Huddam ilmi

Müslüman cin kabilesi ve alınan emanet - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

1 2 3 
Huddam ilmi>Müslüman cin kabilesi ve alınan emanet
El Yiğit 23:08 17.12.19
Yıl 3 ocak 1993, Annem yatağında inanılmaz çığlıklar atarak herkes uyanmış. Babam ne oldu neler oluyor der iken evdeki herkes odaya dalmış annemin çığlıkları durmak bilmiyormuş. Apar topar babam annemi kucakladığı gibi evden çıkıp arabanın arkasına yatırmış. Dedem ön tarafa binmiş, dualar okuyormuş. Evimiz hastaneye 2 dakika çok şükür. Hastaneye varılmış o zamanlar çok ilerlememiş tabi, hemen taşıyarak içeri zütürmüş.
Doktor: Ne oldu ?
Babam: Bilmiyorum, uyuorduk ve çığlıklar atıyordu uyandım bilmiyorum demiş.

Acilen içeri geçilmiş tüm doktarlar içeride, bizimkiler ise dışarıda 5 saat geçmiş ses seda yok. Doktor sonunda çıkmış.

Doktor: ibrahim Bey, eşiniz malesef ileri derecede rahim kanseri ilaçlarını almıyor muydu? diye sorunca babam şok içinde.

Babam: Ne kanseri ne diyorsunuz? Öyle birşey yok !

Doktor: Dahada şaşkın bir şekilde 2 yıldır en az kanser bu kadın diyince iyice şok yaşamış doktor da babam da.

Doktor : Acilen ameliyat olması gerek ve yumurtalıklarını alacağız demiş.

Ameliyat yapılmış ve yumurtalar alınmış. EE doğal olarak doktor artık çocuk sahibi olamayacaksınız demiş.

Annem ameliyatı çok hızlı toparlamış. Dedeme gelirsek kendisi büyü ve yıldızname konusunda en usta hocalardan olup. Eve gelenin haddi hesabı olmazmış. Cin ler ile konuştuğu ve bu işleri hayır için yaptığı semt tarafından bilinir, her hangi bir sıkıntıları olduğunda dedemin yanına koşar şifa isteyeni derdi olanı anlatırmış.

Annem, babam ve iki abim hiç dedemin odasına girmez , onunla seviyeli bir şekilde konuşur. Pek de görmezler imiş odasından da fazla çıkmazmış.

Yıl 2 Mayıs 1994 , Gece vakti annem kusarak uyanmış babam ne oldu derken ateşine bakmış alev alev yanıyormuş. Hemen hastaneye zütürmüş evdekilere siz gelmeyin üşüttü sanırım diyerek temiz çarşaf, pike serin diyerek evdekileri bırakmış.
Hastaneye gelmiş acile girmişler. 45 dakika kadar sedyede yatmış. Acil röntgeni çekilmiş. 50 dakika kadar geçtikten sonra. Doktor annem ve babamın yanına gelerek.

Doktor : Gözünüz aydın çocuğunuz olacak demiş.

Annem ve babam bembeyaz kesilmişler.

Babam: Bu imkansız doktor bey, Karımın 1,5 yıl kadar önce yumurtalıkları alındı. Çocuğumuzun olması imkansız demiş.
Doktor: 1 adet yumurta bile alınmamış ise çocuğunuz olması mümkün, bir kontrol edelim demiş. babamı dışarıya çıkartmış.

2 Saat kadar sonra doktor babamı dürterek oturduğu yerde uyuyakalınca uyandırmış.
Babam hemen gözlerini ovuşturup;

Babam: Ne oldu sonuç ney ?
Doktor: Bunu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum, Tıp, bilim,din bunu açıklayamaz, eşinizin yumurtası yok ve hamile!
Babam birşey söyleyememiş.
Doktor: Eğer bu haber duyulur ise başınız çok ağrır, akraba ve dostlarına tüm yumurtaların alınmadığını bu yüzden hamile kalabildiğini, sizin ise bundan haberiniz olmadığını söyler iseniz başınız ağrımaz yoksa habercisinden tutun alimlere kadar ve bir çok inceleme için üst düzey doktorlar eşinizi incelemek için kapınıza dayanacak , rahat bir yaşam sürmeniz için dediklerimi söylemenizi tavsiye ederim. Eşinize 1 adet yumurtası olduğunu ve bu yüzden hamile kaldığını hamilelik sırasında zihinsel sıkıntılar çekmemesi böyle söyledim. Lütfen bunada dikkat ediniz dedik den sonra Allah ' ın takdiri diyerek odasına doğru gitmiş.
Babam teşekkür ettikten sonra annemi alıp eve dönmüş. Herkese durumu açıklamış. Abimler çok sevinmiş dedem de pek memnun olmuş.

Yıl 7 Ocak 1995,
Annem: Hasteneye zütür beni ibrahim. Geliyor sanırım dedik den sonra, babam hemen bir taksi çevirip annemi bindirip. Evdekilere siz gelirsiniz diyip yola koyulmuşlar. Hastanenin tam önüne geldiğinde doğum gerçekleşmiş ve doğmuşum. Ağlamıyor muşum. Annem çok korkmuş.
Hemşireler doktorlar beni alıp hastaneye koşmuşlor. Annemide sedyeye aldıkdan sonra hastaneye zütürmüşler. Annem zerzeniş içerisinde yaşıyor mu? diye sorular sorarken sakinleştirici verilip uyutulup tadavisi yapılmış. Uyandığında beni sorduğunda;
Doktor: Nur topu gibi inanılmaz bir erkek çocuğunuz var, 3 kilo 560 gr , hiç bir sağlık sorunu yok ve ağlamıyor şaşırtıcı derecede dünyaya adepte gibi ve sakinliği inanılmaz diyerek beni odaya almışlar.

