islam & islami Konular

Lanet ve Beddua Etmek - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

islam & islami Konular>Lanet ve Beddua Etmek
SiLence 14:29 09.02.17
Sual: Bazı hadis-i şeriflerde lanet olsun deniyor. Lanet etmek ne demektir? Kötü anne babanın iyi olan çocuğuna yaptığı beddua kabul olur mu?
CEVAP
Lanet olsun demek, Allah’ın rahmetinden uzak olsun demektir. Lanet etmek, beddua etmek iyi değildir. Çünkü hadis-i şerifte, (Bir kimse lanet edince, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner) buyurulmuştur. (Beyheki)

İbni Mübarek hazretleri, çocuğunu şikayet edene, (Çocuğa beddua ettin mi?) dedi. O da, evet deyince, (Çocuğun ahlakını sen bozdun) buyurdu.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Bir babanın duası, ilahi hicaba erişir ve bu hicabı da aşar.) [İbni Mace]

(Ana-babanın çocuğuna ve mazlumun zalime olan bedduaları, red olmaz.) [Tirmizi]

(Kendinize, malınıza ve çoluk çocuğunuza beddua etmeyin! Duaların kabul olduğu bir saate rastlar da bedduanız kabul olur.) [Müslim]

Kötü ana-babanın, suçsuz ve iyi olan çocuğuna yaptığı beddua kabul olmaz. Haksız olarak yapılan beddualar kabul olmaz.

Rahmet Peygamberi
Diğer Peygamberler, kavimlerine lanet ettikleri halde, Peygamber efendimiz bir savaşta, kâfirlerin yok olması için dua etmesini istediklerinde, (Ben lanet etmek için, insanların azap çekmesi için değil, herkese iyilik etmek için, insanların huzura kavuşması için gönderildim) buyurdu. Kur'an-ı kerimde de mealen, (Seni âlemlere rahmet, iyilik için gönderdik) buyuruluyor. (Enbiya 107)

Peygamber efendimiz, genel bir beddua, lanet etmedi. Ancak lanete müstahak olan bazı gruplara lanet etmiştir. Hadis-i şeriflerde (Allah lanet etsin!) denilen zümrelerden bazıları şunlardır:
(Kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet olsun!) [Hakim]

(Kadın gibi davranan erkeğe, erkek gibi davranan kadına lanet olsun!) [Buhari]

(Rüşvet alıp verenlere Allah lanet etsin!) [İbni.Mace]
(Eshabıma sövenlere Allah lanet etsin!) [Hakim]

(Zekat vermeyenlere Allah lanet etsin!) [Nesai]
(Ana-babasına lanet edene Allah lanet etsin!) [Müslim]

(Lutilere Allah lanet etsin!) [Beyheki]
(Zalim âmirlere, fasıklara, sünnetimi yıkan bid'atçilere Allah lanet etsin!.) [Deylemi]

(Altın ve gümüşün kuluna paraya tapana lanet olsun!) [Tirmizi]
(Halkın işlerini üstlenip de onlara güçlük çıkarana lanet olsun!) [Ebu Avane]

(Hanımını anasından üstün tutana lanet olsun!) [Şir’a]
(Sadaka vermeye engel olana lanet olsun.) [İsfehani]

(Allah’tan ümit kestirip dinden nefret ettirenlere lanet olsun!) [Şir’a]
(Bid'atler çıkınca âlim ilmini açıklasın! İlmini açıklamayana lanet olsun!) [Deylemi]

(Vücuduna dövme yapana, yaptırana, faiz alıp verene lanet olsun.) [Buhari]
(Ana ile evladın, kardeşle kardeşin arasını açana lanet olsun.) [İ.Mace]

(Kızını fasıkla evlendirene lanet olsun.) [Şir’a]
(Ölü için ağlayana lanet olsun.) [Ebu Davud]

Kur’an-ı kerimde, Ebu Leheb için, (Onun eli kurusun) buyuruldu. Ebu Leheb’in oğlu Uteybe, (Tebbet) suresi gelince, Resulullah efendimize hakaret etti. Üzülen Peygamber efendimiz, (Ya Rabbi, buna bir canavar musallat eyle!) dedi. Ebu Leheb’in oğlu Uteybe Şam’a giderken, bir gece arkadaşlarının arasında yatarken, bir aslan gelip arkadaşlarını koklayıp bıraktı. Sıra Uteybe’ye gelince onu parçaladı. Sol eliyle yemek yiyen birine de, (Sağ elin ile ye) buyurdu. (Sağ kolum hareket etmiyor) diye yalan söyledi. Bir Peygamber ile alay eden bu kimse için Resulullah, (Sağ elin artık hareket etmesin) buyurdu. Peygamber efendimizin buna benzer bedduaları vardır. Diğer insanların ibret almaları ve hidayete kavuşmaları için böyle mucizeler vaki olmuştur.

Allah’ın lanet etmesi
Allahü teâlâ da lanet etmiştir. İşte âyet-i kerimeler:
(Allah’ın laneti inkâr edenlerine üzerine olsun.) [Bekara 89]

(Biz kitapta açıkça belirttikten sonra indirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet ediciler lanet eder.) [Bekara159]

(Âyetlerimizi inkar edip kâfir olarak ölenler var ya, işte Allah’ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onlaradır.) [Bekara 161]

(Allah inkârları yüzünden onlara [yahudilere] lanet etmiştir.) [Nisa 48]

(Bir mümini kasten öldürenin cezası, içinde ebediyen kalacağı Cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.) [Nisa 93]

(Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik.) [Maide 13]
(Yahudiler, Allah’ın eli sıkı dedikleri için lanet onlara.) [Maide 93]
(Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!) [Araf 44]

(Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkârcılara, ebedi kalacakları Cehennem ateşini hazırlamıştır. Allah lanet etsin! Onlara devamlı azap vardır.) [Tevbe 68]

(Bozgunculara lanet olsun.) [Rad 25]
(Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiştir.) [Ahzab 57]

Haksız olarak yapılan beddua
Sual: (Ana-baba, mazlum ve misafirin duası kabul olur) buyuruluyor. Bu insanlar haksız olarak beddua ederlerse yine mi kabul olur?
CEVAP
(Ana-baba, mazlum ve misafirin duası kabul olur) demek, (Ana-babanın çocuğuna yaptığı hayır dua, mazlumun [kâfir bile olsa] kendine zulmeden zalime yaptığı beddua, misafirin ev sahibine yaptığı hayır dua kabul olur) demektir. Yoksa misafirin, suçsuz olan ev sahibine yaptığı beddua kabul olmaz.

Mazlumun, kendine zulmetmeyen birine yaptığı beddua kabul olmaz. Ana-babanın, evladına yaptığı hayır dua kabul olur. Kötü ana-babanın, suçsuz ve iyi olan çocuğuna yaptığı beddua kabul olmaz.

Kısacası haksız olarak yapılan beddua kabul olmaz. Beddua etmeye alışmamalıdır! Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kendinize, çocuklarınıza ve mallarınıza beddua etmeyiniz! Duaların kabul olduğu bir vakte rastlar da, bedduanız kabul olur.) [Müslim]

Sual: Annem, babamdan boşandı. Babam annemi, annem de babamı kastedip (Eğer onunla görüşürsen hakkımı helal etmem, beddua ederim) dediler. Haksız olarak ettikleri beddua geçer mi?
CEVAP
Geçmez. Gizli görüşmek lazımdır.

Sual: Babam beddua etti. Sonra öldü. İşim rast gitmiyor, bunun çaresi nedir?
CEVAP
Tevbe istiğfara devam etmeli, ölü için hayırlı işler yapmalıdır!

Sual: Bir gencin evlenme teklifini kabul etmedim. Bunun üzerine bana, “Allah belanı versin” dedi. Şimdi sağlığım bozuktur. Acaba, sağlığımın bozulması, gencin bedduasından mıdır? Onunla helalleşmem mi gerekiyor?
CEVAP
Evlenme teklifini kabul etmemekle hak geçmez. Haksız olarak yapılan beddualar da geçmez. Helalleşmek gerekmez.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Drogo 12:55 10.02.17
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] abla bu güzel paylaşım için teşekkür ederim

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
spacetimereality 10:55 11.05.17
neco43 09:09 19.05.17
SiLence 12:03 19.05.17
Allah sizden de razı olsun arkadaşlar..

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
mrv1 21:14 21.05.17
Kolonya 21:47 21.05.17
BABANIN BEDDUASINDAN KAÇ, ANNENİN DUASINA KOŞ!

Anne-babaların duaları da makbul bedduaları da. Anneden ziyade babanın evladına yaptığı ahlar, Allah katında reddedilmiyor. Zira babanın anneye göre evladına olan şefkati daha az. Bu sebeple ilencinin kalpten olma ihtimali fazla.

“Ömrün at üstünde geçsin, savaştan savaşa giresin. Allah seni galip eylesin, zenginlikle, şanla, şöhretle gözünü doyursun ama dilerim ki ciğerini görerek ölesin…” Rivayet odur ki Yavuz Selim, ayaklanan yeniçerilerin de desteği ile babası II. Beyazıt’ı tahttan indirip payitahtın başına geçtiğinde; II. Beyazıt, oğlu Yavuz Sultan Selim’e bu bedduayı eder. Babasının intizarı tutmuş olacak ki, Sultan Selim’in 8 yıl süren saltanatı gerçekten de at üzerinde, seferde geçer. Girdiği her savaştan zaferle çıkar. Osmanlı hazinesini kendisinden sonra gelen oğlu Kanunî Süleyman’dan daha fazla hazineyle doldurur. Ancak sırtında ‘şirpençe’ adı verilen bir çıban çıkar. Sultan, sırtına tutturduğu bir tepsiyle çıbana bakar, çok derin olan çıbandan ciğerlerini görür. Hastalığının ağırlaşmasına rağmen, seferlerine devam eder. Fakat daha fazla dayanamaz, hareket edemeyecek kadar takatsiz düşer. Kısa bir süre sonra da ruhunu teslim eder.


Çocuğa en fazla iyiliği dokunan, hizmet eden, onun kahrını en çok çeken anne-babadır kuşkusuz. Onların duaları da makbuldur bedduaları da. Nitekim Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “Ben, babam İbrâhim’in duâsıyım.” buyuruyor. Hz. İbrahim ve oğlu İsmail, Kâbe’nin inşasını tamamladıktan sonra ellerini Dergâh-ı İlâhîye açarak yalvarıyor: “Ey Rabb’imiz! Neslimizden gelen Müslüman ümmet içinden bir Peygamber gönder. Ki o, onlara âyetlerini okusun, Kitab’ı ve hükümlerini öğretsin. Onları günâhlardan temizlesin!” Cenâb-ı Hak, yapılan bu samimi duayı cevapsız bırakmadı ve Hz. İsmail’in neslinden peygamberlerin reisi Hz. Muhammed’i gönderdi.

Anneden ziyade özellikle babanın çocuklarına ettiği beddua reddedilmiyor. Baba, hayır duası da yapsa beddua da etse neticesi görülüyor. Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkerim Ünalan, bu durumu annenin bedduasının yüzeysel olmasıyla açıklıyor. Ünalan’a göre annenin evladına karşı olan şefkat ve merhameti babaya göre daha fazla. Bu sebeple anne, kolay kolay beddua etmiyor. Etse dahi içinden, kalbinin derinliklerinden gelmiyor bu intizar. Babanın ahının ise kalpten olma ihtimali daha fazla. Dolayısıyla babanın bedduasının anneninkine göre kabul edilme ihtimali daha yüksek. Ünalan, babanın özellikle sakin olduğu ve haksız olmadığı durumlarda yapacağı ilentilerden sakınmak gerektiği kanaatini taşısa da, “Öfkeli ve sıkıntılı olduğu anlarda ve haksız olduğu durumlarda ise babanın edeceği beddualar büyük ihtimal kabul olmaz.” diyor.


Efendimiz de bir hadis-i şeriflerinde, “Üç dua vardır ki şüphesiz Allah-u Teâlâ onları kabul eder: Mazlumun duası/bedduası, yolcunun duası ve babanın çocuğu aleyhine yaptığı duası (bedduası).” buyuruyor. Bazı büyük zatlar da babanın duasını daha makbul görmüşler. Nitekim rivayete göre bir kişi büyük bir zata gelip kendisine dua etmesini istediğinde, evliya “Babanın duasını al, yeter.” tavsiyesinde bulunuyor. Duada ise tam tersine anne, evladın lehine olduğu için daha içten yakarıyor. Dolayısıyla annenin duasının kabul edilme ihtimali her zaman daha yüksek.

Ah, dua vaktine denk gelebilir

“Anne-babanın çocuğuna ettiği her ah kabul olur mu?” sorusunu yönelttiğimiz Prof. Dr. Abdulkerim Ünalan’a göre ebeveynin çocuklarına hak etmedikleri bir bedduayı sarf etmeleri durumunda Allah bunu kabul etmiyor. Çünkü Yaradan, gelişigüzel her intizara icabet etseydi birçok evlat haksız yere helak olurdu. Kur’an-ı Kerim’de bu mevzuyla ilgili, “Eğer Allah insanların faydalarına olan şeyleri çabucak elde etmek istemelerinde verdiği gibi, müstehak oldukları şerri de çarçabuk verseydi derhal sonları gelir, helak edilirlerdi.” (Yunus 10/11) buyuruluyor.

