Derin Konular

Bi elli liranız var mı acaba? - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Derin Konular>Bi elli liranız var mı acaba?
Snipper 10:28 12.06.19
Varsa lütfen çıkarıp arka yüzüne bakar mısınız. Orada bir hanımefendinin fotoğrafını göreceksiniz.
Para üzerine fotoğrafı basılan ilk türk kadını.
Kendisi ilklere pek yabancı değil aslında.
İlk türk kadın roman yazarı,
ilk türk kadın çevirmen,
ilk “muhafazakar” feminist,
eserleri batı dillerine ve arapçaya çevirilen ilk türk kadın yazar ve düşünür...

Evet, Ahmet Cevdet Paşa’nın muhterem kerimesi Fatma Aliye Hanımdan bahsediyoruz.
Ne kadar parlak bir kariyer ve ışıltılı bir hayat değil mi?

Değil maalesef...
Çünkü madalyonun bir de öbür yüzü var.

Döneminin hemen hemen bütün islamcıları gibi “Batı’nın iyi yönlerini almak lazım” diyen Fatma Aliye hanım dört kızından ikisini, Nimet ve İsmet’i o dönemde yeni açılan Fransız okulu Dame de Sion’a kayıt ettirir.
Nimet okuldaki hocaların hristiyanlık telkinlerinden rahatsız olur ve okuldan ayrılır. Fakat İsmet durumdan pek şikayetçi değildir ve okulda kalmakta ısrar eder. İki kız kardeş daha sonra yüksek tahsil için Fransa’ya giderler. Nimet tahsilini tamamlayıp döner fakat İsmet geri dönmeyeceğini annesine bir mektupla bildirir. Ve uzun süre iletişimleri kopar.

Ve nihayet yıllar sonra sevgili kızından bir haber alır Fatma Aliye Hanım;
İsmet bir katolik rahibesi olmuştur.

Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın yeğeni Faik Bey’den olma, Mecelle’nin müellifi anlı şanlı Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye Hanım’dan doğma İsmet Hanım rahibe olmuştur.

“Ölmeden önce ölmek bu olsa gerek”der Fatma Aliye Hanım. Bütün yazı hayatına son verir ve ömrünün bundan sonraki kısmını kızını aramakla geçirir. Yıllarca ne kendisi kızından bir haber alabilir, ne de kimse kendisinden bir haber alabilir. Hatta gazetelerde hakkında çıkan ölüm ilanını düzelttirmek isteyen yakınlarına engel olur, “bırakın öldü bilsinler” der.
Babasından kalan serveti kızını bulmak için harcar fakat nafile.
Nihayet muzdarip ruhu yorgun ve küskün bedenini terk eder ve kızını bulamadan bu dünyadan göçüp gider...

50 lira hala elinizde mi ?
Onunla varsa kızınız veya oğlunuza bir hediye alın. Çikolata filan da olur tabi, ama başka şeyler de olabilir.
Bir Elifba, Kuranı kerim yada türkçe açıklaması,Namaz Hocası veya bir İlmihal Kitabı mesela.
Yavrunuzu kimselerin eline bırakmayın ve O’nu iyi bir müslüman olarak yetiştirmenin bir yolunu bulun.

Hayatta daha önemli ne işiniz var ki...
Bi elli liranız var mı acaba?

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
ZERO 11:13 12.06.19
Çok anlamlı bir yazı ..tesekkürler

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Venom 23:25 11.10.19
Snipper Nickli Üyeden Alıntı:
Varsa lütfen çıkarıp arka yüzüne bakar mısınız. Orada bir hanımefendinin fotoğrafını göreceksiniz.
Para üzerine fotoğrafı basılan ilk türk kadını.
Kendisi ilklere pek yabancı değil aslında.
İlk türk kadın roman yazarı,
ilk türk kadın çevirmen,
ilk “muhafazakar” feminist,
eserleri batı dillerine ve arapçaya çevirilen ilk türk kadın yazar ve düşünür...

Evet, Ahmet Cevdet Paşa’nın muhterem kerimesi Fatma Aliye Hanımdan bahsediyoruz.
Ne kadar parlak bir kariyer ve ışıltılı bir hayat değil mi?

Değil maalesef...
Çünkü madalyonun bir de öbür yüzü var.

Döneminin hemen hemen bütün islamcıları gibi “Batı’nın iyi yönlerini almak lazım” diyen Fatma Aliye hanım dört kızından ikisini, Nimet ve İsmet’i o dönemde yeni açılan Fransız okulu Dame de Sion’a kayıt ettirir.
Nimet okuldaki hocaların hristiyanlık telkinlerinden rahatsız olur ve okuldan ayrılır. Fakat İsmet durumdan pek şikayetçi değildir ve okulda kalmakta ısrar eder. İki kız kardeş daha sonra yüksek tahsil için Fransa’ya giderler. Nimet tahsilini tamamlayıp döner fakat İsmet geri dönmeyeceğini annesine bir mektupla bildirir. Ve uzun süre iletişimleri kopar.

