

Ve leyte şi'rî ya Seyyidî ve İlâhî ve Mevlay. Etusellit'un-nare ala vucûhin harret li-azametike sacide. Ve ala elsunin netekat bi-tevhidike sadiga. Ve bi-şukrike madiha. Ve ala gulûbin i'terafet bi-ilâhiyyetike muhakkika. Ve ala zema-ira havet min'el-ilmi bike hatta saret haşia. Ve ala cevarihe seat ila evtani taabudike taia.

Anlamı:

Keşke bir bilseydim, ey seyyidim, mabu-dum ve mevlam! Azametin karşısında secdeye düşen yüzlere; sadakatle vahdaniyetine şeha-det eden ve şükrün için metheden dillere; ilâh-lığını gerçekten itiraf eden kalplere, senin ma-rifetinle dolup taşan ve böylece huşuyla eğilen batınlara cehennem ateşini musallat eder mi-sin? Ve itaat etmek üzere mâbetlere koşan ve

وَ اَشَارَتْ بِاسْتِغْـفَارِكَ مُذْعِنَةً مَا هٰكَذَا الظَّنُّ بِكَ وَ لاَ اُخْبِرْنا بِفَضْلِكَ عَنْكَ يَا كَرِيمُ يَا رَبِّ وَ اَنْتَ تَعْلَمُ ضَعْفِى عَنْ قَلِيلٍ مِنْ بَلاَءِ الدُّنْيَا وَ عُـقُوبَاتِهَا وَ مَا يَجْرِى فِيهَا مِنَ الْمَكَارِهِ عَلَى اَهْلِهَا عَلَى اَنَّ ذٰلِكَ بَلاَءٌ وَ مَكْرُوهٌ قَـلِيلٌ مَكْثُهُ يَسِيرٌ بَقَاؤُهُ قَصِيرٌ مُدَّتُهُ فَكَيْفَ احْتِمَالِى لِبَلاَءِ الْآخِرَةِ

Ve eşaret bi'stiğfarike muz'ine. Ma hakeze'z-zannu bike ve la uhbirna bi-fazlike anke ya Kerî-mu, ya Rabb. Ve ente te'lemu za'fî en kalîlin min belai'd-dunya ve ukûbatiha. Ve ma yecrî fîha mi-n'el-mekarihi ala ehliha. Alâ enne zalike belaun ve mekrûh, kalîlun meksuh, yesîrun bekauh, ka-sîrun muddetuh. Fe-keyfehtimalî li-belai'l-ahire.

Anlamı:

günahını itiraf ettiği hâlde senden mağfiret dile-yen uzuvları (azaba düçar eder misin?) Senin hak-kında böyle düşünülemez; senin fazl-u keremin bize böyle tanıtılmamıştır, ey kerem sahibi, ey Rabb! Dünyanın azıcık bela ve cezası ve ondaki zorluklar karşısında benim tahammülsüzlüğümü sen biliyorsun. Halbuki dünyadaki bela ve zor-lukların devamı az, tahammülü kolay ve süresi kı-sadır; o hâlde nasıl tahammül edeyim ahiretteki

وَ جَلِيلِ وُقُوعِ الْمَكَارِهِ فِيهَا وَ هُوَ بَلاَءٌ تَـطُولُ مُدَّتُهُ وَ يَدُومُ مَقَامُهُ وَ لاَ يُخَـفَّفُ عَنْ اَهْـلِهِ لِاَنَّهُ لاَ يَكُونُ اِلاَّ عَنْ غَضَبِكَ وَاْنتِـقَامِكَ وَسَخَطِكَ وَ هٰذَا مَا لاَ تَـقُومُ لَهُ السَّمٰـوَاتُ وَالْاَرْضُ يَا سَيِّدِى فَكَيْفَ لِى وَ اَنَا عَبْدُكَ الضَّعِيـفُ الـذَّلِيـلُ الْحَقِيـرُ الْمِسْكِينُ الْمُسْـتَكِينُ

ve celîli vukû'il-mekarihi fiha. Ve huve belaun te-tûlu muddetuh, ve yedûmu mekamuh. Ve la yu-haffefu an ehlih. Liennehu la yekûnu illa an ğaza-bike ventigamike ve sahetik. Ve haza ma la tekû-mu lehu's-semavatu ve'l-arz. Ya seyyidî fekeyfe lî ve ene abduk'ez-zaîf'uz-zelîl'ul-hakir'ul-miskin'ul-mustekin.

Anlamı:

belaya; orada meydana gelecek büyük zorluk ve acılara? Halbuki o belanın müddeti uzun, kalışı süreklidir ve ehline bir hafifletme de olmaz. Çünkü bu azap, senin gazap, intikam ve hoşnut-suzluğundan kaynaklanır. Bu ise göklerin ve yerin dayanamayacağı bir şey. Ey seyyidim! O zaman senin güçsüz, zelil, hakir, muhtaç ve biçare bir kulun olan ben nasıl dayanabilirim?



يَا اِلَهِى وَ رَبِّى وَ سَيِّدِى وَ مَوْلاَىَ لِاَىِّ الْاُمُورِ اِلَيْكَ اَشْكُو وَ لِمَا مِنْهَا اَضِجُّ وَ اَبْكِى لِاَلِيمِ الْعَذَابِ وَ شِدَّتِهِ اَمْ لِطُولِ الْبَلاَءِ وَ مُدَّتِهِ فَلَئِنْ صَيَّرْتَنِى لِلْعُقُوبَاتِ مَعَ اَعْدَائِكَ وَ جَمَعْتَ بَيْنِى وَ بَيْنَ اَهْلِ بَلاَئِكَ وَ فَرَّقْتَ بَيْـنِى وَ بَيْنَ اَحِبَّائِكَ وَ اَوْلِيَائِكَ فَهَبْنِى يَا اِلَهِى وَ سَيِّدِى وَ مَوْلاَىَ وَ رَبِّى

Ya ilâhî ve Rabbî ve seyyidî ve mevlaye, li-eyyi'l-umûri ileyke eşkû ve lima minha eziccu ve ebkî. Li-elîm'il-azabi ve şiddetih, em litûl'il-belai ve muddetih. Fe-lein seyyertenî li'l-ugûbati maa a'-daike ve cema'te beynî ve beyne ehli belaik, ve ferragte beyni ve beyne ehibbaike ve evliyaik, fehebnî ya ilâhî ve seyyidî ve mevlaye ve rabbî,

Anlamı:

Ey mabudum, Rabbim, seyyidim ve ey mev-lam! Hangi şeyden dolayı sana şikâyette buluna-yım ve hangisi için ağlayıp sızlanayım ben? A-zabın elem ve şiddetine mi? Yoksa belanın de-vamı ve süresinin uzunluğuna mı? Eğer bana ceza çektirmek için düşmanlarının yanında yer verirsen ve bela ehliyle beni bir araya toplarsan, beni dostların ve velilerinden ayırırsan, ey ma-budum, ey seyyidim, mevlam ve Rabbim!



صَبَرْتُ عَلَى عَذَابِكَ فَكَيْفَ اَصْـبِرُ عَلَى فِرَاقِـكَ وَ هَبْـنِى صَبَرْتُ عَلَى حَرِّ نَارِكَ فَكَيْفَ اَصْبِرُ عَنِ النَّـظَرِ اِلَى كَرَامَـتِكَ اَمْ كَـيْفَ اَسْـكُنُ فِى النَّارِ وَ رَجَائِى عَفْوُكَ فَبِعِـزَّتِكَ يَا سَـيِّدِى وَ مَوْلاَىَ اُقْسِمُ صَادِقاً لَئِنْ تَرَكْتَنِى نَاطِقاً لَاَضِجَّـنَّ اِلَيْكَ بَيْنَ اَهْلِهَا ضَجِيجَ اْلآمِلِينَ

sabertu ela azabike, fe-keyfe asbiru ala firagik. Ve habnî ya ilâhî sabertu ala harri narike, fe-keyfe asbiru an'in-nazari ila kerametik. Em keyfe eskunu fi'n-nari ve recaî afvuk. Febi-izzetike ya Seyyidî ve Mevlaye, ugsimu sadigan lein terek-tenî natigan, le-eziccenne ileyke beyne ehliha zecîc'el-amilîn.

Anlamı:

Farzen, azabına tahammül etsem bile, senin ayrılığına nasıl dayanabilirim? Diyelim ki ate-şinin hararetine dayandım; ama keremine na-zar etmekten mahrum olmama nasıl sabrede-yim? Yahut affını ümit ettiğim hâlde ateşe nasıl gireyim. İzzetin hakkına ey seyyidim ve mev-lam, sadakatle yemin ediyorum ki: Eğer konuş-mama izin verirsen, cehennem ehli arasındaki



وَ لَاَصْرُخَنَّ اِلَيْكَ صُرَاخَ الْمُسْـتَصْرِخِينَ وَ لَاَبْكِيَنَّ عَلَيْكَ بُكَاءَ الْفَاقِدِينَ وَ لَاُنَادِيَـنَّكَ اَيْنَ كُنْتَ يَا وَلِىَّ الْمُؤْمِنِينَ يَا غَايَةَ آمَالِ الْعَارِفِينَ يَا غِيَاثَ الْمُسْتَـغِيثِينَ يَا حَبِيبَ قُلُوبِ الصَّادِقِينَ وَ يَا اِلَهَ الْعَالَمِينَ اَفَتُرَاكَ سُبْحَانَكَ يَا اِلٰهِى

Ve le-esruhanne ileyke surah'el-mustasrihîn, ve le-ebkiyenne aleyke bukae'l-fakidîn, ve le unadi-yenneke ayne kunte ya veliyy'el-mu'minîn, ya ğayete âmâl'il-ârifîn, ya ğiyas'el-musteğisîn, ya habibe gulûb'is-sâdigîn, ve ya ilâh'el-âlemîn. E-feturake subhaneke ya ilâhî,

Anlamı:

ümitliler gibi sürekli dergâhına yönelip inle-rim. Medet dileyenler gibi feryat edip yardım dilerim senden ve bir şeyini kaybedenler gibi ağlayıp sızlarım sana ve seni çağırıp "Nerede-sin ey müminlerin velisi!" der dururum; ey âriflerin en yüce arzusu! Ey medet dileyenlerin imdadına yetişen! Ey sadık kalplerin dostu! Ve ey âlemlerin ilâhı (neredesin)? Ey mabudum! Münezzehsin sen. Ve ben sana hamt ediyorum. Olacak şey mi, sana karşı gelmesi yüzünden



وَ بِحَمْـدِكَ تَسْـمَعُ فِيهَا صَوْتَ عَبْدٍ مُسْـلِمٍ سُجِنَ فِيهَا بِمُـخَالَفَـتِهِ وَ ذَاقَ طَعْمَ عَـذَابِهَا بِمَعْـصِيَـتِهِ وَ حُبِسَ بَيْنَ اَطْـبَاقِهَا بِجُرْمِهِ وَ جَرِيـرَتِهِ وَ هُوَ يَضِـجُّ اِلَـيْكَ ضَجِيـجَ مُـؤَمِّـلٍ لِرَحْمَـتِِكَ وَ يُنَادِيـكَ بِلِـسَانِ اَهْـلِ تَوْحِيدِكَ وَ يَتَـوَسَّلُ اِلَيْكَ بِرُبُوبِيَّـتِكَ

ve bi-hamdike, tesmeu fîha savte abdin musli-min sucine fîha bi-muhalefetih, ve zage ta'me azabiha bi-ma'siyetih, ve hubise beyne atbakiha bicurmihi ve cerîretih, ve huve yeziccu ileyke zecîce muemmilin li-rahmetik, ve yunadîke bi-lisani ehli tevhîdik, ve yetevesselu ileyke bi-rubû-biyyetik.

Anlamı:

cehennemde tutulan ve günahından ötürü onun azabını tadan ve onun tabakaları arasında, işle-diği suç ve cinayetten dolayı hapsedilen Müs-lüman bir kulun sesini duyasın da affetme-yesin. Oysa o kul, rahmetine göz diken biri gi-bi inlemekte ve tevhit ehlinin diliyle seni ça-ğırmakta ve rubûbiyet makamını vasıta ederek sana el açmada.



يَا مَوْلاَىَ فَكَـيْفَ يَبْـقٰى فِى الْـعَذَابِ وَ هُوَ يَرْجُو مَا سَـلَفَ مِنْ حِلْمِكَ اَمْ كَيْـفَ تُـؤْلِمُهُ النَّارُ وَ هُوَ يَـأْمُلُ فَضْـلَكَ وَ رَحْمَـتَكَ اَمْ كَيْـفَ يُحْـرِقُهُ لَهِيـبُهَا وَ اَنْتَ تَسْـمَعُ صَوْتَـهُ وَ تَرٰى مَكَانَـهُ اَمْ كَيْـفَ يَشْـتَمِلُ عَلَـيْهِ زَفِيـرُهَا وَ اَنْتَ تَعْلَمُ ضَعْـفَهُ

Ya mevlaye fekeyfe yebga fi'l-azabi ve huve yercû ma selefe min hilmik. Em keyfe tu'limuh-un-naru ve huve ye'mulu fazleke ve rahmetek. Em keyfe yuhriguhu lehîbuha ve ente tesmeu savtehu ve tera mekaneh. Em keyfe yeştemilu aleyhi zefîruha ve ente te'lemu za'feh.

Anlamı:

Ey mevlam! O, senin önceden yaptığın mer-hametini umduğu hâlde, nasıl azapta kalabilir? Ya da senin fazl ve rahmetini ümit ettiği hâlde ateş nasıl yakabilir? Ya da sen onun sesini işit-tiğin ve yerini gördüğün hâlde ateş nasıl yaka-bilir onu? Ya da, sen onun zaaf ve güçsüzlüğü-nü bildiğin hâlde cehennemin alevleri onu na-sıl kuşatabilir?



اَمْ كَيْـفَ يَتَـقَلـْقَلُ بَيْنَ اَطْـبَاقِهَا وَ اَنْتَ تَعْـلَمُ صِدْقَـهُ اَمْ كَيْـفَ تَزْجُـرُهُ زَبَانِـيَتُـهَا وَ هُوَ يُـنَادِيكَ يَا رَبَّـهُ اَمْ كَيْـفَ يَرْجُو فَضْـلَكَ فِى عِتْـقِهِ مِنْـهَا فَتَتْـرُكُهُ فِيـهَا هَيْـهَاتَ مَا ذٰلِكَ الظَّنُّ بِكَ وَ لاَ الْمَعْرُوفُ مِنْ فَضْلِكَ وَ لاَ مُشْـبِهٌ لِمَا عَامَلْتَ بِهِ الْمُـوَحِّدِينَ مِنْ بِرِّكَ وَ اِحْسَانِكَ

Em keyfe yeteğelğelu beyne etbagiha ve ente te'lemu sıdgah. Em keyfe tezcuruhu zebaniye-tuha ve huve yunadîke ya rabbeh. Em keyfe yer-cû fazleke fî itgihi minha fetetrukuhu fîha. Hey-hat ma zalike'z-zannu bik, ve le'l-ma'rufu min fazlik, vela muşbihun lima amelte bih'il-muvah-hidîne min birrike ve ihsanik.

Anlamı:

Ya da sen onun sadakat ve doğruluğunu bildi-ğin hâlde, cehennemin tabakaları arasında nasıl kıvranıp kalır? Ya da, o, seni "Ey Rabbim" diye çağırırken, cehennemin azap melekleri nasıl ona eziyet edebilir? Ya da cehennemden kurtulmak için senin fazl ve keremini dilediği hâlde, onu nasıl o-rada bırakırsın? Sen münezzehsin, hakkında bunlar düşünülemez; senin fazlınla ilgili tanıtılan bunlar değildir. Senin müvahhit insanlara yaptığın ihsan ve iyiliklere benzeyen şeyler de değildir bunlar.



فَبِالْيَقِينِ اَقْطَعُ لَوْلاَ مَا حَكَمْتَ بِهِ مِنْ تَعْـذِيبِ جَاحِدِيكَ وَ قَضَيْتَ بِهِ مِنْ اِخْلاَدِ مُعَانِدِيكَ لَجَعَلْتَ النَّارَ كُلَّهَا بَرْداً وَ سَلاَماً وَ مَا كَانَتْ لِاَحَدٍ فِيهَا مَقَرّاً وَ لاَ مُقَاماً لٰكِنَّكَ تَقَدَّسَتْ اَسْمَاؤُكَ اَقْسَمْتَ اَنْ تَمْلاَهَا مِنَ الْكَافِرِينَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعِينَ وَ اَنْ تُخَـلِّدَ فِيهَا الْمُـعَانِدِينَ

Febi'l-yegîni agteu levla ma hakemte bihi min ta'zibi cahidîk, ve kazeyte bihi min ihladi mu-anidîk, lecaalte'n-nera kulleha berden ve selâ-ma. Ve ma kane li-ahedin fîha magarren ve la mugama. Lakinneke tegaddeset esmauk. Ag-semte en temleeha min'el-cinneti ve'n-nasi ec-maîn. Ve en tuhallide fîh'el-muanidîn.