Annem ve ben kontrol altında tutulmak üzere 20 gün kadar hastanede kalmışız. Sebebi takside doğduğum için herhangi bir enfeksiyon kapıp kapmayacağımız içinmiş.

20 gün dolduğunda taburcu olup eve dönmüşüz. Dedem hoca olduğu için kulağıma ezan ve ismimi okudukdan sonra odasına çekilmiş. Babam akşam yemeği için dedemi çağırmak için kapısına vurmuş. Ne ses var nede bir tepki. Meraklanıp hızlıca kapıyı açıp içeri girmiş...

Ve dedimi uzanır vaziyette mos mor olarak görmüş. Hemen kapıyı kapatıp Adil abiyi arayarak eve gelmesini söylemiş. Adil bey geldiğinde vaziyet ortaydaymış. Defin işlemleri kuranlar derken dedemi uğurlamışlar son yolculuğuna.
Çocukluğumda aile fertlerim dahil çoğu insanla konuşmaz. Ağlamaz herhangi bir istekde bulunmaz herkesin gıpta ettiği keşke bizimde böyle çocuğumuz olsaydı yaramaz bizimkisi denilen bir çocuktum...

Yıl 2005,

Ben erken yaşta okula gitmeyi isteyip. Okul müdürünün de tanıdık olması vasıtası ile illagel olarak 1. sınıfa 5 yaşında başlamıştım. 5.sınıfa gidiyordum ve derslerim berbattan daha öteydi kimse ile konuşmaz hocanın tüm sorduğu sorulara cevap verir. Sınav kağıtlarını bilerek boş verirdim. Zihinsel olarak bunalımda olduğumu düşünüp gezmedikleri. Danışman kalmamıştı.

Ve o gece 7 Mayıs 2005, gece her zamanki gibi ailem televizyon izlerken ben bir yerde oturmuş kitap okuyordum. Yatma vakti artık gelmişti. Yatağa yattım ama bu sefer farklıydı odanın içinde inanılmaz bir baskı hissediyordum anlatılamaz düzeyde bir baskı. Herkes salondan gitmiş. Altıma işediğim için altıma serilen nalyondan başka ses çıkmıyordu. O da neydi ? fısıltı duyuyordum. Ama odaklandığımda kulağımda siren sesleri gibi sesler geliyor ve sırtımı döndüğüm salona dönmeye cesaret edemiyordum. Korkuyor muydum ? Bilmiyordum. Ama artık arkama dönmem gerektiğini hissediyordum... Arkamı döndüğümde. Sıkça gördüğüm çarşaflı 12 adet kadın olduğunu düşündüğüm varlık uzunlukları tavana kadar gelmekte. Çığlık atmak mı ? nefes almak bile bir güçtü.. En önde duran çarşaflı olan kafası ufacık kaldırdı . Bembeyaz o ana kadar gördüğüm en beyaz ışıktan daha beyaz
gözler fakat gözbebekleri yok. Kalbimin vuruş hızı beynimin karıncalanması elim ayağım donmuş bir vaziyette ona bakıyor kıpırdayamıyor. içimden baba diye bağırmak istiyor ama kıpırdayamıyordum. Ve çok açık bir şekilde Türkçe olarak. Hoşgeldin Emanet dediğini hatırlıyorum. Bayıldım mı uyuyamı kaldım. Bilmiyorum sabah uyandığımda herşey standart annem kaldırmış okul kıyafetlerimi getirmişti...


Yıl 3 ocak 1993, Annem yatağında inanılmaz çığlıklar atarak herkes uyanmış. Babam ne oldu neler oluyor der iken evdeki herkes odaya dalmış annemin çığlıkları durmak bilmiyormuş. Apar topar babam annemi kucakladığı gibi evden çıkıp arabanın arkasına yatırmış. Dedem ön tarafa binmiş, dualar okuyormuş. Evimiz hastaneye 2 dakika çok şükür. Hastaneye varılmış o zamanlar çok ilerlememiş tabi, hemen taşıyarak içeri zütürmüş.
Doktor: Ne oldu ?
Babam: Bilmiyorum, uyuorduk ve çığlıklar atıyordu uyandım bilmiyorum demiş.

Acilen içeri geçilmiş tüm doktarlar içeride, bizimkiler ise dışarıda 5 saat geçmiş ses seda yok. Doktor sonunda çıkmış.

Doktor: ibrahim Bey, eşiniz malesef ileri derecede rahim kanseri ilaçlarını almıyor muydu? diye sorunca babam şok içinde.

Babam: Ne kanseri ne diyorsunuz? Öyle birşey yok !

Doktor: Dahada şaşkın bir şekilde 2 yıldır en az kanser bu kadın diyince iyice şok yaşamış doktor da babam da.

Doktor : Acilen ameliyat olması gerek ve yumurtalıklarını alacağız demiş.

Ameliyat yapılmış ve yumurtalar alınmış. EE doğal olarak doktor artık çocuk sahibi olamayacaksınız demiş.

Annem ameliyatı çok hızlı toparlamış. Dedeme gelirsek kendisi büyü ve yıldızname konusunda en usta hocalardan olup. Eve gelenin haddi hesabı olmazmış. Cin ler ile konuştuğu ve bu işleri hayır için yaptığı semt tarafından bilinir, her hangi bir sıkıntıları olduğunda dedemin yanına koşar şifa isteyeni derdi olanı anlatırmış.

Annem, babam ve iki abim hiç dedemin odasına girmez , onunla seviyeli bir şekilde konuşur. Pek de görmezler imiş odasından da fazla çıkmazmış.

Yıl 2 Mayıs 1994 , Gece vakti annem kusarak uyanmış babam ne oldu derken ateşine bakmış alev alev yanıyormuş. Hemen hastaneye zütürmüş evdekilere siz gelmeyin üşüttü sanırım diyerek temiz çarşaf, pike serin diyerek evdekileri bırakmış.
Hastaneye gelmiş acile girmişler. 45 dakika kadar sedyede yatmış. Acil röntgeni çekilmiş. 50 dakika kadar geçtikten sonra. Doktor annem ve babamın yanına gelerek.

Doktor : Gözünüz aydın çocuğunuz olacak demiş.

Annem ve babam bembeyaz kesilmişler...

Babam: Bu imkansız doktor bey, Karımın 1,5 yıl kadar önce yumurtalıkları alındı. Çocuğumuzun olması imkansız demiş.
Doktor: 1 adet yumurta bile alınmamış ise çocuğunuz olması mümkün, bir kontrol edelim demiş. babamı dışarıya çıkartmış.

2 Saat kadar sonra doktor babamı dürterek oturduğu yerde uyuyakalınca uyandırmış.
Babam hemen gözlerini ovuşturup;

Babam: Ne oldu sonuç ney ?
Doktor: Bunu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum, Tıp, bilim,din bunu açıklayamaz, eşinizin yumurtası yok ve hamile!
Babam birşey söyleyememiş.
Doktor: Eğer bu haber duyulur ise başınız çok ağrır, akraba ve dostlarına tüm yumurtaların alınmadığını bu yüzden hamile kalabildiğini, sizin ise bundan haberiniz olmadığını söyler iseniz başınız ağrımaz yoksa habercisinden tutun alimlere kadar ve bir çok inceleme için üst düzey doktorlar eşinizi incelemek için kapınıza dayanacak , rahat bir yaşam sürmeniz için dediklerimi söylemenizi tavsiye ederim. Eşinize 1 adet yumurtası olduğunu ve bu yüzden hamile kaldığını hamilelik sırasında zihinsel sıkıntılar çekmemesi böyle söyledim. Lütfen bunada dikkat ediniz dedik den sonra Allah ' ın takdiri diyerek odasına doğru gitmiş.
Babam teşekkür ettikten sonra annemi alıp eve dönmüş. Herkese durumu açıklamış. Abimler çok sevinmiş dedem de pek memnun olmuş...


Yıl 7 Ocak 1995,
Annem: Hasteneye zütür beni ibrahim. Geliyor sanırım dedik den sonra, babam hemen bir taksi çevirip annemi bindirip. Evdekilere siz gelirsiniz diyip yola koyulmuşlar. Hastanenin tam önüne geldiğinde doğum gerçekleşmiş ve doğmuşum. Ağlamıyor muşum. Annem çok korkmuş.
Hemşireler doktorlar beni alıp hastaneye koşmuşlor. Annemide sedyeye aldıkdan sonra hastaneye zütürmüşler. Annem zerzeniş içerisinde yaşıyor mu? diye sorular sorarken sakinleştirici verilip uyutulup tadavisi yapılmış. Uyandığında beni sorduğunda;
Doktor: Nur topu gibi inanılmaz bir erkek çocuğunuz var, 3 kilo 560 gr , hiç bir sağlık sorunu yok ve ağlamıyor şaşırtıcı derecede dünyaya adepte gibi ve sakinliği inanılmaz diyerek beni odaya almışlar.

Annem ve ben kontrol altında tutulmak üzere 20 gün kadar hastanede kalmışız. Sebebi takside doğduğum için herhangi bir enfeksiyon kapıp kapmayacağımız içinmiş.

20 gün dolduğunda taburcu olup eve dönmüşüz. Dedem hoca olduğu için kulağıma ezan ve ismimi okudukdan sonra odasına çekilmiş. Babam akşam yemeği için dedemi çağırmak için kapısına vurmuş. Ne ses var nede bir tepki. Meraklanıp hızlıca kapıyı açıp içeri girmiş...

Ve dedimi uzanır vaziyette mos mor olarak görmüş. Hemen kapıyı kapatıp Adil abiyi arayarak eve gelmesini söylemiş. Adil bey geldiğinde vaziyet ortaydaymış. Defin işlemleri kuranlar derken dedemi uğurlamışlar son yolculuğuna.
Çocukluğumda aile fertlerim dahil çoğu insanla konuşmaz. Ağlamaz herhangi bir istekde bulunmaz herkesin gıpta ettiği keşke bizimde böyle çocuğumuz olsaydı yaramaz bizimkisi denilen bir çocuktum...

Yıl 2005,

Ben erken yaşta okula gitmeyi isteyip. Okul müdürünün de tanıdık olması vasıtası ile illagel olarak 1. sınıfa 5 yaşında başlamıştım. 5.sınıfa gidiyordum ve derslerim berbattan daha öteydi kimse ile konuşmaz hocanın tüm sorduğu sorulara cevap verir. Sınav kağıtlarını bilerek boş verirdim. Zihinsel olarak bunalımda olduğumu düşünüp zütürmedikleri. Danışman kalmamıştı...


Ve o gece 7 Mayıs 2005, gece her zamanki gibi ailem televizyon izlerken ben bir yerde oturmuş kitap okuyordum. Yatma vakti artık gelmişti. Yatağa yattım ama bu sefer farklıydı odanın içinde inanılmaz bir baskı hissediyordum anlatılamaz düzeyde bir baskı. Herkes salondan gitmiş. Altıma işediğim için altıma serilen nalyondan başka ses çıkmıyordu. O da neydi ? fısıltı duyuyordum. Ama odaklandığımda kulağımda siren sesleri gibi sesler geliyor ve sırtımı döndüğüm salona dönmeye cesaret edemiyordum. Korkuyor muydum ? Bilmiyordum. Ama artık arkama dönmem gerektiğini hissediyordum...


Arkamı döndüğümde. Sıkça gördüğüm çarşaflı 12 adet kadın olduğunu düşündüğüm varlık uzunlukları tavana kadar gelmekte. Çığlık atmak mı ? nefes almak bile bir güçtü.. En önde duran çarşaflı olan kafası ufacık kaldırdı . Bembeyaz o ana kadar gördüğüm en beyaz ışıktan daha beyaz
gözler fakat gözbebekleri yok. Kalbimin vuruş hızı beynimin karıncalanması elim ayağım donmuş bir vaziyette ona bakıyor kıpırdayamıyor. içimden baba diye bağırmak istiyor ama kıpırdayamıyordum. Ve çok açık bir şekilde Türkçe olarak. Hoşgeldin Emanet dediğini hatırlıyorum. Bayıldım mı uyuyamı kaldım. Bilmiyorum sabah uyandığımda herşey standart annem kaldırmış okul kıyafetlerimi getirmişti...

Üstümü giyip evden çıktım o zamanlar sabahcı öğlenci sistemi vardı, daha tam gün muhabbeti yoktu. Kapıdan çıkınca derin bir nefes aldım. Nejdet aynı mahallede oturduğumuz için bahçe kapısında beni bekliyordu. Selamlaştık yürümeye başladık. Kafamda bir ton düşünce vardı. Okula nasıl geldiğimi bile anlamadım zaman inanılmaz hızlı geçmişti. Okulda normal geçmiş eve dönmüştüm. Evdekilere anlatmak istiyordum dilimin ucuna geliyordu fakat nedense vazgeçip susuyordum. Babam akşam eve geldi ve elinde bir paket ateri almıştı bana eskisi bozulmuştu. Evde tek yaptığım aktivide ateri oynamaktı zaten. Daha sonra teşekkür ettim ve yemek yedik. Zaman ilerlemiş artık yatma vakti gelmişti. inanılmaz bir düşünce karmaşası içindeydim. Korkmuyordum değişik bir huzur hissi vardı yattım. Düşünceler eşliğinde uykuya çabuk daldım. Ezan sesi ile uyandım. Ezanı dinledikden sonra , hava sesi gibi bir ses olur bilirisiniz sopayı veya elinizi hızlı hareket ettirdiğinizde o ses oluşur. Arkamı döndüm. Dün gördüklerim salonda sırayla dizilmiş namaz kılıyordu...
Namaz kılmaları onlardan korkmam gerektiğini düşünüyordum . Nedense korkmuyor ve rahatlıkla onları izleye biliyordum. Ama üstümdeki baskı tonlarca betonun üzerimde olduğu gibiydi vücudum kasıntı halindeydi. inanılmaz bir baskı vardı . Namazları bitti ve hepsi aynı anda bana döndü. Ve yine o konuştu.

Hoşgeldin dedenden bize emanet kalan, biz 12 Müslüman cin kabilesinin liderleriyiz deden sana el verdi dediğinde diğerleri hep bir ağızdan Bismillahirahmanirahim dedi.
Artık senin emrindeyiz dedi ve ne olduğunu anlamadığım şekilde sabah yine annemin beni uyandırması ile gözlerimi açtım. Aklımda binlerce soru ne olduğu hakkında bir nebze fikrim yoktu. Aklıma tek gelen şey kasım dayıydı kasım dayı adil abinin babası olup dedemle kadim dost olduğunu biliyordum. Pekiya o şeyin bana dün gece söyledikleri ben bir tek cinler hakkında görünmediklerini,var olduklarını gece su döküp, idrar yapılmamasını yapıldığı takdirde besmele çekilerek yapılmasını gerektiğini bildiridim. Dedem hakkımda ailem hiç konuşmaz hiçbir şey bilmezdim. Tek amacım kasım dayıyı bulup bunları anlatmadan önce dedem hakkında bilgi sahibi olmaktı. Okuldan çıkar çıkmaz cami avlusuna koştum gözlerim kasım dayıyı arıyordu. Ve gördüm bankta bastonuna yaslanmış uyuyor vaziyetteydi.

Hemen yanına koştum koşarkende duyabileceği noktaya geldiğimde kasım dayı diye heycan ile bağrıyordum. Uyandı...

Kasım D:Ne oldu evladım, kimsin?
Ben:Ben ibrahim kahveci ibrahimin oğluyum dedim.
Kasım D:Buyur evladım ne oldu babana mı birşey oldu ? diye sordu.
Ben: Kasım dayı , dedemi anlatır mısın bana dediğimde gözleri bir anda açıldı yüzümü avucunun içine aldı anlıma dokundu canım acıdı . elini çekince bende dokundum silvilce çıkmıştı.
Kasım Demek o mirasın sahibi sensin ergenliğine girdin demek dedi
Ben :Yani gördüğüm şeyleri biliyorsun ? diyerek aniden çıkıştım heycanla.
Kasım D: Senin deden çok hayırlı bir insandı insan olmayan varlıklar ile görüşür hastalıklara şifalı olan bitkileri öğrenir insanlara ücretsiz dağıtır, yapılan en kuvvetli büyüler bile onun iradesi karşısında düğümleri açılırdı dedi.
Ben: Direk gördüğüm herşeyi anlattım.
Kasım D: Bak evladım yaşın daha çok küçük, dedene bu iranlı bir hocadan bahşedildi onun eli dedene geçti, artık sende sakın korkma onlar sana zarar vermez , ama şunu unutma onlarında şeytanı vardır sakın sana gelecekten haber verene inanma ve geçmişten söylediğinide doğrulayacak biri yoksa güvenme dedi ve gel benimle diyip cami avluusndan çıkıp yolda yürümeye başladık...

