Allah Dostları & Evliyalar

Harâbât Ehlini Hor Görme Sakın, Nice Defineye Mâlik Viraneler Var - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Allah Dostları & Evliyalar>Harâbât Ehlini Hor Görme Sakın, Nice Defineye Mâlik Viraneler Var
Aliye 18:49 29.11.17
Harâbât Ehlini Hor Görme Sakın, Nice Defineye Mâlik Viraneler Var


Meczubun biri camiye girer, belli ki namaz kılacak. Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın... gözlerle etrafı süzer-dolanır..

Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızl......a çıkar gider.. Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar..

Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını. Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkardığı ses vs. derken, tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan..


Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar.. Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır bile.. İmama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar..


İmam aynı mahalleden, bilir az çok garibin halini, şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki: “Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak, bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?”

Bunu duyan meczub melül-mahzun, ama manalı bir bakışla sorar “Âdetiniz böyle değil mi?” “Ne âdeti?!” der

Hoca.. Cemaat da toplanmış, merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra.. Der ki meczub bu kez:

“Hocam ben namaz kılmak için girdim camiye, şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım, gördüm ki herkesin sırtında bir şeyler var. Zannettim ki adet böyledir, ben de şu odunları yüklendim geldim işte, neden kızıyorsun? Kızacaksan herkese kız, tek bana değil!

Hoca şaşırır: “Benim sırtımda da mı var?” der.. “Evet” der meczub, “Hepinizin sırtı yüklü!”.. Cemaatte ise hafiften “deli işte!” manasına,bıyık altından gülüşmeler başlamıştır..


Meczub bu kez öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek, saf bir çocukça, heyecanla bağırır: “Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk, bunda kocaman bir elma ağacı vardı..


Bunda kırık bir kapı, bunda bir tencere yemek, bunda kızarmış tavuk, şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun, bununkinde de yaşlı annesi vardı!..” Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca; “

Boş yok, boş yok hiç!..diye tekrarlar. O böyle söyleyince, herkes dehşet içinde şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar! Aynen doğrudur dedikleri çünkü; Kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda, kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını, biri onaracağı kapıyı, diğeri lokantasında pişireceği yemeği..


Biri açtır aklında yiyeceği tavuk, birinin sırtında sevdiği kadın, diğerinde de bakıma muhtaç annesi vardır. “Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der, bu kez endişeyle Hoca.. O da der ki: “Zaten en çok da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı! Meğerse efendim, hocanın ineği hastaymış, “öldü mü ölecek mi?” diye düşünürmüş namazda..


“Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var.” Bildirince bildiren, yüreği olan görüyor elbet..

Çok manidar, zira huzura durduğumuzda kim bilir kaç tanrıya tapıyoruz, sahi kaç tane ilahımız var? Allah hakkıyla ihlası yakalayanlardan eylesin..

Bu arada kıt'a şu şekildedir ve kıssası da aşağıya iktibas ettiğim halde. İstifaedenize;

Hakkı gel sırrını eyleme zahir,
Olmak ister isen bu yolda mahir,
Harabat ehlini hor görme şakir,
Defineye malik viraneler var.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri


Ufak bir İzah da ekleyeyim; bulunduğum bir mecliste hoca sohbet esnasında bu kıtaya nazire mahiyetinde şu kıssayı anlatmıştı;

İbrahim Hakkı Hazretlerinin meyhane meselesi… malumdur…

Bir Zakir, bir de Şakir var! Küçüğünün adı Zakir, büyüğünün adı Şakir, oğulları, mahdumlar!

Şakir uslu çocuk, babasının fikrine itibar ediyor, babasıyla beraber haşır-neşir oluyor. Bu çocuğun genç yaşta kendisine itibar etmesi hoşuna gidiyor. Babası Hasankale’ye çıkarıyor, imanın son merhalesini bir denemeye! Oğlum! diyor; bak, şu kuşlar uçuyor ya… kalenin burcuna çıkmışlar…

- “Evet baba” diyor.

- Şimdi ben sana bir şey okuyacağım diyor. Hadi oğlum dediğim zaman; kendini koyvereceksin aşağıya! Korkma hiç birşey olmazsın, diyor.

Ne ise gidiyor. “He baba, he baba” diyor ama…

- Hadi oğlum diyor!

- ?......

- Oğlum diyor, adam ol! Gadir değil mi Allah!

- “He baba, Gadir” diyor.

- Oğlum madem ki Allah Gadir, sen ona teslim oluyorsun!.. Ver ona ne ediyorsa etsin.

- Oğlum sen diyor, salavat duaları okumadın mı?

- He, okudum baba!

- Peki diyor, şurada iki rekat namaz kıl, yine o salvat dualarını çift, çift oku diyor, böyle çifter oku selamı ver, gel buraya!

Namazını kılıyor, o duaları babasının dediği gibi çifter okuyor. O kolay iş, ne var! Babası dese ki, “oğlum bir hafta geceli-gündüzlü namaz kılacaksın, kılar.

Peki, gidiyor-kılıyor, selam veriyor geliyor!

- “Hadi oğlum” diyor…

Şimdi, onlar kalede uğraşmakta olsunlar. Gelelim Zakir’e… Zakir de işte fırsat buldukça namaz kılıyor, fırsat buldukça kılmıyor, meyhanelerde geziyor. Hiç İbrahim Hakkı Hazretleri’nin oğlu diyecek tarafı yok!

Ne yapayım, ben istemiyorum ama diyor, işte böyle oluyor! Taşım diyor, taşım! Taşkınlığımdan oluyor diyor, bu işler kendi kendine…

Parasız bir devresine gelmiş, epeyce meyhaneciye borcu olmuş. Daha utanıyor ki, gidip meyhaneye uğraya! Borcunu veremediğinden de sıkılıyor. Neşesiz çocuk.

Mübarek geliyor… Şakir’i kaleye çıkartmadan evvel… o gün sabahtan gidiyor meyhaneciye:

- Oğlum! diyor, bizim çocuğun sana biraz borcu var galiba!:

- Aman efendim!:

- Canım bırak diyor, bu amanı. Yani şunu açık söyle!

- Aman…

- Canım diyor, doğru söyle işte… benim oğlumun buraya borcu var diyor!

- Haa…

- Peki ne kadar, söyle!..

- ………………

- Al şu parayı, daha ne kadar isterse, ne kadar içerse ver diyor, parası benden.

Harçlık da isterse ver diyor.

- Aman efendim daha!..

- İşte şöyle olur, böyle olur.

Peki, geçip gidiyor… tamam.

O mübareğin eline para mı geçiyor, yoksa yüzümü kızarıyor iki kadeh daha mı istiyor, işte hakkın tecellileri… İşte o birbirine rast gelecek! Geliyor, diyor kardeşim sana da çok borcumuz oldu ama, bilmem ki…

- Yok diyor, borcun yok!

- Yahu var!

- Vallaha yok diyor yahu! Yemin ediyor!

- Yahu var, ben biliyorum borcu…

- Kardeşim diyor, vardı ama verdiler.

- Hele, hele kim verdi!

- Diyor ki; baban geldi, mesele böyle böyle…

- Aaaaaaaa diyor demek ki benim bu kadar isyanıma karşı, ona yakışmaz bir evlat olduğuma karşı, o yine bana babalık şefkatini gösteriyor da, benim canımın sıkıntısını biliyor, geliyor burada borç ödüyor!.. Hangi tarafa gitti?!..

- Bilmiyorum diyor, burdan çıktı ama…

Oradan artık yüreği iyice kırkırlaşmış, koşuyor geliyor eve.

- Ana diyor, nereye gitti babam?

- Ağabeyinle Hasankale’ye çıktılar oğlum, diyor.

Hababam koşuyor peşine ki bu, gidip buluyor!

- Baba, baba diyor; onu sen bu acize söyle ki, göresin canını sana kim kurban ediyor!

- Hadi oğlum diyor!

- Ya Allah, Bismillahirrahmanirrahim diyor, tamam!.. Ayakları yerden kesiliyor, bu iş bitti!..

Dönüşte diyor ki, malum işte meşhur halk dilinde, her yerde söylenen meşhur bir kelam olmuş.

“Harabat ehline hor bakma Şakir,

Defineye malik viraneler var”

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
acar 23:20 30.11.17
Allah razi olsun emegine yuregine saglik

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Aliye 01:22 21.12.17
acar Nickli Üyeden Alıntı:
Allah razi olsun emegine yuregine saglik
Allah sendende razı olsun kardeşim çok güzel bi ders bizler için çok etkilendiğim için paylaşmak istedim..

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
meytatarun 02:12 31.12.17