Müminin dilini bedduaya alıştırması dinimizce hoş görülmüyor. Öyle ki Peygamber Efendimiz’e “Müşriklere beddua et.” denildiğinde O (sallallahu aleyhi ve sellem), “Ben rahmet olarak gönderildim, lanetçi olarak gönderilmedim.” diyor. Sultanlar Sultanı Efendimiz müşriklere dahi ah etmezken anne-babalar, evlatlarına kızdıklarında ağızlarına bedduaları dolayabiliyor maalesef. Hâlbuki onlara düşen vazife beddua değil, çocuklarının ıslah olmaları için dua etmek. Zira ilentilerin kabul edileceği bir vakte denk gelmesi durumunda en çok üzülecek kişiler de yine onlar oluyor. Hadis-i şerifte, “Kendi nefsiniz, mallarınız, evladınız aleyhine beddua etmeyin. Ola ki bu beddua, Allah’ın duaları kabul edeceği ve kimsenin duasını reddetmeyeceği ana denk gelir.” uyarısında bulunuyor. Zira kimi zaman başımıza gelen türlü türlü sıkıntılar ve musibetlerin perde arkasında edilen beddua ya da okunan lanetler yatabiliyor. Bunu bizlere örnek olarak anlatılan kıssalarda da görüyoruz. Büyük tefsir âlimi Zemahşeri’ye (ra) ayağının neden topal olduğu sorulduğunda, “Çocukluğumda bir serçe yakaladım; uçup gitmemesi için bir iple ayağından bağladım. Derken elimden kurtulup yerdeki bir yarığın içine kaçtı. Onu tutup çekerken ayağı koptu. Annem onun acı çekmesine dayanamayıp üzüldü ve bana öfkeyle ‘Onun ayağını kopardığın gibi Allah da senin ayağını koparsın e mi!’ diye haykırmıştı. İlim tahsili için giderken binekten düştüm ve ayağım kırıldı.” cevabını veriyor.


Anne-baba olmak, evlatlar üzerinde sınırsız bir hakka sahip olunduğu anlamına gelmiyor. Dolayısıyla ebeveyn-evlat ilişkisinde bedduanın bir tehdit aracı olarak görülmesi son derece hatalı. Kaldı ki çocukların olduğu kadar ebeveynin de evlatlarına karşı sorumlulukları var. Çocuğa güzel isim vermek, helâl kazanç yedirmek, İslâmî terbiye vermek, dinini ve Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatını öğretmek anne-babanın en başta gelen mesuliyetlerinden birkaçı. Hatta ebeveynin çocuğuna dinî terbiye vermesi, çocuğun ailesine saygı göstermesinden önce geliyor. Çünkü anne-babasından iyi eğitim almış çocuk, onlara saygıda kusur etmemeye çalışıyor. Fakat ahlâkî yönden eksik yetiştirilenler, ileride ebeveynini kendisine beddua edecek hale getirebiliyor. Üstelik çocuğunu doğru yetiştirmediği için hatalı olan anne-baba, intizarda bulunurken ailesine daha fazla zarar vermiş oluyor. Bunu şu kıssadan da anlayabiliyoruz: İbn Mübarek’e bir gün birisi gelip çocuğunu şikâyet edince, büyük zat, adamcağıza sorar: “Çocuğuna hiç beddua ettin mi?” Adam “Evet” cevabını verince, İbn Mübarek, “Çocuğunun ahlâkını sen bozmuşsun.” der.

Peki intizara maruz kalan çocuk nasıl hareket etmeli? Prof. Dr. Abdulkerim Ünalan’a göre bir kişi, anne-babasının bedduasını aldıysa o davranışından hemen vazgeçmesi, ailesinden özür ve helâllik dilemesi, bedduaya mukabil dua almaya çalışması lazım. Eğer hiçbir suçu olmadığı halde bedduaya maruz kaldıysa (ebeveynin Allah’a isyankârlık istemesi dışında) yine de çocuğun anne-babasına karşı gelmemesi, mümkünse onların gönülünü alıp beddua etmelerine yol açan sebebi ortadan kaldırması gerekiyor.

Duaları kabul etme ve reddetmenin yegâne mercii şüphesiz Allah. Bedduadan dolayı meydana gelen veya gelecek olan bir tahribatı telafi etme ve ortadan kaldırma kudretine sahip olan da yine O (cc). Müminlerin başlarına ne gelirse gelsin beddua etmekten kaçınması elzem. Fakat intizar edilmişse de bundan pişmanlık duyulup Cenâb-ı Hakk’tan edilen ahı hayır duasına çevirmesini dilemek en doğrusu.

Beddua eden anne-baba vefat etmişse

Prof. Dr. Abdulkerim Ünalan’a göre anne-baba hayattayken onların bedduasını gerektirecek bir şey yapmamak, ah ettikleri takdirde onlardan helâllik almak şart. Fakat ebeveyn ölmeden önce ettikleri intizara karşılık hayır dua alınamadıysa onlar için Allah’tan af ve mağfiret dilemek, onlar adına fakirlere sadaka vermek, hayır-hasenat yapmak, hacca gitmemişlerse onlar adına hacca gitmek, mezarlarını ziyaret edip kabirleri başında Kur’an okumak, mezarlarına çiçek ve ağaç dikmek tavsiye ediliyor. Bir evlat bunları yaptığı takdirde bu konudaki hatasını telafi etmiş oluyor ve Allah, kendisi adına anne-babasını ebedî istirahatlerinde memnun ediyor.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi