Beyin Fırtınası & Akıl Oyunları

işte böyle.. - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Beyin Fırtınası & Akıl Oyunları>işte böyle..
Dua 09:59 24.07.18
Şöyle birisini düşünün ki;
Sabahtan akşama kadar iş yerinde lak lak yapar, faiz riya peşine düşer amirine yalakalık, işcisine zorbalık yapar. Miileti aldatma ve kandırma peşine düşer. Akşamda hiçbir şey olmamış gibi evine gider mutlu huzurlu keyifli şekilde yer içer duasını yapar ve yatar. Ardından hiç bir şey olmamış gibi her cuma günü arkadaşlarıyla ibadetini ayinini gercekleştirmeye gider, evet kalbi son derece rahat ve huzur dolu, bu aldatmadan ve aldanmadan başka nedir?

İbadetleri gerçekleştirdikten sonra, tekrar lak lak etmeye çay içmeye dünya malı için çalışmaya devam eder, diğer Cumaya kadar.. Kuş gibi hafiflemiş bir kalple, büyük bir iş başarmanın onuruyla, Din iman aşk yoluyla fedakarlık ve huzuruyla tekrar işinin başına döner.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Nani 11:03 24.07.18
Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu
Ne olduysa hep bize azar, azar oldu

Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır
Yılbaşında hindi kaz yemesine bayılır
Çam deviren hindi ki nasıl mümin sayılır
Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz
Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
İpek 09:06 26.07.18
Lady 13:25 20.06.19
Neden Böyle Olduk? Benim çocukluğumda annelerimiz
çalışmazdı. Okuldan eve geldiğimde boynumdaki
anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babanım bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep
evdeydi. Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok
da gidilecek bir yer yoktu ki En büyük eğlencemiz sokaklarda
oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı
yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde
buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte
çıkar, oynaya, zıplaya
yürüyerek gelirdik. Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız
eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı
kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir
şeyler hazırlar gönderirdi. Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi.
Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da pencereden bir sürahi bir bardak
uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana
içerdik. Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi
gelen giderdi evine) elinde mutlaka
yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği
şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve
olurdu. Cebimizde harçlığımız olduğunda
düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne
koyar oyun bitince geri alırdık. Çok garip ama kimse almazdı.
Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi. Düşünce kaldırırlar, kavga edince
barıştılırdık. Polisler gelmezdi
kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle ustura,
falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla
falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan
adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık. Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş
atardık. Misket oynamaktan parmaklarımız kanar
yine de mikrop kapmazdık. Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı,alnımıza.
oyununumuza, devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik. Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim. Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin
camında temizliğe gelen kadını haftada
bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç
bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı
silmece; bilmem kaç kuruş
hepimizin elinde bezler güle oynaya
bitirirdik işleri. Evlerimiz var içinde yaşayan yok. Parklarımız var içinde oynayan çocuk
yok. Ama her yıl sökülüp yenilenen
kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler,
girip çıkan yapay insanlar… Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.. Tahta iskemlelerimiz de oturan
yaşlılarımız, onlara dede, nene diye
hatırını soran çocuklarımız yok oldu. Ben kapılarında ” vale ” lerin, ” bady ”
lerin beklediği yerlerden hep korkmuş
çekinmişimdir. Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna
kızıp, taksidini bitiremediği arabanın
anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek
ters gelir bana. Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de
cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar? Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele
geçirilmiş insanlar olduk. Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla
yaşar olduk. İyi de neden böyle olduk ? Biz mi istemiştik? Yoksa hak mı ettik? ya sizce ?

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
efe01 20:13 15.07.19
Dini farzları yerine getirmek ancak borçtan düşürür.Rabbim yapılan ibadetlerin idrakine kavuştursun bizleri.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi