Gizemli Olaylar ve Mekanlar

Yaşanan ölüm anıları 2 - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Gizemli Olaylar ve Mekanlar>Yaşanan ölüm anıları 2
madlen 00:24 27.03.17
ÖLÜMÜMÜ SEYRETTİM

Anlatan :Sırrı Çelik
Yer :İstanbul
Tarih :13 Ocak 2004
Yaşadığım o deneyimimi hatırladıkça yaşamın ne tür mucizelere açık olabileceğini düşünürüm.12 yaşındaydım,ateşimin düşürülemediği şiddetli bir grip geçiriyordum.En ufak bir enerjim yoktu bedenim sanki tonlarca ağırlaşmıştı.Annem durumumun ciddi olduğunu fark ederek eve doktor çağırdı.Ben iyice kötüleşmiş gözlerimin iyi göremediğini anlamıştım haber verebilmek için ağzımı açmama rağmen sesim çıkmıyordu.Sonunda kayıp gitmeye başladım sanki bir uçuruma doğru hızla gidiyordum.Birden çok hafiflediğimi hissettim.Hiç bir korku ve çekingenlik hissetmeden olduğum yerden yükselmeye başladım,aynı zamanda bedensiz olduğumu fark ettim.Parlak bir ışık beni yani bedensiz halimi sıkıca sardı tavandan bedenimi görüyordum.
Annemin babamın hemen eve gelmesini söylemek için bankayı aradığını da ve konuşmasını da görebiliyordum garip bir bedene sahiptim istediğim an istediğim odada olabiliyordum.Tekrar yatak odama döndüğümde kız kardeşimin benim odama girişini takip ettim yanıma yaklaşıp suratıma baktı ve çığlık attı yatakta yatan bedenime baktığımda yüzümün garip bir şekilde beyazladığını gördüm.Kardeşim anneme koştu,bende arkasından salona geçtim.Annem hala telefonla konuşuyordu aradaki duvara rağmen onları görebiliyordum.Ayrıca yatakta yatan bedenimi de görebiliyordum.O sırada tüy gibi parlak bir ışıkla kuşatıldım kendimi onun içinde iyi hissetim artık bir tünele doğru hareket ediyordum.
Asırlar kadar süren bir süre sonunda tünelin sonunda ışıktan varlıklar beni karşıladı .Beni anlatamayacağım bir sevgi yumağına sarmışlardı sanki.Geri dönmem gerektiği söylendiğinde buna şiddetle itiraz ettim.Kimseyi göremiyor ama beynimin içinde konuşmaları algılayabiliyordum.Işıktan bulut olmuş varlıklar kendi aralarında konuşarak bana ailemi gösterme kararı aldılar o anda tekrar evin bahçe kapısının üzerinde havada asılı bir konumda buldum kendimi.Annemin kucağında bedenimin arabaya taşındığını seyrettim.İyi olduğumu ağlamamaları gerektiğini söylememe rağmen beni duymuyor ve görmüyorlardı .Arabanın üstünden bedenimin hasta haneye getirilişini seyrettim.Beni makinelerin olduğu bir odaya aldılar.
Doktorlar gözlerimi açıp içine bakıyorlardı,aralarından biri ölmüş dedi ve hemen göğsüme kaşık şeklinde iki tane aleti koyup beni bir defa havaya sıçrattılar.
O anda bir hemşirede koluma iğne yaptı bütün bunları yukardan seyrediyordum.Sıkıldım dışarı çıkmak istedim bahçe kapısında babamın koştuğunu gördüm ,anneme de başka bir oda da iğne yapılıyordu o anda yanlarında olmak istedim.Sonrası koyu bir karanlık.
Ağır bir menenjit sonrası iğleştim olanları bütün detaylarıyla anlattığımda başta doktorlar olmak şartıyla hiç kimse bir açıklama getiremedi.Ben bütün bu olayları nasıl görebilmiştim.
Aradan on yıl geçti çok sıkıntılı günlerimde o huzurlu ve sevgi dolu ışık kümesinin yine beni sarmasını bekliyorum ama biliyorum ki vakit geldiğinde başka bir boyutta yaşanan bir hayat beni bekliyor.
Ölümü tanıyor ve ölümden hiç korkmuyorum….

BİR ANI...

Anlatan : Sezgin Aksu
Yer : İstanbul
Tarih : 1998
Yıllardır çocuk sahibi olamıyorduk kalp rahatsızlığım buna engeldi.
Bir temmuz sabahı yatakta rahat nefes alamadığımı hissettiğimde eşimi uyandırmak için pijamasını çekmek,
yapabildiğim son şeydi.
Her nefes verişimde gücümün yavaş,yavaş kaybolduğunu anlıyordum.
Adeta kan damarlarımdan çekiliyordu.Birden bütün enerjim tükendi ve yukarıya doğru yükseldiğimi fark ettim .İnanılmaz derecede rahatlamıştım.
Bütün acılarım sona ermişti.Aşağıda yatan bedenimi eşimin kucaklayarak arabaya taşımasını seyrediyordum.
Onu sakinleştirebilmek için ,iyi olduğumu söyleyebilmek için çok uğraşmama rağmen başarılı olamıyordum.
Çaresiz eşimi kucağındaki beni takip etmeye başladım.Hasta haneye ulaştık beni hemen ameliyata aldılar.
Birden yanımda iki kişi belirdi çevrelerinde anlatamayacağım bir ışık vardı.Parlak ve sıcak tesirler saçan bir ışık. Gülümseyerek biz senin hep yanındaydık yeryüzündeki koruyucu melekleriniz dediler.
Konuşarak değil düşüncelerimizi okuyarak anlaşıyorduk.Yatakta yatan bedenimi ameliyat masasında bırakarak hızla yükselmeye başladık.
Beraber bir tünele girdik asırlar gibi süren bir süreden sonra tünelin ucunda bir ışık gördüm.
Güneşten bile bin kat daha parlak bir ışığın bir varlığı kapladığını gördüm.İçime çok şiddetli bir sevgi seli aktı.
Varlığın arkasında ise daha önce kaybettiğim yakınlarım vardı ve bana sevgi ile bakıyorlardı.
Kendime bakmak istedim ama çevreleyen ışık buna engel oldu Çok merak ediyordum nasıl bir bedene sahiptim.
Karşımdaki varlıklar gibi ışık seli içinde miydim?O anda düşüncelerimi okuduğunu hissetim o varlık bana düşünce yoluyla daha oraya gidebilmem için zamanımın olduğunu ve geri dönmem gerektiğini sevgi seli şeklinde iletti.Geri dönmek istemiyordum.
Bir gülün önünde durdum gül sanki Allah ın adını tekrarlıyordu.
O anda Allahın sevgisini içimde yoğun bir şekilde hissetim.O ışıktan varlık biraz geri çekildi,daha önce ölen yakınlarım şeffaf ama ışıklı bir beden şeklinde yanıma gelerek bana bir kız çocuğunu gösterdiler.
Onu çok sevdiğimi onunda beni çok sevdiğini hissettim,geri dönmem gerektiğini ve yapmam gereken görevlerim olduğunu bana sevgi kanalı adını vereceğim bir iletişim şekliğiyle aktarmaya başladıklarında çaresiz bir şekilde geri dönmem gerektiğini kabul ettim.
Hasta hane odasına geri dönüşüm çok hızlı oldu sanki ışınlanmıştım.Doktorlar panik içinde benimle uğraşıyorlardı.
Odanın bir köşesinde ise yukarıda gördüğüm kız çocuğu gülümseyerek ameliyatımı izliyordu.
Gerisi koyu bir karanlık….Ameliyatımın üzerinden üç yıl geçti. Doktorlar ameliyat sırasında defalarca beni geri getirdiklerini ifade etmişler eşime…
Geçen yıl eşim kimsesiz bir kız çocuğunun olduğunu istersek evlat edinebileceğimizi söylediğinde çok heyecanlandım sahipsiz bebek 10 günlüktü .
Hemen işlemleri başlattık ve iki ay sonra bebeğimize kavuştuk.Bir yaşına basmak üzere olan kızımız göklerdeki kız çocuğuna hiç benzemese de yüreğimde uyandırdığı sevgi aynı….

ÖLEN BABANIN YARDIMI

Anlatan :Azize Saçan
Yer :Trabzon
Tarih :12 Eylül 2000
Babamın çok ağır olduğu haberini aldığım da eşim görevi nedeniyle Bosna Hersekteydi.
Babam ise Trabzon da bir dağ köyünde yaşamla ölüm arasındaki çizgide gidip geliyordu.
Kanser bütün vücudunu sarmış yapılacak bir şey kalmamıştı
Çaresizce yeni ehliyet alan oğlumla yola çıktık.
Beş yüz kilometrelik yol göze alınacak gibi değildi ama başka çaremiz yoktu babamın son günlerinde yanında olmalıydık.O akşamüzeri hemen yola çıktık.
Dağlara vardığımızda yağmur ve sisin tam ortasında kalmıştık Yolu bilmeyen oğlum kaplumbağa hızıyla gitmeye çalışırken oğluma belli etmeden bildiğim bütün duaları okuyordum içimden.
Eve birkaç saatlik yolumuz kalmıştı.Virajdan kıvrım,kıvrım olan yolun yarısına gelmiştik ki önümüzü göremez olmuştuk sis her yanımızı bir karabasan gibi sarmıştı.
Arabanın farlarıyla bir,iki metre önümüzü zar,zor görüyorduk.
Oğlum gergin bir vaziyete direksiyona yapışarak en ufak bir kayma sonumuz olur değince,
Biliyorum keşke aşağılarda bir yerde dursaydık dedim.
Pencereden aşağı baktığımda çok aşağılarda bir minarenin ışıkları nokta gibi gözüküyordu.Bu da dağın en yüksek bir yerinde olduğumuz anlamına geliyordu.
Oğlumun suratı iyice gerilmiş son bir gayretle arabayı yolun üzerinde tutmaya çalışıyordu. Bana bu haliyle babamı hatırlattı.Üçümüz birden aynı zamanda mı ölecektik.
Her iki tarafımızda ağaçların olması gerekiyordu ama artık sis görüş alanımızı tamamen kapatmıştı adeta boşlukta gidiyorduk.
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi yağmur olanca şiddetiyle yeniden başladı.Tam bu sırada araba göremediğimiz bir yere çarptı ve kontrolden çıktı.
Artık öleceğimizi anlamıştık.Tam o sırada ön camın üstünde babamın yüzünü gördük sanki arabanın yönünü değiştirmek için arabayı çevirmeye çalışıyordu.
Bir yere çarptığımız anda babamın görüntüsü kayboldu.
Yağmurun dinmesini beklerken oğluma baktım .Başını direksiyona dayamış hıçkıra,hıçkıra ağlıyordu.
Yavaşça kapıyı açtım bulunduğumuz yer uçurumun karşısındaki ağacın altıydı anlaşılan ters dönüp ağaca çarpmıştık.
Sabaha kadar bekleyip yoldan geçen bir araba ile köye ulaştık.
Babam dört saat önce ölmüştü…. Tam bizim ağaca çarptığımız zamana rastlıyordu ölümü….
Acaba babam öbür dünyaya olan yolculuğunu bir an ara verip bizi ölümden mi kurtarmıştı…..Neden olmasın…….
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
SiLence 12:32 03.04.17
Emeğine sağlık teşekkürler.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Tuana 16:12 20.04.17
PayLaşım İçin TeşekküRLeR
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
kkoraytursucu 23:11 16.06.17
çok güzel ve duygulu bunlar. teşekkürler
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Havasokulu 10:43 30.05.18
Sayın madlen, konu paylaşımınız için teşekkür ederiz.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:anilari, olum, yasanan
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146