Ve nihayet yıllar sonra sevgili kızından bir haber alır Fatma Aliye Hanım;
İsmet bir katolik rahibesi olmuştur.

Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın yeğeni Faik Bey’den olma, Mecelle’nin müellifi anlı şanlı Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye Hanım’dan doğma İsmet Hanım rahibe olmuştur.

“Ölmeden önce ölmek bu olsa gerek”der Fatma Aliye Hanım. Bütün yazı hayatına son verir ve ömrünün bundan sonraki kısmını kızını aramakla geçirir. Yıllarca ne kendisi kızından bir haber alabilir, ne de kimse kendisinden bir haber alabilir. Hatta gazetelerde hakkında çıkan ölüm ilanını düzelttirmek isteyen yakınlarına engel olur, “bırakın öldü bilsinler” der.
Babasından kalan serveti kızını bulmak için harcar fakat nafile.
Nihayet muzdarip ruhu yorgun ve küskün bedenini terk eder ve kızını bulamadan bu dünyadan göçüp gider...

50 lira hala elinizde mi ?
Onunla varsa kızınız veya oğlunuza bir hediye alın. Çikolata filan da olur tabi, ama başka şeyler de olabilir.
Bir Elifba, Kuranı kerim yada türkçe açıklaması,Namaz Hocası veya bir İlmihal Kitabı mesela.
Yavrunuzu kimselerin eline bırakmayın ve O’nu iyi bir müslüman olarak yetiştirmenin bir yolunu bulun.

Hayatta daha önemli ne işiniz var ki...
Bi elli liranız var mı acaba?
Cüz-i iradesi ile başka bir din seçmiş
Buna göre, kaza Allah'ın kudretinin bir tezahürüdür. Kader ise, Allah'ın ilminin bir yansımasıdır. Bu açıdan kader denildiği zaman, kudret değil, ilim akla gelir. Nitekim

"Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın. Her şeyi Biz bilinen bir kader ile indiririz." (Hicr Sûresi, 15:21; bk. B. S. Nursi, Kader Risalesi).

yeti Kader'in Allah'ın bilmesi anlamına geldiğini gösterir.

Kader, ilimden çıkmış bir programdır. İlim ise, zorlayıcı yanı olmayan bir sıfattır. Kudret ise zorlayıcıdır.
Buna göre, hadiste ifade edilen "kişinin rızkı, ameli, eceli, saadet veya şekavet ehli olması" hususunun yazılması, kader noktasına bakar. İbn Hacer'in de ifade ettiği gibi, hadisin zahirinden söz konusu yazılışın bildiğimiz sayfalardaki yazılıştır. (bk. Fethu'l-Barî, XI/483). Müslim'in rivayetinde yer alan "yazdıktan sonra sayfa dürülür, artık ne fazla bir ilave yapılır, ne de ondan bir şey eksiltir" (a.g.e) ifadesinden bu husus açıkça görülmektedir.Allah dilediğini siler dilediğini sabit bırakır, ana kitap onun aynındadır." (Rad, 13/39) burada kader mevzusunda çelişkiler yokmu?mesela ;Bu konuyla ilgili önceki ayetlere baktığımızda bunu rahat anlarız:

“İyi bilinmeli ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Ve onlar üzülmeyecekler de. Onlar, iman edip Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselerdir. Dünya hayatında da âhirette de onlara müjde vardır. Allah’ın sözlerinde asla bir değişme yoktur. İşte budur büyük kurtuluş.”(Yunus, 10/62-64).

Bütün tefsirlerde bu ayetlerdeki “Allah’ın değişmez sözleri” vahiy sözleri değil, onun hükümleri, kanunları, verdiği sözler manasında algılanmıştır. Bunun özeti “Allah’ın hükümleri, kararları değişmez / Allah sözünden caymaz” şeklindedir.

“Biz bir ayetin hükmünü diğer bir ayetle değiştirirsek veya unutturursak (geri bırakırsak), ondan daha hayırlısını yahut onun benzerini getiririz.” (Bakara, 2/106
)Örneğin; Mekke devrinde şartlar uygun olmadığı için düşmanın bütün eziyetlerine rağmen, Müslümanların savaşmalarına izin verilmemiştir. Medine’de Müslümanların lehine şartlar oluşunca kendilerini silahla müdafaa etmek için savaşa izin verilmiştir. Keza sahabenin iman coşkusuyla çok güçlü olduğu Medine’nin ilk döneminde "bir müminin on kâfirin önünden kaçması yasaklanmıştı." Daha sonra insanın yapısının gereği olarak onlarda bir zafiyet meydana gelince Allah bu hükmünü değiştirdi ve “bir müminin, iki kâfirin önünden kaçmasını yasakladı.”(Enfal, 8/65-66).
Alim olan allah nasil böyle karar değiştirebiliyor?
Saygılar

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
terzi58 20:52 12.10.19
vay be cebimizde kizini arayip bulamayan anneyi tasiyormusuk da haberimiz yokmus arastirman icin tesekurler emegin icin allah razi olsun

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
havashavas 11:07 13.10.19
Konu paylasimi icin tesekkurler.. .

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi