Define Uygulamaları

Hazineleri Açmak - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
1 2 3 
Define Uygulamaları>Hazineleri Açmak
Gölge 23:17 28.02.15
Bu, çok kuvvetli bir Azimet olup, kapalı olan her hazine bu azimet ile açılır. Cahiliye Kral’larından kalan yeraltındaki mallar ve hazineler kapısında düzenlenmiş olan kaya ve kuleler bu azimet sayesinde açılır.
Bu Azimeti kullanmanın şekli; Boş bir yerde ve insanlardan uzak olarak, günlerce bu azimete hizmet edersin.
Yirmibirinci gün olduğunda uzun boylu, siyah büyük başlı, at üzerinde ve elinde büyük bir Aslan olan bir kişi zuhur eder. Seninle konuşur. Sen ona cevap verme! Azimeti okumaya devam et.
Otuzbeşinci gün kafası Köpek, cismi ise insan olan biri gelip sana selam verir ve seninle konuşmak ister. Onada cevap verme ve Azimeti okumaya devam et. O senden gider.
Kırkikinci gün olduğunda yeşil elbiseli yetmiş erkek zuhur eder. Sana selam verirler. Sen onların selamını al. Onlar sana: “Bizden ne istiyorsun” derler. Sende onlara: “Önce Allah c.c. tan, sonrada sizden Tavis diye isimlendirilen Dimriyates Sandid sultanınız ve halifenizle görüşmek istiyorum” dersin. Onlar sana: Peki tamam! diyerek giderler.
Ey bu isme hazırlanan Talip! Vadedilen kırkyedinci (47) günde senin için beyaz bir şehir zahir olur. Bu şehrin içinde Atlı ve atıcılardan olan büyük bir ordu vardır. Bu Askerler dağlara ve ovaya iner. Sen bu askerlerin seslerini işitirsin. Daha sonra bu askerler şehrin kapısı önüne çadırlarını kurarlar. İlk kurdukları çadır yeşil ipekten olup, yeşil kubbelidir. Çadırın tepesinde kırmızı bir yakut vardır. Bu yakut etrafa lamba gibi ışık verir. Çadırın kubbesine inci yakutla süslenmiş altından bir kürsi dikilir. O anda sen düşman ile savaşıp, geri dönen askerler görürsün. Bu askerlerin elbiseleri beyazdır. Bunların arasında Tavis diye isimlendirilen bir önder vardır. Önderin üzerinde ışığından gözleri giderecek şekilde bir elbise vardır. Başındada ruhanilerin ve mü'min cinlerin önderi, hazineleri imar eden ve ifritlere hükmeden de vardır. Bunun elinin altında da yetmiş (70) komutan vardır. Her komutanında sancağı vardır. Her sancağın altında yetmişbin (70.000.) atlı ordu vardır. Ayrıca 70.000. de okçu vardır. Bunlar göz açıp yumuncaya kadar, Cinni yardımcılarla emrolundukları şeyi yerine getirirler ve asla ve asla isyan etmezler.
Bu Cin'lerin sultanı olan Tavis öne geçer ve sana selam verdikten sonra şöyle der: "Ey bizim Azimetimizi okuyan, kardeş lerimizi öven, ordumuza selam veren ve bizimle buluşmak için evlerden uzakta günlerce halvette kalan, bizim harikülade oyunlarımıza rabet eden ve sırlarımızı isteyen efendi; Senin için bizde hibe sofraları, nurlu ve acaip şeyler vardır. Kahrımızın nurundan bizim korumamız altında bir kılıç kuşanacaksın. Bununla dört yönde her hazineye ve her defineye bizim hükmümüz altında hamle edebilirsin. Senin için senin sözün dinlenir ve sana iteat edilir. Sen! Ne istersen bize emret. Biz yerine getiririz".
Sende o zaman Lübani zeker, Sandalı ahmer ve Ziyabe diye isimlendirilen Sent buhurlarını yakarsın. Kral Tavis kendini bu buhurlarla buhurladıktan sonra, Ona şöyle dersin:

اَيُّهَا الْمَلِكُ الْطَاوِسْ طَلَبْتُ مِنْكَ السِّرَّ فِى اِنْقِلاَبِ الصُّخُورِ وَفَتَحِ الْكُهُوفَ وَالدَّيُورَ وَكُلُّ مَاطَلَبْتُ

Eyyühel melikül Tavis talebtü minkes sırra fi inkilabis suhuri ve fetehil kühüfe ved deyüra ve küllü ma talebtü.

( Ey Kral Tavis! Senden kayaların devrilmesinin, mağaraların ve kapalı yerlerin sırrını isterim ).
Sen her ne istersen Kral Tavis o çemberin erbabını çağırır ve onlar Kral'ın etrafında toplanırlar. Onlardan korkma! Çünkü onlar yanmakta olan buhuru koklamaktadırlar. Bu koku onların yanında sofra ve onlar için en yüce hediyedir. Buhurun dumanı kesildiğinde Kral Tavis vezirine emreder. Vezirde şöyle der; "Ey Cinlerin ifritler topluluğu! Kral Tavis size tılsımlı olan kayaları, hazineleri ve diyarların kapılarını, hangi kavimden olursa olsun bizim azimetimiz olan bu azimeti bu adem oğluna açılmasını emretti" der.
