Cin & Şeytan & Melek & Ruh

Cinlerin Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e gelmesi: - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Cin & Şeytan & Melek & Ruh>Cinlerin Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e gelmesi:
Havasokulu 17:22 22.07.17
Cin taifesi Rasûlullah'a üç kere gelmiştir.

1- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in Peygamberliğinin başlangıcında cinler ve şeytanlar göğe çıkmaktan men olunduklarında sebebi nedir? diye şeytanın öğretmesiyle hepsi bütün dünyayı gezip, ararken Nusaybin cinlerinden yedi veya dokuz cin (ki birisi cinlerin beyi Zevbe'a idi.) Mekke etrafında Nahle vâdisinde, Rasûlullah'ı ashâbıyla sabah namazında görüp, Kur'ân-ı Kerim dinlediler. Göğe çıkmaktan men olunmamıza sebep; ancak bu Peygamberin zuhurudur deyip, vilâyetlerine vardıklarında diğer cinleri uzun nasihatlarla imana davet ettiler. Allahu Teâlâ bu hâli Rasûl'üne, (Cin Sûresi) evvelinde tamamen bildirdi. - [Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 2, Hadîs No: 431; Kütüb-i Sitte, Cild 4, Hadîs No: 846; Sünen-i Tirmizi, Cild 5, Hadîs No: 3542.]

2- Rasûlullah, nübüvvetin onuncu senesinde Taif'ten Mekke'ye gelirken, yine Nahle vâdisinde, teheccüd namazını kıldı. Cin sûresini sesli olarak okurken, yine yedi cin uğrayıp, Kur'ân-ı Kerim dinleyip, vilâyetlerine gidip diğer cinleri Rasûlullah'a uymaya çağırdılar. (Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 10, Hadîs No: 1545.)

Allahu Teâlâ, Ahkâf Sûresinde Rasûl'üne bunu haber veriyor.

(Sûre-i Ahkâf, Âyet 29-31)

Meâl'i: “Hani cinlerden bir gurubu Kur'ân'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur'ân'ı dinlemeye hazır olduklarında (birbirlerine) “susun” demişler. Kur'ân tamam oluncada uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Ey kavmimiz! dediler. Doğrusu biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekilerini doğrulayan Hakk'a ve doğru yola ileten bir kitap dinledik.

Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki, Allah'da sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azabtan korusun.”

3- Bu hâdiseden üç ay sonra Rasûlullah cin taifesini dine davet ve Kur'ân öğretmekle emr olundukta bir gün, Cebrâil (Aleyhis-selâm) yahud Mekke'nin hareminde, Hakk'ın hikmeti ile bir ağaç gelip; “Sizinle görüşmek için cin taifesi Mekke'nin kabristanı yanında bekliyorlar.” diye haber verdiğinde, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Ben bu gece cinleri imana davet ve Kur'ân öğretmekle memurum, benimle kim gider? buyurdu. Sahabe pek önemsemedi. İbn-i Mes'ud (Radiyallahu anhu):

- Ben giderim, deyip vardıklarında Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) mübarek parmağı ile daire çizip, İbn-i Mes'ud'a:

- Sen bunun içine gir! Sakın dışarı çıkma! Yoksa beni göremezsin, buyurdu. Kendisi bir seccade üzerinde namaza başladı. Tâhâ Sûresini okudu. Oniki bin yahud altı yüz bin, yahud her birinin altında sayısız kimse bulunan yetmiş sancak olarak cin taifesi Rasûlullah'ı çevreleyip Kur'ân'ı dinlediler. Namazdan sonra bunları dine davet etti. Hepsi kabul ettiler.

Bir rivâyette mucize istediklerinde onlara yakın bir ağaca:

- Allah'ın izni ile gel! buyurdu. (Ağaç) Köklerini yerde sürüyerek geldi.

- Ey ağaç! Neye şahadet edersin? buyurdu.

- Şahadet ederim ki, sen, Allahu Teâlâ'nın Rasûl'üsün, dedi. İzin verilip yerine gitti. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) cinlerin ileri gelenlerinden on iki kişiye şeriatın ahkâmını öğretip;

- Sizde diğer arkadaşlarınıza öğretirsiniz, buyurdu. Sonra cinler yerlerine gittiler. İbn-i Mes'ud der ki:

- Rasûlullah'ın yanında akbaba kuşları şeklinde şekiller, dehşetli sesler ve büyük kalabalık görüp işittiğimde, Rasûlullah'a zarar geleceğinden korktum. Daha sonra bulut parçaları gibi bölük bölük açılıp gittiler. Sabah olunca Rasûlullah yanıma geldi ve:

- Ne gördün? dedi.

- Beyaz kaftanlara bürünmüş, siyah kimseler gördüm, dedim.

- Onlar Nusaybin şehrinin cinleridir. Kendilerine ve hayvanlarına yiyecek tayin edilmesini istediler. Bende; Etini yeyip attığımız kemikler size, hayvanlarımızın tersi, hayvanlarınıza gıda olsun, dedim, buyurdu. Ben:

- Yâ Rasûlullah! Kemik onlara nasıl gıda olur? dediğimde:

- Atılan kemiklerin üstünde, Hakk'ın kudretiyle önceki gibi et biter, hayvanlarımızın terside aslında ne kadar taneden olmuşsa o ters içinde o kadar tane biter. Kemik ve tezekle istincâ etmeyin (temizlenmeyin). Zira onlar cinden kardeşlerinizin azığıdır (yiyeceğidir) buyurdu.

- Yâ Rasûlullah! Büyük sesler işittim, sebebi neydi? dedim.

- Cinlerin arasında bir kimse öldürülmüş, onun için münakâşa edip davayı bana getirdiler. Aralarında hak üzere hükmettim, buyurdu.

(Bu uzun hikaye böyle kısa bir kitaba uygun değildir ama Rasûlullah'ın risaletinin umumi olduğuna ve şânının yüceliğine delâlet ettiğinden, ona muhabbeti arttırır düşüncesiyle bu şekilde kısa yazdık.)

(Mir'ât-ı Kâinat isimli eserden alınan yazı burada sona erdi.)

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 4322)

Manâ'sı: “Cin gecesi (Cinlerin toplandığı bir gece) cinlere O'nu (Rahman Sûresini) okudum. Sizden daha iyi cevap vererek dinliyorlardı. “Rabb'inizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” kavline, ne zaman gelirsem şöyle diyorlardı: “Ey Rabb'imiz senin nimetinden hiç birini yalanlamıyoruz, hamd sana mahsustur.”

(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 10, Hadîs No: 1546)

Manâ'sı: “Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den rivâyete göre müşarün ileyh, Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem)'nin maiyetinde abdest ve istinca suyu için küçük bir kırba taşırdı.”

(Ebû Hüreyre hadîsinin bu kısmı yukarıda geçti.)

Buradaki rivâyetinde de Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem)'nin şöyle buyurduğunu ziyâde etmiştir:

- Bana Nusaybîn cinlerinin bir heyeti geldi. Ama (bunlar) ne hoş cin! Benden azık istediler. Ben de onların istifadeleri için Allahu Teâlâ'ya:

- Cinler, uğradıkları her kemik ve tezek makûlesi (takımı) üzerinde her halde (kendileri için) bir taam (hayvanları içinde yem) bulalar! diye dua ettim.” . (Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 4652.)

Hadîsin kitaptaki açıklaması:

Bir kere (Rasûlullah kaza'yı hacet için çıktığında) Ebû Hüreyre peşi sıra gitmişti. (Rasûlullah yürürken dönüp arkasına bakmazdı. Bunun için):

- O kimdir? diye sordu. Ben de:

- Ben, Ebû Hüreyre, diye cevap verdim. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- İstinca için bana bir kaç taş ara (getir), sakın kemik, tezek getirme! buyurdu. Eteğimin içinde bir kaç taş getirip tabanına koydum. Sonra yanından ayrıldım. Nihayet kazâyı hacet edip bittikten sonra Rasûlullah ile beraber yürüdümde (yolda):

- Yâ Rasûlullah! Kemikle, tezekle istinca etmekte (temizlenmekte) ne var ki? diye sordum Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Kemik cin tâamıdır, tezek de hayvanlarının yemidir! diye cevap verdi (sonra da Nasîbin (Nusaybîn) cinlerinin geldiğini bildirdi.)

Cinlerin içinde de müslüman olanları var. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) cinlere:

- Kemikler sizin rızkınız olsun. Hayvan pislikleri de hayvanlarınızın rızkı olsun, diye dua etti. Onun için kemikle istinca etmeyi yasakladı. İnsanoğlunun etini yiyip attığı kemikte tekrar et olur. Cinler o eti yer. Hayvan pisliğinin içindeki arpalar, yemler tekrar ihya olur. Onların hayvanları da onu yer diye hadîs-i şerîf'te buyuruluyor. Cinler göze görünmediği için onların yiyecekleri de göze görünmez. Onu sadece cinler görür ve yerler.

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs(-i Kudsi) No: 4052)

“Allahu Teâlâ buyurmuştur: «Cin ve insanlar büyük bir haber (ziyan) içindedir. Ben yaratıyorum. benden başkasına tapılıyor, rızık veren benim! Benden başkasına şükrediliyor.”

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 3487)

“Allah cinleri üç sınıf olarak yarattı. Bir sınıfı yılan ve akrebler, yer haşaratıdır, bir sınıfı havadaki rüzgar gibidir, bir sınıfı da aynı insanlar gibi sorumlu yaratıklardır. Üzerlerine hesap ve ikâb terettüp eder.

İnsanları da üç sınıf yaratmıştır. Bir sınıfı hayvanlar gibidir. Allahu Teâlâ “Kalbleri vardır, anlamazlar onunla, gözleri vardır görmezler onunla, işte onlar hayvanlar gibidir belki onlar daha da sapıktır!” buyurmuştur. Bir sınıf da vardır ki cesedleri insan cesedi, fakat ruhları şeytan ruhudur. Bir sınıf da vardır ki, kendi gölgesinden başka gölgenin olmayacağı gün, bu sınıf Allahu Teâlâ'nın gölgesinde olacaklardır.”

- ( Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 2372; Envâr-ül Aşıkîn, s.564-565).

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 4484)

“Cin azgınlarını Bakara Sûresindeki şu âyetlerden fazla hiç bir şey yıldıramaz: (Ve ilâhüküm ilâhün vahîd lâ ilahe illa hüver rahmanü'rrahim ve ilâ âhir…) (Sûre-i Bakara, Âyet 163-164.). İki âyet; bu iki âyetin okunduğu yere azgın cinler yaklaşamaz.”

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
spacetimereality 17:28 26.07.17
Allah razı olsun

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Adalet 18:08 05.09.17
İnşirah 20:42 04.02.18
Paylaşım için teşekkürler..

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Havasokulu 00:12 05.02.18
Adalet Nickli Üyeden Alıntı:
Teşekkürler.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
werty 01:53 05.02.18
ALLAH razı olsun güzel paylaşım

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
İpek 16:59 20.06.18
Allah razı olsun mübarek hocam

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Holihawk 22:24 03.02.19