Esmaül Hüsna

EL-HALÎM Esması ve Sırları - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Esmaül Hüsna>EL-HALÎM Esması ve Sırları
El Kindi 16:33 10.05.19
EL-HALÎM: Kızgınlıkla ve acele ile muamele etmeyen,yumuşaklık sahibi, günah ve isyanlarına rağmen kullarını hemen cezalandırmayıp onlar için tevbe ve ümit kapılarını açık bırakan; onları sonsuz rahmet ve keremiyle nzıklandırmaya devam eden. Hilm, suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır.Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayana halîm denmez. Halîm, kudreti yettiği halde, bir hikmete binaen cezalandırmayana denir. Allah Teâlâ Halîm’dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazapta acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır… “Gönül alıcı bir söz ve başkasının eksiğini gizlemek,peşinden incitmenin geldiği bir yardımdan daha hayırlıdır; ve Allah Kendine yeterlidir, tahammül (hilm) Sahibidir.).”(Bakara, 2:263)
“İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, Halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).”(âl-i İm-ran, 3:155)
“Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, Halîmdir, bağışlayıcıdır.”(İsra, 17:44)
“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, Halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.”(Fâtır, 35:41)
Affı, bağışlaması, rahmeti ve merhameti sınırsız olan, sürekli affeden ve affetmekten bıkıp usanmayan yüce Allah (c.c), kullarına karşı son derece yumuşak huylu davranmaktadır ki, böyle yapıyor. Karar vermekte acele etmiyor, bizim gibi sabırsız davranmıyor, hataları ve günahları hemen anında değerlendirip cezalandırmıyor. Bekliyor ve istiyor ki, kulları yaptıklarının ne olduğunun farkına varsın, cürüm ve suçunun büyüklüğünü ve bunu kime karşı yaptığını anlasın, tövbe etsin ve desin ki: “Allah’ım! Biliyorum ki, benim yaptığım hatadır, günahtır; sana karşı bir edepsizlik ve terbiyesizliktir.. Ama ne yapayım kİ, irademin sigortası attı, bunaldım ve bir anlık gaflete düşüp bunu yaptım.. Ama yine biliyorum ki, senin affın ve merhametin benim cürüm ve günahlarımdan çok, rahmetin geniştir, onu hiçbir şey geçemez; binaenaleyh, beni bağışla…” “Ben düştüm, çamura battım, isyan ettim, hata ettim, günah işledim, elimi, ayağımı, dilimi, dudağımı, zehirli meyvelerin dikenleri ile kanattım.. Aslında yaptığımdan da pişmanım, daha tadı damağımda iken içimde zehrini hissettim; meğer benim bal sandığım zehirmiş., babamız Adem (a.s) gibi, “şuna dokunmayın..” dediğin halde, ben ona dokundum, şeytana ve nefsime uydum.. Fakat bir kurtuluş yolu olarak yine sana geldim, kapının önündeyim, lütfen beni içeri al ve rahmetinle, merhametinle yargılayıp bağışla..” Zira, yüce Rabbimiz Kuran-ı Keriminde buyuruyor ki: “Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı çok yargılayıcı ve esirgeyici bulacaktır.”(Nisa, 4:110)