Anlamı:

Ve ben şüphesiz biliyorum ki, eğer inkârcı-larına azabı hükmetmeseydin ve düşmanlarını ebedi azaba duçar etmeyi kararlaştırmasaydın, ateşi tamamıyla soğuk ve selamet ederdin; on-da hiç kimse yer almazdı. Ama sen, isimleri mu-kaddes olansın! Cehennemi, insanların ve cin-lerin kafirleriyle doldurmaya ve düşmanları o-rada ebedi olarak tutmaya yemin etmişsin.

وَ اَنْتَ جَلَّ ثَـنَاؤُكَ قُلْتَ مُبْـتَدِئاً وَ تَطَوَّلْتَ بِالْاِنْـعَامِ مُتَـكَرِّماً اَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِناً كَمَـنْ كَانَ فَاسِـقاً لاَ يَسْـتَوُونَ اِلٰهِى وَ سَيِّدِى فَاَسْاَلُكَ بِالْقُدْرَةِ الَّتِى قَدَّرْتَـهَا وَ بِالْقَضِيَّةِ الَّتِى حَتَمْـتَهَا وَ حَكَمْـتَهَا وَ غَلَبْتَ مَنْ عَلَيْهِ اَجْرَيْـتَهَا اَنْ تَهَبَ لىِ فِى هٰذِهِ اللَّيْـلَةِ وَ فِى هٰذِهِ السَّاعَةِ

Ve ente celle senauke gulte mubtedien. Ve tetavvelte bi'l-in'ami mutekerrima. Efemen kane mu'minen kemen kane fasigan, la yestevûn. İlâhî ve Seyyidî, fe-es'eluke bi'l-gudreti'lletî gadder-teha. Ve bi'l-gaziyet'illetî hatemteha ve hakem-teha ve galebte men aleyhi ecreyteha. En tehe-be lî fî hazih'il-leyleti ve fî hazih'is-sae,

Anlamı:

Ve sen, (ey) methi yüce olan! Evvelden beri söylemiş ve sürekli olarak nimet verip kerem ve ihsanda bulunmuşsun, buyurmuşsun ki: "Mü-min olan bir kimse, fasık olan kimseyle bir olur mu? Hayır, onlar aynı olamazlar." Mabu-dum, Seyyidim! Takdir ettiğin kudret hakkına ve hükmedip kesinlik kazandırdığın kaza ve kaderine ki, kime takdir etsen galip gelirsin,



كُلَّ جُرْمٍ اَجْرَمـْتُهُ وَ كُلَّ ذَنْبٍ اَذْنَبْـتُهُ وَ كُلَّ قَـبِيحٍ اَسْرَرْتُهُ وَ كُلَّ جَهْلٍ عَمِلْـتُهُ كَتَمْتُهُ اَوْ اَعْلَنْتُهُ اَخْفَيْتُهُ اَوْ اَظْهَرْتُهُ وَ كُلَّ سَيِّئَةٍ اَمَرْتَ بِاِثْبَاتِهَا الْكِرَامَ الْكَاتِبِـينَ الَّذِينَ وَكَّلْتَهُمْ بِحِفْظِ مَا يَكُونُ مِنِّى وَ جَعَلْتـَهُمْ شُهُوداً عَلَىَّ مَعَ جَوَارِحِى وَ كُنْتَ اَنْتَ الرَّقِيبَ عَلَىَّ مِنْ وَرَائِهِمْ

kulle curmin ecremtuh, ve kulle zenbin eznebtuh ve kulle kabîhin esrartuh, ve kulle cehlin amiltuh; ketemtuhu ev a'lentuh, ehfeytuhu ev azhertuh ve kulle seyyietin emerte bi-isbatihe'l-kiram'el-kâtibîn. Ellezine vekkeltehum bi-hifzi ma yekûnu minnî ve ceeltehum şuhûden aleyye mea ceva-rihî ve kunte ente'r-rakîbe aleyye min veraihim.

Anlamı:

bu gecede ve bu saatte bağışla, benim işledi-ğim bütün suçları ve günahları; gizlediğim bü-tün kötülükleri, yaptıktan sonra üzerini örttü-ğüm veya açığa çıkardığım, gizleyip veya aşi-kâr ettiğim cahillikleri ve kiram'el-katibin'i (a-melleri yazmakla görevli melekleri) kaydetme-lerine emrettiğin kötülükleri bağışla! Öyle me-lekler ki, onları benim yaptığım amellerimi



وَالشَّاهِدَ لِمَا خَفِىَ عَنْهُمْ وَ بِرَحْمَتِكَ اَخْفَيْـتَهُ وَ بِفَضْلِكَ سَـتَرْتَـهُ وَ اَنْ تُـوَفِّرَ حَـظِّى مِنْ كُلِّ خَيْرٍ اَنْزَلْتَـهُ اَوْ اِحْسَانٍ فَضَّـلْتَهُ اَوْ بِرٍّ نَشَـرْتَـهُ اَوْ رِزْقٍ بَسَطْـتَهُ اَوْ ذَنْبٍ تَغْـفِرُهُ اَوْ خَطَأٍ تَسْـتُرُهُ يَا رَبِّ يَا رَبِّ يَا رَبِّ

ve'ş-şâhide lima hafiye anhum ve bi-rahmetike ah-feyteh ve bi-fazlike seterteh, ve en tuveffire hazzî min kulli hayrin enzelteh, ev ihsanin fazzelteh, ev birrin neşerteh, ev rizgin besetteh, ev zenbin teğ-firuh, ev hatain testuruh. Ya rabbi, ya rabbi, ya rabb.

Anlamı:

zaptedip korumakla görevlendirdin, uzuvla-rımla birlikte onları da bana gözetleyici yaptın ve kendin de bunların ardından gözetleyicim oldun, hatta onlara ve gizli kalan şeylere bile şahit oldun, rahmetinle gizledin ve fazlınla ört-tün onları. İndirdiğin her hayırdan ve gönder-diğin her ihsandan, yaydığın her iyilikten ya-hut dağıttığın her rızktan, bağışladığın günah-lardan veya kapattığın hatalardan nasibimi art-tırmanı diliyorum. Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!



يَا اِلَهِى وَسَيِّدِى وَمَوْلاَىَ وَ مَالِكَ رِقِّى يَا مَنْ بِيَدِهِ نَاصِيَتِى يَا عَلِيماً بِضُرِّى وَ مَسْكَنَتِى يَا خَبِيراً بِفَقْرِى وَ فَاقَتِى يَارَبِّ يَارَبِّ يَا رَبِّ اَسْاَلُكَ بِحَقِّكَ وَ قُدْسِكَ وَاَعْظَمِ صِفَاتِكَ وَ اَسْمَائِكَ اَنْ تَجْعَلَ اَوْقَاتِى مِنَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ بِذِكْرِكَ مَعْمُورَةً وَ بِخِدْمَـتِكَ مَوْصُولَةً وَ اَعْمَالِى عِنْدَكَ مَقْـبُولَةً

Ya ilâhî ve seyyidî ve mevlaye ve malike rik-kî, ya men bi-yedihi nasiyetî, ya alîmen bi-zurrî ve meskenetî, ya habîren bi-fakrî ve fakatî. Ya rabbi, ya rabbi, ya rabb. Es'eluke bi-hakkike ve kudsik, ve a'zami sıfatike ve esmaik, en tec'ale ev-gatî min'el-leyli ve'n-nehari bi-zikrike me'mûre, ve bi-hidmetike mevsûle, ve a'malî indeke mekbûle,

Anlamı:

Ey mabudum, ey seyyidim, ey mevlam ve ey sahibim! Ey varlığımı elinde tutan! Ey zorluk ve çaresizliğimi bilen! Ey fakirlik ve yoksulluğum-dan haberdar olan! Ey Rabbim, ey Rabbim, Ey Rabbim! Hakkın, kudsiyetin, en yüce sıfatın ve ismin hürmetine senden dileğim şudur: Gece ve gündüzden oluşan vakitlerimi zikrinle abad kıl ve beni kendi hizmetinde tut ve amellerimi kendi indinde makbul buyur.



