Celcelütiyye ve Havassları

Celcelutiye vefki (Celcelutiye Kübra Daveti) - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
1 2 3 
Celcelütiyye ve Havassları>Celcelutiye vefki (Celcelutiye Kübra Daveti)
MrBerkHD 14:19 04.06.20


Celcelutiye vefki her zaman için İslam dünyasında son derece büyük ilgi görmüştür. Aslında bir dua olan ve içinde İsm-i Azam duasının da gizli olduğuna inanılan celcelutiye duası birçok farklı amaç için kullanılmaktadır. Çok eski zamanlardan günümüze kadar gelen bu çok güçlü ve tesirli dua özel olarak hazırlanan vefk işlemlerinde de kullanılmaktadır. Birçok farklı amaç için kullanılabilen bu vefk işleminin insanları manevi anlamda koruma altına aldığı, farklı konularda hedeflerine ulaştırdığı veya hayatları boyunca çok ciddi mertebelerine ulaştırdığı gibi bilgiler mevcuttur.
Celcelutiye vefki denediğinde ilk akla gelen vefk budur. Bu vefk istendiğinde de burada görüldüğü sıra ve düzene göre yazar verirler... Aslında bu vefkin yapılma usullerinden sadece birisidir. Havas ilmine yeterince dahil olmayanlar bunu bilmezler.

Bu vefki yazarken siyah misk ve kırmızı misk karıştırılmış safran mürekkebi önce vefk yazılır sonra daveti en sonda azimeti okunur.

Zengin olmak için cuma günü yazılır hacetler için pazar günü sabah yazılır. Ticaret için perşembe günü düşmanların dilini bağlamak için çarşamba günü, sevgi ve hürmet için pazartesi günü, hastalıklar için cumartesi günü sabah yazılır.silah tesirinden korunmak için salı günü yazılır. Cuma gecesi yazarsa felç titreme ve kâbustan korur. Bu vefk kişiyi sihirden ve büyüden korur. Borçlu ise borçtan kurtulur. Büyük sırlara erişir manevi güç kazanır

Elbette ki hadiste de buyurulduğu üzere itikadımız şu yöndedir: ameller niyetlere göredir.

Rabbim dualarınızı kabul buyursun. Herkese hayırlı Cumalar...

HADİSİN METNİ:

Ömer bin Hattâb radıyallâhu anh’dan rivayet olunduğuna göre, o, şöyle demiştir: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’i işittim şöyle buyurdu:

عَنْ عُمَرَ بْنِ الخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:

إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ، وَلِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ لدُنْيَا يُصِيبُهَا، أَوِ امْرَأَةٍ يَتَزَوَّجُهَا، فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ

[حديثٌ صحيحٌ]

“Ameller ancak niyetlere göredir ve herkese ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allâh’a ve Rasûlü’ne ise onun hicreti Allâh’a ve Rasûlü’nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık yahut nikâhlayacağı bir kadın için ise, onun hicreti de hicret ettiği şeyedir.” [SAHÎH HADÎS]

دعوة الجلجلوتية الكبرى
Celcelutiye Kübra Daveti

بَسْمِ الله الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ.
Bismillahirahmannirrahim
بَدَأْتُ بِبِسْمِ اللهِ رُوحِي بِهِ اهْتَدَتْ. إِلَى كَشْفِ أَسْرَارٍ بِبَاطِنَهِ انْطَوَتْ.
Bede'tü bi bismillahi rûhî bihihtedet
İlâ keşfi esrârin bi bâtınihintavet
وَصَلَّيْتُ بِالثَّانِي عَلَى خَيْرِ خَلْقِهِ. مُحَمَّدِ مَنْ زَاحَ الضَّلاَلَةَ وَالْغَلَتْ.
Ve salleytü bissânî alâ hayri halgıhî
Muhammedin men zâhad dalâlete velğalet
إِلَهِي لَقَدْ أَقْسَمْتُ بِاسْمِكَ دَاعِياً. بِآجٍ وَمَاهُوجٍ جَلَتْ فَتَجلْجَلَتْ.
İlâhi legad agsemtü bismike dâıyen
Bi âcin ve mâhûcin celet fetecelcelet
سَأَلْتُكَ بِالاِسْمِ الْمُعَظَّمِ قَدْرَهُ. وَيَسِّرْ أُمُورِي يا إِلَهِي بِصَلْمَهَتْ.
Seeltüke bi ismil muazzami gadruhû
Ve yessir ümûri yâ ilâhî bi salmehet
وَيَا حَيُّ يَا قَيُّومُ أَدْعُوكَ رَاجِياً. بِاجٍ أَيُوجٍ جَلْجَلِيُّوتٍ هَلْهَلَتْ.
Ve yâ hayyü yâ gayyûmü edûke râciyen
Bi âcin eyûcin celceliyûtin helhelet
بِصَمْصَامٍ طَمْطَامٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ. بِمِحْرَاثٍ مِهْرَاشٍ بِهِ النَّارُ أُخْمِدَتْ.
Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihın
Bi mıhrâsin mihrâşin bihin nâru uhmidet
بِآجٍ أَهُوجٍ يَا إِلَهِي مُهَوِّجٍ. وَيَا جَلْجَلُوتٍ بِالإِجَابَةِ هَلْهَلَتْ.
Bi âcin ehûcin yâ ilâhî mühevvicin
Ve yâ celcelûtin bil icâbeti helhelet
لِتُحْيِي حَيَاةَ الْقَلْبِ مِنْ دَنَسٍ بِهِ. بِقَيُّومٍ قَامَ السِّرُّ فِيهِ وَأَشْرَقَتْ.
Li tuhyî hayâtel galbi min denesin bihî
Bi gayyûmin gâmes sirru fîhi ve eşragat
عَلَيَّ ضيَآءٌ مِنْ بَوَارِقِ نُورِهِ. فَلاَحَ عَلَى وَجْهِي سَنَآءٌ وَأَبْرَقَتْ.
Aleyye dıyâün min bevârigı nûrihî
Felâha alâ vechî senâün ve ebragat
وَصُبَّ عَلَى قَلْبِي شَأَبِيبُ رَحْمَةٍ. بِحِكْمَةِ مَوْلاَنَا الْكَرِيمِ فَأَنْطَقَتْ.
Ve subbe alâ galbî şeâbîbû rahmetin
Bi hıkmeti mevlânel kerîm fe entakat
أَحَاطَتْ بِيَ الأَنْوَارُ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ. وَهَيْبَةُ مَوْلاَنَا الْعَظِيمِ بِنَا عَلَتْ.
Ehâtat biyel envâru min külli cânibin
Ve heybetü mevlânel azıymi binâ alet
فَسُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ يَا خَيْرَ خَالِقٍ. وَيَا خَيْرَ خَلاَّقٍ وَأَكْرَمَ مَنْ بَعَتْ.
Fe sübhânekellâhümme yâ hayra hâligin
Ve yâ hayra hallâgın ve ekrame men beat
فَبَلِّغْنِي قَصْدِي وَكُلَّ مَأَرِبِي. بِحَقِّ حُرُوفٍ بِالْهِجَاءِ تَجَمَّعَتْ.
Fe bellığnî gasdî ve külle meâribi
Bi haggı hurûfin bil hicâi tecemmeat
بِسِرِّ حُرُوفٍ أُوْدِعَتْ فِي عَزِيمَتِي. بِنُورِ سَنَآءِ الاِسْمِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ.
Bi sirri hurûfin ûdiat fî azıymetî
Bi nûri senâil ismi ver rûhi gad alet
أَفِضْ لِي مِنَ اْلأَنْوَارِ قَبْضَةَ مُشْرِقٍ. عَلَيَّ وَأَحْيِي مَيْتَ قَلْبِي بِطَيْطَغَتْ.
Efıd lî minel envâri gabdate müşrıgın
Aleyye ve ahyî meyte galbî bi taytağat
أَلاَ وَأَلْبِسَنِي هَيْبَةً وَجَلاَلَةً. وَكُفَّ يَدَا اْلأَعْدَاءِ عَنِّي بِعَلْمَهَتْ.
Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten
Ve küffe yedel a'dâi annî bi almehet
أَلاَ وَاحْجُبَنِّيِ مِنْ عَدُوٍّ وَحَاسِدٍ. بِحَقِّ شَمَاخٍ أَشْمَخٍ سَلَّمَتْ سَمَتْ.
Elâ ve ahcübennî min adüvvin ve hâsidin
Bi haggı şemâhın eşmehın sellemet semet
بِنُورِ جَلاَلٍ بَازِخٍ وَشَرَ نْطَخٍ. بِقُدُّوسٍ بَرْكُاتٍ بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ.
Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
Bi kuddûsin berkûtin bihiz zulmetüncelet
أَلاَ وَاَقْضِ يَا رَبَّاهُ بِالنُّورِ حَاجَتِي. بِنُورِ أَشْمَخٍ جَلْياً سَرِيعاً قَدِ انْقَضَتْ.
Elâ vakdı yâ rabbâhü bin nûri hâcetî
Bi nûri eşmehın celyâ serîan gadingadat
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ نَمْرُهٍ أَصَالِياً. وَيَا عَالِياً يَسِّرْ أُمُورِي بِصَيْصَلَتْ.
Biyâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen
Ve yâ âliyen yessir ümûrî bi saysalet
وَامْنِحْنِي يَا ذَا الْجَلاَلِ كَرَامَةً. بِأَسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكَ انْجَلَتْ.
Ve emnahnî yâ zel celâli kerâmeten
Bi esrâri ılmin yâ haliymü bikencelet
وَخَلِّصْنِي مِنْ كُلِّ هَوْلٍ وَشِدَّةٍ. بِنَصِّ حَكِيمٍ قَاطِعِ السِّرِّ اَسْبَلَتْ.
Ve hallısnî min külli hevlin ve şiddetin
Bi nassı hakıymin kâtııs sırri esbelet
Eyâ câbiral kalbil kesiyri minel habet
وَاحْرِسْنِي يَا ذَا الْجَلاَلِ بِكَافِ كُنْ. اَيَا جَابِرَ الْقَلْبِ الْكَسِيرِ مِنَ الْخَبَتْ.
Ve ahrisnî yâ zelcelâli bi kâfi kun
Eyâ câbiral galbil kesiyri minel habet
وَسَلِّمْ بِبَحْرٍ وَاَعْطِنِي خَيْرَ بَرِّهَا. فَأَنْتَ مَلاَذِي وَالْكُرُوبِ بِكَ انْجَلَتْ.
Ve sellim bi bahrin ve a'tınî hayra berrihâ
Fe ente melâzi vel kürûbi bikencelet
وَصُبَّ عَلَيَّ الرِّزْقَ صَبَّةَ رَحْمَةٍ. فَأَنْتَ رَجَاءُ الْعَالَمِينَ وَلَوْ طَغَتْ.
Ve subbe aleyyer rizga sabbete rahmetin
Fe ente racâül âlemiyne velev tağat
وَاصْمِمْ وَابْكِمْ ثُمَّ أَعْمِ عَدُوَّنَا. وَأَخْرِسْهُمُ يَا ذَا الْجَلاَلِ بِحَوْسَمَتْ.
Ve asmim ve ebkim sümme a'mi aduvvena
Ve ahrıshüm yâ zelcelâli bi havsemet
وَفِي حَوْسَمٍ مَعْ دَوْسَمٍ وَبَرَاسِمٍ. تَحَصَّنْتُ بِاْلاِسْمِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَلَتْ.
Ve fi havsemin mea devsemin ve berâsemin
Tehassantü bil ismil azıymi minelğalet
وَأَلِّفْ قُلُوبَ الْعَالَمِينَ جَمِيعَهَا. عَلَى رِسَالَةِ النُورِ وَأَعْطِهَا الْقَبُولَ بِشَلْمَهَتْ.
Ve a'tıf gulûbel âlemiyne cemiyaha
Aleyye risaletin nuri ve atıhal gabule bişelmehat
وَيَسِّرْ أُمُورِي يَآ إِلَهِي وَأَعْطِنِي. مِنَ الْعِزِّ وَالْعُلْيَا بِشَمْخٍ وَأَشْمَخَتْ.
Ve yessir umûri yâ ilâhî ve a'tıni
Minel ızzi vel ulyâ bi şemhın ve eşhamet
وَأَسْبِلْ عَلَيْنَا السَّتْرَ وَاشْفِ قُلُوبَنَا. وَأَنْتَ شِفَاءٌ لِلْقُلُوبِ مِنَ الْغَثَتْ.
Ve esbil aleynes setra veşfi gulûbenâ
Ve ente şifâün lil gulûbi minel ğaset
وَبَارِكْ لَنَا اللَّهُمَّ فِي جَمِيعِ كَسْبِنَا. وَحُلَّ عُقُودَ الْعُسْرِ بِيَايُوهٍ اِرْتَحَتْ.
Ve bâriklena allâhümme fi cem'ı kesbinâ
Ve hulle ukûdel usri biyâyûhin irtehat
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ. وَيَا مَنْ لَنَا اْلأَرْزَاقُ مِنْ جُودِهِ نَمَتْ.
Biyâhin ve yâyûhin ve yâ hayra bâzihın
Ve yâ men lenel erzâgu min cûdihî nemet
نَرُدُّ بِكَ اْلأَعْدَاءَ مِنْ كُلِّ وِجْهَةٍ. وَبِاْلاِسْمِ تَرْمِيهِمْ مِنَ الْبُعْدِ بِالشَّتَتْ.
Neruddu bikel a'dâe min külli vichetin
Ve bil ismi termîhim minel bu'di bişşetet
وَاَخْذِلْهُمْ يَا ذَا الْجَلاَلِ بِفَضْلِ مَنْ. إِلَيْهِ سَعَتْ ضَبُّ الْفَلاَةِ وَقَدْ شَكَتْ.
Ve ahzilhum yâ zelcelâli bi fadli men
İleyhi seat dabbül felâti ve gad şeket
فَأَنْتَ رَجَائِي يَا إِلَهِي وَسَيِّدِي. فَقُلَّ لَمِيمَ الْجَيْشِ إِنْ رَامَ بِي عَبَتْ.
Fe ente racâi yâ ilahî ve seyyidî
Fegulle lemîmel ceyşi in râme bî abet
وَكُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ. وَعَنِّي بِإِقْسَامِكَ حَتْماً وَمَا حَوَتْ.
Ve küffe cemiyâl mudırrîne keydehüm
Ve annî bi agsâmike hatmen ve mâ havet
فَيَا خَيْرَ مَسْؤُلٍ وَأَكْرَمَ مَنْ عَطَى. وَيَا خَيْرَ مَأْمُولٍ إِلَى اُمَّةٍ خَلَتْ.
Fe yâ hayra mes'ûlin ve ekrame men a'ta
Ve yâ hayra me'mûlin ilâ ümmetin halet
أَقِدْ كَوْكَبِي بِالاِسْمِ نُوراً وَبَهْجَةً. مَدَى الدَّهْرِ وَالأَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ.
Egıd kevkebî bil ismi nûran ve behceten
Meded dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet
بِآجٍ أَهُوجٍ جَلْمَهُوجٍ جَلاَلَةٍ. جَلِيلٍ جَلْجَلَيُّوتٍ جَمَاهٍ تَمَهْرَجَتْ.
Biâcin âhûcin celmehûcin celâletin
Celîlin celcelûtin cemâhin temehracet
بِتَعْدَادِ اَبْرُومٍ وَسِمْرَازِ أَبْرَمٍ. وَبَهْرَةِ تَبْرِيزٍ وَأُمٍّ تَبَرَّكَتْ.
Bi ta'dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin
Ve behrati tibrîzin ve ümmin teberreket
تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرّاً بَيَانَةً. تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرّاً تَنَوَّرَتْ.
Tugâdu sirâcun nûri sirran beyâneten
Tugâdü sirâcus surci sirran tenevverat
بِنُورِ جَلاَلٍ بَازِخٍ وَشَرَنْطَخٍ. بِقُدُّوسٍ بَرْكُوتٍ بِهِ النَّارُ أُخْمِدَتْ.
Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
Bi guddûsi berkûtin bihin nâru uhmidet
بِيَاهٍ وَيَا يُوهٍ نُمُوهٍ أَصَالِيَاً. بِطَمْطَامٍ مِهْرَاشٍ لِنَارِ الْعِدَا سَمَتْ.
Biyâhin ve yâyûhin nümûhin esâliyen
Bi tamtâmin mihrâşin li nâril ıdâ semet
بِهَالٍ اَهِيلٍ شَلْعٍ شَلْعُوبٍ شَالِعٍ. طَهِيٍّ طَهُوبٍ طَيْطَهُوبٍ طَيَّطَهَتْ.
Bi hâlin ehîlin şel'ın şel'ûbin şâliın
Tahiyyin tahûbin taytahûbin tayyattahet
أَنُوخٍ بِيَمْلُوخٍ وَاَبْرُوخٍ أُقْسِمَتْ. بِتَمْلِيخِ آياَتٍ شَمُوخٍ تَشَمَّخَتْ.
Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın ugsimet
Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat
أَبَاذِيخَ بَيْذُوخٍ وَذَيْمُوخٍ بَعْدَهَا. خَمَارُوخٍ يَشْرُوخٍ تَشَمَّخَتْ.
Ebaziyha beyzuhin ve zeymuhin badeha
hamaruhin yeşruhin teşemmehat
بِبَلْخٍ وَسِمْيَانٍ وَبَازُوخٍ بَعْدَهَا. بِذَيْمُوخٍ أَشْمُوخٍ بِهِ الْكَوْنُ عُمِّرَتْ.
Bi belhın ve simyânin ve bâzûhın ba'dehâ
Bi zeymûhın eşmûhın bihil kevnü ummirat
بِشَلْمَخَتٍ اقْبَلْ دُعَائِي وَكُنْ مَعِي. وَكُنْ لِي مِنَ الأَعْدَاءِ حَسْبِيَ فَقَدْ بَغَتْ.
Bi şelmehatin agbil duâi ve kun meıy
Ve kun lî minel a'dâi hasbî fe gad beğat
فَيَا شَمْخَثَا يَا شَمْخَثَا أَنْتَ شَمْلَخَا. وَيَا عَيْطَلاَ هَطْلُ الرِّيَاحِ تَخَلْخَلَتْ.
Fe yâ şemhasâ yâ şemhasâ ente şemlehâ
Ve yâ aytalâ hatlür riyâhı tehalhalet
بِكَ الْحَوْلُ وَالصَّوْلُ وَالشَّدِيدُ لِمَنْ أَتَى. لِبَابِ جَنَابِكَ وَالْتَجَى ظُلْمَةُ انْجَلَتْ.
Bikel havlü ves savlüs şedîdü li men etâ
Libâbi cenâbike veltecâ zulmetüncelet
بِطۤـهۤ وَيۤـسۤ وَطۤـۤس كُنْ لَنَا. بِطۤسۤـمۤ لِلسَّعَادَةِ أَقْبَلَتْ.
Bi tâha ve yâsîn ve tâsîn kun lenâ
Bi tâsim lis seâdetı egbelet
وَكَافٍ وَهَا يَاءٍ وَعَيْنٍ وَصَادِهَا. وَكِفَايَتُنَا مِنْ كُلِّ عَيْنٍ بِنَا حَوَتْ.
Ve kâfin ve hâyâin ve aynin ve sâdihâ
Kifâyetünâ min külli aynin binâ havet
بِحَامِيمَ عَيْنٍ ثُمَّ سِينٍ وَقَافِهَا. حِمَايَتُنَا مِنْ كُلِّ سُوءٍ بِشَلْمَهَتْ.
Bi hâmîme aynin summe sînin ve gâfihâ
Himâyetünâ min kulli suin bişelmehat
بِقَافٍ وَنُونٍ ثُمَّ حَامِيمٍ بَعْدَهَا. وَفِي سُورَةِ الدُّخَانِ سِرّاً قَدْ أُحْكِمَتْ.
Bi gâfin ve nûnin summe hâmîmin ba'dehâ
Ve fî sûretid dühâni sirran gad uhkimet
بِأَلِفٍ وَلاَمٍ وَالنِّسَا وَعُقُودِهَا. وَفِي سُورَةِ الأَنْعَامِ وَالنُّورِ نُوِّرَتْ.
Bi elifin ve lâmin ven nisâ ve ugûdihâ
Ve fî sûretil en'âmi ven nûri nüvvirat
وَأَلِفٍ وَلاَمٍ ثُمَّ رَاءٍ بِسِرِّهَا. عَلَوْتُ بِنُورِ اْلاِسْمِ مِنْ كُلِّ مَا جَنَتْ.
Ve elifin ve lâmin sümme râin bi sirrihâ
Alevtü bi nûril ismi min külli mâ cenet
وَأَلِفٍ وَلاَمٍ ثُمَّ مِيمٍ وَرَائِهَا. إِلَى مَجْمَعِ الأَرْوَاحِ وَالرُّوحَ قَدْ عَلَتْ.
Ve elifin ve lâmin sümme mîmin ve râihâ
İlâ mecmaıl ervâhı ver rûhı gad alet
بِسِرِّ حَوَا مِيمِ الْكِتَابِ جَمِيْعِهَا. عَلَيْكَ بِفَضْلِ النُّورِ يَا نُورُ أُقْسِمَتْ.
Bi sirri havâmîmil kitâbi cemîıhâ
Aleyke bi fadlin nûri yâ nûru ugsimet
بِعَمَّ عَبَسَ وَالنَّازِعَاتِ وَطَارِقٍ. وَفِي وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ وَزُلْزِلَتْ.
Bi amme abese ven nâziâti ve târigın
Ve fî vessemâi zâtil burûci ve zulzilet
بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَسَائِلٍ. وَفِي سُورَةِ التَّهْمِيزِ وَالشَّمْسِ كُوِّرَتْ.
Bi haggı tebâreke summe nûnin ve sâilin
Ve fî sûretit tehmîzi veş şemsi kuvvirat
وَبِالذَّارِيَاتِ الذَّرِّ وَالنَّجْمِ إِذْ هَوَى. وَبِاقْتَرَبَتْ لِيَ اْلأُمُورُ تَقَرَّبَتْ.
Ve bizzâriyâtiz zerri ven necmi iz hevâ
Ve bıgterabet liyel umûru tegarrabet
وَفِي سُورَةِ الْقُرْآنِ حِزْباً وَآيَةً. عَدَدَ مَا قَرَأَ الْقَاري وَمَا قَدْ تَنَزَّلَتْ.
Ve fî suveril gur'âni hızben ve âyeten
Adede mâ garael gârî ve mâ gad tenezzelet
فَأَسْأَلُكَ يَا مَوْلاَيَ فِي فَضْلِكَ الَّذِي. عَلَى كُلِّ مَا أَنْزَلْتَ كُتْباً تَفَضَّلَتْ.
Fe es'elüke yâ mevlâye fî fadlikellezî
Alâ kulli mâ enzelte kutben tefaddalet
بَآهِيّاً شَرَاهِيّاً أَذُونَايِ صَبْوَةٍ. اَصْبَاوُثٍ اَلِ شَدَّايَ أَقْسَمْتُ بِطَيْطَغَتْ.
Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin
Asbâvusin âli şeddâye agsemtu bi taytağat
بِسِرِّ بَدُوحٍ أَجْهَزَطٍ بِطَدٍ زَهِجٍ. بِوَاحِ الْوَحَابِ الْفَتْحِ وَالنَّصْرِ أَسْرَعَتْ.
Bi sirri büdûhın echezetın bitadin zehecin
Bivâhıl vehâbil fethi ven nasri esreat
بِنُورِ فَجَشٍ مَعَ ثَطْخَزٍ يَا سَيِّدِي. وَبِاْلآيَةِ الْكُبْرَى أَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ.
Bi nûri feceşin mea sathazin yâ seyyidî
Ve bil âyetil kübrâ eminnî minel fecet
بِحَقِّ فَقَجٍ مَعَ مَخْمَتٍ يَا إِلَهَنَا. بِأَسْمَائِكَ الْحُسْنَى أَجِرْنِي مِنَ الشَّتَتْ.
Bi haggı fegacin mea mahmetin yâ ilâhena
Bi esmâikel husnâ ecirnî mineş şetet
حُرُوفٌ لِبَهْرَامٍ عَلَتْ وَتَشَامَخَتْ. وَاَشَمُ عَصَا مُوسَى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ.
Hurûfün li behrâmin alet ve teşâmehat
Ve ismü asâ mûsâ bihiz zulmetün celet
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ إِلَيْكَ بِسِرِّهَا. تَوَسُّلَ ذِي ذُلٍّ بِهِ النَّاسُ اهْتَدَتْ.
Tevesseltü yâ rabbi ileyke bi sirrihâ
Tevessüle zî züllin bihin nasuhtedet
حُرُوفٌ بِمَعْنَاهَا لَهَا الْفَضْلُ شُرِّفَتْ. مَدَى الدَّهْرِ وَالأَيَّامِ يَا رَبِّ انْحَنَتْ.
Hurûfün bi ma'nâhâ lehal fadlü şürrifet
Meden dehri vel eyyâmi yâ rabbinhanet
دَعَوْتُكَ يَا اللهُ حَقّاً وَإِنَّنِي. تَوَسَّلْتُ بِالآيَاتِ جَمْعاً بِمَا حَوَتْ.
Deavtüke yâ allâhü haggan ve innenî
Tevesseltü bil âyâti cem'an bi mâ havet
فَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاجْمَعْ خَوَاصَّهَا. وَحَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَ الْخَيْرُ تُمِّمَتْ.
Fetilke hurûfün nûri fecma' havâssahâ
Ve haggıg meânîhâ bihil hayru tummimet
فَأُحْضِرْنِي عَوْناً خَدِيماً مُسَخَّراً. طَهَيْمَفَيَائِيلُ بِهِ الْكُرْبَةُ انْجَلَتْ.
Vahdurnî avnen hadîmen musehharan
Tuheymefyâîlü bihil kürbetüncelet
فَسَخِّرْ لِي فِيهَا خَدِيماً يُطِيعُنِي. بِفَضْلِ حُرُوفِ أُمِّ الْكِتَابِ وَمَا تَلَتْ.
Fe sehhır lî fîhâ hadîmen yütıy'uni
Bi fadli hurufi ümmil kitâbi ve mâ telet
وَأَسْأَلُكَ يَا مَوْلاَيَ فِي اسْمِكَ الَّذِي. بِهِ إِذَا دُعِيَ جَمْعُ الأُمُورِ تَكَسَّرَتْ.
Ve es'elüke yâ mevlâye fismikellezî
Bihî izâ düıye cem'ul ümûri teyesserat
إِلَهِي فَارْحَمْ ضَعْفِي وَاغْفِرْ لِي زَلَّتِي. بِمَا قَدْ دَعَتْكَ الأَنْبِيَاءُ وَتَوَسَّلَتْ.
İlâhi ferham da'fi vağfirlî zelleti
Bi mâ gad deatkel enbiyâü ve tevesselet
أَيَا خَالِقِي يَا سَيِّدِي اقْضِ حَاجَتِي. إِلَيْكَ أُمُورِي يَا إِلَهِي تَسَلَّمَتْ.
Eyâ hâligıy yâ seyyidî ıgdı hâcetî
İleyke ümûrî yâ ilâhî tesellemet
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ إِلَيْكَ بِأَحْمَدَ. وَأَسْمَائِكَ الْحُسْنَى الَّتِي هِيَ جُمِّعَتْ.
Tevesseltü yâ rabbî ileyke bi ahmedâ
Ve esmâikel husnelletî hiye cummiat
فَجُدْ وَاعْفُ وَاصْفَحْ يَا إِلَهِي بِتَوْبَةٍ. عَلَى عَبْدِكَ الْمِسْكِينِ مِنْ نَظْرَةٍ عَبَتْ.
Fe cud va'fü vasfah yâ ilâhî bi tevbetin
Alâ abdikel miskîni min nazratin abet
وَوَفِّقْنِي لِلْخَيْرِ وَالصِّدْقِ وَالتُّقَى. وَاَسْكِنِّنِي الْفِرْدَوْسَ مَعَ فِرْقَةٍ عَلَتْ.
Ve veffıgnî lil hayri ves sıdgı vettugâ
Ve eskinennil firdevse mea firgatin alet
وَكُنْ بِي رَؤُفاً فِي حَيَاتِي وَبَعْدَمَا. أَمُوتُ وَأَلْقَى ظُلْمَةُ الْقَبْرِ انْجَلَتْ.
Ve kun bî raûfen fî hayâti ve ba'de mâ
Emûtü ve elgâ zulmetel gabrin celet
وَفِي الْحَشْرِ بَيِّضْ يَا إِلَهِي صَحِيفَتِي. وَثَقِّلْ مَوَازِينِي بِلُطْفِكَ إِنْ أَهَفَتْ.
Ve fil haşri beyyıd yâ ilâhî sahîfetî
Ve seggıl mevâzînî bi lutfike in ehefet
وَجَوِّزْنِي حَدَا الصِّرَاطَ مُهَرْوِلاً. وَاحْمِينِي مِنْ حَرِّ نَارٍ وَمَا حَوَتْ.
Ve cevviznî haddes sırâtı mûhervilen
Vahminî min harri nârin ve mâ havet
وَسَامِحْنِي مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ جَنَيْتُهُ. وَاغْفِرْ خَطِيئَاتِ الْعِظَامَ وَإِنْ عَلَتْ.
Ve sâmıhnî min külli zenbin ceneytühû
Vağfir hatıy'atil ızâme ve in alet
فَيَا حَامِلَ اِسْمِ الَّذِي جَلَّ قَدْرَهُ. تَوَقِّي بِهِ كُلِّ أُمُورِي تَسَلَّمَتْ.
Fe yâ hâmilel ismillezî celle gadruhû
Teveggâ bihî küllel umûri tesellemet
فَقَاتِلْ وَلاَ تَخْشَ وَحَارِبْ وَلاَ تَخَفْ. وَدُسْ كُلَّ اَرْضٍ بِالْوُحُوشِ تَعَمَّرَتْ.
Fe gâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf
Ve dus kulle erdın bil vuhûşi teammerat
وَاَقْبِلْ وَلاَ تَهْرَبْ وَخَاصِمْ مَنْ تَشَا. وَلاَ تَخْشَ بَأْسَاً لِلْمُلُوكِ وَلَوْ حَوَتْ.
Ve agbil ve la tehrab ve hasim min teşa
Ve lâ tahşa bieselen lilmuluki ve lev havet
فَلاَ حَيَّةٌ تَخْشَى وَلاَ عَقْرَبٌ تَرَى. وَلاَ أَسَدٌ يَأْتِي إِلَيْكَ بِهَمْهَمَتْ.
Felâ hayyete tahşe vela agrabun tera
Ve lâ esedun yeti ileyke bihemhemat
فَلاَ تَخْشَ مِنْ سَيْفٍ وَلاَ طَعْنَ خَنْجَرٍ. وَلاَ تَخْشَ مِنْ رُمْحٍ وَلاَ شَرٌّ أَسْهَمَتْ.
Fela tahşa min seyfi vela tani hancerin
Ve la tahşa min rumhin ve la şerrun eshemet
جَزَا مَنْ قَرَى هَذَا شَفَاعَةُ أَحْمَدَ. وَيُحْشَرُ فِي الْجَنَّاتِ مَعَ حُورٍ حُفِّفَتْ.
Cezâ men garae hâzâ şefâatü ahmedâ
Ve yuhşeru fil cennâti mea hûrin huffifet
وَاعْلَمْ بِأَنَّ الْمُصْطَفَى خَيْرُ مُرْسَلٍ. وَأَفْضَلُ خَلْقِ اللهِ مَنْ قَدْ تَفَرَّقَتْ.
Va'lem bi ennel Mustafâ hayru mürselîn
Ve efdalü halgıllâhi men kad teferrakat
وَصَدِّرْ بِهِ مِنْ جَاهِهِ كُلَّ حَاجَةٍ. وَسَلْهُ لِكَيْ تَنْجُوَ مِنَ الْجَورِ وَالطَّغَتْ.
Ve saddir bihî min câhihî külle hâcetin
Ve selhü li key tencüve minel cevri vettağat
وَصَلِّ إِلَهِي كُلَّ يَوْمٍ وَسَاعَةٍ. عَلَى الْمُصْطَفَى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْ.
Ve salli ilâhi külle yevmin ve sâatin
Alel mustafel muhtâri mâ nesmetün semet
وَصَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ وَالآلِ كُلِّهِمْ. كَعَدِّ نَبَاتِ الأَرْضِ وَالرّيحِ مَا سَرَتْ.
Ve salli alel muhtâri vel âli küllihim
Ke addi nebâtil erdı ver riyhı mâ serat
وَصَلِّ صَلاَةً تَمْلأُ الأَرْضَ وَالسَّمَا. كَوَبْلِ غَمَامٍ مَعْ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْ.
Ve salli salâten temleül erda ves semâe
Kevebli ğamâmin ma' ruûdin tecelcelet
فَيَكْفِيْكَ أَنَّ اللهَ صَلَّى بِنَفْسِهِ. وَأَمْلاَكُهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَسَلَّمَتْ.
Fe yekfîke ennellâhe sallâ bi nefsihî
Ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet
وَسَلِّمْ عَلَيْهِ دَائِماً مُتَوَسِّلاً. مَدَى الدَّهْرِ وَاْلأَيَّامِ مَا شَمْسٌ أَشْرَقَتْ.
Ve sellim aleyhi dâimen mütevessilen
Meded dehri vel eyyâmi mâ şemsün eşrakat
وَسَلِّمْ عَلَى اْلأَطْهَارِ مِنْ آلِ هَاشِمٍ. عَدَدَ مَا حَجَّ الْحَجِيجُ وَسَلَّمَتْ.
Ve sellim alel athâri min âli hâşimin
Adede mâ haccel hacîcü ve sellemet
وَاَرْضَ يَا إِلَهِي عَنْ أَبِي بَكْرٍ مَعْ عُمَرَ. وَارْضَ عَلَى عُثْمَانَ مَعَ حَيْدَرِ الثَّبَتْ.
Verda yâ ilâhî an ebî bekrin mea umera
Verda alâ osmâne mea hayderis sebet
كَذَا اْلآلُ وَاْلأَصْحَابُ جَمْعاً جَمِيعَهُمْ. مَعَ اْلأَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَمَا حَوَتْ.
Kezal âlü vel ashâbü cem'an cemîuhüm
Meal evliyâi ves sâlihıyne ve mâ havet
مَقَالُ عَلِيٍّ وَابْنِ عَمِّ مُحَمَّدٍ. وَسِرُّ عُلُومٍ لِلْخَلاَئِقِ جُمِّعَتْ.
Megâlü aliyyin vebni ammi muhammedin
Ve sirru ulûmin lil halâigı cummiat

عزيمة الجلجلوتية الكبرى
Celcelutiye Kübra Azimeti

Bu dua ezberden bir defa okunur.

اللهم إني إني أسألك بما سألك به جبريل عند عرشك العظيم. أن تسخر لي ملائكتك الكرام خدام هذه الأسماء الحيّ القيوم. اللهم سخرلي كسفيائيل ودرديائيل وشمخيائيل وطوطيائيل وروقيائيل وسمسمائيل وحرفيائيل وحسفيائيل أجيبوا أيتها الملوك والرؤساء و مرادي على قضاء حوائجي بحق ما تعلمون من عظيم سر الله وبحق هذا الاسم العظيم الأعظم الله ... الله ... الله ... بعلمك وقدرتك على الخلائق وبإسمك العظيم الكبير المتعال الله ... الله ... الله ... ، الأسم الذي فضلته على سائر الأسماء ، اللهم إني اسألك أن تسخر لي هذه الأرواح وأن يأتوني في نومي أو يقظتي إنك على كل شيء قدير. يا الله يا الله يا الله.

Bismillâhirrahmânirrahîm. Allâhümme innî innî eselüke bimâ se'eleke bihi cibrîlü ınde arşikel azîmi en tüsahhırlî melâiketikel kirâmü huddâme hâzihil esmâi hayyul kayyum Allâhümme sehhirlî kesfeyâîl ve derdeyâîl ve şemhayâîl ve tavtayâîl ve rûkyâîl ve semsemâîl ve harfiyâil ve hasifiyâil ecîbû eyyetuhâl mulukur ver ruûsai ve murâdi ala kadâi havâici bi hakki mâ ta'lemûne min azîmi sirrillâhi ve bi hakki hazal ismi aziymil azamu Allah Allah Allah bi ılmike ve kudretike alel hâlâiki e bi ismikel azîmil kebîril müteâli Allâhü Allâhü Allâhül ismillezî faddaltehü alâ sâiril esmâi Allahümme inni es'elüke en tüsahhirlî hâzihil ervâhı ve en ye'tûnî fî nevmî ev yakazatî inneke alâ külli şeyin kadir. Yâ Allâhü Yâ Allâhü Yâ Allâhü

Bu hatemin vefkini hane veya işyeri için bakır veya gümüş levhaya uygun saat ve kuralları ile yazılırsa akla hayale gelmeyecek faziletleri vardır. Ancak kişi için en uygunu kolye veya yüzüktür.
Bu tılsımın birçok faziletleri vardır ancak biz bir kısmını yazmakla yetinelim.
Bu hatemi akik tAşına nakşedip gümüş yüzük ve kolye ile üzerinde taşıyan kişi ;

AllaH'tan hakkıyla korkan Allah cc. dostlarından olur. Kötülüklerden sakınır, Allah düşüncesini kendilerinde hakim tutarlar.
Her türlü kazadan beladan korunur.
Sağlıklı kalır ve çok mal sahibi olur, kısMeti açılır, malı eksilmez, bereketi ve rızkı artar.
Kalbi nurlanır.
Gizli işlere, sırlara erer.
Kalbi üzerindeki perdeler açılır.
Rüyasında istediği şeylerden haberdar olur.
Güzel ahlak sahibi olur. Günahlardan uzak olur.
RuhanilErle irtibat içinde olur.
Eşyanın sırrına vakıf olur.
Kötü ahlak ve zalim şerrinden kurtulur.
Bazı tertibleri de beraberinde yaparsa ilgili hadimlerle görüşür.
İşleri yoluna girer.
Büyü sihir etki etmez
Nazar değmez
Şeytan ve Cinlerin tasalluTu oluşmaz

En iyisini Allah bilir.

kaynak:Osman Nuri Topbaş

Alıntı




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Muhammet68 20:47 17.06.20
Allah razi olsun. Gercekten cok degerli




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
joeblack5 18:31 21.06.20
MrBerkHD Nickli Üyeden Alıntı:


Celcelutiye vefki her zaman için İslam dünyasında son derece büyük ilgi görmüştür. Aslında bir dua olan ve içinde İsm-i Azam duasının da gizli olduğuna inanılan celcelutiye duası birçok farklı amaç için kullanılmaktadır. Çok eski zamanlardan günümüze kadar gelen bu çok güçlü ve tesirli dua özel olarak hazırlanan vefk işlemlerinde de kullanılmaktadır. Birçok farklı amaç için kullanılabilen bu vefk işleminin insanları manevi anlamda koruma altına aldığı, farklı konularda hedeflerine ulaştırdığı veya hayatları boyunca çok ciddi mertebelerine ulaştırdığı gibi bilgiler mevcuttur.
Celcelutiye vefki denediğinde ilk akla gelen vefk budur. Bu vefk istendiğinde de burada görüldüğü sıra ve düzene göre yazar verirler... Aslında bu vefkin yapılma usullerinden sadece birisidir. Havas ilmine yeterince dahil olmayanlar bunu bilmezler.

Bu vefki yazarken siyah misk ve kırmızı misk karıştırılmış safran mürekkebi önce vefk yazılır sonra daveti en sonda azimeti okunur.

Zengin olmak için cuma günü yazılır hacetler için pazar günü sabah yazılır. Ticaret için perşembe günü düşmanların dilini bağlamak için çarşamba günü, sevgi ve hürmet için pazartesi günü, hastalıklar için cumartesi günü sabah yazılır.silah tesirinden korunmak için salı günü yazılır. Cuma gecesi yazarsa felç titreme ve kâbustan korur. Bu vefk kişiyi sihirden ve büyüden korur. Borçlu ise borçtan kurtulur. Büyük sırlara erişir manevi güç kazanır

Elbette ki hadiste de buyurulduğu üzere itikadımız şu yöndedir: ameller niyetlere göredir.

Rabbim dualarınızı kabul buyursun. Herkese hayırlı Cumalar...

HADİSİN METNİ:

Ömer bin Hattâb radıyallâhu anh’dan rivayet olunduğuna göre, o, şöyle demiştir: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’i işittim şöyle buyurdu:

عَنْ عُمَرَ بْنِ الخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:

إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ، وَلِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ لدُنْيَا يُصِيبُهَا، أَوِ امْرَأَةٍ يَتَزَوَّجُهَا، فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ

[حديثٌ صحيحٌ]

“Ameller ancak niyetlere göredir ve herkese ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allâh’a ve Rasûlü’ne ise onun hicreti Allâh’a ve Rasûlü’nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık yahut nikâhlayacağı bir kadın için ise, onun hicreti de hicret ettiği şeyedir.” [SAHÎH HADÎS]

دعوة الجلجلوتية الكبرى
Celcelutiye Kübra Daveti

بَسْمِ الله الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ.
Bismillahirahmannirrahim
بَدَأْتُ بِبِسْمِ اللهِ رُوحِي بِهِ اهْتَدَتْ. إِلَى كَشْفِ أَسْرَارٍ بِبَاطِنَهِ انْطَوَتْ.
Bede'tü bi bismillahi rûhî bihihtedet
İlâ keşfi esrârin bi bâtınihintavet
وَصَلَّيْتُ بِالثَّانِي عَلَى خَيْرِ خَلْقِهِ. مُحَمَّدِ مَنْ زَاحَ الضَّلاَلَةَ وَالْغَلَتْ.
Ve salleytü bissânî alâ hayri halgıhî
Muhammedin men zâhad dalâlete velğalet
إِلَهِي لَقَدْ أَقْسَمْتُ بِاسْمِكَ دَاعِياً. بِآجٍ وَمَاهُوجٍ جَلَتْ فَتَجلْجَلَتْ.
İlâhi legad agsemtü bismike dâıyen
Bi âcin ve mâhûcin celet fetecelcelet
سَأَلْتُكَ بِالاِسْمِ الْمُعَظَّمِ قَدْرَهُ. وَيَسِّرْ أُمُورِي يا إِلَهِي بِصَلْمَهَتْ.
Seeltüke bi ismil muazzami gadruhû
Ve yessir ümûri yâ ilâhî bi salmehet
وَيَا حَيُّ يَا قَيُّومُ أَدْعُوكَ رَاجِياً. بِاجٍ أَيُوجٍ جَلْجَلِيُّوتٍ هَلْهَلَتْ.
Ve yâ hayyü yâ gayyûmü edûke râciyen
Bi âcin eyûcin celceliyûtin helhelet
بِصَمْصَامٍ طَمْطَامٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ. بِمِحْرَاثٍ مِهْرَاشٍ بِهِ النَّارُ أُخْمِدَتْ.
Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihın
Bi mıhrâsin mihrâşin bihin nâru uhmidet
بِآجٍ أَهُوجٍ يَا إِلَهِي مُهَوِّجٍ. وَيَا جَلْجَلُوتٍ بِالإِجَابَةِ هَلْهَلَتْ.
Bi âcin ehûcin yâ ilâhî mühevvicin
Ve yâ celcelûtin bil icâbeti helhelet
لِتُحْيِي حَيَاةَ الْقَلْبِ مِنْ دَنَسٍ بِهِ. بِقَيُّومٍ قَامَ السِّرُّ فِيهِ وَأَشْرَقَتْ.
Li tuhyî hayâtel galbi min denesin bihî
Bi gayyûmin gâmes sirru fîhi ve eşragat
عَلَيَّ ضيَآءٌ مِنْ بَوَارِقِ نُورِهِ. فَلاَحَ عَلَى وَجْهِي سَنَآءٌ وَأَبْرَقَتْ.
Aleyye dıyâün min bevârigı nûrihî
Felâha alâ vechî senâün ve ebragat
وَصُبَّ عَلَى قَلْبِي شَأَبِيبُ رَحْمَةٍ. بِحِكْمَةِ مَوْلاَنَا الْكَرِيمِ فَأَنْطَقَتْ.
Ve subbe alâ galbî şeâbîbû rahmetin
Bi hıkmeti mevlânel kerîm fe entakat
أَحَاطَتْ بِيَ الأَنْوَارُ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ. وَهَيْبَةُ مَوْلاَنَا الْعَظِيمِ بِنَا عَلَتْ.
Ehâtat biyel envâru min külli cânibin
Ve heybetü mevlânel azıymi binâ alet
فَسُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ يَا خَيْرَ خَالِقٍ. وَيَا خَيْرَ خَلاَّقٍ وَأَكْرَمَ مَنْ بَعَتْ.
Fe sübhânekellâhümme yâ hayra hâligin
Ve yâ hayra hallâgın ve ekrame men beat
فَبَلِّغْنِي قَصْدِي وَكُلَّ مَأَرِبِي. بِحَقِّ حُرُوفٍ بِالْهِجَاءِ تَجَمَّعَتْ.
Fe bellığnî gasdî ve külle meâribi
Bi haggı hurûfin bil hicâi tecemmeat
بِسِرِّ حُرُوفٍ أُوْدِعَتْ فِي عَزِيمَتِي. بِنُورِ سَنَآءِ الاِسْمِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ.
Bi sirri hurûfin ûdiat fî azıymetî
Bi nûri senâil ismi ver rûhi gad alet
أَفِضْ لِي مِنَ اْلأَنْوَارِ قَبْضَةَ مُشْرِقٍ. عَلَيَّ وَأَحْيِي مَيْتَ قَلْبِي بِطَيْطَغَتْ.
Efıd lî minel envâri gabdate müşrıgın
Aleyye ve ahyî meyte galbî bi taytağat
أَلاَ وَأَلْبِسَنِي هَيْبَةً وَجَلاَلَةً. وَكُفَّ يَدَا اْلأَعْدَاءِ عَنِّي بِعَلْمَهَتْ.
Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten
Ve küffe yedel a'dâi annî bi almehet
أَلاَ وَاحْجُبَنِّيِ مِنْ عَدُوٍّ وَحَاسِدٍ. بِحَقِّ شَمَاخٍ أَشْمَخٍ سَلَّمَتْ سَمَتْ.
Elâ ve ahcübennî min adüvvin ve hâsidin
Bi haggı şemâhın eşmehın sellemet semet
بِنُورِ جَلاَلٍ بَازِخٍ وَشَرَ نْطَخٍ. بِقُدُّوسٍ بَرْكُاتٍ بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ.
Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
Bi kuddûsin berkûtin bihiz zulmetüncelet
أَلاَ وَاَقْضِ يَا رَبَّاهُ بِالنُّورِ حَاجَتِي. بِنُورِ أَشْمَخٍ جَلْياً سَرِيعاً قَدِ انْقَضَتْ.
Elâ vakdı yâ rabbâhü bin nûri hâcetî
Bi nûri eşmehın celyâ serîan gadingadat
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ نَمْرُهٍ أَصَالِياً. وَيَا عَالِياً يَسِّرْ أُمُورِي بِصَيْصَلَتْ.
Biyâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen
Ve yâ âliyen yessir ümûrî bi saysalet
وَامْنِحْنِي يَا ذَا الْجَلاَلِ كَرَامَةً. بِأَسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكَ انْجَلَتْ.
Ve emnahnî yâ zel celâli kerâmeten
Bi esrâri ılmin yâ haliymü bikencelet
وَخَلِّصْنِي مِنْ كُلِّ هَوْلٍ وَشِدَّةٍ. بِنَصِّ حَكِيمٍ قَاطِعِ السِّرِّ اَسْبَلَتْ.
Ve hallısnî min külli hevlin ve şiddetin
Bi nassı hakıymin kâtııs sırri esbelet
Eyâ câbiral kalbil kesiyri minel habet
وَاحْرِسْنِي يَا ذَا الْجَلاَلِ بِكَافِ كُنْ. اَيَا جَابِرَ الْقَلْبِ الْكَسِيرِ مِنَ الْخَبَتْ.
Ve ahrisnî yâ zelcelâli bi kâfi kun
Eyâ câbiral galbil kesiyri minel habet
وَسَلِّمْ بِبَحْرٍ وَاَعْطِنِي خَيْرَ بَرِّهَا. فَأَنْتَ مَلاَذِي وَالْكُرُوبِ بِكَ انْجَلَتْ.
Ve sellim bi bahrin ve a'tınî hayra berrihâ
Fe ente melâzi vel kürûbi bikencelet
وَصُبَّ عَلَيَّ الرِّزْقَ صَبَّةَ رَحْمَةٍ. فَأَنْتَ رَجَاءُ الْعَالَمِينَ وَلَوْ طَغَتْ.
Ve subbe aleyyer rizga sabbete rahmetin
Fe ente racâül âlemiyne velev tağat
وَاصْمِمْ وَابْكِمْ ثُمَّ أَعْمِ عَدُوَّنَا. وَأَخْرِسْهُمُ يَا ذَا الْجَلاَلِ بِحَوْسَمَتْ.
Ve asmim ve ebkim sümme a'mi aduvvena
Ve ahrıshüm yâ zelcelâli bi havsemet
وَفِي حَوْسَمٍ مَعْ دَوْسَمٍ وَبَرَاسِمٍ. تَحَصَّنْتُ بِاْلاِسْمِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَلَتْ.
Ve fi havsemin mea devsemin ve berâsemin
Tehassantü bil ismil azıymi minelğalet
وَأَلِّفْ قُلُوبَ الْعَالَمِينَ جَمِيعَهَا. عَلَى رِسَالَةِ النُورِ وَأَعْطِهَا الْقَبُولَ بِشَلْمَهَتْ.
Ve a'tıf gulûbel âlemiyne cemiyaha
Aleyye risaletin nuri ve atıhal gabule bişelmehat
وَيَسِّرْ أُمُورِي يَآ إِلَهِي وَأَعْطِنِي. مِنَ الْعِزِّ وَالْعُلْيَا بِشَمْخٍ وَأَشْمَخَتْ.
Ve yessir umûri yâ ilâhî ve a'tıni
Minel ızzi vel ulyâ bi şemhın ve eşhamet
وَأَسْبِلْ عَلَيْنَا السَّتْرَ وَاشْفِ قُلُوبَنَا. وَأَنْتَ شِفَاءٌ لِلْقُلُوبِ مِنَ الْغَثَتْ.
Ve esbil aleynes setra veşfi gulûbenâ
Ve ente şifâün lil gulûbi minel ğaset
وَبَارِكْ لَنَا اللَّهُمَّ فِي جَمِيعِ كَسْبِنَا. وَحُلَّ عُقُودَ الْعُسْرِ بِيَايُوهٍ اِرْتَحَتْ.
Ve bâriklena allâhümme fi cem'ı kesbinâ
Ve hulle ukûdel usri biyâyûhin irtehat
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ. وَيَا مَنْ لَنَا اْلأَرْزَاقُ مِنْ جُودِهِ نَمَتْ.
Biyâhin ve yâyûhin ve yâ hayra bâzihın
Ve yâ men lenel erzâgu min cûdihî nemet
نَرُدُّ بِكَ اْلأَعْدَاءَ مِنْ كُلِّ وِجْهَةٍ. وَبِاْلاِسْمِ تَرْمِيهِمْ مِنَ الْبُعْدِ بِالشَّتَتْ.
Neruddu bikel a'dâe min külli vichetin
Ve bil ismi termîhim minel bu'di bişşetet
وَاَخْذِلْهُمْ يَا ذَا الْجَلاَلِ بِفَضْلِ مَنْ. إِلَيْهِ سَعَتْ ضَبُّ الْفَلاَةِ وَقَدْ شَكَتْ.
Ve ahzilhum yâ zelcelâli bi fadli men
İleyhi seat dabbül felâti ve gad şeket
فَأَنْتَ رَجَائِي يَا إِلَهِي وَسَيِّدِي. فَقُلَّ لَمِيمَ الْجَيْشِ إِنْ رَامَ بِي عَبَتْ.
Fe ente racâi yâ ilahî ve seyyidî
Fegulle lemîmel ceyşi in râme bî abet
وَكُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ. وَعَنِّي بِإِقْسَامِكَ حَتْماً وَمَا حَوَتْ.
Ve küffe cemiyâl mudırrîne keydehüm
Ve annî bi agsâmike hatmen ve mâ havet
فَيَا خَيْرَ مَسْؤُلٍ وَأَكْرَمَ مَنْ عَطَى. وَيَا خَيْرَ مَأْمُولٍ إِلَى اُمَّةٍ خَلَتْ.
Fe yâ hayra mes'ûlin ve ekrame men a'ta
Ve yâ hayra me'mûlin ilâ ümmetin halet
أَقِدْ كَوْكَبِي بِالاِسْمِ نُوراً وَبَهْجَةً. مَدَى الدَّهْرِ وَالأَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ.
Egıd kevkebî bil ismi nûran ve behceten
Meded dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet
بِآجٍ أَهُوجٍ جَلْمَهُوجٍ جَلاَلَةٍ. جَلِيلٍ جَلْجَلَيُّوتٍ جَمَاهٍ تَمَهْرَجَتْ.
Biâcin âhûcin celmehûcin celâletin
Celîlin celcelûtin cemâhin temehracet
بِتَعْدَادِ اَبْرُومٍ وَسِمْرَازِ أَبْرَمٍ. وَبَهْرَةِ تَبْرِيزٍ وَأُمٍّ تَبَرَّكَتْ.
Bi ta'dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin
Ve behrati tibrîzin ve ümmin teberreket
تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرّاً بَيَانَةً. تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرّاً تَنَوَّرَتْ.
Tugâdu sirâcun nûri sirran beyâneten
Tugâdü sirâcus surci sirran tenevverat
بِنُورِ جَلاَلٍ بَازِخٍ وَشَرَنْطَخٍ. بِقُدُّوسٍ بَرْكُوتٍ بِهِ النَّارُ أُخْمِدَتْ.
Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
Bi guddûsi berkûtin bihin nâru uhmidet
بِيَاهٍ وَيَا يُوهٍ نُمُوهٍ أَصَالِيَاً. بِطَمْطَامٍ مِهْرَاشٍ لِنَارِ الْعِدَا سَمَتْ.
Biyâhin ve yâyûhin nümûhin esâliyen
Bi tamtâmin mihrâşin li nâril ıdâ semet
بِهَالٍ اَهِيلٍ شَلْعٍ شَلْعُوبٍ شَالِعٍ. طَهِيٍّ طَهُوبٍ طَيْطَهُوبٍ طَيَّطَهَتْ.
Bi hâlin ehîlin şel'ın şel'ûbin şâliın
Tahiyyin tahûbin taytahûbin tayyattahet
أَنُوخٍ بِيَمْلُوخٍ وَاَبْرُوخٍ أُقْسِمَتْ. بِتَمْلِيخِ آياَتٍ شَمُوخٍ تَشَمَّخَتْ.
Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın ugsimet
Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat
أَبَاذِيخَ بَيْذُوخٍ وَذَيْمُوخٍ بَعْدَهَا. خَمَارُوخٍ يَشْرُوخٍ تَشَمَّخَتْ.
Ebaziyha beyzuhin ve zeymuhin badeha
hamaruhin yeşruhin teşemmehat
بِبَلْخٍ وَسِمْيَانٍ وَبَازُوخٍ بَعْدَهَا. بِذَيْمُوخٍ أَشْمُوخٍ بِهِ الْكَوْنُ عُمِّرَتْ.
Bi belhın ve simyânin ve bâzûhın ba'dehâ
Bi zeymûhın eşmûhın bihil kevnü ummirat
بِشَلْمَخَتٍ اقْبَلْ دُعَائِي وَكُنْ مَعِي. وَكُنْ لِي مِنَ الأَعْدَاءِ حَسْبِيَ فَقَدْ بَغَتْ.
Bi şelmehatin agbil duâi ve kun meıy
Ve kun lî minel a'dâi hasbî fe gad beğat
فَيَا شَمْخَثَا يَا شَمْخَثَا أَنْتَ شَمْلَخَا. وَيَا عَيْطَلاَ هَطْلُ الرِّيَاحِ تَخَلْخَلَتْ.
Fe yâ şemhasâ yâ şemhasâ ente şemlehâ
Ve yâ aytalâ hatlür riyâhı tehalhalet
بِكَ الْحَوْلُ وَالصَّوْلُ وَالشَّدِيدُ لِمَنْ أَتَى. لِبَابِ جَنَابِكَ وَالْتَجَى ظُلْمَةُ انْجَلَتْ.
Bikel havlü ves savlüs şedîdü li men etâ
Libâbi cenâbike veltecâ zulmetüncelet