Sadece bu kadar değil, daha bunun gibi nice ayetlerle kendisinin ne kadar büyük bir rahmet ve mağfiret sahibi olduğunu ve ne kadar bağışlayıcı olduğunu bize anlatıyor…, Onu en iyi tanıyanlardan biri ve belki de birincisi olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de, bu konuda bizi ümitlendiren ve yeniden ona döndüren bir sürü beyanlarda bulunmaktadır. Abdullah İbnu Amr İbnü’l-As (r.a) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.v) (Hz. İbrahim’in duası olan): “Ey Rabbim şüphesiz ki o putlar insanlardan pek çoğunu saptırmıştır. Kim bana uyarsa muhakkak ki o bendendir. Kim de emirlerime karşı gelirse, şüphesiz ki sen çok bağışlayıcı, çok merhamet edicisin.” (İbrahim, 14:36) mealindeki ayeti ile, Hz. İsa’nın duası olan: “Eğer onlara azap edersen onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, elbette sen dilediğini yapmaya kadirsin ye sen her şeyi hikmetle yaparsın”(Maide, 5:118) mealindeki ayeti okudu ve ellerini kaldırıp şöyle yalvardı: “Allah’ım! Ümmetimi (mağfiret et: bağışla), ümmetimi (mağfiret et!)” ve ağladı. Allah Teâlâ Hazretleri: “Ey Cibril, Muhammed’e git! -Rabbin bildiği halde- niye ağladığını sor!” diye emretti. Cebrail (a.s), O’na gelip niye ağladığını sordu. (Rab Teâlâ’ya dönüp Muhammed’in) ne söylediğini -O çok iyi bildiği halde- haber verdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri: “Ey Cebrail! Muhammed’e git ve ona söyle ki: “Biz seni ümmetin hususunda razı edeceğiz, asla kederlendirmeyeceğiz.” Dikkât edilirse, açık bir ayrım yok ve ifade geneldir. Ümit edelim ve dua da edelim ki, bizleri de bu dairenin içine alsın ve Peygamberimize bağışladığı, bizimle onu mahcup etmediği kullarından eylesin…
Hiddetli ve gazaplı bir kimsenin yanında bulunup onun gazabından korkan bir kimse, bu adı andığı takdirde, o hiddetli kimsenin hemen sakinleştiği görülür. Ayın gökyüzünde görüldüğü şerefli bir saatinde, bu adı temiz bir kâğıda bir kare çizerek içine yazıp, bu kâğıda üzerinde taşıyan kimsenin ahlakı güzelleşir ve kendisi rahat ve huzura kavuşur. Bu ad da Hak Teâla’nın yüce adlarından biridir ki, kıymetini sadece bilgin ve salih kimseler bilir.
EL-HALÎM isminin zikri (88) adettir. Zikir saati Zühal; günü Cumartesi’dir. Cumartesi Zühal saati, güneş doğarken yani 01.00 ve İkindi namazı sonrası saat 08.00 dir. Gece okumalarında ise saat 06.00 yani tam gece yarısı. Bu saatlerde okunabilir.
El-Halim ismi, özellikleri çok olan ve ümidi tükenmek üzere olanlara göre çok şey ifade eden bir isim-i ilahidir. Bundan daha çok istifadeye müsait olanlar, aşağıda verilen bilgiler doğrultusunda hareket ederlerse, çok istifade eder ve hayata yeniden başlama imkanına bile sahip olabilirler. Bitip tükendiğini, hiçbir şey yapmaya gücünün kalmadığını sanıp ümitsizlik karanlığına düşenler veya düşmeye meyledenler, bu isme sıkıca sarılıp bundan kurtulabilirler. Zira, Allah’ın engin rahmetini ve şefkatini bilmeyenler, kullarına bakışını anlamayanlar bu duruma düşebilirler. Hemen belirtelim ki, Allah’ın Halim isminden istifadeye en çok hakkı olan, eksikleri kusurlarıyla beraber yine ona dosdoğru inanıp iman edenler ve özellikle de Müslüman olanlardır… Bir şeyi de hatırlatmakta yarar var ki: Allah (c.c), tamamen hilm ve müsamahadan ibaret değildir. Halim olduğu kadar, Aziz ve Cebbar, şeref ve onur sahibi, güçlü ve istediğini zorla yaptıran; bağışlayıcı olduğu kadar da Müntakim (İntikam alıcı); azabı pek şiddetli olandır.
1. EL-HALİM ismi, usulüne uygun olarak okunursa, çok serkeş, haylaz, huysuz ve yaramazları, yavaş ve uyumlu hale getirir.