حَتَّى تَكُونَ اَعْمَالِى وَاَوْرَادِى كُلُّهَا وِرْداً وَاحِداً وَ حَالِى فِى خِدْمَتِكَ سَرْمَداً يَا سَيِّدِى يَا مَنْ عَلَيْهِ مُعَوَّلِى يَا مَنْ اِلَيْهِ شَكَوْتُ اَحْوَالِى يَا رَبِّ يَا رَبِّ يَا رَبِّ قَـوِّ عَلَى خِدْمَـتِكَ جَوَارِحِى وَاشْدُدْ عَلَى الْعَزِيـمَةِ جَوَانِحِى وَهَبْ لِىَ الْجِدَّ فِى خَشْـيَتِكَ وَالدَّوَامَ فِى الْاِتِّـصَالِ بِخِدْمَتِكَ

hatta tekûne a'malî ve evradî kulluha virden va-hida, ve hâlî fî hidmetike sermeda. Ya Seyyidî, ya men aleyhi muavvelî, ya men ileyhi şekevtu ahvâlî. Ya rabbi, ya rabbi, ya rabbi, kavvi ala hidmetike cevarihî veşdud ale'l-azîmeti cevanihî. Ve hab liy'el-cidde fî haşyetik, ve'd-devame fi'l-ittisali bi-hidmetik.

Anlamı:

Öylesine ki, artık bütün amellerim ve zikir-lerim tek zikir şekline dönüşsün ve bütün hâl-lerim senin hizmetinde geçsin. Ey seyyidim, ey güvenip dayandığım ve ey kendisine hâlle-rimi arzettiğim! Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rab-bim! Uzuvlarımı hizmetin için güçlendir ve sa-na yönelmemde kalbime güç ve sebat ver. Sen-den korkmada ve hizmetini sürdürmede bana



حَتَّى اَسْرَحَ اِلَيْكَ فِى مَيَادِينِ السَّابِـقِينَ وَ اُسْرِعَ اِلَيْكَ فِى الْبَـارِزِينَ وَ اَشْـتَاقَ اِلَى قُرْبِكَ فِى الْمُشْـتَاقِينَ وَ اَدْنُـوَ مِنْـكَ دُنـُوَّ الْمُخْـلِـصِينَ وَ اَخَـافَكَ مَخَافَةَ الْمُوقِـنِينَ وَ اَجْـتَمِـعَ فِى جِـوَارِكَ مَعَ الْمُؤْمِـنِينَ اَللَّـهُمَّ وَ مَـنْ اَرَادَنِى بِسُوءٍ فَـاَرِدْهُ وَ مَنْ كَادَنِى فَكِدْهُ

Hatta esrehe ileyke fî meyadin'is-sabikin. Ve usria ileyke fi'l-barizine ve eştage ila gurbike fi'l-muştakin ve ednuve minke dunuvv'el-muhlisin ve ehafeke mehafet'el-mu-ginin ve ectemia ficevarike mea'l-mu'minin. Allahumme ve men eradeni bisuin fe eridhu ve men kadenî fekidhu.

Anlamı:

öylesine bir ciddiyet ver ki, yarış meydanların-da sana doğru koşayım ve mücadele verenler arasında sana doğru hız alayım ve gönüller a-rasında senin yakınlığına gönül vereyim ve ih-laslılar gibi yakınlaşayım sana ve yakiyn ehli-nin korktuğu gibi korkayım senden ve indinde müminlerle birleşeyim. Allah'ım! Bana kötü-lük yapmak isteyenin hakkını sen ver; bana tu-zak kuran kimseye tuzak kur.



وَاجْعَلْنِى مِنْ اَحْسَنِ عَـبِيدِكَ نَصِيـباً عِنْـدَكَ وَ اَقْـرَبِهِمْ مَنْـزِلَةً مِنْـكَ وَ اَخَـصِّهِمْ زُلْفَةً لَدَيْكَ فَـاِنَّهُ لاَ يُـنَالُ ذٰلِكَ اِلاَّ بِفَضْـلِكَ وَ جُـدْ لِى بِجُـودِكَ وَاعْـطِفْ عَـلَىَّ بِمَجْـدِكَ وَاحْـفَظْـنِى بِرَحْمَـتِكَ وَاجْـعَلْ لِسَانِى بِذِكْرِكَ لَهِجاً وَ قَلْـبِى بِحُـبِّكَ مُتَـيَّماً

Vec'alnî min ahseni abîdike nasîben indek, ve akrebihim menzileten minke ve ehassihim zulfeten ledeyk. Feinnehu la yunalu zalike illa bi-fazlik. Ve cud lî bi-cûdik. Va'tif aleyye bi-mecdik. Vehfaznî bi-rahmetik. Vec'al lisanî bi-zikrike lehica. Ve galbî bi-hubbike muteyyema.

Anlamı:

Beni, yanında en iyi pay alan ve sana göre en yakın makama sahip olan ve sana hususî yakınlığı olan kullarından eyle. Gerçekten bun-lara erişmek, ancak senin lütuf ve kereminle gerçekleşebilir. Cömertliğin hakkına cömert davran ve yüceliğin hakkına teveccüh eyle ba-na. Rahmetin hakkına koru beni. Ve dilimi zik-rine alıştır ve kalbimi, kendi muhabbetine tutsak kıl.



وَ مُنَّ عَلَىَّ بِحُسْنِ اِجَابَـتِكَ وَ اَقِلْنِى عَثْرَتِى وَاغْفِـرْ زَلَّتِى فَاِنَّكَ قَضَيْتَ عَلَى عِبَادِكَ بِعِبَـادَتِكَ وَ اَمَرْتَـهُمْ بِدُعَائِكَ وَ ضَمِنْتَ لَهُـمُ الْاِجَابَةَ فَاِلَيْكَ يَـا رَبِّ نَصَبْتُ وَجْهِـى وَ اِلَيْكَ يَا رَبِّ مَدَدْتُ يَـدِى فَبِعِزَّتِكَ اسْتَجِبْ لِى دُعَائِى وَ بَلِّـغْنِى مُنَاىَ وَ لاَ تَقْطَعْ مِنْ فَضْلِكَ رَجَائِى

Ve munne aleyye bi-husni icabetik. Ve agilnî asretî. Veğfir zelletî. Feinneke gazeyte ala iba-dike bi-ibadetik. Ve emertehum bi-duaike ve za-minte lehum'ul-icabe. Fe ileyke ya rabbi nesabtu vechî. Ve ileyke ya rabbi mededtu yedî. Febi-izzetike'stecib lî duaî ve belliğnî munay, ve la tekta' min fazlike recaî.

Anlamı:

Dualarımı iyi bir şekilde kabul etmekle beni minnettar eyle; yanılgılarımdan geç ve hataları-mı bağışla; muhakkak ki sen, kulların sana iba-det etmelerine hükmettin; sana dua etmelerini emredip, kabul etmeyi taahhüt ettin; o hâlde ey Rabbim! Yüzümü sana çevirdim ve ellerimi sana açtım. İzzetin hakkına duamı kabul eyle ve arzu-larıma ulaştır beni; fazlın ve kereminden ümi-dimi kesme.



وَاكْـفِنِى شَـرَّ الْجِـنِّ وَالْاِنْـسِ مِنْ اَعْـدَائِِى يَا سَـرِيعَ الرِّضَا اِغْـفِرْ لِمَـنْ لاَ يَمْـلِكُ اِلاَّ الدُّعَاءَ فَـاِنَّكَ فَـعَّالٌ لِمَا تَـشَاءُ يَا مَـنِ اسْـمُهُ دَوَاءٌ وَذِكْـرُهُ شِـفَاءٌ وَطَاعَـتُـهُ غِـنىً اِرْحَـمْ مَـنْ رَأْسُ مَـالِـهِ الـرَّجَـاءُ وَسِـلاَحُـهُ الْبُـكَاءُ

Vekfini şerr'el-cinni ve'l-insi min a'daî. Ya serîa'r-rıza iğfir li-men la yemliku illa'ddua. Fe-inneke fa'alun lima teşâ. Ya men'ismuhu devaun ve zikruhu şifaun ve taatuhu ğina. İrham men ra'su malih'ir-recâ ve silahuh'ul-buka.

