Allah Dostları & Evliyalar

Allahın hücceti hakkında bilgiler - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Allah Dostları & Evliyalar>Allahın hücceti hakkında bilgiler
Lil bin Ali 09:13 12.05.19
"Yahya!

Bil ki ben kullarımdan bir kulu, niyetinden ötürü sevmeyi kendime şiâr edindim. Ben ancak onun kulağı olacağım, benimle işitecek; gözü olacağım, benimle görecek; dili olacağım, benimle konuşacak; kalbi olacağım, benimle anlayacak. Bunu yapınca da, benden başkasıyla meşgul olduğu takdirde ona kızacağım. Onun tefekkürünü dâimi kılacak, gecesini ağartacak, karanlığını aydınlatacağım.

Ey Yahya!

Ben onun kalbinde oturup, arzusunun ve emelinin yegâne gâyesi olacağım. Onu her gün ve her saat (kendimden) korkutacağım. O bana yaklaşacak, ben ona daha çok yaklaşacağım. Onun sözünü işitecek, sığınmasına icâbet edeceğim.

İzzet ve Celâl'ime yemin ederim; ben onu öyle bir gönderişle göndereceğim ki, Nebi'ler ve Resul'ler dahi ona gıpta edecekler!

Sonra da bir münâdi'ye; 'Bu filân oğlu filândır! Allah'ın velisi, seçtiği ve yarattıklarının en hayırlısıdır!' diye nidâ ettirerek, onu ziyâretime çağırmasını emredeceğim. Vech-i kerîm'ime nazar ettirerek, onun gönlüne şifâ vereceğim. Bana gelince de, onunla aramdaki perdeyi kaldıracağım; bana nasıl dilerse öylece nazar edecek.

Ve diyeceğim ki; 'Müjdeler olsun sana! İzzet ve Celâl'ime yemin ederim ki, bana ettiğin nazarla senin gönlünü iyileştirip; her gün, her gece ve her saat içinde senin için bir keramet ortaya koyacağım!'"
---------------------------------
ün

---------------------------

Bu mertebede olan seçkin kul, Allah'ın önünde ferdiyetsiz bir varlık, bir hayaldir. Allah ile kendisi arasında ikinci bir şey yoktur. Onun üzerinde Allah'ın tedbir tasarrufları, Allah'ın kudretinin hükümlerine göre cereyan eder (Allah onu istediği gibi idare eder). O, tevhid denizlerinin derinliklerine batmış, yok olmuştur. Ne nefsinden haber vardır, ne Hakk'ın davetinden, ne de ona uymaktan. Allah'a yaklaşmanın hakikatinde O'nun gerçek vahdaniyyetine ermiş, hissi, hareketleri gitmiştir. Allah ondan ne isterse onu onda yapar. Bundaki ilim şudur (yani bunun ilmi izahı şudur): kulun sonu evveline (ilk varlığına) döner. Olmazdan (dünyaya gelmezden) önceki hayatına döner, öyle olur.
Bu zamanda var olan kimdir? Var olmazdan önce nasıl var olabilir? Saf, hoş ve mukaddes ruhlardan başkası mı cevap verdi Allah'ın sorusuna? Bunlar, Allah'a, yine Allah'ın nüfuzlu kudreti, ve kâmil iradesiyle cevap vermiş değiller miydi? İşte şimdi de o olmazdan önceki varlıkları gibi oldu. İşte bu, Vahid'i tevhid eden muvahhidin tevhidinin son mertebesidir. Onun kendi ferdiyyeti gider.

-------------------------------------------
İmam Cafer-i Sadık aleyhisselam İmam Ali aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu nakleder: “Ben savaşırken kaçanları öldürebilir ve yaralananların ölümünü tamamlayabilirdim; ama benim ashabımdan yaralananları öldürmesinler diye ben bu işten vazgeçtim. Yalnız Kaim kaçanları ve yaralıları öldürecektir.”
------------------------------------
Muhammed bin Müslim’den: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum:

“Eğer halk Kaim aleyhisselam zuhur ettiğinde halktan ne kadarını öldüreceğini bilselerdi, çoğu onu görmek istemezlerdi. Biliniz ki o, önce Kureyş’ten başlayacak. Onlara sadece kılıç ile zahir olacak. Ve onlara sadece kılıcı gösterecek. Öyle ki halkın çoğu şöyle söyleyecek: Bu Al-i Muhammed’den değildir, eğer Al-i Muhammed’den olsaydı merhamet eder ve acırdı.”
------------------------------------
İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu:

“Niçin Kaim aleyhisselam’ın zuhur etmesi için bu kadar acele ediyorsunuz? Allah’a andolsun ki onun elbisesi hep sert ve kalındır, yemekleri hep lezzetsizdir, o kılıçtan başkası değildir ve ölüm kılıcın gölgesi altındadır.”

