islam & islami Konular

Herkese lâzım olan îmân - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

islam & islami Konular>Herkese lâzım olan îmân
Coliseum 19:23 06.06.20
Allahü teâlâ, dünyâda bütün insanlara acıyor. Muhtâc oldukları
şeyleri yaratıp, herkese gönderiyor. Ebedî se’âdete kavuşduran yolu
gösteriyor. Nefslerine, kötü arkadaşlara, zararlı kitâblara ve yabancı
radyolara aldanarak, bu se’âdet yolundan ayrılanlardan, küfr ve dalâ-
let yoluna sapanlardan, pişmân olup, afv dileyenleri hidâyete kavuşdu-
ruyor. Bunları ebedî felâketden kurtarıyor. Azgın, zâlim olanlara bu
ni’metini ihsân etmiyor. Onları, beğendikleri, istedikleri küfr yolunda
bırakıyor. Âhiretde, Cehenneme gitmesi gereken mü’minlerden, dile-
diğini, ihsân ederek afv edecek, Cennete kavuşduracakdır. Her canlıyı
yaratan, her vârı, her ân varlıkda durduran, hepsini, korku ve dehşet-
den koruyan, yalnız Odur. Böyle bir Allahın şerefli ismine sığınarak,
ya’nî Ondan yardım bekliyerek bu kitâbı yazmağa başlıyoruz.
Allahü teâlâya hamd olsun. Onun sevgili Peygamberi Muhammed
aleyhisselâma salât ve selâm olsun. O yüce Peygamberin temiz Ehl-i
beytine ve âdil, sâdık Eshâbının herbirine, hayrlı düâlar olsun.
Hamd, bütün ni’metleri Allahü teâlânın yaratıp gönderdiğine
inanmak ve söylemek demekdir. Şükr, bütün ni’metleri islâmiyyete
uygun kullanmak demekdir.
İslâm dîninin inançlarını, emrlerini ve yasaklarını bildiren binlerce
kıymetli kitâb yazılmış, bunların çoğu, yabancı dillere çevrilerek, her
memlekete yayılmışdır. Buna karşılık, bozuk düşünceli, kısa görüşlü
kimseler ve ingiliz câsûslarına aldanmış olan câhil din adamları, zın-
dıklar, her zemân, islâmın fâideli, feyzli ve ışıklı ahkâmına, ya’nî emr-
lerine, yasaklarına saldırmış, onu lekelemeğe, değişdirmeğe, müsli-
mânları aldatmağa uğraşmışlardır.