Anlamı:

İnsan ve cinlerden oluşan düşmanlarım-dan koru beni. Ey çabuk razı olan! Duadan başka bir şeye sahip değilim, bağışla beni; muhakkak ki sen her istediğini yaparsın. Ey ismi deva, zikri şifa ve itaati zenginlik olan! Sermayesi ümit ve silahı ağlamak olan! Bana merhamet eyle.



يَا سَابِـغَ النِّـعَمِ يَا دَافِعَ النِّـقَمِ يَا نُورَ الْمُسْـتَوْحِشِينَ فِى الظُّـلَمِ يَا عَالِماً لاَ يُعَـلَّمُ صَـلِّ عَلَى مُحَـمَّدٍ وَآلِ مُحَـمَّدٍِ وَافْـعَلْ بِى مَا اَنْتَ اَهْـلُهُ وَ صَلَّى اللهُ عَلَى رَسُولِهِ وَالْاَئِـمَّةِ الْمَـيَامِينَ مِنْ آلِهِ وَ سَـلَّمَ تَسْـلِيماً كَـثِيـراً.

Ya sabiğ'en-niam, ya dafie'n-nigam, ya nur-el-mustevhişîne fi'z-zulem, ya âlimen la yual-lem. Salli ala Muhammedin ve Âl-i Muham-med, vef'al bî ma ente ehluhu ve sallallahu ala resûlihi ve'l-eimmet'il-meyamîne min Âlihi ve selleme teslîmen kesîra.

Anlamı:

Ey nimetleri tamamlayıp yayan, ey zorluk-ları defeden! Ey karanlıklarda dehşete kapılan-ların nuru! Ey öğretilmeden bilen! Muhamme-d'e ve Âl-i Muhammed'e rahmet et ve bana da sana yakıştığı şekilde muamele et. Allah'ın rah-meti, Peygamberine ve onun soyundan gelen mübarek imamlara olsun. Ve Allah'ın sonsuz selâmı onların üzerine olsun.
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
madlen 23:06 05.04.16
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu linkteki videodan dinleyebilirsiniz.
Cevapla
romario 22:45 18.04.16
Eline sağlık Allah razı olsun kardeşim
Cevapla
madlen 03:14 25.04.16
Kumeyl duası olarak Ehl-i Beyt kaynaklarında meşhur olan bu dua, Hz. Ali’nin sır arkadaşı Kumeyl bin Ziyad’a, Hızır’ın duası diye öğrettiği engin maarifi içeren bir duadır.özellikle perşembe geceleri okunması tavsiye edilmiştir.sayısı yok. )Şa'bânın on beşinci gecesiyle Cuma geceleri okunan ve "Kumeyl Duâsı" diye anılan esrarlı münâcâtı Hz.Ali'den rivayet etmiştir.Şöyleki; Mevlam Emir-ül Mümininle Basra Mescidinde oturmuş idim. O Hazretle birlikte ashabindan bir cemaatte bulunuyordu. Onlardan biri "Her hikmetli iş o gecede belirlenir"diye buyuran Allah Azze ve Celle'nin kavlinin manasi nedir, diye sordu. O Hazret; "Şa'ban ayının on beşinci gecesidir O gece" dedi ve sonra söyle buyurdu; "Ali'nin cani elinde olan Allah'a andolsun ki, her kulun yıl sonuna kadar başından geçecek olan hayır ve şer işlerin tümü Şaban ayının on beşinci gecesinde belirlenir. Karşımızda böyle bir gece bulunmaktadir. Bu geceyi ihya eden ve onda Hazreti Hızır'ın duasını okuyan herkesin dileği kabul olunur".

Hz. Ali "Otur ey Kumeyl, bu duayı ezberlediğinde onu her Cuma gecesi veya hiç değilse ayda bir defa veya yılda bir defa veya ömründe bir defa oku, düşmanlardan korunursun, rızkın artar ve Allah'ın mağfiretinden asla ayrı düşmezsin,

Kumeyl Duası

Allahumme inni es’eluke birahmetikelleti vesiet kulle şey, ve biguvvetikelleti gaherte biha kulle şey, ve hezee leha kullu şey, ve zelle leha kullu şey, ve biceberutikelleti ğalebte biha kulle şey, ve biizzetikelleti la yegûmu leha şey, ve biazametikelleti meleet kulle şey, ve bisultanikellezi ela kulle şey, ve bivechikel baki be’de fenai kulli şey, ve biesmaikelleti meleet erkane kulli şey, ve biilmikellezi ehate bikulli şey, ve binuri vechikellezi ezae lehu kullu şey, ya nuru ya guddus, ya evvelel evvelin ve ya ahirel ahirin, Allahummeğfir liyez zunubelleti tehtikul isam, Allahummeğfir liyez zunubelleti tunzilun nigam, Allahummeğfir liyez zunubelleti tuğeyyirun niem, Allahummeğfir liyez zunubelleti tehbisu’d dua, Allahummeğfir liyez zunubelleti tunzilul bela, Allahummeğfir li kulle zenbin eznebtuh, ve kulle hatietin ehte’tuha, Allahumme inni etegarrabu ileyke bizikrike, ve esteşfiu bike ila nefsik, ve eseluke bicudike en tudniyeni min gurbik, ve en tuzieni şukrek, ve en tulhimeni zikrek, Allahumme inni eseluke suale hâziin mutezellilin hâşiin en tusamiheni ve terhemeni ve tec’eleni bigısmike raziyen ganien ve fi cemii’l ehvali mutevazien, Allahumme ve es’eluke suale menişteddet fagatuh, ve enzele bike indeşşedaidi haceteh, ve ezume fima indeke rağbetuh, Allahumme ezume sultanuk ve ela mekanuk ve hefiye mekruke ve zehere emruk ve ğalebe gahruke ve ceret gudretuke ve la yumkinul firaru min hukumetik, Allahumme la ecidu lizunubi ğafiren ve la ligabaihi satiren ve la lişey’in min emeliyel gabihi bilheseni mubeddilen ğayrek, la ilahe illa ente subhaneke ve bihemdik, zalemtu nefsi ve tecerre’tu bicehli ve sekentu ila gadimi zikrike li ve mennike aleyye, Allahumme mevlaye kem min gabihin setertehu ve kem min fadihin minel belai egaltehu (emeltehu) ve kem min isarin vegaytehu ve kem min mekruhin defe’tehu ve kem min senain cemilin lestu ehlen lehu neşertehu, Allahumme ezume belai ve efrete bi suu hali ve gasuret bi e’mali ve gaedet bi eğlali ve hebeseni en nef’ii bu’du emeli ve hedeetni’d dunya biğururiha ve nefsi bicinayetiha ve mitali ya seyyidi fe eseluke biizzetike en la yehcube enke duai suu emeli ve fiali ve la tefzehni bihefiyyi mettele’te aleyhi min sırri ve la tuacilni bil ugubeti alâ ma emiltuhu fi helevati min sui fi’li ve isaeti ve devami tefrîti ve cehaleti ve kesreti şehevati ve ğefleti, ve kunillahumme biizzetike li fi kullil ehvali raufen ve aleyye fi cemii’l umuri atufen, ilahi ve rabbi men li ğayruk, es’eluhu keşfe zurri vennezere fî emri, ilahi ve mevlay ecrayte aleyye hukmen ittebe’tu fîhi heva nefsi ve lem ehteris fîhi min tezyini aduvvi, feğarreni bima ehva ve es’edehu alâ zalikel gazâu fetecaveztu bima cera aleyye min zalike be’ze hududik, ve haleftu be’ze evamirike felekel hamdu aleyye fî cemii zalike ve la huccete li fima cera aleyye fîhi gazâuke ve elzemeni hukmuke ve belauk, ve gad eteytuke ya ilahi be’de taksîri ve isrâfi alâ nefsi mu’teziren nadimen munkesiren mustegîlen musteğfiren munîben mugirren muz’inen mu’terifen la ecidu meferren mimma kane minni ve la mefzeen eteveccehu ileyhi fî emri ğayra gabûlike uzri ve idhâlike iyyaye fî seeti rahmetik. Allahumme fegbel uzri verhem şiddete zurri ve fukkeni min şeddi vesagi ya rabbirhem za’fe bedeni ve riggate cildi ve diggate azmi ya men bedee halki ve zikri ve terbiyeti ve birri ve teğziyeti hebni libtidai keremike ve salifi birrike bi ya ilahi ve seyyidi ve rabbi! Eturake muezzibi binarike be’de tevhidike ve be’de menteva aleyhi galbî min marifetike ve lehice bihi lisanî min zikrik, ve’tegadehu zamîrî min hubbike ve be’de sidgi’tirafî ve duai hâzien lirububiyyetike, heyhate ente ekremu min en tuzeyyie men rabbeytehu ev tub’ide men edneytehu ev tuşerride men eveytehu ev tusellime ilel belai men kefeytehu ve rahimtehu ve leyte şi’ri ya seyyidi ve ilahi ve mevlay, etusellitunnare alâ vucuhin harret liazametike sacideh ve alâ elsunin netagat bitevhidike sadigaten ve bişukrike madiheten ve alâ gulubin i’terefet biilahiyyetike muhaggigaten ve alâ zemaire hevet minel ilmi bike hetta saret haşieten ve alâ cevarihe seet ila evtani teebbudike taieten ve eşaret bistiğfarike muzineh, ma hakeze-z zennu bike vela uhbirna bifezlike enke ya kerimu ya rabbi ve ente te’lemu za’fi en galilin min belai’d dunya ve ugubatiha ve ma yecri fiha minel mekarihi alâ ehliha ela enne zalike belaun ve mekruhun galilun meksuhu, yesirun begauhu, gasirun muddetuhu, fekeyfehtimali libelail ahireti ve celîli vuguil mekarihi fîha ve huve belaun tetûlu muddetuhu ve yedûmu megâmuhu ve la yuheffefu en ehlihi liennehu la yekunu illa en ğazabike ventigamike ve sehatik, ve hâza mâ lâ tegumu lehu’s semavatu vel erzu, ya seyyidi fekeyfe li ve ene ebduke-z zaifu-z zelilu-l hegiru-l miskinu-l mustekin, ya ilahi ve rabbi ve seyyidi ve mevlay, lieyyil umuri ileyke eşku ve lima minha eziccu ve ebki, lielimil azabi ve şiddetihi em litulil belai ve muddetih, felein seyyerteni lilugubati mee e’daike ve ceme’te beyni ve beyne ehli belaik ve ferregte beyni ve beyne ehibbaike ve evliyaik, fehebni ya ilahi ve seyyidi ve mevlaye ve rabbi sabertu alâ azabike fekeyfe esbiru alâ firagik ve hebni ya ilahi sabertu alâ herri narik fekeyfe esbiru eninnezeri ila kerametik em keyfe eskunu finnari ve recai afvuke febiizzetike ya seyyidi ve mevlay, ugsimu sadigan lein terekteni natigan leeziccenne ileyke beyne ehliha zecicel amilin ve leesruhenne ileyke surahel mustesrihin ve leebkiyenne aleyke bukael fagidin ve leunadiyenneke eyne kunte ya veliyyel muminin, ya ğayete amalil arifin, ya ğiyasel musteğisin, ya hebibe gulubi-s sadigin, ve ya ilahel alemin efeturake subhaneke ya ilahi ve bihemdike tesmeu fiha savte ebdin muslimin sucine fiha bimuhalefetihi ve zaga te’me ezabiha bime’siyetihi ve hubise beyne etbagiha bicurmihi ve ceriretihi ve huve yeziccu ileyke zecice muemmilin li rahmetike ve yunadike bilisani ehli tevhidike ve yetevesselu ileyke birububiyyetike ya mevlaye fekeyfe yebga fil azabi ve huve yercu ma selefe min hilmik em keyfe tu’limuhunnaru ve huve ye’melu fezleke ve rahmeteke em keyfe yuhriguhu lehibuha ve ente tesmeu savtehu ve tera mekanehu em keyfe yeştemilu aleyhi zefiruha ve ente te’lemu ze’fehu em keyfe yetegelgelu beyne etbagiha ve ente te’lemu sidgahu emkeyfe tezcuruhu zebaniyetuha ve huve yunadike ya rabbeh, emkeyfe yercu fezleke fi itgihi minha fetetrukuhu fiha heyhate mee zalike-z zennu bike ve lel me’rufu min fezlike vela muşbihun lima amelte bihil muvehhidine min birrike ve ihsanike febil yakini egtau levla ma hekemte bihi min te’zibi câhidîke ve gazeyte bihi min ihladi muanidike leceeltennare kulleha berden ve selamen ve ma kan eli ehedin fiha megarren vela mugamen lakinneke tegaddeset esmauke egsamte en temleeha minel kafirine minel cinneti vennasi ecmeine ve en tuhellide fihel muanidine ve ente celle senauke gulte mubtedien ve tetevvelte bil in’ami mutekerrimen efemen kane mu’minen kemen kane fasigen la yestevun. İlahi ve seyyidi fe eseluke bil gudretilleti gadderteha ve bil gaziyyetilleti hetemteha ve hekemteha ve ğelebete men eleyhi ecreyteha, en tehebe li fi hazihi’l leyleti ve fi hazihi’s saeti kulle curmin ecremtuhu ve kulle zenbin eznebtuhu ve kulle gebihin esrertuhu ve kulle cehlin emiltuhu ketemtuhu ev e’lentuhu, ehfeytuhu ev ezhertuhu ve kulle seyyietin emerte biisbatihe’l kirame’l katibin, ellezine vekkeltehu bihifzi ma yekunu minni, ve ceeltehum şuhûden aleyye mee cevarihi, ve kunte ente’r ragibe aleyye min veraihim ve’ş şahide lima hefiye enhum ve birehmetike ehfeytehu ve bifezlike setertehu ve en tuveffire hezzi min kulli heyrin enzeltehu ev ihsanin fezzeltehu ev birrin neşertehu ev rızgın besettehu ev zenbin