-----------------------------
mam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu:

“Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve alih birgün Bakî mezarlığında iken Hz. Ali aleyhisselam gelip onu sordu. Peygamberin Bakî mezarlığına gittiğini söylediler. Hz. Ali de oraya giderek peygamberin yanına yaklaşıp selam verdi. Resulullah yanına oturmasını istedi. O da onun sağ tarafına oturdu. Sonra Cafer bin Ebi Talib geldi ve Resulullah’ı sordu. Ona da peygamberin Bakı mezarlığına gittiğini söylediler. O da oraya giderek peygamberin yanına yaklaştı ve selam verdi. Peygamber de onu sol tarafında oturttu. Sonra Abbas geldi ve Peygamberi sordu. Ona da Bakî mezarlığında olduğunu söylediler, o da Baki mezarlığına gitti. Peygambere selam verdi ve peygamber onu önüne oturttu. Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve alih, Ali aleyhisselam’a dönerek şöyle buyurdu:

Sana bir müjde vereyim mi? Sana bir haber vereyim mi ey Ali?

Evet buyurun ey Allah resülü! Allah resûlü şöyle buyurdu:

Az önce Cebrail aleyhisselam yanımda idi. Bana haber verdi ki ahir zamanda zuhur ederek zulüm ve haksızlıkla olan dünyayı adalet ve eşitlikle dolduracak olan Kaim senin soyundan ve Hüseyn’in evlatlarındandır. Hz. Ali aleyhisselam dedi ki:

Ey Resulullah! Allahtan bize ulaşan hayırlı işlerin hepsi senin elinle bize ulaşır.

Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve alih, Cafer bin ebi Talib’e dönerek şöyle buyurdu:

Ey Cafer, sana bir müjde vereyim mi? Sana bir haber vereyim mi?

Evet, ey Allah resülü! Diye arzedince şöyle buyurdu: Az önce Cebrail benim yanımda idi. Kaim aleyhisselam’a bayrağı verecek olanın senin soyundan olduğunu bildirdi. Biliyor musun o kimdir?

Hayır, diyince şöyle buyurdu: Onun yüzü dinar gibi parlar ve dişleri tıpkı testere gibidir ve kılıcı, yakıcı bir ateş gibidir. Orduya zelil bir şekilde girecek, ama ondan aziz olarak çıkacak. Cebrail ile Mikail onu kendi aralarına alacaklar.

Sonra Abbas’a dönerek dedi ki: Ey peygamberin amcası. Cebrail’in bana haber verdiğini sana da bilderiyim mi?

Evet! Diye arzedince Allah resulü buyurdu: Cebrail bana şöyle dedi: Abbas’ın evlatlarından dolayı senin evlatlarına belalar yağacak. Abbas dedi ki: Ey Allah resülü, kadınlardan çekineyim mi?

Buyurdu ki: Olacak olanları artık yazılıp, bitirmiştir.”

-------------------------------
Beşir bin Nebbal şöyle der: Medine’ye gittiğimde…

Aynı olayı anlatır yalnız sonunda şöyle der:- Medine’ye gittiğimde İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’a şöyle arzettim: Onlar şöyle diyorlar: Mehdi kıyam ettiğinde işler kendiliğinden düzelecek ve bir avuç dahi kan dökülmeyecek. Şöyle buyurdu: Asla! Canım elinde olana andolsun ki eğer işler kendiliğinden düzelseydi ön dışleri kırılan ve mübarek yüzü yaralanan Resulullah içinde kendiliğinden düzelirdi. Asla! Canım elinde olana andolsun ki biz ve siz ter ve pıhtılaşmış kan sileceğiz. Sonra da eliyle alnını sildi.”
----------------
Allah'ın kendisinde gizlendiği bu kul; O'nun idare ettiği, koruduğu, gözettiği ve kendi adına hareket ettirdiği bir velidir. Nitekim O, onun içindeki şehvetleri öldürüp, onu bizzat kendi ortaya koyduğu şeylerin içinde bulundurur. Onu kendi Nur'u ile açıp, zorlukları kendisine kolaylaştırır. Onda Ulü'l-elbâb'ı meydana getirerek; sebepler, ilâhî himmet ve idrak hususunda da kendisine istimdat eder. O da konuşurken hikmetle konuşup, tefekkürle açıklar. Bakarken ibretle bakar. Yürürken heybetle yürür. Tutarken kuvvetle tutar. O onun kalbini lüzumsuz düşüncelerden meneder, ilâhî tedbir ile ilgili işlerde de ondan selbeder. İşte bunların hepsi, hakikatıyla Kitap'ta ve haberde mevcuttur."

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Heartway 10:02 12.05.19
ALLAH RAZI OLSUN senden açıklayıcı güzel bir bilgi paylaşımı olmuş @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] tebrik ederim seni

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla Up