2. Hayırsız koca ve yaramaz kadın (eşi) üzerine okunur. Herkes kendince çekilmez veya katlanması güç olarak bulduğu kişilerin üzerine bu ismi bolca okuyup üfleyebilirler.
3. Hz. Musa (a.s)’ın, şerrinden korktuğu Firavun’un yanına her gidişinde, “Y HALİM” ismini çokça okuduğu nakledilmektedir.
4. Bir işte veya bir makamda idareci olan bir kimse, her gün 88 defa bu ismi zikrederse, öfkesinden ve gazabından kurtulup sükunet bulur, idareciliğine devam eder ve rahata kavuşur,başarıları sürekli olur.
5. Öfkeli, sinirli ve asabi kimseler, öfkelendikleri anda (88) defa “Y HALİM” diye zikrederse derhal öfkesi geçer ve sakinleşir. [Defalarca tecrübe edilmiştir.]
6. Gülsuyu ile ezilip mürekkep haline getirilmiş safran ile yazılıp bir iş yerine veya ekili bir araziye serpilirse bereket hasıl olur. Eğer gemiye veya başka bir araca serpilirse, gemi batmaktan, araç kazadan korunur. Eve serpilse her türlü şer ve beladan emin olur.
7. Mahkemede hakimin zulüm ve haksızlık yapmasından korkulursa, mahkemeye girerken (88) defa zikredip girilirse, hakimin hiddet ve öfkesinden ve haksızlık yapmasından emin olunur.
8. Geceleri ağlayan, uyku uyumayan bir çocuğun üzerine (88) defa okunup üflenerek üç veya yedi gece devam edilirse, çocuk huysuzluk yapmadan uyur, güzel ahlaklı, halim ve selim bir şekilde de yetişir. Kısacası, bu mübarek isim, gerek insanın kendisini, gerek düşmanlarını, gerekse aile ve çocuklarını sakinleştirip, faydalı hale getirmek ve ıslah etmek için çok faydalıdır.
9.“Yâ Halim” ism-i şerifini günde seksen sekiz defa okuyanlar rasgele iş yapmaz, ani kararlarla veya düşünmeden bir işe başlamazlar. Kötü bir kimsenin yanına girerken bu ism-i şerifi okuyanlara o kimsenin zararı dokunmayacağı gibi o kimseden iyilik bile görebilir.
10.İdareciler, günde seksen sekiz kere bu ism-i şerifi okumaya devam ederlerse Halım ism-i şerifi gül suyu ile yazılıp, bu su; esnaf iş yerine, ziraatçılar tarlaya,bahçeye serpseler bereket, bolluk olur. Gemiye serpilse gemi batmaktan kurtulur. Eve serpilse tüm kötülüklerden emniyette olur.
11.Her gün yüz defa zikredilmesi gönlün sükununa, cehl ateşinin sönmesine ve hışım ve gazabın dinmesine sebeb olur.Bir kimse her namazdan sonra yüz defa zikre devam ederse, kibir,hased, cimrilik gibi ahlak-ı zemimeden kurtulur, ahlakı düzelir.
12.Bir hastanın başında bir Fatiha ve on bir kere de bu isim okunursa hasta şifa bulur.
13.Dokuz gün, günde yüz yirmi yedi defa okunmaya devam edilirse, okuyan kimse hilm sıfatı kazanır, hilm sahibi olur. Cin ve ins ona itaat eder.
14.Cuma günü yüz yirmi sin harfi yazılır, yazma esnasında devamlı Ya Halim Ya Mu’id zikredilir ve üstte taşınırsa, bütün halkın gözünde şirin görünür, sayılır ve sevilir, sözü dinlenir kimselerden olunur.
15.Birinin kulağına bir şey kaçtığında Ya Ali Ya Azim Ya Halim Ya Azim okunursa Biiznillahi Teala dışarı çıkar
Not:Alıntı,derleme…

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
BLueSea 21:11 10.05.19
Teşekkürler paylaşım için Allah razi olsun...

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
gzr 21:25 10.05.19
Ömür 03:21 11.05.19
El Kindi Nickli Üyeden Alıntı:
EL-HALÎM: Kızgınlıkla ve acele ile muamele etmeyen,yumuşaklık sahibi, günah ve isyanlarına rağmen kullarını hemen cezalandırmayıp onlar için tevbe ve ümit kapılarını açık bırakan; onları sonsuz rahmet ve keremiyle nzıklandırmaya devam eden. Hilm, suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır.Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayana halîm denmez. Halîm, kudreti yettiği halde, bir hikmete binaen cezalandırmayana denir. Allah Teâlâ Halîm’dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazapta acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır… “Gönül alıcı bir söz ve başkasının eksiğini gizlemek,peşinden incitmenin geldiği bir yardımdan daha hayırlıdır; ve Allah Kendine yeterlidir, tahammül (hilm) Sahibidir.).”(Bakara, 2:263)
“İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, Halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).”(âl-i İm-ran, 3:155)
“Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, Halîmdir, bağışlayıcıdır.”(İsra, 17:44)
“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, Halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.”(Fâtır, 35:41)
Affı, bağışlaması, rahmeti ve merhameti sınırsız olan, sürekli affeden ve affetmekten bıkıp usanmayan yüce Allah (c.c), kullarına karşı son derece yumuşak huylu davranmaktadır ki, böyle yapıyor. Karar vermekte acele etmiyor, bizim gibi sabırsız davranmıyor, hataları ve günahları hemen anında değerlendirip cezalandırmıyor. Bekliyor ve istiyor ki, kulları yaptıklarının ne olduğunun farkına varsın, cürüm ve suçunun büyüklüğünü ve bunu kime karşı yaptığını anlasın, tövbe etsin ve desin ki: “Allah’ım! Biliyorum ki, benim yaptığım hatadır, günahtır; sana karşı bir edepsizlik ve terbiyesizliktir.. Ama ne yapayım kİ, irademin sigortası attı, bunaldım ve bir anlık gaflete düşüp bunu yaptım.. Ama yine biliyorum ki, senin affın ve merhametin benim cürüm ve günahlarımdan çok, rahmetin geniştir, onu hiçbir şey geçemez; binaenaleyh, beni bağışla…” “Ben düştüm, çamura battım, isyan ettim, hata ettim, günah işledim, elimi, ayağımı, dilimi, dudağımı, zehirli meyvelerin dikenleri ile kanattım.. Aslında yaptığımdan da pişmanım, daha tadı damağımda iken içimde zehrini hissettim; meğer benim bal sandığım zehirmiş., babamız Adem (a.s) gibi, “şuna dokunmayın..” dediğin halde, ben ona dokundum, şeytana ve nefsime uydum.. Fakat bir kurtuluş yolu olarak yine sana geldim, kapının önündeyim, lütfen beni içeri al ve rahmetinle, merhametinle yargılayıp bağışla..” Zira, yüce Rabbimiz Kuran-ı Keriminde buyuruyor ki: “Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı çok yargılayıcı ve esirgeyici bulacaktır.”(Nisa, 4:110)
Sadece bu kadar değil, daha bunun gibi nice ayetlerle kendisinin ne kadar büyük bir rahmet ve mağfiret sahibi olduğunu ve ne kadar bağışlayıcı olduğunu bize anlatıyor…, Onu en iyi tanıyanlardan biri ve belki de birincisi olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de, bu konuda bizi ümitlendiren ve yeniden ona döndüren bir sürü beyanlarda bulunmaktadır. Abdullah İbnu Amr İbnü’l-As (r.a) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.v) (Hz. İbrahim’in duası olan): “Ey Rabbim şüphesiz ki o putlar insanlardan pek çoğunu saptırmıştır. Kim bana uyarsa muhakkak ki o bendendir. Kim de emirlerime karşı gelirse, şüphesiz ki sen çok bağışlayıcı, çok merhamet edicisin.” (İbrahim, 14:36) mealindeki ayeti ile, Hz. İsa’nın duası olan: “Eğer onlara azap edersen onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, elbette sen dilediğini yapmaya kadirsin ye sen her şeyi hikmetle yaparsın”(Maide, 5:118) mealindeki ayeti okudu ve ellerini kaldırıp şöyle yalvardı: “Allah’ım! Ümmetimi (mağfiret et: bağışla), ümmetimi (mağfiret et!)” ve ağladı. Allah Teâlâ Hazretleri: “Ey Cibril, Muhammed’e git! -Rabbin bildiği halde- niye ağladığını sor!” diye emretti. Cebrail (a.s), O’na gelip niye ağladığını sordu. (Rab Teâlâ’ya dönüp Muhammed’in) ne söylediğini -O çok iyi bildiği halde- haber verdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri: “Ey Cebrail! Muhammed’e git ve ona söyle ki: “Biz seni ümmetin hususunda razı edeceğiz, asla kederlendirmeyeceğiz.” Dikkât edilirse, açık bir ayrım yok ve ifade geneldir. Ümit edelim ve dua da edelim ki, bizleri de bu dairenin içine alsın ve Peygamberimize bağışladığı, bizimle onu mahcup etmediği kullarından eylesin…
Hiddetli ve gazaplı bir kimsenin yanında bulunup onun gazabından korkan bir kimse, bu adı andığı takdirde, o hiddetli kimsenin hemen sakinleştiği görülür. Ayın gökyüzünde görüldüğü şerefli bir saatinde, bu adı temiz bir kâğıda bir kare çizerek içine yazıp, bu kâğıda üzerinde taşıyan kimsenin ahlakı güzelleşir ve kendisi rahat ve huzura kavuşur. Bu ad da Hak Teâla’nın yüce adlarından biridir ki, kıymetini sadece bilgin ve salih kimseler bilir.
EL-HALÎM isminin zikri (88) adettir. Zikir saati Zühal; günü Cumartesi’dir. Cumartesi Zühal saati, güneş doğarken yani 01.00 ve İkindi namazı sonrası saat 08.00 dir. Gece okumalarında ise saat 06.00 yani tam gece yarısı. Bu saatlerde okunabilir.
El-Halim ismi, özellikleri çok olan ve ümidi tükenmek üzere olanlara göre çok şey ifade eden bir isim-i ilahidir. Bundan daha çok istifadeye müsait olanlar, aşağıda verilen bilgiler doğrultusunda hareket ederlerse, çok istifade eder ve hayata yeniden başlama imkanına bile sahip olabilirler. Bitip tükendiğini, hiçbir şey yapmaya gücünün kalmadığını sanıp ümitsizlik karanlığına düşenler veya düşmeye meyledenler, bu isme sıkıca sarılıp bundan kurtulabilirler. Zira, Allah’ın engin rahmetini ve şefkatini bilmeyenler, kullarına bakışını anlamayanlar bu duruma düşebilirler. Hemen belirtelim ki, Allah’ın Halim isminden istifadeye en çok hakkı olan, eksikleri kusurlarıyla beraber yine ona dosdoğru inanıp iman edenler ve özellikle de Müslüman olanlardır… Bir şeyi de hatırlatmakta yarar var ki: Allah (c.c), tamamen hilm ve müsamahadan ibaret değildir. Halim olduğu kadar, Aziz ve Cebbar, şeref ve onur sahibi, güçlü ve istediğini zorla yaptıran; bağışlayıcı olduğu kadar da Müntakim (İntikam alıcı); azabı pek şiddetli olandır.
1. EL-HALİM ismi, usulüne uygun olarak okunursa, çok serkeş, haylaz, huysuz ve yaramazları, yavaş ve uyumlu hale getirir.
2. Hayırsız koca ve yaramaz kadın (eşi) üzerine okunur. Herkes kendince çekilmez veya katlanması güç olarak bulduğu kişilerin üzerine bu ismi bolca okuyup üfleyebilirler.