teğfiruhu ev hetein testuruhu, ya Rabbi ya Rabbi ya Rabbi ya İlahi ve Seyyidi ve Mevlay ve malike riggi, ya men biyedihi nasiyeti ya Elimen bizurri ve meskeneti ya Habiren bifegri ve fageti ya Rabbi ya Rabbi ya Rabbi es’eluke biheggike ve gudsike ve e’zeme sifatike ve esmaike en tec’ele evgati minel leyli vennahari bizikrike me’mureten ve bihidmetike mevsuleten ve e’mali indeke megbuleten hetta tekune e’mali ve evradi kulluha virden vahiden ve hali fi hidmetike sermeda ya seyyidi ya men aleyhi muevveli ya men ileyhi şekevtu ehvali ya Rabbi ya Rabbi ya Rabbi gavvi alâ hidmetike cevarihi, ve heb liyel cudde fi ğeşyetike, ve’d devame fi’t tisali bihidmetike hetta esrehe ileyke fi meyadini’s sabigin, ve usrie ileyke fi’l barizin, ve eştage ila gurbike fi’l muştagin, ve ednuve minke dunuvvel muhlisin ve ehafeke mehafete’l muginin, ve ectemie fi civarike meel mu’minin, Allahumme ve men eradeni bisuin feeridhu ve men kadeni fekidhu vec’elni min ehseni ebidike nesiben indeke ve egrebihim menzileten minke ve ehessihim zulfeten ledeyke feinnehu la yunalu zalike illa bifezlike ve cud li bicudike ve’tif aleyye bimecdik, vehfezni birahmetike vec’el lisani bizikrike lehica ve galbi bihubbike muteyyema ve munne aleyye bihusni icabetik, ve egilni esreti veğfir zelleti feinneke gazeyte alâ ibadike biibadetike ve emertehum biduaike ve zemimte lehumu’l icabete feileyke ya Rabbi nesebtu vechi ve ileyke ya Rabbi medettu yedi fe biizzetike istecib li duai ve belliğni munaye vela tagta’ min fezlike recai vekfini şerrel cinni vel insi min e’dai ya serie’r Rıza iğfir limen la yemliku ille’d dua feinneke fe’âlun lima teşa ya men ismuhu deva ve zikrihu şifa ve taetuhu ğina irhem men re’su malihi’r reca ve silahuhu’l buka ya sabiğen niem ya dafien nigam ya nure’l mustevhişine fiz zulem ya âlimen la yuellem salli alâ Muhammedin ve âli Muhammed, vef’el bima ente ehluhu, ve sallallahu alâ resulihi ve’l eimmeti’l meyamin min alihi ve selleme teslimen (kesira).
Cevapla
madlen 03:16 25.04.16
Kumeyl Duasının Anlamı
Allah'ım! senin her şeyi kaplayan rahmetin hakkına; kendisiyle her şeye üstün geldiğin, karşısında her şeyin boyun eğdiği gücün hakkına; her şeye galip geldiğin ceberutun hakkına; önünde hiç bir şeyin duramadığı izzetin hakkına; her şeyi dolduran azametin hakkına; her şeye üstün gelen saltanatın hakkına; her şeyin fani olmasından sonra baki kalacak vechin hakkına; her şeyin temellerini dolduran isimlerin hakkına; her şeyi ihata eden ilmin hakkına ve her şeyi aydınlatan cemalinin nuru hakkına senden niyaz ederim.
Ey Nur, ey Kutlu, ey evvellerin evveli ve ey ahirlerin ahiri! Allah'ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah'ım! Bedbahtlıklara yol açan günahlarımı affet. Allah'ım! Nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah'ım! Duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.
Allah'ım! Belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.
Allah'ım! işlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.
Allah'ım! Ben sana zikrinle yaklaşmak istiyorum, ve seninle senden şefaat diliyorum; ve cömertliğin hakkına beni kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni istiyorum.
Allah'ım! Huzu, huşu ve zelil olmuş bir dille, senden (hatalarıma) göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkar ve her durumda mütevazı kılmanı diliyorum.
Allah'ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan, ve hacetini zorluklar anında kapına getirene, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarırım.
Allah'ım! saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin gizlidir; emrin açık; kahrın galip ve kudretin her yerde caridir;(yürürlüktedir) ve senin hükümetinden kaçmak imkansızdır.
Allah'ım! Senden başka günahlarımı affedecek; kabahatlerimi öretecek; kötü amelimi iyiye çevirecek birini bulamam.
Senden başka ilah yoktur; münezzehsin; sana hamd ederim.
Ben kendime zulmettim ve cahilliğim yüzünden itaatsizlik yaptım, ve eskiden beri sürekli bana lütuf ve ihsanında bulunduğun için kendimi güvende hissettim (ve korkmadan sana karşı geldim.)
Allah'ım! Mevlam! Nice kötülüklerimin üzerini örttün; nice belaları benden geri çevirdin; nice hatalardan beni korudun ; hoşa gitmeyen şeyleri uzaklaştırdın; layık olmadığım nice güzel övgüleri benim hakkımda yazdın.
Allah'ım! Belam büyümüş, halimin kötülüğü haddi aşmış; amellerim beni aciz bırakmış, (heva ve heves) zincirlerim beni çökertmiş, uzun arzularım beni menfaatimden alıkoyup hapsetmiş, ve dünya beni boş şeylerle aldatmış; ve sürekli kötülüklere çeken nefsim, cinayeti ve müsamahakarlığımla beni aldatmış.
Ey Seyyidim! İzzetinin hakkına senden istiyorum ki; amelimin kötülüğü, duamın kabulünü önlemesin ve bildiğin gizli sırlarımı açarak beni rezil etme; gizlice işlediğim kötü amelim ve davranışım, sürekli ihmalkarlığım ve cahilliğim, nefsani isteklerim ve gafletimin çokluğu yüzünden, beni cezalandırmada acele etme.
Allah'ım! İzzetin hakkına her durumda bana karşı merhametli ve bütün işlerimde rauf ol.
Mabudum, Rabbim! senden başka kimin var ki, ondan, kötü durumumu gidermesini ve bu halime bakmasını dileyeyim.
Mabudum, Mevlam! sen bana hükmettin; bense o hükümlerin hususunda nefsime uydum; bu konuda düşmanım (şeytan)'ın (günahları) tezyin etmesinden korkmadım; böylece beni istediği gibi aldattı ve alınyazısı da bu işte ona yardımcı oldu; işte bu başıma gelenlerden dolayı bazı sınırlarını aştım; ve bazı emirlerine karşı çıktım; bütün bunlarda sana hamd etmek benim vazifemdir.
(Amellerim dolayısıyla) Hakkımda yürütülen kaza ve kaderin; ve beni yakalayan hüküm ve imtihanın karşısında gösterecek hiçbir mazeret ve bahanem yoktur.
Ey Rabbim! Kendimi ihmal edip işlediğim kusurlardan sonra; özür dileyerek, pişman ve perişanlık içerisinde affını ve mağfiretini ümit ederek, tövbe edip tekrar (sana) yöneldim ve günahımı ikrar ve (suçluluğumu) itiraf ederek senin huzuruna geldim.
İşlediğim günahlardan kaçacak bir mekan ve zor durumlarda sığınacak bir yer bulamıyorum; mazeretimi kabul edip beni sonsuz rahmetine dahil etmenden başka ümidim yok; o halde mazeretimi kabul eyle ey Allah'ım ve perişanlığımın şiddetine acı (heva ve heves) zincirlerinden kurtar beni.
Rabbim! Bedenimin zayıf, derimin ince ve kemiklerimin hassas oluşuna acı.
Ey yaratılışımı gerçekleştirip beni yad eden, beni terbiye edip iyilik ve rızık veren; bağışının başlangıcı ve bana yaptığın geçmiş iyiliklerin hürmetine beni affeyle.
Ey Mabudum, Ey Seyyidim ve Rabbim! Vahdaniyetine inandıktan; marifetin bütün kalbimi doldurduktan; dilim zikrinle meşgul olduktan, muhabbetin içime işleidkten, Rububiyet makamına boyun eğerek sadakatle (günahlarımı) itiraf edip, doğrulukla (sana) dua ettikten sonra, beni cehennem ateşiyle azap etmen görülüp (inanılacak) şey mi?
Böyle bir şey senden uzaktır; sen kendi yetiştirdiğin birisini zayi etmezsin; yakınlaştırdığın birisini kendinden uzaklaştırmazsın, barındırdığın birisini kovmazsın, veya kendisine merhamet ettiğin kimseyi belalara teslim etmezsin. Sen bütün bunlardan yücesin.
Keşke bir bilseydim, Ey Seyyidim, Mabudum ve Mevlam! Azametin karşısında secdeye düşen yüzlere; sadakatle vahdaniyetine şahadet eden ve medh ile sana şükür eden dillere; ilahlığını gerçekten itiraf eden kalplere, senin marifetinle dolup taşan ve böylece huşuyla eğilen batınlara cehennem ateşini musallat eder misin? Ve itaat etmek üzere ibadet yerlerine koşan ve günahını itiraf ettiği halde senden mağfiret dileyen uzuvları (azaba duçar eder misin?)
Senin hakkında böyle düşünülemez; senin fazl-u keremin bize böyle tanıtılmamıştır Ey Kerem Sahibi, Ey Rabb!