Bizim eve doğru gittiğimizin farkındaydım. Evin önüne geldiğimizde bir kağıt çıkardı. Kağıt artık sararmış yazılanlar ise silinmek üzere gibiydi. Al bunu oku dedi. Deden bunu bana sen doğdukdan 2 gün sonra verdi . Zamanı geldiğinde beni bulacağını sana vermemi istemişti dedi. Teşekkür edip eve girdim dönüp gitti.
Hemen salonda arka koltuğa geçip okumaya başladım.

Kağıtta yazanların belli bir kısmı:

Ey oğul,

Sana bıraktığım miras ne mal ne mülk şuan erdiğin şeye kaç yaşında erdin. Hurfeyne ile ne zaman konuştun bilmiyorum ama sakın korkma o benim insanda olmasa en güvendiğim ve en sevdiğim dostumdur. Sana görünen şeylerin tüm kontrolu sende ne dersen yaparlar. Yalnız şunu unutma bu gücün tam anlamıyla farkına vardığında sakın ha günaha ve şeytana yönelme her zaman rabbinin yolundan git. Onlarla iletişime geçmek için bir kaç mühürlü anahtar kelimesini yazacağım.(Bunları buraya yazmamın doğru olduğunu düşünmüyorum.)Başın sıkıştığında yardıma her zaman gelirler. Kuran-ı Kerim öğren namaz kıl bereket kapıları açılır. Artık onların sahibisin aralarındaki adaletsizlik ve mahkemelerin söz sahibi sensin. Bunu okuduğun gün ve ya gecesinde okursanda onlarla iletişime geç ve tüm kabilelerindeki sakinleri çağırmalarını söyle. Merak etme normal konuşursanda onlar seni anlar onlar her dile vakıftırlar. kağıdı okuduğumda sonunda bu kağıdı evde bir gümüş, bakır tepsiye koy içine kağıdın yüzebileciği miktarda su doldur ağzını kapat ve aç diyordu. Hemen mutfağa gidip bakır tepsiye koydum kağıdı bir kapakla kapatıp açtığımda gözlerime inanamadım kağıt bir muskaya dönüşmüştü. Boynuma astım sabırsızlıkla gece olmasını bekliyordum.

Yavaş yavaş herkes yatmaya başlamıştı. Ben ise içimdeki korkuyu yeniştim. Dedemin yazdığı kağıtta her türlü kendimi koruyabileceğim mühürler olduğunu bilmek beni rahatlatıyordu. Saat gecenin ilerleyen saatleri mühürlü cümle ve kelimeleri okumaya başladım. Gözümün seyirdiğini hatırlıyorum. Üstümde ise inanılmaz bir yük vardı . Gözlerimi tam anlamıyla açtığımda karşımda bir tek bana bakan o varlık vardı. Bembayaz gözleriyle direk bana bakıyordu. işte bu Hurfeyneydi.

Hurfeyne: ''Ey Şevki'den bizi emanet alan , biz senin artık hüdddıbınız biz ki 12 müslüman cin kabilesi biz ki rabbin yolundan gidenleriz.
Ben:Tüm cinleri burayı çağırmanı istiyorum.(Kağıtta yazan detaylar burada aralıklı olarak görebilirsiniz , kağıtta yazmıyordu gibi okumada anlam sorunu yaşabilecek arkadaşlırımız için uyarıdır)
Hurfeyne:Vel zekunesrin cindedikden sonra KENZÜL ARŞ duasını okuyordu ben bu duayı bilmiyordum. Ama anlayabiliyordum. Bunu nasıl yaptığımı kendim bile bilmiyordum.

Bir anda heryer onlarla doldu gözümde görüntüler görünüyordu nerdeyse koca bir ilçeyi arka arkaya dizilmiş olduğum yöne doğru bakıyordu.

Ben:Bundan sonra biz biriz, hak yolunda olucağıma ve sizleri kötü amaçlarım için kullanmayacağıma yemin ederimdedim.

Ve Hurfeyneye dönerekYapalım'' dedim. Bir anda Hurfeyne haricindeki tüm müslüman cinler duman oldular. Kafamı öne eğdim. Ensemde büyük bir el hissediyordum. Ve yine annemin uyandırması ile uyanmıştım. Ama ama bu sefer farklıydı içimde hissettiğim ve duyduğum biri daha vardı.. HURFEYNE ! ...

Babam: Hemen içeri geç dedi. Çantamı koridora bırakıp salona yöneldim. Hurfeynenin sinirini ve rahatsızlığını inanılmaz bir baskıyla hissediyordum. Sanki içimden çıkıp saldırmak istiyordu. Salona girdim. Koltukta oturan bir adam vardı yüzü ise resmen şeytan gibidi inanılmaz derecede sinirli gözlerle bana bakıyor dudakları hafif hafif oynuyor sanki birşeyler söylüyordu bana annemin yanına geçtim oturdum.

Babam: Buyrun hoca efendi, babam hakkında herşeyi biliyorsunuz size güvenimiz sonsuz, en son oğlum budur dedi

Adam : Bu çocuk cinli cinler ele geçirmiş türlü türlü büyüler yaptırıyorlar buna hemen tepsi , , iğne evde varsa et yoksa gidip alın hemen dedi. Annem kafasını sallayıp mutafağa gitti.
Bu adamın kim olduğunu çok merak ediyordum. O sırada devreye hurfeyne girdi.

Hurfeyne '' Bu mahlukat adem soyunun en kötüsüdür, kafir cinlerle beraber yaşar, onlar için büyü yapar insanlara musallat eder , yıllar önce sen doğmamışken bu adam Şevki hocanın yanına geldi ona büyü yapması için zorladı para kazanabileceğini söyledi yanında kafir cin ordusu ile gelmişti . Şevki hoca teklifi için üzüldüğünü sadece rahman olan Allah'ın yolunda devam edeceğini söyleyince. Bu kafir, kafir cinleri dedene saldırtmaya kaltı, ben ve ordum hepsini öldürdük. Deden bu kafire saldırıcakken bizi durdurdu . Güzellikle büyü yapmaması gerektiğini anlattı. Bu kafiri yolladıartık herşey daha anlamlıydı.

Annem elinde mazemeler ile içeri girdi. Ne yapacağımı bilmiyordum. Aklıma kağıtta yazan zor durumda kaldığımda kullanmam gerek mühürlü kelimeleri söylemeye başladım içimden. Bir anda o adamın yaanındaki yanan cinleri gördüm . hepsi bana doğru bakıyor kahkahalar atıyordu.

Adam. Geç şöyle karşıma'' dedi. Bir anda kendimi izlerken buldum. Kendimi dışarıdan görüyordum. Annem ve babam bu yoğun enerjiye dayanamamış bayılmıştı. Adam ve yanan cinlerin etrafını bir anda Hurfeyne'nin ordusu sarmıştı.

Adam: Demek o büyük birleşmeyi yaptınız hemde bu yaştaki çocuğa, eğer bana birşey olursa çocuk ölür diyordu. Bir anda kendi bedenimden arapça konuşuyordum herşeyi seyrede biliyordum ama ne dilim vardı nede hareket edecek bir bedenim. Arapça konuşuyordum, o dili bilmediğim halde anlayabiliyordum.

Hurfeyne : Ey yoldan sapmış ademoğlu bu çocuk bize emanettir, artık seni bizden kurtaracak hiç kimse yok !

Bir anda oda sarsılmaya Hurfeyne'nin ordusu adam ve yanan cinlerin etrafında dönmeye başladı. Heryer simsiyah duman bulutuydu. Bilincim yine gitmişti..

Uyandığımda evin içinde sağlık ekipleri vardı. Annem uyandığımı görünce göz yaşlarını tutamadı. sedyeye alarak beni taşımaya başladılar. Hiç gücüm yoktu tekrar bilincim kapandı...

Hurfeyne Emanet, kafir adam ve yanındaki kafir cinleri öldürdük. Merak etme ailen ve sana birşey olmadı. dedi.

Babam anlamsız gözlerle bana bakıyordu. Babamı yanıma gelip eğilmesini söyledim.

Baba merak etme dedemden bana kaldı dedim. Babam kalktı şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Sonradan Eve geçince anlat dedi. Babam dedemin hep hayırlı işler için çalıştığını biliyordu ve endişe etmedi.

1 gün geçtikten sonra taburcu oldum eve gittik. Salonda annem babam ve ben vardık abimler etkilenmesin diye sanırım babam dayımlara göndermişti onları. Söze girdim ve herşeyi anlattım.

Babam: Bak oğlum nasıl birşeyin için desin bilmem deden çok iyi bir insandı ne görüyor ne duyuyorsan hep deden ile birlikte iyilik için çalıştıklarını bilirim ama kendini zorda ve bir çamurun içinde hissedersen mutlaka bize söyleyeceksin tek isteğim budur dedi . Kafamı salladım. Bir anda kalkıp içeriye gitti. Bir sandığı sırtlamış salona gelmişti önüme koydu. Dedenin dedi . Annemle beraber odalarına çekildiler . Sandığı açtım...

Devamı yakın da.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Harezmi 00:02 18.12.19
Güzel bir yaşanmışlık Yanındakiler halen duruyormu ? Benim yanımda 4 tane ifrit var onları alabilirmisin ? türkiyedeki birçok işin ehli ismi duyulmuş medyum , hüddamlı kişilerlede görüştüm korktular eğer yardım edebilirsen sana dua ederim okumayla felan gitmiyorlar museviler

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
islamkalesi 05:36 18.12.19
Ula hiç mi üşenmedin yiğit. Okumak için ara veriyorum. İlginç.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
No_Name 08:19 18.12.19
zyzz98 15:07 18.12.19
Harika takipteyim devami gelir insaallah

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
mehmet33 16:29 18.12.19
Güzel bir film çıkar bu hayattan...

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
El Yiğit 17:44 18.12.19
Sandığın kapağını kaldırdım. içinde bir çok şişe , şişe içerisinde bitki olduğunu gördüm. Bir adet cübbe , bir kılıf , ayna (Ayna üzerinde değişik tılsımlı şekiller) bir defter , 2 adet kalem , bir tane de kalın bir kitap bulunuyordu. Hurfeyne nin bunları anlatmasını içimden geçiriyordum.

Hurfeyne Bunlar Şevki Hocanın kullandığı şifalı bitkiler hepsini sana anlatacağım , bu ayna bizim alememize geçmeni sağlar , bu cübbe ile bizim kabilelerimizin mahkemelerini sen yöneteceksin. diğer herşeyi ide anlattıktan sonra sandığı kapattım yatağıma geçtim yattım. Sabah ezanı okur iken gözlerim açıldı. Hurfeyne nin sesi beynimde yankılandı Haydi Namaz vakti içimde bir huzur kalkıp namazımı kılıp yattım. Sabah kalktım kahvaltı ettikten sonra. Abimlerin odasına geçerek Hurfeyne ile sohbet ettim. Bu gece onların alemine geçip yaşamlarını gözlemlemek istediğimi belirttiğimde. Buna hazır olmadığımı imanımın ne kadar kuvetli olsada onların aleminde o kadar cinin bulunduğu yerde vucudumun o kadar enerjiyi kaldıramayacağını söyledi. 1-2 saat geçmişti. Hurfeyne ye merak ettiklerimi sorup cevap alıyordum. Kapı çaldı ama çok şiddetliydi. Odanın kapısını açıp kapıya bakıyordum. Babam kapıyı açtı Kasım dayı ve yanında bir kadın. Kadın çığlıklar atıyor önüne gelene saldırmaya çalışıyordu. Kasım dayı Kemal Kemal nerede ? diyordu babama. Babam beni gösterdi kasım dayı hemen kadını oldugum odaya ittirdi annem ve babama siz kalın dedi. Annem ve babam salona geçtiler biraz morelleri bozulmuştu benim için endişelendikelerini biliyordum.

Ne oldu kasım dayı dedim

Kurtar bu kadını dedi odadan çıktı.

Kadın kafasını sağa sola çevirip tırnaklarını yiyerek yere tüküyor. Anlamsızca gülüyordu.Ne olduğunu ne yapacağımı bilmiyordum o sırada hurfeyne konuştu.Ben hallederim.
Yine kendimi izler halde buldum. Hurfeyne arapça birşeyler söylüyor. Kadında sinirli bir biçimde arapça konuşuyordu. Bu uzun bir süre sürdü. Bir anda kendimi kadına bakerken buldum. Hurfeyne Sorun yok dedi. Ve kadının ağızından kıl topu gibi birşey çıktı. Ve siyah bir duman gibi sigara dumanı gibi yukarı süzüldü. Kadın yerde ağlıyordu teşekkürler ediyordu. Ne olduğu hakkında bir fikrim bile yoktu.

Hurfeyne: Bu kadıncağız akşam vakti balkon yıkadıkdan sonra kalan suyu balkondan aşağıya serpmiş o sırada bu cin çöplerin arasında yemek yiyormuş üstüne dökülmüş sinirlendiği içinde bu kadına illet olmuş. Konuştum onun bunu bilemeyeceğini, yeteri kadar korktuğunu ve artık böyle bir hata yapmayacağı konusunda onunla konuştum . O da daha faazla uzatmadan kadını rahat bıraktı Teşekkür eettim kadın ile birlikte salona girdik. Kasım dayı çok şükür deden kadar hızlısın dedi. Teşekkür ettim. Kadınıda alarak evden çıktı.

Artık hurfeyne ve arkadaşlarının neler yapabildiğini hissediyordum. Ama daha çok tecrübesizdim bu gücü yönetecek bilgiye sahip değildim, sağolsun hurfeyne beni namaz kılmam ve kuran okumam da çok büyük katkısı oldu. Yıl 2008, aradan geçen 3 yıl içerisinde hurfeyne ve arkadaşları haricinde hiç bir cin ile iletişime geçmedim, görmedim ve bir vaka ile karşılaşmadım. 2008 yılının yaz aylarıydı. Evde ateri oynuyordum. Öğle namazını kılmış ikindiye kadar oynayıp ikindi vakti camiye gitmeyi düşünüyordum. Telefon çaldı annem açtı kemal dedi. Gittim telefondaki adil amcaydı babasının beni memlekete çağırdığını söyledi. Ben de kabul ettim ama adil amca babanla bir konuşalım dedi. Akşam oldu adil amca geldi babam ile görüştü . Babam bana dönerek gitmek istiiyor musun ? diye sordu. Bende kafamı salladım evet baba dedim. Hurfeyne kasım dayıya yardım gerektiğini söylüyordu. Bende beni cağırmasından o kadın gibi birine birşey olduğunu beraber yapalım bu sefer diye hurfeyneye söylüyordum. Sabaha karşı yola çıktı. Öğlen 3-4 civarı köydeydik. Kasım dayı bizi bekliyordu. Biz daha inmeden arabaya bindi sür dedi. Adil amca ne oldu baba hayırdır diyordu. Kasım dayı bana dönerek bak evlat gideceğimiz yer de bir sorun var büyük sorun bak anla eğer korkarsan tereddüt edersen bana söyle hemen geri döneceğiz dedi. Ben şaşırmıştım kasım amca bana tereddütle güveniyordu. Bende açıkcası bu durumdan dolayı rahatsızlık duymuş endişelenmiştim. Hurfeyne Korkma dedi. Onun bunu söylemesi beni büyük bir rahatlığa kavuşturdu. 1 saat kadar gittikten sonra 2 dağ arası bir yerdeydik 30 40 haneli büyük bir köydü ama insanları ise hepsi dışarıdaydı. kasım dayıyı görünce sevindiler bende adil abiyle onun arkadasından yürüyordum. köylünün biri kasım dayının eline sarıldı hoş geldin hocam nerede diğer hoca diyip arabaya doğru bakıyordu. kasım hoca beni işaret etti. Adam şaşa kaldı. kasım dayıya bakarak bu çocuk mu dedi . Evet dedi. Geriye doğru adım attı herkes bana bakıyordu. Hurfeyne bir anda konuştu . ey emanet bu köyde çok güçlü kafir cinler var geriye çekil ve bekle dedi . tüm köylülere evine gitmesini söyle dedi herkes evlerine dağaldı kasım dayı ile adil abi arabaya geçti ben ise halabekliyordum . Bir anda arkamda onları hissettim . Hurfeyne ve benim idaremdeki tüm cin kabilesi arkama yığılmıştı . Arapça birşeyler söylerek bağırıyordum. kendimi kontrol edemiyordum . ama bu sefer kendi gözlerimle izliyordum. ve onlar üst üste yığılmış hepsi karşımızdaydı heryer belki bizle denk belki bizden fazla kafir cin vardı.

Hurfeyne: Sorun nedir neden bu ademoğullarını rahatsız ediyorsunuz?
K.Cin: Sende kimsin ! Şeytan soyundan olup çamurla birleşen
Hurfeyne : ibranice olduğunu bildigim ama anlayamadığım birşeyler söylüyordu(3 yıl içerisinde çok bilgi öğrenmiştm)
K.Cin korkmuş gibiydi ve bağırarak

K.Cin: Bu çamurlar düğün günü bizim eğlencemizi bozdu. Yemeklerimize bastılar sofrlarımıza oturup dağıttılar

K.Cin: olayları anlattı. hurfeyne dikkatlice dinledi .

Hurfeyne : Bu ademoğulları sizi görmüyor bunu unutmayın ! onlar bizim alemimizi göremez , fakat sizde sinirli ve bir okadarda haklı olduğunuz konu var o kadar geç saatte onların olduğunuz yerde eğlence yapması da dinimiz gereği caizdir. Hurfeyne arabanın arkasına yürümemi söyledi bagajı açtım. cübbe oradaydı giydim. Mahkeme kurulacak diye bağırdı hurfeyne. 12 kafir cin gelsin yetkili dedi. ormana doğru 12 müslüman kabilenin lideri ben ve kafir cinlerden 12 tanesi ormanın içine yürüdük. Oturdum herkes oturdu. Mahkemenin açılışını hurfeyne dualar ve tılsımlı cümlelerle mahkemeyi açtı.

Mahkeme açılmıştı. Tarafların dinlenmesi gerekiyordu. Hurfeyne arkasına dönüp Akruhat'a getir dedi. O sırada herkes susmuş bekliyor. Kafir cinler ise benim gözlerimin içine bakıyordu. Korkmamı bekliyorlardı belki ama Hurfeyneyi hissettiğim sürece o duyguyu sadece Allah için hissedebilirdim. Bir ses geldi yanımıza doğru bir köylüydü yanıma gelip oturdu bana baktı. Bu Akruhat tı. Ademoğlunun gördüğü herşeyi akruhat Rahman ve Rahim olan yaradanın adıyla bize aktaracak dedi. Kafir cine dönerek ne istiyorsunuz dedi.

K.Cin: intikam düğünümüzü bozanların kanını ruhlarını istiyoruz dedi.
Hurfeyne: Mahkeme sonucunda siz haklı iseniz burdan gideriz ne yaparsanız yaparsınız dedi.
K.Cin hurfeney'nin eşit davranmasına şaşırmıştı.
Anlat dedi Akruhat'a dönüp :

Köylünün azından anlatmaya başladı. O gece askerden süpriz yaparak gelmişti. abisi havaya ateş açıp kardeşim geldi be kardeşim diye tüm köyü ayağa kaldırmış. sevinçler eşliğinde yaylaya yürümüş çıkanlar. (Köy kahvesi kapalı olduğundan yayla tercih edilmiş , köylerinde gelenekmiş gelen askerin anıları dinlenir dönüş sevinci yaşanılırmıl) köyün davulcusu davulunu kapmış zurnacısı zurnasını yayla ya gelinmiş halay çekilmiş eğnilmiş herkes yaylada oturmuş. 1 saat kadar anılarını anlatmış herkesle selamlaşıp helallik aldıkdan sonra köylü dağalmış.
K.Cin : Sinirli bir şekilde Bağırarak ! Biz orada düğün yapıyorduk işte duydun gelip eğlencemizi mahfettiler defolun gidin bunlar bizim dedi.

Hurfeyne : Çok emin bir şekilde 2 tarafda hatalıdır. dedi
1. si siz ademoğullarının oralarda yaşadığını bildiğiniz halde oraya gelme ihtimalleri olduğu halde imanı zayıf olanların sizi duymasını sağladınız belkide dedi.
2.si ademoğulları da bizleri hayatlarında görmedği için o saatte öyle birşeyi düşünememekte en doğal haklarıdır. dedi

K.Cin: Sakinlemiş gibi bir daha olur ise canları bizimdir.

Hurfeyne : Uyaracağız bu ademoğlu anlatacak ! Ama şimdilik bu mahkemenin kararı sizin onları rahat bırakmasıdır dedi.

K.cin: gülerek Hayır dedi

Hurfeyne: Hz.Süleyma'nın sözleşmesini okuyordu.

K.cin : Durmasını söyledi . Gideceğiz dedi ve bir anda kaçtılar.
Mahkeme kapanmıştı.

Köylüyü evinde doğru götürdüm...


Devamı gelecektir..

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Muhammet68 21:24 20.12.19
Merakla okuyorum ve devamini bekliyorum kardesim ..

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Ankebût 22:25 20.12.19
Arda 23:06 20.12.19
Ben bu hikayeyi okumuştum. Wikipedia da okumuştum oradan isteyenler okusun ismi emanet ti sanırım

---------- Post added 20.12.19 at 23:08 ----------

Dalgınlık ile Wikipedia yazmışım Wattpad olacak o arkadaşlar

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
1 2 3