بِطۤـهۤ وَيۤـسۤ وَطۤـۤس كُنْ لَنَا. بِطۤسۤـمۤ لِلسَّعَادَةِ أَقْبَلَتْ.
Bi tâha ve yâsîn ve tâsîn kun lenâ
Bi tâsim lis seâdetı egbelet
وَكَافٍ وَهَا يَاءٍ وَعَيْنٍ وَصَادِهَا. وَكِفَايَتُنَا مِنْ كُلِّ عَيْنٍ بِنَا حَوَتْ.
Ve kâfin ve hâyâin ve aynin ve sâdihâ
Kifâyetünâ min külli aynin binâ havet
بِحَامِيمَ عَيْنٍ ثُمَّ سِينٍ وَقَافِهَا. حِمَايَتُنَا مِنْ كُلِّ سُوءٍ بِشَلْمَهَتْ.
Bi hâmîme aynin summe sînin ve gâfihâ
Himâyetünâ min kulli suin bişelmehat
بِقَافٍ وَنُونٍ ثُمَّ حَامِيمٍ بَعْدَهَا. وَفِي سُورَةِ الدُّخَانِ سِرّاً قَدْ أُحْكِمَتْ.
Bi gâfin ve nûnin summe hâmîmin ba'dehâ
Ve fî sûretid dühâni sirran gad uhkimet
بِأَلِفٍ وَلاَمٍ وَالنِّسَا وَعُقُودِهَا. وَفِي سُورَةِ الأَنْعَامِ وَالنُّورِ نُوِّرَتْ.
Bi elifin ve lâmin ven nisâ ve ugûdihâ
Ve fî sûretil en'âmi ven nûri nüvvirat
وَأَلِفٍ وَلاَمٍ ثُمَّ رَاءٍ بِسِرِّهَا. عَلَوْتُ بِنُورِ اْلاِسْمِ مِنْ كُلِّ مَا جَنَتْ.
Ve elifin ve lâmin sümme râin bi sirrihâ
Alevtü bi nûril ismi min külli mâ cenet
وَأَلِفٍ وَلاَمٍ ثُمَّ مِيمٍ وَرَائِهَا. إِلَى مَجْمَعِ الأَرْوَاحِ وَالرُّوحَ قَدْ عَلَتْ.
Ve elifin ve lâmin sümme mîmin ve râihâ
İlâ mecmaıl ervâhı ver rûhı gad alet
بِسِرِّ حَوَا مِيمِ الْكِتَابِ جَمِيْعِهَا. عَلَيْكَ بِفَضْلِ النُّورِ يَا نُورُ أُقْسِمَتْ.
Bi sirri havâmîmil kitâbi cemîıhâ
Aleyke bi fadlin nûri yâ nûru ugsimet
بِعَمَّ عَبَسَ وَالنَّازِعَاتِ وَطَارِقٍ. وَفِي وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ وَزُلْزِلَتْ.
Bi amme abese ven nâziâti ve târigın
Ve fî vessemâi zâtil burûci ve zulzilet
بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَسَائِلٍ. وَفِي سُورَةِ التَّهْمِيزِ وَالشَّمْسِ كُوِّرَتْ.
Bi haggı tebâreke summe nûnin ve sâilin
Ve fî sûretit tehmîzi veş şemsi kuvvirat
وَبِالذَّارِيَاتِ الذَّرِّ وَالنَّجْمِ إِذْ هَوَى. وَبِاقْتَرَبَتْ لِيَ اْلأُمُورُ تَقَرَّبَتْ.
Ve bizzâriyâtiz zerri ven necmi iz hevâ
Ve bıgterabet liyel umûru tegarrabet
وَفِي سُورَةِ الْقُرْآنِ حِزْباً وَآيَةً. عَدَدَ مَا قَرَأَ الْقَاري وَمَا قَدْ تَنَزَّلَتْ.
Ve fî suveril gur'âni hızben ve âyeten
Adede mâ garael gârî ve mâ gad tenezzelet
فَأَسْأَلُكَ يَا مَوْلاَيَ فِي فَضْلِكَ الَّذِي. عَلَى كُلِّ مَا أَنْزَلْتَ كُتْباً تَفَضَّلَتْ.
Fe es'elüke yâ mevlâye fî fadlikellezî
Alâ kulli mâ enzelte kutben tefaddalet
بَآهِيّاً شَرَاهِيّاً أَذُونَايِ صَبْوَةٍ. اَصْبَاوُثٍ اَلِ شَدَّايَ أَقْسَمْتُ بِطَيْطَغَتْ.
Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin
Asbâvusin âli şeddâye agsemtu bi taytağat
بِسِرِّ بَدُوحٍ أَجْهَزَطٍ بِطَدٍ زَهِجٍ. بِوَاحِ الْوَحَابِ الْفَتْحِ وَالنَّصْرِ أَسْرَعَتْ.
Bi sirri büdûhın echezetın bitadin zehecin
Bivâhıl vehâbil fethi ven nasri esreat
بِنُورِ فَجَشٍ مَعَ ثَطْخَزٍ يَا سَيِّدِي. وَبِاْلآيَةِ الْكُبْرَى أَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ.
Bi nûri feceşin mea sathazin yâ seyyidî
Ve bil âyetil kübrâ eminnî minel fecet
بِحَقِّ فَقَجٍ مَعَ مَخْمَتٍ يَا إِلَهَنَا. بِأَسْمَائِكَ الْحُسْنَى أَجِرْنِي مِنَ الشَّتَتْ.
Bi haggı fegacin mea mahmetin yâ ilâhena
Bi esmâikel husnâ ecirnî mineş şetet
حُرُوفٌ لِبَهْرَامٍ عَلَتْ وَتَشَامَخَتْ. وَاَشَمُ عَصَا مُوسَى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ.
Hurûfün li behrâmin alet ve teşâmehat
Ve ismü asâ mûsâ bihiz zulmetün celet
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ إِلَيْكَ بِسِرِّهَا. تَوَسُّلَ ذِي ذُلٍّ بِهِ النَّاسُ اهْتَدَتْ.
Tevesseltü yâ rabbi ileyke bi sirrihâ
Tevessüle zî züllin bihin nasuhtedet
حُرُوفٌ بِمَعْنَاهَا لَهَا الْفَضْلُ شُرِّفَتْ. مَدَى الدَّهْرِ وَالأَيَّامِ يَا رَبِّ انْحَنَتْ.
Hurûfün bi ma'nâhâ lehal fadlü şürrifet
Meden dehri vel eyyâmi yâ rabbinhanet
دَعَوْتُكَ يَا اللهُ حَقّاً وَإِنَّنِي. تَوَسَّلْتُ بِالآيَاتِ جَمْعاً بِمَا حَوَتْ.
Deavtüke yâ allâhü haggan ve innenî
Tevesseltü bil âyâti cem'an bi mâ havet
فَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاجْمَعْ خَوَاصَّهَا. وَحَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَ الْخَيْرُ تُمِّمَتْ.
Fetilke hurûfün nûri fecma' havâssahâ
Ve haggıg meânîhâ bihil hayru tummimet
فَأُحْضِرْنِي عَوْناً خَدِيماً مُسَخَّراً. طَهَيْمَفَيَائِيلُ بِهِ الْكُرْبَةُ انْجَلَتْ.
Vahdurnî avnen hadîmen musehharan
Tuheymefyâîlü bihil kürbetüncelet
فَسَخِّرْ لِي فِيهَا خَدِيماً يُطِيعُنِي. بِفَضْلِ حُرُوفِ أُمِّ الْكِتَابِ وَمَا تَلَتْ.
Fe sehhır lî fîhâ hadîmen yütıy'uni
Bi fadli hurufi ümmil kitâbi ve mâ telet
وَأَسْأَلُكَ يَا مَوْلاَيَ فِي اسْمِكَ الَّذِي. بِهِ إِذَا دُعِيَ جَمْعُ الأُمُورِ تَكَسَّرَتْ.
Ve es'elüke yâ mevlâye fismikellezî
Bihî izâ düıye cem'ul ümûri teyesserat
إِلَهِي فَارْحَمْ ضَعْفِي وَاغْفِرْ لِي زَلَّتِي. بِمَا قَدْ دَعَتْكَ الأَنْبِيَاءُ وَتَوَسَّلَتْ.
İlâhi ferham da'fi vağfirlî zelleti
Bi mâ gad deatkel enbiyâü ve tevesselet
أَيَا خَالِقِي يَا سَيِّدِي اقْضِ حَاجَتِي. إِلَيْكَ أُمُورِي يَا إِلَهِي تَسَلَّمَتْ.
Eyâ hâligıy yâ seyyidî ıgdı hâcetî
İleyke ümûrî yâ ilâhî tesellemet
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ إِلَيْكَ بِأَحْمَدَ. وَأَسْمَائِكَ الْحُسْنَى الَّتِي هِيَ جُمِّعَتْ.
Tevesseltü yâ rabbî ileyke bi ahmedâ
Ve esmâikel husnelletî hiye cummiat
فَجُدْ وَاعْفُ وَاصْفَحْ يَا إِلَهِي بِتَوْبَةٍ. عَلَى عَبْدِكَ الْمِسْكِينِ مِنْ نَظْرَةٍ عَبَتْ.
Fe cud va'fü vasfah yâ ilâhî bi tevbetin
Alâ abdikel miskîni min nazratin abet
وَوَفِّقْنِي لِلْخَيْرِ وَالصِّدْقِ وَالتُّقَى. وَاَسْكِنِّنِي الْفِرْدَوْسَ مَعَ فِرْقَةٍ عَلَتْ.
Ve veffıgnî lil hayri ves sıdgı vettugâ
Ve eskinennil firdevse mea firgatin alet
وَكُنْ بِي رَؤُفاً فِي حَيَاتِي وَبَعْدَمَا. أَمُوتُ وَأَلْقَى ظُلْمَةُ الْقَبْرِ انْجَلَتْ.
Ve kun bî raûfen fî hayâti ve ba'de mâ
Emûtü ve elgâ zulmetel gabrin celet
وَفِي الْحَشْرِ بَيِّضْ يَا إِلَهِي صَحِيفَتِي. وَثَقِّلْ مَوَازِينِي بِلُطْفِكَ إِنْ أَهَفَتْ.
Ve fil haşri beyyıd yâ ilâhî sahîfetî
Ve seggıl mevâzînî bi lutfike in ehefet
وَجَوِّزْنِي حَدَا الصِّرَاطَ مُهَرْوِلاً. وَاحْمِينِي مِنْ حَرِّ نَارٍ وَمَا حَوَتْ.
Ve cevviznî haddes sırâtı mûhervilen
Vahminî min harri nârin ve mâ havet
وَسَامِحْنِي مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ جَنَيْتُهُ. وَاغْفِرْ خَطِيئَاتِ الْعِظَامَ وَإِنْ عَلَتْ.
Ve sâmıhnî min külli zenbin ceneytühû
Vağfir hatıy'atil ızâme ve in alet
فَيَا حَامِلَ اِسْمِ الَّذِي جَلَّ قَدْرَهُ. تَوَقِّي بِهِ كُلِّ أُمُورِي تَسَلَّمَتْ.
Fe yâ hâmilel ismillezî celle gadruhû
Teveggâ bihî küllel umûri tesellemet
فَقَاتِلْ وَلاَ تَخْشَ وَحَارِبْ وَلاَ تَخَفْ. وَدُسْ كُلَّ اَرْضٍ بِالْوُحُوشِ تَعَمَّرَتْ.
Fe gâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf
Ve dus kulle erdın bil vuhûşi teammerat
وَاَقْبِلْ وَلاَ تَهْرَبْ وَخَاصِمْ مَنْ تَشَا. وَلاَ تَخْشَ بَأْسَاً لِلْمُلُوكِ وَلَوْ حَوَتْ.
Ve agbil ve la tehrab ve hasim min teşa
Ve lâ tahşa bieselen lilmuluki ve lev havet
فَلاَ حَيَّةٌ تَخْشَى وَلاَ عَقْرَبٌ تَرَى. وَلاَ أَسَدٌ يَأْتِي إِلَيْكَ بِهَمْهَمَتْ.
Felâ hayyete tahşe vela agrabun tera
Ve lâ esedun yeti ileyke bihemhemat
فَلاَ تَخْشَ مِنْ سَيْفٍ وَلاَ طَعْنَ خَنْجَرٍ. وَلاَ تَخْشَ مِنْ رُمْحٍ وَلاَ شَرٌّ أَسْهَمَتْ.
Fela tahşa min seyfi vela tani hancerin
Ve la tahşa min rumhin ve la şerrun eshemet
جَزَا مَنْ قَرَى هَذَا شَفَاعَةُ أَحْمَدَ. وَيُحْشَرُ فِي الْجَنَّاتِ مَعَ حُورٍ حُفِّفَتْ.
Cezâ men garae hâzâ şefâatü ahmedâ
Ve yuhşeru fil cennâti mea hûrin huffifet
وَاعْلَمْ بِأَنَّ الْمُصْطَفَى خَيْرُ مُرْسَلٍ. وَأَفْضَلُ خَلْقِ اللهِ مَنْ قَدْ تَفَرَّقَتْ.
Va'lem bi ennel Mustafâ hayru mürselîn
Ve efdalü halgıllâhi men kad teferrakat
وَصَدِّرْ بِهِ مِنْ جَاهِهِ كُلَّ حَاجَةٍ. وَسَلْهُ لِكَيْ تَنْجُوَ مِنَ الْجَورِ وَالطَّغَتْ.
Ve saddir bihî min câhihî külle hâcetin
Ve selhü li key tencüve minel cevri vettağat
وَصَلِّ إِلَهِي كُلَّ يَوْمٍ وَسَاعَةٍ. عَلَى الْمُصْطَفَى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْ.
Ve salli ilâhi külle yevmin ve sâatin
Alel mustafel muhtâri mâ nesmetün semet
وَصَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ وَالآلِ كُلِّهِمْ. كَعَدِّ نَبَاتِ الأَرْضِ وَالرّيحِ مَا سَرَتْ.
Ve salli alel muhtâri vel âli küllihim
Ke addi nebâtil erdı ver riyhı mâ serat
وَصَلِّ صَلاَةً تَمْلأُ الأَرْضَ وَالسَّمَا. كَوَبْلِ غَمَامٍ مَعْ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْ.
Ve salli salâten temleül erda ves semâe
Kevebli ğamâmin ma' ruûdin tecelcelet
فَيَكْفِيْكَ أَنَّ اللهَ صَلَّى بِنَفْسِهِ. وَأَمْلاَكُهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَسَلَّمَتْ.
Fe yekfîke ennellâhe sallâ bi nefsihî
Ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet
وَسَلِّمْ عَلَيْهِ دَائِماً مُتَوَسِّلاً. مَدَى الدَّهْرِ وَاْلأَيَّامِ مَا شَمْسٌ أَشْرَقَتْ.
Ve sellim aleyhi dâimen mütevessilen
Meded dehri vel eyyâmi mâ şemsün eşrakat
وَسَلِّمْ عَلَى اْلأَطْهَارِ مِنْ آلِ هَاشِمٍ. عَدَدَ مَا حَجَّ الْحَجِيجُ وَسَلَّمَتْ.
Ve sellim alel athâri min âli hâşimin
Adede mâ haccel hacîcü ve sellemet
وَاَرْضَ يَا إِلَهِي عَنْ أَبِي بَكْرٍ مَعْ عُمَرَ. وَارْضَ عَلَى عُثْمَانَ مَعَ حَيْدَرِ الثَّبَتْ.
Verda yâ ilâhî an ebî bekrin mea umera
Verda alâ osmâne mea hayderis sebet
كَذَا اْلآلُ وَاْلأَصْحَابُ جَمْعاً جَمِيعَهُمْ. مَعَ اْلأَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَمَا حَوَتْ.
Kezal âlü vel ashâbü cem'an cemîuhüm
Meal evliyâi ves sâlihıyne ve mâ havet
مَقَالُ عَلِيٍّ وَابْنِ عَمِّ مُحَمَّدٍ. وَسِرُّ عُلُومٍ لِلْخَلاَئِقِ جُمِّعَتْ.
Megâlü aliyyin vebni ammi muhammedin
Ve sirru ulûmin lil halâigı cummiat

عزيمة الجلجلوتية الكبرى
Celcelutiye Kübra Azimeti

Bu dua ezberden bir defa okunur.

اللهم إني إني أسألك بما سألك به جبريل عند عرشك العظيم. أن تسخر لي ملائكتك الكرام خدام هذه الأسماء الحيّ القيوم. اللهم سخرلي كسفيائيل ودرديائيل وشمخيائيل وطوطيائيل وروقيائيل وسمسمائيل وحرفيائيل وحسفيائيل أجيبوا أيتها الملوك والرؤساء و مرادي على قضاء حوائجي بحق ما تعلمون من عظيم سر الله وبحق هذا الاسم العظيم الأعظم الله ... الله ... الله ... بعلمك وقدرتك على الخلائق وبإسمك العظيم الكبير المتعال الله ... الله ... الله ... ، الأسم الذي فضلته على سائر الأسماء ، اللهم إني اسألك أن تسخر لي هذه الأرواح وأن يأتوني في نومي أو يقظتي إنك على كل شيء قدير. يا الله يا الله يا الله.

Bismillâhirrahmânirrahîm. Allâhümme innî innî eselüke bimâ se'eleke bihi cibrîlü ınde arşikel azîmi en tüsahhırlî melâiketikel kirâmü huddâme hâzihil esmâi hayyul kayyum Allâhümme sehhirlî kesfeyâîl ve derdeyâîl ve şemhayâîl ve tavtayâîl ve rûkyâîl ve semsemâîl ve harfiyâil ve hasifiyâil ecîbû eyyetuhâl mulukur ver ruûsai ve murâdi ala kadâi havâici bi hakki mâ ta'lemûne min azîmi sirrillâhi ve bi hakki hazal ismi aziymil azamu Allah Allah Allah bi ılmike ve kudretike alel hâlâiki e bi ismikel azîmil kebîril müteâli Allâhü Allâhü Allâhül ismillezî faddaltehü alâ sâiril esmâi Allahümme inni es'elüke en tüsahhirlî hâzihil ervâhı ve en ye'tûnî fî nevmî ev yakazatî inneke alâ külli şeyin kadir. Yâ Allâhü Yâ Allâhü Yâ Allâhü

Bu hatemin vefkini hane veya işyeri için bakır veya gümüş levhaya uygun saat ve kuralları ile yazılırsa akla hayale gelmeyecek faziletleri vardır. Ancak kişi için en uygunu kolye veya yüzüktür.
Bu tılsımın birçok faziletleri vardır ancak biz bir kısmını yazmakla yetinelim.
Bu hatemi akik tAşına nakşedip gümüş yüzük ve kolye ile üzerinde taşıyan kişi ;

AllaH'tan hakkıyla korkan Allah cc. dostlarından olur. Kötülüklerden sakınır, Allah düşüncesini kendilerinde hakim tutarlar.
Her türlü kazadan beladan korunur.
Sağlıklı kalır ve çok mal sahibi olur, kısMeti açılır, malı eksilmez, bereketi ve rızkı artar.
Kalbi nurlanır.
Gizli işlere, sırlara erer.
Kalbi üzerindeki perdeler açılır.
Rüyasında istediği şeylerden haberdar olur.
Güzel ahlak sahibi olur. Günahlardan uzak olur.
RuhanilErle irtibat içinde olur.
Eşyanın sırrına vakıf olur.
Kötü ahlak ve zalim şerrinden kurtulur.
Bazı tertibleri de beraberinde yaparsa ilgili hadimlerle görüşür.
İşleri yoluna girer.
Büyü sihir etki etmez
Nazar değmez
Şeytan ve Cinlerin tasalluTu oluşmaz

En iyisini Allah bilir.

kaynak:Osman Nuri Topbaş

Alıntı
Bu vefkteki yıldız ters çizilmiş, bu şekilde şeytani uygulamalarda kullanılır diye okumuştum bir yerde. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Celcelutiye 01:58 22.06.20
joeblack5 Nickli Üyeden Alıntı:
Bu vefkteki yıldız ters çizilmiş, bu şekilde şeytani uygulamalarda kullanılır diye okumuştum bir yerde. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Allah yazanın samimiyetine bakar,yıldızın köşesi nereye denk geliyor diye bizler bakarız anca Bu vefke bu şekilde şeytan oturmaz yani görevlendiremezsin..




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
joeblack5 04:31 22.06.20
Celcelutiye Nickli Üyeden Alıntı:
Allah yazanın samimiyetine bakar,yıldızın köşesi nereye denk geliyor diye bizler bakarız anca Bu vefke bu şekilde şeytan oturmaz yani görevlendiremezsin..
Öyleyse iş dönüp dolaşıp yine niyete geliyor. Cevap için teşekkür ederim




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Celcelutiye 14:30 22.06.20
joeblack5 Nickli Üyeden Alıntı:
Öyleyse iş dönüp dolaşıp yine niyete geliyor. Cevap için teşekkür ederim
Niyet ayrı samimiyet(ihlas) ayrı..

Namaza da niyet ediyoz ama her namaz aynı olmuyor..




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
joeblack5 16:18 24.06.20
Celcelutiye Nickli Üyeden Alıntı:
Niyet ayrı samimiyet(ihlas) ayrı..

Namaza da niyet ediyoz ama her namaz aynı olmuyor..
Çok açıklayıcı oldu, payıma düşeni aldım. Teşekkür ederim




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
KaraHilal 14:58 11.08.20
Saolasin hemen cikartip duvara asacam peki bi sorum olacak het bi misranin kendine ayri havvasi varmi




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
CennetOrdusu 16:01 11.08.20
Bu celcelutiye vefki değil ama yine de güzel bir uygulamadır. Her niyet için yazılabilir.
Lakin yazacak kişi mutlaka misk amber karışımı safrandan yapılan mürekkep kullansın. Birde yazarken said saatlere denk getirmeye uğraşsın. Nakıs saatlerde yazarsa, tersin etki edebilir.




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
ayisil 18:09 14.08.20
Paylaşım için teşekkürler ama bu kaynak yanlış yazılmış. Osman Nuri Topbaş hocaefendinin havasla ilgisi yok böyle bir kitabıda yok. Yanlışsam düzeltmenizi rica ederim ama eğer sizin yanlışınız var ise siz düzeltin lütfen.
Selametle




Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
1 2 3