Derin Konular

Gelecek ve yeni düzen - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Derin Konular>Gelecek ve yeni düzen
Celil 21:32 21.01.20
Büyük ümitlerle dolu yeni bir çağ yakında başlayacaktır.
Görünüşe göre statüko* daha fazla sürüp gidemez; zaten bizlere
yeni zamanları karşılayabilmemizde hiçbir şekilde yardım edemeyeceği de ortadadır. Ancak, yeni çağ tarafından tutulan yol ne
olursa olsun, 1998' den itibaren bizleri nelerin beklediğini biliyor
muyuz acaba?
Ortodoks komünizm, haksızlık ve insafsızlıkları yüzünden
zaten çoktan aşılmış durumdadır. Sosyalizm, diktatorial bir idarenin çok güçlü bürokrasisine ve zulmüne doğru götürme riski
taşımaktadır. Zaten daha önceden miyop olan kapitalizm ise artık iyice körleşmiştir ve görünüşe bakılırsa neleri riske soktuğunu görebilecek bir kapasitesi yoktur.
"Tüm insanlar kardeş olmaya mecburdurlar; bunun için de
hiç değilse eşitlik, kardeşlik ve anlayış temelleri üzerine kurulmuş olan tek bir düşünce etrafında, ancak tek bir amaçla ve tek
bir umutla birleşmeleri elzemdir." (5053-L-1)
İnsanlar arasında kardeşlik ve Tann'nın babalığı prensibi sonuçta üstün gelecektir ve "beraberce çalışılan ve ahenkli" bir toplumda "herkes, birliği göz önünde tutarak, tüm insanların hayrına
çalışmak zorundadır." "Ancak işi dünya ölçülerinde ele almak,
milliyetçiliği bir kenara atmak ve uluslararası bir para yaratmak ya
da değiş-tokuş değerlerinde bir entemasyonalleştirmenin meydana getirilmesi şarttır." demektedir Cayce. Ve de gecikmemek zo-rundayız. Altın rezervlerimiz ve ödemeler dengesi tehlikededirler, Fransız Frangı'run, Lira'run ya da Dolar'ın tahrip oluşları ağır
bir enflasyon, ekonomik kriz ve bir kaos yaratma rizikosu göstermektedir. Kapitalizmdeki Aşil'in topuğu belki de bu noktadadır.
Cayce, bizleri, parasal sorunlar yüzünden yeni bir savaş çıkabileceği konusunda uyarmaktadır.
Yeni Çağ'a gelince, "Meydana gelecek olan değişikliklerle
birlikte, gerçek Amerikaalık, hpkı Frank-masonlukta olduğu gibi,
insanların kardeşliği ile ifade olunan ve tezahür eden evrensel düşünce, dünya işlerinin çözümünün kuralı haline geleceklerdir.
Bundan, tüm dünyanın muazzam bir masonluk cemiyeti durumuna geleceği anlamı çıkarılmamalıdır ancak, orada savunulan prensipler, oluşacak olan yeni barış düzeninin esasını, temelini teşkil
edeceklerdir." (1152-11)
Böylelikle, yeni düzen evrensel olacakhr ve uluslar barış içinde, birbirleri ile dostça ilişkilere yeniden başlayacaklardır. Modem
teknolojinin ihraç edilmesi -tarımdaki Yeşil Devrim- tam gelişim
halindeki bir nüfusun beslenme sorunlarını çözebilir ve çözmek de
zorundadır. Burada gerekli olan toprak değildir; hatta bu fazlasıyla da vardır. Demografların açıkladıkları istatistikler yeryüzündeki tüm insan nüfusunun, üç buçuk milyar insanın (•), her beş kişilik
bir aileye çeyrek hektarlık bir alan verildiği takdirde Alaska yüz.ölçümündeki bir kara parçası üzerine yerleştirilebileceğini ortaya çıkarmıştır. Birleşik Devletler'de nüfusun %70'i, ülke yüzölçümünün %2'sini bile ancak işgal etmektedir. Sorunun çözümü hiç şüphesiz, endüstrinin merkezden idare edilmemesine ve kırsal ve şehirsel bir dengeye bağlıdır.