3. Hz. Musa (a.s)’ın, şerrinden korktuğu Firavun’un yanına her gidişinde, “Y HALİM” ismini çokça okuduğu nakledilmektedir.
4. Bir işte veya bir makamda idareci olan bir kimse, her gün 88 defa bu ismi zikrederse, öfkesinden ve gazabından kurtulup sükunet bulur, idareciliğine devam eder ve rahata kavuşur,başarıları sürekli olur.
5. Öfkeli, sinirli ve asabi kimseler, öfkelendikleri anda (88) defa “Y HALİM” diye zikrederse derhal öfkesi geçer ve sakinleşir. [Defalarca tecrübe edilmiştir.]
6. Gülsuyu ile ezilip mürekkep haline getirilmiş safran ile yazılıp bir iş yerine veya ekili bir araziye serpilirse bereket hasıl olur. Eğer gemiye veya başka bir araca serpilirse, gemi batmaktan, araç kazadan korunur. Eve serpilse her türlü şer ve beladan emin olur.
7. Mahkemede hakimin zulüm ve haksızlık yapmasından korkulursa, mahkemeye girerken (88) defa zikredip girilirse, hakimin hiddet ve öfkesinden ve haksızlık yapmasından emin olunur.
8. Geceleri ağlayan, uyku uyumayan bir çocuğun üzerine (88) defa okunup üflenerek üç veya yedi gece devam edilirse, çocuk huysuzluk yapmadan uyur, güzel ahlaklı, halim ve selim bir şekilde de yetişir. Kısacası, bu mübarek isim, gerek insanın kendisini, gerek düşmanlarını, gerekse aile ve çocuklarını sakinleştirip, faydalı hale getirmek ve ıslah etmek için çok faydalıdır.
9.“Yâ Halim” ism-i şerifini günde seksen sekiz defa okuyanlar rasgele iş yapmaz, ani kararlarla veya düşünmeden bir işe başlamazlar. Kötü bir kimsenin yanına girerken bu ism-i şerifi okuyanlara o kimsenin zararı dokunmayacağı gibi o kimseden iyilik bile görebilir.
10.İdareciler, günde seksen sekiz kere bu ism-i şerifi okumaya devam ederlerse Halım ism-i şerifi gül suyu ile yazılıp, bu su; esnaf iş yerine, ziraatçılar tarlaya,bahçeye serpseler bereket, bolluk olur. Gemiye serpilse gemi batmaktan kurtulur. Eve serpilse tüm kötülüklerden emniyette olur.
11.Her gün yüz defa zikredilmesi gönlün sükununa, cehl ateşinin sönmesine ve hışım ve gazabın dinmesine sebeb olur.Bir kimse her namazdan sonra yüz defa zikre devam ederse, kibir,hased, cimrilik gibi ahlak-ı zemimeden kurtulur, ahlakı düzelir.
12.Bir hastanın başında bir Fatiha ve on bir kere de bu isim okunursa hasta şifa bulur.
13.Dokuz gün, günde yüz yirmi yedi defa okunmaya devam edilirse, okuyan kimse hilm sıfatı kazanır, hilm sahibi olur. Cin ve ins ona itaat eder.
14.Cuma günü yüz yirmi sin harfi yazılır, yazma esnasında devamlı Ya Halim Ya Mu’id zikredilir ve üstte taşınırsa, bütün halkın gözünde şirin görünür, sayılır ve sevilir, sözü dinlenir kimselerden olunur.
15.Birinin kulağına bir şey kaçtığında Ya Ali Ya Azim Ya Halim Ya Azim okunursa Biiznillahi Teala dışarı çıkar
Not:Alıntı,derleme…
Allah razı olsun emeğinize sağlık

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
huysuz 02:23 31.07.19
dokuzgünde riyazatlı olmak gerekiyomu allahrazıolsun

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi