Ebced & Cifir & Remil

İslam Anlayışında Ebced Hesabı - Giriş - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

1 2 
Ebced & Cifir & Remil>İslam Anlayışında Ebced Hesabı - Giriş
Havasokulu 21:48 06.02.17
“Ebced hesabı”nı, insan hayatındaki mesele ve hadiselerin tabir veya tevil edebilmesi ve bir yönüyle de “harfler-kelimeler üzerinden manalar kavrama işi” olarak vesileler arasında sayabiliriz.

Ebced hesabı uygulanacak olan kelimenin yapısında dikkat edilecek hususlardan olarak; kelimenin delalet ettiği şeyi bilmek, kelimenin doğru yazılış ve okunuşu, hangi dil ve coğrafyada kullanıldığı vesaire gibi şartlar kelime veya harfin kendi ifadesini kavrama da göz ardı edilemeyecek hususlardır.

Ebced hesabını bütünün bir parçası olarak değerlendirdiğimizde, insanı, üzerinde bulunduğu işin iç yüzüne ulaştıran tedai, ilham, tevil ve tabir edecek istidattan da mahrum olmamasını gerekli kılar. Bütünde yerini alamayan bir hesap tekniğinin ise kıymet hükmü verilemez ve vasıtalık görevini yerine getiremez.

İnsanın ayaklarının yere bastığı gibi ruhunun latifliği içinde dimdik duruşu sayesinde ve nefsinin kendine pay çıkartıcı eda ve tavırlardan uzak olması sayesinde kalbe düşen ilhamlarla tedailere uzanır veya tedailerden ilham damlaları süzülür. Bu bağlılık içerisinde kişinin önüne çıkan kapıları usta bir çilingir gibi yoklaması ve içeri girebilmesi istidata kalmış bir merhaledir. İnsanın ruh kuvveti kazanması ve hesab tekniğini bilmesi, bir vesile ile ‘ne aradığı’nın keşfi ortaya çıkmasa bile sermaye olarak kişiye belli bir istidat kazancı sağlamış olacaktır.

“Kelâmın bir cemâli vardır ki, Hak onu inayet ettiklerine gösterir” hikmeti, bize bir manada üzerinde bulunduğumuz işin hakkını verici, üzerinde yoğun tefekkür edici, o iş içinde yanıcı ve eriyici hassalarımızı canlı tutarak işin üzerine eğilmek ve cümlelerin-kelimelerin iç ve dışını kendi bütünlüğü olarak hissetmenin yollarını arayabilmek.

İnsan kendisine vesileler arayabilir yada karşısına çıkan vesilelere uzanabilir ki, ayet ve hadislerin iş’ari manasına, beyit, günlük yaşantısı içerinde dikkate şayan kelime-cümle okuması yada duyması üzerine veya rüyasında bir şey belirmesini- işitmesini manevi bir işaret olarak sayar ve o kelimenin ebcedini çıkarır ve çıkan manayı kavrar veya kavramanın yollarını arar. Yine insan kendi uğraştığı, matematik, fizik, kimya vs. alanında manen maddeye olan tahakkümünden gelen ilhamlar doğrultusunda işaretler aramaya girişir ve kendine yol arar. Bu manada ilhamlarımız bizi kapıya götüren yol gibidir, yoldaki engelleri aşmak için diğer materyallerin de bünyemizde mevcut olması gereklidir.

Ebced hesabı üzerinde durulması gereken iki husus; ihlas-samimiyet ve nasibtir. Kişi samimiyeti doğrultusunda ilerlerken takdir olunan nasibidir. Bize düşen dilemek, istemektir.

“Dua’yı icra da arayın” hadis-i şerif’inde buyurulduğu üzere her işin kendi gereken hakkını yerine getirmeye gayret gösterirken, Allah’a niyaz ederek kalb berraklığı ve sukuneti, akla düşen hatarât’lardan kurtulma kuvveti, kemal yolunda ilerlemenin gereken tüm hassalarını bünyemizde toplama adına dua’ya sarılmalı ve günlük yaşantıdan etkilenen kalbin kararmasına mahal verilmemelidir.

İslam dini içerisinde her meselenin kendi esas ve usulleri içerisinde ele alındığını görmekteyiz.

Allah Resulü bir hadisinde buyurmuştur: “Allah’ın ahlakiyle ahlaklanın”.

İmam-ı Rabbani Hazretleri;

-“İslam, Şeriat ve tasavvufun bütünüdür.”

-“Efendimiz, alemlerin Rabbinin Sevgilisidir. İyi ve güzel olan her şey o Sevgili içindir. Onun içindir ki, Hak, Kitabında, Sevgilisine büyük ve eşsiz bir yaradılış ve ahlakla vücud verdiğini haber verdi. Cihanın Efendisinde iç ve dış alemler kemal halindeydi ve birbirlerine asla aykırı bulunmuyordu. Bu bakımdan gerçek marifet ve eriş, zahirle batının birbirinin tamamlayıcı halinde, birbiriyle ahenk belirtmesi ve hiçbir aykırı ifadeye imkan bırakmamasıdır. Mesela: Yalanı ağza almamak şeriattır. Kalbe giren yalanı nefyetmekse tarikat… Kalbe giren yalanı cehd sarfederek nefyetmek tarikat iken, cehdsiz ve emeksiz atmak da hakikattir…

…Sevgilinin ahlak ve şekli bulunan her nesne yine Sevgiliye olan bağlılığiyle sevgili olur. Alemlerin Efendisine uymakta gayret ve hassasiyet, sevgililik makamına götürür. Her akıllı, zahir ve batın yoluyla beşeriyetin Fahrine uymaktaki sırrı anlayabildiği nisbette aklı bulur.* ” Buyurmaktadır.

Bu manada İslam alimleri, tasavvufun ka’l değil hal olduğunu, tasavvufi eserlerin ise kişileri manevi atmosfere kılavuz teşkil etmesi bakımından ve ruhi keyfiyeti disipline etmede yardımcı olabilmek için olanca güçleriyle manayı kağıda dökerek bizlere sunmuşlardır.

İnsanın ruhi yaşantısını disipline edebilmesi için bilinenlerden yola çıkarak iç huzura kavuşabilmesi, böylece eşya ve hadiseler de tasarruf hakkına malik birer fert olmasını murad etmişlerdir.

Kişi, nefsini ruhunun tahakkümü altında tuttuğu müddetçe içindeki ruh ızdırabının sukunete ermesiyle, manevi yolda kalbe düşen ilhamların “dindeki gizli olgunluklar olduğunu bilir, bu esrar ve ince bilgileri” zahir plana çıkararak hakikate yakın bir şekilde tabir veya tevil eder.

Bu minvalde gerek kendi yaşantısı içerisindeki meseleler veya hayatın akışı içindeki hadiseleri hakikate yakın bir şekilde yorumlayıp, olan bitenlerin tesiri altında kalmadan etkisi altına almış olur.

Bizim de dileğimiz iç ve dış alemimizin kuvvet kazanarak hakikat yolunda yürümenin vasıflarına ermek..

İslam Anlayışının bir parçasını oluşturan “ebced” hesabı üzerine yazılan eserlerin yoğunluk arzetmemesi ve mevcut çalışmaların da sırrına dair verilerin keyfiyete bırakılmış olması hasebiyle çalışmamız da bir hayli zorlanıldığını söyleyebilirim.

Ebced hesabı isimli çalışmamızın kaynakları arasında Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın ‘Türk İslam Kültüründe Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme’ isimli kitabından, Ebced’in uygulanışı ve tarihi süreç içerisindeki işleyişinden istifade etmiş bulunmaktayız.