Dünyanın azıcık bela ve cezası ve ondaki zorluklar karşısında benim tahammülsüzlüğümü sen biliyorsun; halbuki dünyadaki bela ve zorlukların devamı az, tahammülü kolay ve süresi kısadır; o halde nasıl tahammül edeyim ahiretteki belaya; orada meydana gelecek büyük zorluk ve acılara?
Halbu ki o belanın müddeti uzun ve süreklidir ve ehline bir hafifletme de olmaz.
Çünkü bu azap ancak, senin intikam ve gazabından kaynaklanır.
Bu ise göklerin ve yerin dayanamayacağı bir şey.
Ey Seyyidim! O zaman senin güçsüz, zelil, hakir, muhtaç ve biçare bir kulun olan ben nasıl dayanabilirim.
Ey Mabudum, Rabbim, Seyydim ve ey Mevlam! Hangi şeyden dolayı sana şikayette bulunayım ve hangisi için ağlayıp sızlayayım? Azabın elem ve şiddetine mi? Yoksa belanın devamı ve süresinin uzunluğuna mı?
Eğer bana ceza çektirmek için düşmanların yanında yer verirsen, ve bela ehliyle beni bir araya toplarsan, beni dostların ve velilerinden ayırırsan, Ey Mabudum, Ey Seyyidim, Mevlam ve Rabbim! azabına tahammül edebilecek olsam bile, senin ayrılığına nasıl dayanabilirim?
Diyelim ki ateşinin hararetine dayandım, ama keremine nazar etmekten mahrum olmama nasıl sabredeyim?
Yahut affını ümit ettiğim halde ateşe nasıl gireyim.
İzzetin hakkına ey Seyyidim ve Mevlam, sadakatle yemin ediyorum ki:
Eğer konuşmama izin verirsen, cehennem ehli arasında, ümitliler gibi sürekli dergahına yönelip inlerim; medet dileyenler gibi feryat edip yardım dilerim senden; ve bir şeyini kaybedenler gibi ağlayıp sızlarım sana; ve seni çağırıp "Neredesin Ey Müminlerin Velisi!" der dururum.
Ey ariflerin en yüce arzusu! Ey dileyenlerin imdadına yetişen! Ey sadık kalplerin dostu! Ve ey alemlerin ilahı! (Neredesin)?
Ey Mabudum! Münezzehsin sen. Ve ben sana hamt ediyorum.
Olacak şey mi, sana karşı gelmesi yüzünden cehennemde tutulan, ve günahından ötürü onun azabını tadan, ve onun tabakaları arasında, işlediği suç ve cinayetten dolayı hapsedilen Müslüman bir kulunun sesini duyasın da affetmeyesin, oysa o kul, rahmetine göz diken biri gibi inlemekte, ve tevhit ehlinin diliyle seni çağırmakta, ve rububiyet makamını vasıta ederek sana el açmada.
Ey Mevlam! O, senin önceden yaptığın merhametini umduğu halde, nasıl azapta kalabilir? Ya da senin ihsan ve merhametini ümit ettiği halde ateş nasıl onu incitebilir? Yahut Sen onun sesini işittiğin ve yerini gördüğün halde ateş nasıl onu yakabilir ? Ya da, sen onun zaaf ve göçsüzlüğünü bildiğin halde cehennemin alevleri onu nasıl kuşatabilir? Ya da sen onun sadakat ve doğruluğunu bildiğin halde, cehennemin tabakaları arasında nasıl kıvranıp kalır? Yahut, o, seni "Ey Rabbim" diye çağırırken, cehennemin azap melekleri nasıl ona eziyet edebilir? Ya da cehennemden kurtulmak için senin lütuf ve keremini dilediği halde onu nasıl orada bırakırsın?
Sen münezzehsin, hakkında bunlar düşünülemez; senin fazlınla ilgili tanıtılan bunlar değildir; ve bunlar senin muvahhit insanlara yaptığın ihsan ve iyiliklere benzeyen şeyler de değildir.
Ben şüphesiz biliyorum ki, eğer inkarcılarını azabına hükmetmeseydin ve düşmanlarını ebedi azaba duçar etmeyi kararlaştırmasaydın, ateşi tamamıyla soğuk ve selamet ederdin; ve onda hiç kimse yer almazdı.
Ama sen, isimleri mukaddes olan! Cehennemi, insanların ve cinlerin kafirleriyle doldurmaya, ve düşmanları orada ebedi olarak tutmaya yemin etmişsin.
Ve sen, (ey) medhi yüce olan! Evvelden beri söylemiş ve sürekli olarak nimet verip kerem ve ihsanda bulunmuşsun: buyurmuşsun ki: ""Mümin olan bir kimse, fasık olan kimseyle bir olur mu? Hayır, onlar aynı olmazlar."
Mabudum, Seyyidim! takdir ettiğin kudret hakkına, ve hükmedip kesinlik kazandırdığın kaza ve kaderine ki, kime takdir etsen galip gelirsin, bu gecede ve bu saatte benim işlediğim bütün suçları ve günahları, ve gizlediğim bütün kötülükleri affet; yaptıktan sonra üzerini örttüğüm veya açığa çıkardığım, gizleyip veya aşikar ettiğim cahilliklerimi, ve amelleri yazmakla görevli melekleri kaydetmelerine emrettiğin kötülüklerimi affet! Öyle melekler ki, benim yaptığım amelleri zaptedip korumakla görevlendirdiğin uzuvlarımla birlikte onları da bana gözetleyici yaptın; ve kendin de bunların ardından gözetleyicim oldun ve onlara gizli kalan şeylere şahit oldun, rahmetinle gizledin ve fazlınla onları örttün ve indirdiğin her hayırdan ve gönderdiğin her ihsandan, yaydığın her iyilikten yahut dağıttığın her rızktan, affettiğin günahlardan veya kapattığın hatalardan nasibimi arttırmanı diliyorum.
Ey Rabbim, ey Rabbim, Ey Rabbim!
Ey Mabudum, ey Seyyidim, ey Mevlam ve ey benim Sahibim!
Ey varlığımı elinde tutan!
Ey zorluk ve çaresizliğimi bilen!
Ey fakirlik ve yoksulluğumdan haberdar olan!
Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!
Hakkın, kudsiyetin, en yüce sıfatın ve ismin hürmetine senden dileğim şudur: Gece ve gündüzden oluşan vakitlerimi zikrinle canlandır, ve beni kendi hizmetinde tut, ve amellerimi kendi indinde kabul buyur; öylesine ki, artık bütün amellerim ve zikirlerim tek zikir şekline dönüşsün, ve bütün hallerim senin hizmetinde geçsin.
Ey Seyyidim, ey güvenip dayandığım ve ey kendisine hallerimi sunduğum (Allah)!
Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!
Uzuvlarımı hizmetin için güçlendir; sana yönelmemde kalbime güç ve sebat ver; senden korkmada ve hizmetini sürdürmede bana öylesine bir ciddiyet ver ki, sana kulluktaki yarış meydanlarında sana doğru koşayım, ve bu yolda mücadele verenler arasında yer alıp hızla sana doğru geleyim, ve sana gönül verenler arasında senin yakınlığına meyil edeyim, ve ihlaslılar gibi sana yakınlaşayım, ve senden yakiyn ehlinin korktuğu gibi korkayım, ve indinde müminlerle bir araya geleyim.
Allah'ım! Bana kötülük yapmak isteyeni cezalandır; bana tuzak kuran kimseye tuzak kur, ve beni, yanında en iyi pay alan, ve sana göre en yakın makama sahip olan, ve sana hususi yakınlığı olan kullarından eyle, Gerçekten bunlara erişmek, ancak senin lütuf ve kereminle olur.
Cömertliğin hakkına bana cömert davran ve yüceliğin hakkına teveccüh eyle bana.
Rahmetin hakkına koru beni ve dilimi zikrine alıştır, ve kalbimi, kendi muhabbetine bağlı kıl, ve dualarımı iyi bir şekilde kabul etmekle beni minnettar eyle; yanılgılarımdan geç ve hatalarımı affet; muhakkak ki sen, kullarının sana ibadet etmelerine hükmettin; sana dua etmelerini emredip, kabul etmeyi taahhüt ettin; o halde ey Rabbim! Yüzümü sana çevirdim ve ellerimi sana açtım; izzetin hakkına duamı kabul eyle ve arzularıma ulaştır; fazlın ve kereminden ümidimi kesme; beni insan ve cinlerden oluşan düşmanlarımdan koru. Ey çabuk razı olan! Duadan başka bir şeye sahip değilim, affet beni; muhakkak ki sen her istediğini yaparsın.
Ey ismi deva, zikri şifa ve itaati zenginlik olan! Sermayesi ümit ve silahı ağlamak olan bana merhamet eyle.
Ey nimetleri tamamlayıp yayan, ey zorlukları defeden! Ey karanlıklarda dehşete kapılanların nuru! Ey öğretilmeden bilen! Muhammed ve Ehli Beyt’ine salavat gönder, ve bana da sana yakışan şekilde muamele et.
Allah'ın rahmeti, Peygamber’ine ve onun soyundan gelen mübarek İmamlara olsun. Ve Allah'ın sonsuz selamı onların üzerine olsun.
Cevapla
develi60 01:01 26.05.16
allah razı olsun
Cevapla
alan 10:28 22.06.16
Allah razı olsun
Cevapla
dilan 16:29 18.08.16
maşallah kardeşim yine döktürmüşsün ,yine destan yazmışsın allah razı olsun
Cevapla
madlen 17:11 18.08.16
dilan Nickli Üyeden Alıntı:
maşallah kardeşim yine döktürmüşsün ,yine destan yazmışsın allah razı olsun
Amin ve ecmain.Forumdaki arkadaşlarımın istifadesi için faydalı ve mücerreb paylaşımlarımız devam edecektir.
Cevapla
Birkul 17:14 18.08.16
Dilan ablam haksiz deyil osmanli fermani gibi kac gunde yazdin sen bunu boyle
Cevapla
Etiketler:duasi, kumeyl, zirve
1 2 3 4 5  ... Sonuncu
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129