islam & islami Konular

Ahirete giden gelen var mı? - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

islam & islami Konular>Ahirete giden gelen var mı?
RvP 18:15 05.01.20
Günlük hayatımızda, ahiretin varlığı hakkında derinliğine nüfuz edilmeyince, zorlandığımız sorularla karşılaşırız. Bunlar "Görmediğime inanmam!.." safsatasının arkasına sığınan materyalistlerin, bir iman vadisini daha inkâr için kullandıkları, devrini çoktan kapamış hezeyanlardır.

Evet, insan akıl ve mantığının bir hadiseyi hâlihazır için kabullenip de onu istikbal için inkâr etmesinden daha korkunç bir tezat düşünülemez. Aslında ahiretin varlığına delil olarak içinde yaşadığımız hayat kâfidir. İkinci bir hayatın varlığını inkâr edenler, içinde yaşadıkları hayatı inkâr edebilirler mi? Edemezler.

Çünkü; bir kumandanın hiç yoktan bir orduyu toplayıp emri altına alması mı daha kolaydır, yoksa vazifesini öğrenmiş, birbiriyle tanışmış ve istirahat için dağılmış bir orduyu teşkil eden askerleri, tekrar bir boru sesiyle bir araya getirmesi mi daha kolaydır? Hangisi? Elbette ikincisi. Bu misal gibi, Rabbimiz, bizi yokluk karanlıklarından çıkarıp, pırıl pırıl bir alemde hayat dediğimiz nimeti vermiş olduğuna göre, ölünce aynı işin bir kere daha tekrarlanması nasıl imkansız olabilir. Üstelik birincisine göre daha kolay değil midir?

Hem bir yerden veya bir şeyden haber vermek için, o yere gitmek veya o şeyi mutlaka gözümüzle görmek mi gerekir? Astronomi ilmi bize yıldızlardan, galaksilerden, bahsetmektedir. Uzayda hâlâ ışığı bize ulaşamayan nice yıldızlar vardır. Peki buralara kim gidip, kim gelmiştir?

Bu konu ile alakalı olarak Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:

"Perde-i gayb içindeki alem-i ahirete ait menzilleri dünya gözümüzle görmek ve göstermek için, ya kâinatı küçültüp iki vilayet derecesine getirmeli, veyahut gözümüzü büyütüp yıldızlar gibi gözlerimiz olmalı ki, yerlerini görüp, tayin edelim. Ahiret alemine ait menziller bu dünyevi gözümüzle görülmez."

Bu dünyanın ölçülerine göre çalışan insan aklı, her ne kadar mahiyet ve ölçüleri başka olan bir alemi hakkiyle idrakten aciz ise de varlığı hakkında hadsiz deliller olup ispat edildiği için, ahireti mümkün görmektedir. Aklen mümkün olan bir şeyin varlığı da haber yoluyla tahakkuk eder. Bütün peygamberler ve kitaplar ahiretin varlığını haber vermiş ve insanın öldükten sonra tekrar dirilerek, bu dünya hayatında yaptıklarından hesaba çekileceğini ihbar etmişlerdir. Mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de de ahiret hayatı, dünya hayatından bazı misaller, bir takım teşbihler getirilerek en mükemmel bir tarzda anlatılmıştır. Bu anlatım da ahiretin, cennet ve cehennem menzillerinin dünyaya benzediğinden değil, başka türlü tam manasıyla bu hakikati anlamamız mümkün olmadığındandır.

Üstelik Efendimiz (s.a.v.) de, Miraç Gecesi'nde gidip görmüş ve gelip haber vermiştir. Şimdi varlığı hakkında bu kadar sağlam deliller sıraladıktan sonra, inkâr edenlere soruyoruz:

Siz nereye gidip baktınız da göremediğinizden dolayı yokluğuna hükmediyorsunuz? Deliliniz nedir? Madem inkâr ediyorsunuz, inkârınıza delil getirmek mecburiyetindesiniz. Yok, yok demek neyi halleder?

İzah ve ispat edenlerin, ciltler dolusu bilgiler verip şüpheleri defettikleri bir davanın, güneş gibi açık bir hakikatin karşısında inkâr ile gözlerini kapayanlar, ancak kendilerine gündüzü gece yaparlar...

Alıntı

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146