Ey Talip! Sana sırrı giydirirler. "Bizim azimetimizi okuduğun müddetçe biz senin emrettiğin herşeyi işleriz derler. Onların hepsi işittik ve emrolunan şeye iteat ettik derler".
Daha sonra o topluluk göz açıp kapamadan daha seri bir şekilde dağılırlar. Sende Allah Teala'nın sana sunduğu mevhibeler ile o halvetten sevinçli ve mutlu olarak ayrılırsın.
Her ne zamanki, bir hazineye veya mağaraya geldiğin zaman orası senin için infilak eder. Şayet oraya girmek istersen, azimeti bir defa okuyup, hizmete kaim olan buhurları yak. Sen! Dağın infilak ettiğini duyarsın. Daha sonra kapıdan şimşek çakarcasına bir ses duyarsın. Kapıdaki o kilit açılır. İçeriye gir ve dilediğini al. İçeriye giren yetmiş (70) kişi olmuş olsa bile istediğinizi alırsınız. Seninle beraber bin (1000) kişi bile olsa üzerinize kapı kapanmaz ve her istediğinizi alıp çıkarsınız.
Daha sonra bu azimeti bir defa okuyup, zikredilen buhurları tüttürürsün. O anda hayal gibi bir şey görürsün. Buhurları ateşe atma ve buhuru kes. Ama buhurları yakman ve azimet okuman kapının önünde vede çıkarken olmalıdır. O zaman kapı kapanır. Anla! İrşad olursun.
Okunacak Azimet budur:

اَقْسَمْتُ بِاْلاَسْمَاءِ السُّرْيَانِيَّةِ عَلَى قَبَائِلِ الْجِنِّ وَعِمَارِ الْمَكَانِ اَلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّى وَالَّذِى قَدَّرَ فَهَدَى وَالَّذِى اَخْرَجَ الْمَرْعَى فَجَعَلَهُ غُثَاءً اَحْوَى يَخْضُرُوا بَيْنَ يَدَىَّ بِالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَيَنْهَضُوا اِلَى مَا اَمَرْتُهُمْ بِالْقُوَّةَ وَاْلاِسْتِطَاعَةِ وَيَفْتَحُوا هَذَا الْكَنْزَ اَيْنَ شَيْوَارِدْ وَعُرُورُدْ اَيْنَ صَاحِبُ جَبَلِ الدُّخَانِ الرَّاكِبُ عَلَى الْفِيلِ الْمُتَعَمِّمِ بِالثُّعْبَانِ اَيْنَ رُودْيَائِيلْ اَلْعِفْرِيتِ الْهَارِبِ مِنَ الْقُمْقُمِ السُّلَيْمَانِى فَبِحَقِّ مَنْ عَلَّمَ مِنَ الْعِلْمِ الْمَكْنُونِ وَالسِّرِّ الْمَصُونِ آصَفْ بِنْ بَرْخِيَا وَزِيرِ نَّبِىِّ اللهِ سُلَيْمَانِ ابْنِ دَاوُدْ عَلَيْهِ السَّلاَمِ اَقْبِلْ يَارُودْيَائِيلْ وَاحْضُرْ مَجْلِسِى هَذَا اَيْنَ مَا يُعْرَفُ مِنْكَ مِنَ الْقُوَّةِ وَالشَّجَاعَةِ وَالْبَطْشِ وَاْلاِسْتِطَاعَةِ اِفْتَحْ هَذَا الصَّخْرَ بِـحَقِّ فَالِقُ الْبَحْرَ
وَالْحَبِّ وَالنَّوَى اَلَّذِى يُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَ مُخْرِجُ الْمَيِّتِ مِنَ الْحَىِّ ذَلِكُمُ اللهُ فَاَنَّى تُؤْفَكُونْ فَالِقُ اْلاَِصْبَاحِ وَجَعَلَ الَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًا ذَلِكَ تَـقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ اَيْنَ زَوْبَعَةَ الرِّيَاحِ اَيْنَ دَهْمُوشَ الْعِفْرِيتِ قَائِدَ الرُّوحَانِيَّةِ اَيْنَ سَمْطِيلَ صَاحِبُ الْحُسْنِ الْبَاهِرِ اَيْنَ مَيْمُونَ الرُّوحَانِيَّةِ اَيْنَ الْيَاقُوتَهُ بِنْتِ الْمَلِكُ اْلاَكْبَرِ اَيْنَ الـزَّاهِدُ الْعَابِدُ السَّاجِدُ اَبُو حَامِدِ الْهِنْدِى بِنْ شَنْطُونَ الْعَلاَّمَةِ صَاحِبُ الِّلوَاءِ اْلاَسَدِ وَاْلاَصْلِ الْمَمْجَدَ اَيْنَ تُبَدِّرُونََ الرُّوحَانِىُّ صَاحِبُ الِّلبَاسِ اْلاَحْمَرِ وَالتَّاجِ اْلاَحْمَرُ الرَّاكِبُ عَلَى اَلرَّمْكَةِ الشَّهْبَاءِ الْمُوَكِّلُ عَلَى خَزَائِنِ اْلاَرْضِ صَاحِبُ الِّلِبَاسِ اْلاَحْمَرُ وَالتَّاجِ اَيْنَ شَمْعُونَ وَجُنُودَهُ اَيْنَ الْمُلُوكَ اْلاَرْضِيَّةِ الـسَّبْعَةِ مُذْهِبُ وَمُرَّةَ وَاْلاَحْمَرُ وَبُرْقَانُ وَشَمْهُورَشَ وَاْلاَبْيَضُ وَمَيْمُونَ اَحْضَرْ يَامُذْهِبُ بِحَقِّ الْمَلِكُ الْغَالِبُ عَلَيْكَ اَمْرُهُ رُوقْيَائِيلْ وَبِحَقِّ يَاهٍ يَاهٍ يَامُرَّةَ بِحَقِّ الْمَلِكُ الْغَالِبُ عَلَيْكَ جَبْرَائِيلْ وَبِحَقِّ سَامٍ سَامٍ وَاِسْمَعْ يَااَحْمَرُ بِحَقِّ الْمَلِكِ الْغَالِبُ عَلَيْكَ سَمْسَمَائِيلْ وَبِحَقِّ دَمْلِيخٍ دَمْلِيخٍ وَافْعَلْ مَا اَمَرْتُكَ يَابُرْقَانَ بِحَقِّ الْمَلِكِ الْغَالِبُ عَلَيْكَ مِيكَائِيلْ وَبِحَقِّ اَهْيَاشٍ اَهْيَاشٍ يَاشَمْهُورَشٍ بِحَقِّ الْمَلِكِ الْغَالِبُ عَلَيْكَ صَرْفَيَائِيلْ وَبِحَقِّ دَرْدَمِيشٍ دَرْدَمِيشٍ وَأْمُرْ اَهْلَ طَاعَتِكَ يَااَبْيَضُ بِحَقِّ الْمَلِكِ الْغَالِبُ عَلَيْكَ عَنْيَائِيلْ وَبِحَقِّ سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحُ تَقَدَّمَ بِالْجَيُوشِ اِلَى الطَّاعَةَ يَامَيْمُونَ بِحَقِّ الْمَلِكِ الْغَالِبُ عَلَيْكَ كَسْفَيَائِيلْ صَاحِبُ الْفَلَكِ السَّابِعِ الْمُوَكِّلِ عَلَى دَوْرَةِ زُحَلٍ وَبِحَقِّ اَزَلِىٍّ اَزَلِىٍّ اَيْنَ اْلاَجْنَادِ الْقَوِيَّةِ اَيْنَ بَنُو غَيْلاَنَ سُكَّانَ الْكُهُوفِ وَالْخَنَادِقِ الْفَاضِلُونَ مِنْ اَرْهَاطِ الْجِنِّ لِعُبوُدِيَّةِ الْمَلِكُ الْخَالِقُ اَيْنَ شَمْسُ الْقَوَامِدِ بِنْتِ الْمَلِكِ اْلاَبْيَضُ اَيْنَ فَاطِمَةُ السَّحَابِيَّةِ اَلَّتِى لِبَاسُهَا اَحْمَرُ وَتَحْتَ طَاعَتِهَا سَبْعُونَ اَلْفِ جَيْشٍ اَيْنَ دَرْدَمٍ اَيْنَ عُصَابُ بِنْ اَلشَّمَالِقَةِ اَيْنَ اَوْلاَدُ اْلاَحْمَرُ السَّاكِنُونَ اَلْمِيَاهِ اَيْنَ بَنُو الْقَمَاقِمِ سَكَّانُ الْجِبَالِ وَالْعُيُونِ الْغَائِرَةِ اَيْنَ اَوْلاَدُ اْلاَبْيَضُ اَيْنَ اَوْلاَدُ مَيْمُونَ اَيْنَ سُكَّانُ الدُّيُورِ بَنُو النُّعْمَانَ اَيْنَ سُكَّانُ الْمَزَابِلَ اَيْنَ اَهْلُ الزَّوَابِعِ وَالتَّوَابِعِ وَبَنُو قَيْعَانَ اَيْنَ بَنُو قَيْشَانَ اَوْلاَدُ الْحَرْثِ اَيْنَ بَنُو دَهْمَانَ سُكَّانَ الْمَزَابِلِ الْكِبَارِ اَيْنَ بَنُو اْلاَحْمَرُ سُكَّانَ اَوْدِيَّةِ اَيْنَ بَنُو الْعِشِّ اَصْحَابُ الْتُهَوُّلِ وَالزَّعِيقِ وَالنَّعِيقِ الْعَفَارِيتِ الطَّيَّارَةِ الْفَرَزْدَقِيَّةِ اَيْنَ سُكَّانَ جَمِيعِ الْبَسَاتِينِ اْلاَبَالِسِ اَيْنَ اَوْلاَدُ الْحَارِثِ اَيْنَ سُكَّانَ الْخَنَادِقِ اَيْنَ سُكَّانَ الدِّيَارِ اَيْنَ التَّوَابِعِ وَالزَّوَابِعِ اِفْعَلُوا مَا اَمَرْتُكُمْ وَاَغْلَقُوا كُلَّ صَخْرَةٍ وَبَابَ مُغْلَقٍ وَطِلْسِمُ وَاَبْطِلُهُ بِحَقِّ الْعِفْرِتِ السَّيِّدِ دَهْمُوشٍ وَطَاعَتِهِ لِلْمَلِكِ الطَّاوِسْ اَيْنَ بَنُو اَسَيْرٍ وَبَنُو بَجْدُوشٍ اَقْدِمُوا بِخُيُولِكُمْ وَرُمَّاتِكُمْ وَارْفَعُوا هَذِهِ الصَّخْرَةَ الْمُغْلَقَةَ لِهَذَا الْكَنْزِ اِفْعَلُوامَا اَمَرْتِكُمْ بِهِ يَامَعْشَرَ الْمُخَاطَبِينَ فِى هَذِهِ الْعَزِيمَةِ وَالْمُثْنَى عَلَيْهِمْ بِكَمَالِ الْفِعْلِ وَالْوُصْفِ بِحَقِّ آهِيًّا شَرَاهِيًّا اَنُوخٍ عَنْزَرٍ شَمُولٍ سَارٍ شَبْهَشَةٍ هَيْدُوكَةٍ بِقَرَاشٍ وَبِغَمُوكٍ هَالُوهٍ دَيْرَشَاحُورٍ شَانْزِيشٍ مَعَاشٍ شَاسٍ شُويَسَةٍ اَحْضُرُوا يَامَعْشَرَ الْخُدَّامَ ِلاَسْمَاءِ تُظِلِّكُمْ وَلاَ اَرْضٍ تُقُلُّكُمُ الرَّعْدُبِكُمْ يَصْعِقُ وَالرِّيحِ بِكُمْ تَعْصِفُ وَاْلاَرْضِ تُزِلِّزِلُ وَالرِّيَاحِ قَادَتْ بِجُيُوشِكُمْ وَخُيُولِكُمْ وَرُمَّاتِكُمْ اِحْرَارِكُمْ وَعَبِيدِكُمْ ذُكُورِكُمْ وَاِنَاثِكُمْ اَيْنَ صَفْرَانُ صَاحِبُ الطَّبْلِ الَّذِى اِذَا نَقَرَهُ بِسُيَابَتِهِ سَمْعَتُهُ الْخُدَّامَ وَالْعَفَارِيتِ الْجَائِلُونَ فِى اَقْطَارِ الدُّنْيَا اَحْضُرُوا بَيْنَ يَدَىَّ بِالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَافْعَلُوا مَا اَمَرْتِكُمْ بِهِ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ اَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّعِيرِ يَعْمَلُونَ لَهُ مَايَشَاءُ مِنْ مَحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍ اِعْمَلُوا آلَ دَاوُدَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِنْ عِبَادِىَ الشَّكُورُ وَاِذْصَرَفْنَا اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْآنَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوا اَنْصِتُوا فَلَمَّاقُضِىَ وَلَّوْا اِلَى قَوْمِهِمْ مُنْذِرِينَ قَالُو يَاقَوْمَنَا اِنَّاسَمِعْنَا كِتَابًا اُنْزِلَ مِنْ بَعْدِ مُوسَى مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِى اِلَى الْحَقِّ وَاِلَى طَرِيقٍ مُسْتَقِيمٍ يَاقَوْمَنَا اَجِيبُوا دَا عِىَ اللهِ وَآمِنُوا بِهِ يَغْفِرْلَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَلِيمٍ وَمَنْ لاَيُجِبْ دَا عِىَ اللهُ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِى اْلاَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِهِ اَوْلِيَاءُ اُولَئِكَ فِى ضَلاَلٍ مُبِينٍ اُقْسِمُ عَلَيْكُمْ وَاَعْزَمُ عَلَيْكُمْ يَاجَمَاعَةُ الْعَفَارِيتِ الطَّغَاةِ وَاْلاَرْوَاحِ الزَّكِيَّةِ الطَّاهِرَةِ الْمَخْلُوقِينَ مِنْ نَارِ السَّمُومِ اِفْعَلُوا مَاتُؤْمَرُونَ وَلاَتَعْصَوْا هَذَا الْقَسَمِ بِالَّذِى خَلَقَكُمْ وَخَرَقَ لَكُمْ اَلْحِجْبُ وَطَمَسَ عَنْكُمْ اَبْصَارُ اْلآدَمِيِّينَ اَنَّهُ يَرَيكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُ مِنْ حَيْثُ لاَتَرَوْنَهُمْ اَيْنَ شَمَاطْ سَاكِنِ النِّيرَانِ اَيْنَ صَاحِبُ الْهَوْلِ وَالطِّيشِ وَالشِّوَارِ اَقْبِلُوا وَافْعَلُوا مَا اَمَرْتِكُمْ بِهِ يَاصَاحِبُ اْلاَرْوَاحِ الزَّكِيَّةِ وَيَا اَيَّتُهَا اْلاَرْوَاحُ الْمَرْضِيَّةِ الْبَهِيَّةِ النُّورَانِيَّةِ الْقَائِمَةُ بِتَصْرِيفِ الْعَزَائِمِ وَاقْهَرُوا وَازْجُرُوا وَسَوِّطُوا وَعَذِّبُوا الْخُدَّامَ بِحَقِّ هَذِهِ اْلاَقْسَامَ حَتَّى يَفْتَحُوا الصُّخُورَ وَاْلاَبْوَابَ وَاْلاَقْفَالَ الْكَائِنَةِ عَلَى الْكُنُوزِ اَيْنَ دَمْرُوشُ الْعِفْرِيتِ الَّذِى اِذَا صَاحَ صَيْحَةَ اِرْتَعَدَتِ الْجِبَالُ لِسَطْوَتِهِ اِفْتَحْ يَادَمْرُوشُ اَلاَبْوَابَ وَضْرِبْ بِمَقْمَعَةِ سَمْطاَعِ الْعِفْرِيتِ الصُّخُورِ فَتَنْفَلِقْ بِحَقِّ الَّذِى قَالَ اَنِضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ فَنْفَلَقَ فَكَانُ كُلُّ فِرْقٍ كَا لطَّوْدِ الْعَظِيمِ اَيْنَ بَرْكَاشُ الشَّيَاطِينِ الدَّاخِلِ فِى طاَئِفَةِ الطَّغَاةِ مِنَ الْجِنِّ اَيْنَ اَبُو يَعْقُوبَ اْلاَحْمَرُ الرَّاكِبُ عَلَى الْبَغْلَةِ اَيْنَ صَاحِبُ اْلاَقَالِيمِ اْلاَرْبَعَةِ اَقْسَمْتُ عَلَيْكُمْ يَامُلوكُ اْلاَقْطَارِ مُبْرِشْ وَسَلْطُوزُ وَسَرْهَاقٍ وَشُوعٍ وَمِشْيَالٍ وَكَرْحُولٍ وَقَيْلٍ وَكَرْجُوسٍ اِزْجِرُوا وَاقْهِرُوا اَيَّتُهَا اْلاَعْوَانُ الْمُوَكِّلُونَ عَلَى الْجِهَاتِ وَاْلاَقَالِيمِ اْلاَرْبَعَةِ بِشَيْطَاطٍ وَعَدُولٍ وَشَمَامُولٍ وَبَرْطَاوِشٍ اِفْتَحُوا الصُّخُورَ وَمَا اَمْرُنَا اِلاَّ وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا اَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ اِنَّه ُلَقُرْآنٍ كَرِيمٌ فِى كِتَابٍ مَكْنُونٍ لاَيَمَسُّهُ اِلاَّ الْمُطَهَّرُونَ تَنْزِيلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ يَااَشْيَاشٍ اَقْبِلْ اَنْتَ وَالْخُدَّامَ وَاْلاَعْوَانُ الْعُلْوِيَّةِ وَاْلاَرْضِيَّةِ بِحَقِّ مِنْ عِلْمٍ مَا كَانَ وَمَايَكُونُ اَلرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اشْتَوَى لَهُ مَافىِ السَّمَوَاتِ وَمَا فِى اْلاَرْضِ وَمَابَيْنَهُمَا وَمَاتَحْتَ الثَّرَى وَاِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرِّ وَاَخْفَى اَللهُ لاَاِلَهَ هُوَ لَهُ اْلاَسْمَاءُ الْحُسْنَى اَللهُ الَّذِى خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِى الْبَحْرِ بِأَمْرِهِ وَسَخَّرَ لَكُمُ اْلاَنْهَارَ وَسَخَّرَ لَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ دَائِبَيْنِ وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلِ وَالنَّهَارَ وَآتَيكُمْ مِنْ كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَاِنْ تَعُدُّوا َنِعْمَتَ اللهِ لاَتُحْصُوهَا اَيْنَ الْمُلُكُ الْعُلْوِيَّةِ الطَّيَّارُونَ اِهْبِطُوا عَلَى الْمُلُوكِ اْلاَرْضِيَّةِ وَازْجُرُوهُمْ حَتَّى يَفْعَلُوا مَا اَمَرْتُهُمْ بِهِ مِنْ فَتْحِ هَذَا الْبَابَ وَانْفِلاَقِ الْجَبَلِ بِحَقِّ طَاعَةِ الْمَلِكُ طَاوِسِ وَسَطْوَةِ قَهْرِهِ وَاَحْكَامِهِ عَلَيْكُمْ وَبِحَقِّ اْلاَسْمَاءِ الْمَكْتُوبَةِ فِى كُرْسِيَّهِ بِالْقُوَّةِ اَلَّتِى اَوْدَعَهَا اللهُ فِيهِ وَالْغَلَبَةِ عَلَى اَخْيَارِكُمْ قَالَ عِفْرِيتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ اَن ْتَقُومَ مِنْ مَقَامِكَ وَاِنِّى عَلَيْهِ لِقَوِىٌّ اَمِينٌ قَالَ الَّذِى عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ اَن يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّارَآهُ مُسْتَقَرًّا عِنْدَهُ قَالَ هَذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى لِيَبْلُوَنِىءَ اَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبِّى غَنِىُّ كَرِيمٌ اَكْرَمُوا وَافْتَحُوا الْمَغَالِقَ وَالْكُهُوفَ وَاصُّخُورَ وَاْلاَبْوَابَ الْمِطِلْسِمَةِ وَالْكُنُوزِ الدَّقِيُّوسِيَّةِ وَالدَّفَائِنِ مِنْ ذَخَائِرِالْجَاهِلِيَّةِ اِفْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ بِهِ اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمَانَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ اَلاَّ تَعْلُوا عَلَىَّ وَأْتُونِى مُسْلِمِينَ مُسْرِعِـينَ طَائِعِينَ ِلاَسْمَاءِ اللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اَيْنَ قَمَاقِمُ السَّاكِنُ فِـى جَبَلِ الْغَمَامِ اَيْنَ عُرُوشُ اَيْنَ هَدَامِ اَيْنَ قَمَارِشَ اَيْنَ هَارِشَ اَيْنَ سُكَّانَ الْخَنَادِقُ وَالْكُهُوفُ الْمُطِلْسِمَةِ اَيْنَ اَصْحَابُ زَوَابِعُ الرِّيَاحِ اِرْكَبُوا الرِّيَاحِ وَافْلِقُوا الصُّخُورَ وَتَوَكَّلُوا بِخَسَفِ هَذَا الْكَنْزِ الْمَعْمُودَ وَاطْرِدُوا مَاعَلَيْهِ مِنَ اْلاَعْوَانِ بِحَقِّ هَذِهِ اْلاَسْمَاءِ عَلَيْكُمْ نَمُوشَلْخٍ هَيُورِالله ِالْقَادِرُ اِنَّ فِى ذَلِكَ َلآيَاتٍ لِلْعَالَمِينَ يَامَلاَئِكَةَ اللهُ اِنْزِلُوا عَلَى اْلاَرْوَاحِ الرُّوحَانِيَّةِ اْلاَعْلاَمِ وَاحْضُرُوهُمْ مَعَ مَنْ ذَكَرْتَ مِنْ مُلُوكِ الْجِنِّ وَجَمِيعِ الْعَفَا رِيتِ وَالْخُدَّامَ بِحَقِّ مُحَمَّدٍ بِنْ عَبْدُ اللهِ عَلَيْهِ السَّلاَمِ رَسُولِ الثَّقَلَيْنِ وَسَيِّدِ اْلاَنَامِ اَجِيبُوا مَا اَمَرْتُكُمْ بِهِ وَاِلاَّ سَلَّطْتُ عَلَيْكُمْ نَارًا تَحْرِقُكُمْ بِشِهَابٍ قَابِسٍ مِنَ الْعَرْشِ اِفْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ

Aksemtü bil esmais süryaniyyeti ala kabailil cinni ve imaril mekan. Ellezi halaka fesavva. Vellezi kaddera fehada. Vellezi ahracel mera. Feca alehü ğusaen ahva. Yahduru beyne yedeyye bissemı vettaati ve yenhedu ila ma emertühüm bil kuvvete vel istitaati ve yeftehu hazel kenze eyne şeyvarid ve ururüd eyne sahibü cebelid duhanir rakibü alel filil müteammimi bis su’bani eyne rudyail el ifritil haribi minel kumkumis süleymani fe bi hakki min alleme minel ılmil meknuni ves sırrıl mesuni asaf bin berhiya vezirin nebiyyillahi süleyman ibni davud aleyhis selami akbil ya rudyail vahdur meclisi haza eyne ma ya’refü minke minel kuvveti veş şecaati vel batşi vel istitaati iftah hazes sahra bi hakki falikul bahra vel habbi ven neva yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyiti minel hayyi zalikümüllahü feenna tü’fekün. Falikul isbahı ve cealel leyle sekenen veş şemse vel kamera husbanen zalike takdirül azizil alim. Eyne zevbe ater riyahı eyne dehmuşel ifriti kaider ruhaniyeti eyne semtıle sahibül hüsnil bahiri eyne meymuner ruhaniyyeti eynel yakutehü bintil melikül ekberi eynez zahidül abidüs sacidü ebu hamidil hindi bin şentunel allameti sahibül livail esvedi vel aslil memcede eyne tebed diruner ruhaniyyü sahibül libasil ahmeru vet tacil ahmerur rakibü aler remketiş şehbail müvekkilü ala hazainil ardı sahibül libasil ahmeru vet taci eyne şemune ve cunüdehü eynel mülükel erdıyyetis sebate müzhibü ve mürrete vel ahmeru ve bürkanü ve şemhureşe vel ebyadu ve meymune ahdar ya müzhibü bi hakkil melikül ğalibü aleyke emruhü rukyail ve bi hakki yahin yahin ya mürrete bi hakkil melükül ğalibü aleyke emruhü cebrail ve bi hakki sami sami ve isma’ ya ahmeru bi hakkıl melikil ğalibü aleyke semsamail ve bi hakki demlihın demlıhın vefal ma emertuke ya bürkane bi hakkil melikil ğalibü aleyke mikail ve bi hakki ehyaşin ehyaşin ya şemhureşin bi hakkil melikil ğalibü aleyke sarfeyail ve bi hakki derdemişin derdemişin ve’mür ehle taatike ya ebyadu bi hakkil melikül ğalübü aleyke anyail ve bi hakki subbuhun kuddüsün rabbül melaiketi ver ruhu tekaddeme bil ceyuşi ilet taati ya meymune bi hakkil melikül ğalibü aleyke kesfeyail sahibül felekis sabiıl müvekkili ala devreti zuhalin ve bi hakki ezeliyyin ezeliyyin eynel ecnadil kaviyeti eyne benu ğaylane sukkanül kuhüfi vel hanadıkıl fadılüne min erhatıl cinni li ubudiyyetil melükül haliku eyne şemsül kavamidi bintil melükül ebyadu eyne fatımatüs sehabiyyeti elleti libasüha ahmerü ve tahte taatiha sebune elfi ceyşin eyne derdemin eyne usabü bin eşşemalikati eyne evladül ahmerüs sakinüne elmiyahe eyne benül kamakimü sükkanül cibali vel uyunil ğaireti eyne evladül ebyadu eyne evladü meymune eyne sükkanüd düyuri benun nu’mane eyne sukkanül mezabili eyne ehlüz zevabiı vet tevabiı ve benü kayane eyne benu kayşane evladül harsi eyne benu dehmane sükkanel mezabilil kibari eyne benül ahmeru sükkanel evdiyyeti eyne benül ışşi eshabüt tühevvüli vez zeikı ven neıkil ifaritit tayyratil ferezdekıyyetin eyne sükkane cemıil besatinil ebalisi eyne evladül harisi eyne sükkanel hanadikı eyne sükkaned diyari eynet tevabiı vez zevabiı ifalü ma emertüküm ve ağliku külle sahratin ve babe muğlekin ve tılsimü ve ebtılıhü bi hakkil ifritis seyyidi dehmuşin ve taatihi lil melikit tavisi eyne benü eseyrin ve benü becdüşin akdimü bi huyulikum ve rummatikum verfeu hazihis sahratel muğlegate li hazel kenzi ifalü ma emertiküm bihi ya ma’şeral muhatıbine fi hazihil azimeti vel müsna aleyhim bi kemalil fi’li vel vusfi bi hakki ahiyen şerahiyen enühın anzerin şemulin sarin şebheşetin heyduketin bikaraşin ve biğamukin haluhin deyraşahurin şenzişin meaşin şasin şuyesetin ahduru ya ma’şeral huddame li esmai tüzilliküm ve la ardın tükullkümür ra’dü biküm yasıkü ver rihıbiküm ta’sifü vel ardı tüzillizilü ver riyahı kadet bi cüyüşiküm ve huyuliküm ve rummatiküm ihrariküm ve abidüküm zükiriküm ve inasiküm eyne safranü sahibüt tablil lezi iza nakarahü bi süyabetihi sematühül huddame vel afaritil cailüne fi akdarid dünya ahduru beyne yedeyye bis sem-ı vet taati vefalü ma emertiküm bih. Ve minel cinni men ya’melü beyne yedeyhi bi izni rabbihi ve men yeziğ minhüm an emrina nüzikhü min azabis seir. Ya’melüne lehü ma yeşaü min meharibe ve temasile ve cifanin kel cevabi ve kudürin rasiya tin i’melü ale davude şükran ve kalilün min ibadiyeş şekür. Ve iz sarafna ileyke neferan minel cinni yestemiunel kurane felemma hadaruhü kalu ensitü felemma kudıye vellev ila kavmihim münzirin. Kalü ya kavmena inna semi’na kitaben ünzile min ba’di musa musaddikan lima beyne yedeyhi yehdi ilel hakki ve ila tarikim müstekim. Ya kavmena ecibü daiyallahi ve aminu bihi yağfirleküm min zünübiküm ve yücirküm min azabin elim. Ve men la yücib daıyallahi feleyse bi mu’cizin fil ardı ve leyse lehü min dünihi evliya-ü ülaike fi dalalim mübin. Uksimü aleyküm ve a’zemü aleyküm ya cema atül afaritit tağati vel ervahiz zekiyyetit tahiretil mahlukine min naris semumi ifalü ma tü’^merune ve la ta’sav hazel kasemi billezi halakaküm ve haraka leküm el hicbü ve tamese anküm ebsarül ademiyyin. İnnehü yeraküm hüve ve kabilühü min haysü la teravnehüm. Eyne şemat sakinen nirani eyne sahibül hevli vet tışi veş şivari akbilü vefalü ma emertiküm bihi ya sahibül ervahiz zekiyyeti ve ya eyyetühel ervahul merdiyyetil behiyyetin nuraniyyetil kaimetü bi tasrifil azaimi vakhiru vezcüru ve sevvitu ve azzibül huddame bi hakki hazihil aksame hatta yeftehus suhura vel ebvabe vel akfalel kaineti alel künüzi eyne demruşül ifritillezi iza saha sayhate irteadetil cibalü li satvetihi iftah ya demruşü el ebvabe vadrib bi makmaati semta-il ifritis suhuri fetenfelik fe kanü küllü firkın kattavdil azim. Eyne berkaşüş şeyatınid dahili fi taifetit tağati minel cinni eyne ebu ya’kubel ahmerur rakibü alel bağleti eyne sahibül ekalimil erbaati aksemtü aleyküm ya mülükül aktari mübriş ve saltuzü ve serhakın ve şuin ve mişyalin ve kerhulin ve kaylin ve kercusin izcuri vakhiru eyyetühel a’vanül müvekkilüne alel cihati vel akalimil erbaati bi şeytatin ve adülin ve şemamulin ve bertavişin iftahus suhura. Vema emrüna illa vahidetün kelemhin bil basar. Ve lekad ehlekna eşyaaküm fehel min müdekir. Ve innehü lekasemün lev ta’lemüne azim. İnnehü le kuranün kerim. Fi kitabin meknun. La yemessühü illel mütahharun. Tenzilün min rabbil alemin. Ya eşyaşin akbil ente vel huddame vel a’vanül ulviyyeti vel ardıyyeti bi hakki min ilmin ma kane ve ma yekün. Errahmanü alel arşis teva. Lehü ma fis semavati ve ma fil ardı ve ma beynehüma ve ma tahtes sera. Ve in techer bil kavli fe innehü ya’lemüs sırrı ve ahfa. Allahü la ilahe illa hüve lehül esma-ül hüsna. Allahüllezi halakas semavati vel arda ve enzele mines sema-i maen feahraca bihi mines semarati rızkan leküm ve sahhara lekümül fülke litecriye fil bahri bi emrihi ve sahhara lekümül enhar. Ve sahhara lekümüş şemsi vel kamera daibeyni ve sahhara lekümül leyli vennehar. Ve ataküm min külli ma seeltümühü ve in teuddü ni’metallah. La tuhsuha. Eyne melikül ulviyyetit tayyarune ـihbitu alel mülükil ardiyyeti vezcüruhüm hatta yefalü ma emertühüm bihi min fethi hazel babe ven kilakil cebeli bi hakki taatil melüki Tavisi ve satveti kahrihi ve ahkamihi aleyküm ve bi hakkil esma-il mektübeti fi kürsiyyihi bil kuvveti elleti ev deahallahü fihi vel ğalebeti ala ahyariküm. Kale ifritün minel cinni ene atike bihi kable en tekume min makamike ve inni aleyhi li kaviyyün emin. Kalellezi ındehü ılmün minel kitabi ene atike bihi kable en yertedde ileyke tarfüke felemma raahü müstekarran ındehü kale haza min fadli rabbi liyeblünie eşkürü em ekfürü ve men şekera fe innema yeşkürü li nefsihi ve men kefera feinne rabbi ğaniyyün kerim. Ekramü veftahul meğalika vel kühüfe vessuhura vel ebvabel mitılsimiti vel künüzid dekıyyusiyyeti ved defaine min zehairil cahiliyyeti ifalü ma tü’merune bihi. İnnehü min süleymane ve innehü bismillahirrahmanirrahim. Ella ta’lü aleyye ve’tüni müslimin. Müsriıne taiıne li esma-illahi rabbil alemine eyne kamakımüs sakinü fi cebelil ğamami eyne uruşü eyne hedami eyne kamarişe eyne harişe eyne sükkanel hanadiku vel kühüfil mutlisimeti eyne eshabü zevabiur riyahı irkebur riyahı veflikus sahura ve tevekkelü bi hasefi hazel kenzil ma’mude vedridü ma aleyhi minel a’vani bihakki hazihil esma-i aleyküm nemuşelhın heyurillahil kadiru. İnne fi zalike le ayatin lil alemin. Ya melaiketallahü inzilü alel ervahır ruhaniyyetil a’lami vahduruhüm mea men zekarte min mülükil cinni ve cemi-ıl afariti vel huddame bi hakki Muhammed in bin abdullahi aleyhis selami rasulis sekaleyni ve seyyidil enami ecibü ma emartiküm bihi ve illa sellattü aleyküm naran tuhrikuküm bi şihabin kabisin minel arşi ifalü ma tü’merun.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Hafız 21:03 14.08.15
Hocam bu metotlarda piyasa daki gibi sahtecilik veyahut kaynak varmı siz bu define metodunu denedinizmi saygılar

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
menekşe 16:42 18.08.15
Sadece bu azimeti okusak bile bir faydası olurmu?

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Sin 12:24 21.12.15
Deneyin, birşey kaybetmezsiniz.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
menekşe 21:06 27.12.15
Diyelimki okudum gerçekten topraktan altınlar çıksa ne kadar güzel olurdu tövbe yarabbim burdaki kral tavis falan bedavaya definemi çıkarıverir.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
DiLara 11:43 28.12.15
Bu yezdilerde melek tavus var onunla benzerlik var gibi...

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Havasokulu 16:05 20.04.16
Devrimci 23:13 20.04.16
Kaynak kitap Nurların Esrarı-Şümus-ül Envar olması lazım.O kitapta bu işlemler için değişik çalışmalar var.Bir de tercümesi yarım kalan 133 sayfalık miftahül Künuz adlı eser sırf definecilik için yazılmış bir eser.Rahmetli İdris ÇELEBİ hocamın ömrü vefa etmedi tamamlamaya.İleride bu kitaptan alıntılar yaparak konu açarım.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
kaan6375 12:42 23.05.16
deneyen varmı

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Ebuisa 14:44 23.05.16
köpek başlı bu olsa gerek. Yapılması çok zor. Şartları çok önemlidir. Köpek başlı gelse o bile çok işini görür

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
1 2 3