“Ledün İlmi” içerisinde ifadesini bulan “ebced hesabı”nın önem kazanan yanı, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri’nin tesbitlerinin yer aldığı ve ‘harflerin keyfiyeti ve mertebeleri’ bahsini, derin idrak ve ruh kuvvetine sahib olan çağımızın mütefekkiri Salih Mirzabeyoğlu’nun külliyatı içine serpiştirdiği konu ile ilgili kitapları bütünü yansıtması bakımından; Ebced hesabının mahiyeti ve yerini tesbit etmede esas kaynak teşkil etmiştir.

Ebced hesabı ile iştikak ilmi arasındaki yakın ilişkiyi belirtmek ve ebced hesabının uygulanışını misallendirmek adına uygulamalı göstereceğimiz “Salih-Rüya” üzerine yapılan çalışmayı da sunuyoruz.

Allah Resulü’nün hayatını takip ettiğimizde görmekteyiz ki, Hz. Peygamber; Zeyd bin Sabit’i İbranice ve Süryanice öğrenmekle görevlendirmiştir. Bu emir, toplumlar arası iletişim ve diplomatik ilişkilerin yürütülmesi vasfını taşımakla birlikte, Hz. Zeyd’in, Allah kelamının metinlerini ilk kitab (Mushaf) adı altında toplama saadetine kavuşturacaktır. Nitekim, Hz. Peygamberin vefatından sonra çıkan savaşlarda bir çok sahabenin vefat etmesi üzerine Kur’an ayetlerinin kaybolması korkusu Hz. Ömer’i endişelendirmiş ve Halife Hz. Ebu Bekir’e giderek ayetlerin toplu hale getirilmesini istemiştir. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer’in bu teklifini uzun istişareler neticesinde kabul etmiş ve Zeyd bin Sabit’i görevlendirmiştir. Böylece ashabda bulunan bütün yazılı metinler hicretin 12. yılında Mushaf adı altında toplanmıştır. Zeyd bin Sabit, Hz. Osman döneminde Kur’an’ın çoğaltılması için oluşturulan komisyonda görevli bulunmakla ayrı bir saadete daha kavuşmuştur.

İmam-ı Gazali Hazretleri, Kur’an’ın anlaşılmasının yolu, (kullandığı) dilin vaz’ının önceden biliniyor olmasına dikkat çeker. Kur’an da ‘dağ’ anlamına gelen ‘tûr’ kelimesi kullanılmakta ve o günün Araplarınca da Süryanice kelimeleri anlayanların bulunması, kişilerin alt yapısının olduğu ve inşa edilmek üzere verilen bilgilerin işlenebilmesinin denge usulünü de göstermektedir.

“Allah’ın Sevgilisi buyurdular ki: Süryanice öğrenin!”

Süryanice olarak telif edilen Celcelutiye: “Allah Resulü’nün derslerine istinaden, aslı cifir ve ebced hesabı ile alakalı olarak Hazret-i Ali tarafından telif edilen Süryanice bir kasidedir… Esas manası ‘bedi’ demektir.”

İslam Anlayışı içerisinde ebced hesabının yerini ve mahiyetini gönlümüzün gördüğü surette ve ruh kuvvetimiz kadar şekillendirmeye çalışacağımızı bildirerek hayatımızı hakikate yakın çizgide sürdürebilmek adına “İslam Anlayışında Ebced Hesabı” isimli çalışmayı vesile kılarım.


Alıntı
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
spacetimereality 01:12 24.04.17
Allah razı olsun.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Priv0x 10:04 08.11.17
Eyvallah abi
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Labezerin 13:53 13.11.17
Allah senden razı olsun.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Eloa 09:13 29.11.17
ALLAH razı olsun.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
İpek 19:40 05.06.18
Allah razı olsun hocam
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
aseyhmus 20:22 05.06.18
Allah razı olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Sessiz dunyam 19:52 02.07.18
Allah razı olsun hocam
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
32dlm32dlm 13:33 26.10.18
Teşekkürler hocam
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
BEHRAM 08:32 06.11.18
Allah razı olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:anlayisinda, ebced, giris, hesabi, İslam
1 2 
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147