"Demografik patlama"nın tehlikeleri hakkında anlatılması
mümkün olan her şeye rağmen, bu, bizi inandırmak istediklerinden çok daha az tehdit edici bir yapıdadır. Sorun, herkes için fazlasıyla ve gayet bol olan doğal kaynakların dağılımının ekonomik
sisteminde yatmaktadır. Büyük korku, günümüz rejimleri altında
ihtiyaçların tatmin edilememesinden kaynaklanmaktadır.
Cayce, "okumaları"nda yeni çağın ekonomik sisteminin ke-
sin tabiahru tarif etmemekte, ancak onun esasını vermektedir. Bu,
bizim tüketiciler ya da üreticiler kooperatiflerinin bir tür kopyası
niteliğinde bir ''kooperatif, koordinasyon" toplumu olacakhr. Aracılığın, tam kudrete sahip işverenlerin, tröstlerin zararları böylece
ortadan kaldırılmış olacakbr. Günümüzde yer yer görülen ortaklaşa yaşam biçimi, bunun şimdiden belirtisidir; hipilerin oluşturduğu "komünler" belki de bu yolu açmaktadırlar. Ancak ekonomik bakımdan, bir hususi kapitalizm sisteminde hayatlarını sürdüremezler. "Grup kapitalizmi" daha fazla ümit vermektedir.
Birkaç zamandan beri Amerikan ekonomik yaşamında sessiz bir ihtilal gerçekleşmekte ve hür teşebbüs sistemine yeni bir boyut getirmektedir. Onar yıllık duraklamaların ardından koopera*
, tif organizasyonlarının önemli ölçüde çoğalıp büyümeleri, eskinin
o karşılıklı yardıma dayanan öncü ruhunu yenilemekte ve canlandırmaktadır. Bunlar tüm sosyal ve ekonomik sancılanmızın çözümü olabilirler. Ek olarak, sosyalist bir devlette �iddetle hüküm süren bir yönetimin koyduğu hacizi de önleme imkanını vermektedir.
Kooperatif teşebbüsler, gayet doğru bir şekilde "halkın kapitalizmi" olarak isimlendirilebilirler. Herkes ona kablır ve bu, müşterilerin herkesin yararını amaçlayarak yönettikleri kooperatif
üyelerini kullanan müdürleri işe alan yönetim konseyinin üyeler
tarafından seçildiği bir tür karşılıklı yardımlaşma cemiyetidir.
Amaçlan, yahnmlar sayesinde para kazanmaktan çok, parayı biriktirmektir. Temel bakımından, kooperatifler herhangi bir teşebbüs gibi yürütülmektedir ancak önemli farklılıklar da gösterir,
çünki bunlar kazanma arzusu ile değil, birleşme ve karşılıklı yardımlaşma ile motive edilmektedir. Bu ortak ve paylaşılmış amaç
duygusu, organizasyon ruhudur. Çoğunluğu kendi şahsi karlarını asla gözetemeyecek olan iştirakçiler, operasyonu ve bitmiş
ürünleri kontrol ederler. Sahip olunan işlerin sayısı ne olursa olsun, kural herkes için aynıdır: "Bir üye, bir oy'', ki bu da, topluluğun bir büyük hissedarlar azınlığı tarafından yönetilmesine engel
olur.
İsveç'te, ham ürünün %15'i, kooperatiflerin elindedir. Norveç'tekiler perakende ticaretinin % 11 'inden sorumhıd urlar. Danimarka'da süt ürünleri ve kümes hayvanlarından elde edilen ürünler düzenlenmiş kooperatifler tarafından sahn alınmakta ve hatta
yine bunlar tarafından sabşa çıkarılmaktadır ve küçük ziraatçiler,
zirai malzemelerini ortaklaşa kullanmaktadırlar. Onlarca yıldan
beri bu uluslar sağlam bir ekonomi ve pek az bir enflasyon yaşamaktadırlar, aynca, işsizlik gibi bir sorunları da yoktur. Ve özel teşebbüs, onlarda daima gelişme halindedir.
Dünya üzerindeki en eski kooperatif -hala daha mevcuttur-,
1812 senesinde İskoçya'da kurulmuştu. O zamandan bu yana, Avrupa'daki kooperatifler, küçük perakende mağazalarından büyük
pazarlara ve dağıhma, üretime ve fabrikasyona geçerek muazzam
bir hamleyi gerçekleştirdiler; çiftliklerde yetişen hayvanların etlerini muhafaza etmek için soğutma fabrikaları kurdular. Federal
Almanya'da, İtalya'da, Fransa'da, Büyük Britanya'da, İrlanda'da,
Yunanistan'da, Pakistan'da, Hindistan'da, Seylan'da, Kanada'da
ve "hür dünya"nın diğer pek çok uluslarında gayet nüfuzlu tüketiciler birlikleri mevcuttur. Birleşik Devletler'de kooperatiflerin varoluşları 1845'de başlar, ancak çoğalmaları 1961 'den itibaren olmuştur ve bilhassa son beş senedir (•) büyük ölçüde yayılmışlardır.
Ancak, tam bir değişimler devri yaşamaktayız ve bunlar, günümüzde, tarihimizde hiçbir vakit görülmemiş olan bir süratle
meydana gelmektedir. Bu kritik zamanlarda şu ya da bu ülkede
yaşıyor olmamız da bir anlama sahiptir. Bizler hepimiz, Büyük
Plan'ın parçalarıyız. Şayet insan, yaşamak için yeni bir kainat istiyorsa, bunu bizzat kendisi şekillendirmek zorundadır. En korkunç
düşmanı, yine kendisidir. Hür iradesi sayesinde, kuvvetli olanın
hayatta kalabildiği orman kanununa uygun yaşamı seçebilir; hatta
Tanrı'ya meydan okumayı bile tercih edebilir. "Ancak, kişilerin faaliyetinde, düşünce ve teşebbüslerinde, bir şehri ya da ulusu, ruhsal yasaların uygulanışı vasıtasıyla, birlik içinde muhafaza etmeyi
sağlayan şartlar mevcuttur. Kalplerin ve ruhların eğilimleri, bu alt
üst oluşların mümkün olduğunu göstermektedir ... İlahi Yasa önünde eğildiği zaman, insanın bu kaosa bir düzen kazandırdığı
da gerçektir. Tam tersine hareket edip, önemsemediği zaman ise
enkarnasyonu boyunca kaosu ve yıkıcı güçleri getirmektedir."
(3976)
Bizler, kendi şahsımızı doğrudan ilgilendirmeyen tüm şeylere karşı vurdum duymaz kalma eğilimindeyizdir; bu da temelde
tüm diğer sorunlarda da olduğu gibi, ruhsal bir problemdir. Kayıtsızlığımız, egosantrizmimiz (benmerkezciliğimiz) ölçüsündedir.
Örneğin, kamu işlerindeki topluca kendini tatmin ediş olgusu,
kendi şahsi çıkartan peşinde koşan bir azınlık tarafından hızla ele
geçirilen bir boşluk yaratmaktadır. Böylelikle, milletler genelolarak layık oldukları hükumet tarafından yönetilmektedirler. Ancak
bu günler de geçip gitmektedir; gelecek, mücadeleye atılmaya hazır olduklarını çoktan göstermiş olan gençlere aittir. Bu bir reformcular neslidir; ama solculuklarını gayet tedbirli bir şekilde azaltmaya ihtiyaçları vardır. Tüm bu aşırıcılar, beatnikler, hipiler, uzun
saçlı, kolyeleri, madalyonları olan çıplak ayaklı pasifistler, Atlantisliler'e benzemektedirler. Üstelik, Atlantis teorisine de gayet güçlü bir ilgi duymaktadırlar.
Ulus daha da dikleşebilir. Tıpkı Cayce'in dediği gibi: "Tann'
nın ruhu, kaostan banş ve ahenk çıkartmak için nasıl üzerinde
uçuyor idiyse, böylece Ruh da, insanlara, ancak aynı ve tek bir yasaya itaat ettikleri zaman mevcut olabilen bir banş ve ahenk içinde
birlikte yaşayabilmeleri için, onlara banş, ahenk ve anlayış getirmek üzere yeryüzüne inmek ve onların kalplerini, beyinlerini ve
ruhlarını yüceltmek zorundadır. Tüm ruhların kendi kendilerine
sorduktan tüm soruların tek cevabı ve tek çözümü Sevgi Yasası'
dır. Günümüzdeki dünyasal şartların tek ilacı budur." (3976)


kaynak:Atlantisten Geleceğe İnsanın Kaderi

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147