Cin & Şeytan & Melek & Ruh

insan ve cinlerin yaşam boyutları - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Cin & Şeytan & Melek & Ruh>insan ve cinlerin yaşam boyutları
Naim 22:24 28.07.19
Cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar
Bu aleme geçen bir cin ne kadar kalabilir

Cinlerin metafizik alemden şehadet, yani görünen, fiziki aleme geçişinde çeşitli sebepler vardır. Ya bizim alemimizde manyetik bir hadise vuku bulur, ya iki alem arasında bir menfez, koridor meydana gelir ya da medyum özelliğine sahip bir kişi, bilerek veya bilmeyerek bünyesi gereği buna vesile olur. Yoksa hiçbir cin kendi aleminin hudutları dışına kendi iradesiyle çıkamaz.

Aynı dünyada olmamıza rağmen boyut farklılığı bir hakikattir. Cinler, canları istediği zaman metafizik alemden, fizik aleme geçemezler.

Cinler, kendi alemlerinden, şehadet alemine geçtiği zaman, rasgele kişilere musallat olamıyor, herkese tesir edemiyor. Ancak, doğuştan medyumluk özelliği olan insanlarla muhatap olabilir veya bünyesinde bir menfez, bir açık, bir rahatsızlık bulunan kişilere musallat olurlar. Bu kişiler de genellikle içine kapanık, korkak, çekingen, psikolojik olarak dengesiz, şizofreni ve beyin yönünden bir rahatsızlığı olan kişilerdir.

Cinler, kendi alemlerinden şehadet alemine devamlı kalmak üzere geçemez. Muhakkak belli bir zaman sonra geri dönmek zorundadır. Nasıl ki, komaya giren bir insanın belli bir zaman sonra uyandırılması gerekiyorsa, suya giren bir insan belli bir müddet sonra sudan çıkmak zorundaysa, cin de bir vakit sonra kendi alemine dönmek zorundadır. Tek imkânı vardır o da, ya medyumluk özelliğe sahip manyetik enerjili bir insan bulmak ve onunla muhatap olup enerjisinden istifade etmek, ya onun içine girip bir müddet vaziyeti idare etmek, ya zayıf ve hasta bünyelerden enerji hırsızlığı yapmak veya musallat oldugu kisiyi kullanarak cin cikarma tedavisi yapabildigine inandirip bu sayede diger insanlara bulaşmak ya da herhangi bir sinek, böcek vs. hayvanın içine girip zaman kazanmaktır.

Asr-ı saadet'ten ve sonraki dönemden birer hadise bize bu konuda ışık tutmaktadır:

Hz. Aişe validemiz anlatıyor:
Bilmeyerek, evde dolaşan bir canlıyı (muhtemelen bir yılanı kastediyor) öldürmüştüm. O gece rüyamda beni yüksek bir mahkemeye çağırdılar ve benim cinayet işlediğimi söylediler. 'Hayır, ben kimseyi öldürmedim..' dediysem de, ısrarlarından gündüz öldürdüğüm canlıyı kastettiklerini anlamıştım. Meğer o bir cinnî imiş. Kendimi müdafaa için:

O niçin eve gelip beni gözetliyor deyince:

Hayır, o asla sana bakmak için gelmezdi. Hele saçın-başın açıkken, kat'iyen odana girmezdi. Fakat o, bir Kur'an aşığı idi. Rasûlullah'tan ilk dinlediği Kur'an zevki, onu o kadar sarmıştı ki, Allah Rasûlü'nden sonra o manevî zevki, hep senin Kur'an'ında arardı. Evine gelişi işte bu sebepleydi dediler.

Hz. Aişe validemiz diyor ki

Uyandığımda rüyanın dehşetinden kan-ter içinde kalmıştım. Hatamı affettirmek için de, sadaka dağıtıp, bazı köleleri hürriyete kavuşturdum...' " (Kurtubi, el-Camiu Liahkami'l-Kur'an, 16/214,215)
Bu olayı yorumlamaktadırlar:

Evet, anlaşılan Kur'an dinlemek için o eve gelen, cinlerden bir sahabi idi ve Hz. Aişe validemiz, yanlışlıkla böyle bir sahabiyi katletmişti ve bundan dolayı manevi bir mahkemede hesaba çekilmişti.

Zaten rivayetlerden bize gelen, evde her hangi bir haşarat, muzır mahluk görürseniz yılan, çıyan, böcek vs. bunları hemen telef etmeyin. Zararları yoksa ilişmeyiniz, denilmiştir.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
RvP 13:59 02.08.19
Yeryüzünde gördüğümüz varlıklar, farklılıklarına göre ırklara, cinslere, nev'lere ayrılır. Bunun gibi, ırklara, nev'lere, ayrıldığı gibi, cinler de kendi bünye ve yapılarına göre, nev, cins ve ırklara ayrılır. Bu izahı zor meselenin anlaşılması için ehl-i hakikat tarafından yapılan istiare ve teşbihler bazen yanlış idrak edilip, hatalara düşülmektedir.

İnsanlar derilerinin renklerine, gözlerinin şekline göre farklılık arz eder. Beyaz ve siyah ırk vs. gibi ırklara ayrılır. Yeryüzünün insandan önceki yaşayan canlılarından olan cinler de böyle ırklara ayrılır. Manyetik enerjilerine, akımların frekanslarına göre, şua ve dalga boylarına göre çeşitli cinslere ayrılırlar. Sürat ve hızları, ırklarına göre farklıdır.

Cinlerin hepsi temessül edip, görüntü veremez. Metafizik alemden bizim alemimize hepsi geçemez, ancak bazı cins ve ırklar geçebilir. Kimi eşyayı bir yerden bir yere nakledebilir, kimisi maddeyi geçici bir süre kaybedebilir, kimisi yanına geldiği insanı çeşitli şekillerde hastalandırır, kimisi rahatlatır. Kimi cinsler korku ve ürperti verir, kimi ırklar ise insanın şehvetini, behimi arzularını arttırır.

Cinlerin yaşadıkları yerler de ırklarıyla, cinsleriyle ilgilidir. Kimisi karanlıklarda, kimisi tuvaletlerde, kimisi ateşte, kimisi suda yaşar. Elbette ki bu fizik alemdeki bölgelerin, kendi alemlerindeki yansımalarında bulunurlar. Çünkü, maddi alemdeki cismani her şeyin, gayb aleminde manyetik bir dublesi, bir yansıması vardır.

Bazı hikaye ve masalların temel unsurlarında kullanılan cadı, peri, hortlak, ifrit, gulyabani, dev vs. gibi isimler aslında birer cin ırkıdır. Hepsinin kabiliyetleri farklıdır. Irk olarak en güçlüleri, ifrit denilen cin grubudur. Her bir nev' muhtelif görüntüler verir. İnsana korku ve ürperti veren cin grubu cadılardır.

Şeytan da ırki yönden cinler gibi dumansız ateş denilen bir ışın türünden yaratılmıştır. Fakat, cinler şeytanı göremez ve onun ifsad ve iğfal emellerine alet olabilirler. İnsan ve hayvanlar topraktan yaratılmış olmalarına rağmen şu an toprak değil, et ve kemikten müteşekkil mahluklardır. İnsan, et ve kemikten yapısına rağmen, birçok duygu ve hissiyat ile donatılmıştır. Bunun gibi cinler de bir enerji kütlesi olmalarına rağmen, onlara da Allah (c.c.) tarafından yapılarına uygun kabiliyet ve duygular verilmiştir.

Kur'an-ı Kerim'deki meşhur kıssada Hz. Süleyman (a.s.), “Saba melikesi belkis'ın tahtını kim getirecek?” diye sual ettiğinde, cinler ve ifritler (ifrit; cinlerin bir nev'i, bir ırkıdır.) hemen getirebileceklerini söylediler. Halbuki Araf ismindeki veziri, göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir anda tahtı bütün mahiyeti ile beraber getiriyor. Ayrıca Hz. Süleyman (a.s.) asasına dayanmış vaziyette vefat etmesine rağmen cinler o'nun vaziyetini bilemediler. Bugün yeryüzündeki medeniyet, teknik keşifler, terakki ve yükselişler, elektronik beyin ve bilgisayarlar, ışınlama cihazları vs. bütün ilerlemeler insanların üstünlük tarafıdır. Peygamberlerin mucizeleri, insanlara üstünlük ve terakki için yol göstericidir.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Aeastroom 21:17 23.08.19
Allah razı olsun dostum
Mâşâallâhu lâ kuvvete illa billâhi lem yedurrahu

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla Up