İslâm âlimlerinin şimdi de, dünyânın hemen her yerinde, islâm i’ti-
kâdını yaymağa, savunmağa çalışdıkları şükrânla görülmekdedir. İslâ-
miyyeti Eshâb-ı kirâmdan işiterek, kitâblara yazan doğru yolun âlim-
lerine (Ehl-i sünnet âlimleri) denir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâbları-
nı okumamış veyâ anlıyamamış, tektük kimsenin, Kur’ân-ı kerîmden
ve hadîs-i şerîflerden yanlış ma’nâlar çıkararak, uygunsuz konuşmala-
rı ve yazıları da görülüyor ise de, böyle sözler ve yazılar, müslimânla-
rın sağlam îmânı karşısında, eriyip gitmekde, sâhibinin bilgisizliğini
göstermekden başka te’sîri olmamakdadır.
Müslimân olduğunu söyliyen veyâ cemâ’at ile nemâz kılarken gö-
rülen bir kimsenin müslimân olduğu anlaşılır. Sonra, bunun bir sözün-
de, yazısında veyâ bir hareketinde, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdik-
leri îmân bilgilerine uymıyan birşey görülürse, bunun küfr veyâ dalâ-
let olduğu kendisine anlatılır. Bundan vazgeçmesi, tevbe etmesi söyle-
nir. Kısa aklı, bozuk düşüncesi ile cevâb verip vazgeçmezse, bunun sa-
pık veyâ mürted olduğu yâhud ingiliz kâfirlerine satılmış olduğu anla-
şılır. Nemâz kılsa, hacca gitse, her ibâdeti ve iyiliği yapsa da, bu felâ-
ketden kurtulamaz. Küfre sebeb olan şeyden vazgeçmedikce, bundan
tevbe etmedikce müslimân olamaz. Her müslimân, küfre sebeb olan
şeyleri iyi öğrenerek, mürted olmakdan korunmalı, kâfir olanları ve
müslimân görünen zındıkları ve ingiliz câsûslarını iyi tanıyıp, zararla-
rından sakınmalıdır.
Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden, yanlış, bozuk ma’nâlar çı-
karılacağını, böylece yetmişiki dürlü sapık müslimân fırkanın türeyece-
ğini, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz haber vermiş-
dir. (Berîka) ve (Hadîka) kitâbları, bu hadîs-i şerîfi, (Buhârî) ve (Müs-
lim) kitâblarından alarak, açıklamakdadırlar. Büyük islâm âlimi ve din
profesörü adı altında ortaya çıkmakda olan bu sapık fırkalardaki kim-
selerin kitâblarına, konferanslarına aldanmamalı, bu din, îmân hırsızla-
rının tuzaklarına düşmemek için, çok uyanık olmalıdır. Bu câhil müsli-
mânlardan başka, komünistlerle masonlar bir yandan, hıristiyan mis-
yonerleri ve ingilizlere satılmış olan vehhâbîler ile yehûdî siyonistleri
de bir yandan, yeni yeni üsûllerle, müslimân yavrularını aldatmağa ça-
lışıyorlar. Uydurma yazılar, filmler, tiyatrolar ve radyo, televizyon neş-
riyyâtı ile, islâmı ve îmânı yok etmeğe uğraşıyorlar. Bu yolda milyarlar-
ca lira harc ediyorlar. İslâm âlimleri “rahime-hümullahü teâlâ”, bunla-
rın hepsine gerekli cevâbları önceden yazmışlar, Allahü teâlânın dîni-
ni, huzûr ve kurtuluş yolunu bildirmişlerdir.
Hakîkî âlimlerden, büyük islâm âlimi, mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî
Osmânînin “kuddise sirrûh” (İ’tikâdnâme) kitâbını seçdik. Bu kitâb,
Kemâhlı merhûm hâcı Feyzullah efendi tarafından türkçeye terceme
edilerek (Ferâid-ül-fevâid) ismi verilmiş ve hicrî 1312 senesinde Mısr-
da tab’ edilmişdir. Bu tercemeyi sâdeleşdirerek, (Herkese Lâzım
Olan Îmân) adını verdik. Birinci baskısı 1966 da yapıldı. Yapdığımız

açıklamaları, kitâbdan ayırmak için, köşeli parantez [ ] içine koyduk.
Neşr olunmasını nasîb etdiği için, Allahü teâlâya sonsuz hamd ve şükr-
ler olsun! Bu tercemenin fârisî olan aslı, İstanbul Üniversitesi kütüb-
hânesinin (İbnül Emîn Mahmûd Kemâl beğ) kısmında (İ’tikâdnâme)
ismi ile F. 2639 numarada mevcûddur. Türkçe tercemesini (Hakîkat
Kitâbevi), (Îmân ve İslâm) ismi ile basdırmışdır.
(Dürr-ül-muhtâr) kitâbının sâhibi fazîletli Alâüddîn-i Haskefî “rahi-
me-hüllahü teâlâ”, kâfirin nikâhı bahsi sonunda diyor ki, (Nikâhlı müs-
limân bir kız bâliga olduğu zemân, müslimânlığı bilmezse, nikâhı bozu-
lur. [Ya’nî mürted olur.] Allahü teâlânın sıfatlarını ona bildirmelidir. O
da, tekrâr etmeli ve bunlara inandım demelidir). İbni Âbidîn, bunu
açıklarken diyor ki, (Kız küçük iken; anasına, babasına tâbi’ olarak
müslimândır. Bâliga olunca, anasının, babasının dînine tâbi’ olması de-
vâm etmez. İslâmiyyeti bilmeyerek bâliga olunca, mürted olur. Îmân
edilecek altı şeyi öğrenip inanmadıkça ve islâmiyyete uymak lâzım ol-
duğuna inanmadıkça, (Kelime-i tevhîd) söylese, ya’nî (Lâ ilâhe illallah,
Muhammedün resûlullah) dese de, müslimânlığı devâm etmez. (Âmen-
tü billâhi...) de bulunan altı şeyi öğrenip, bunlara inanması ve Allahü te-
âlânın emrlerini ve yasaklarını kabûl etdim demesi lâzımdır). İbni Âbi-
dînin bu sözünden anlaşılıyor ki, bir kâfir, Kelime-i tevhîd söyleyince ve
bunun ma’nâsına kısaca inanınca, o anda müslimân olur. Fekat, her
müslimân gibi, bunun da, imkân bulunca, (Âmentü billâhi ve Melâike-
tihi ve Kütübihi ve Rüsülihi vel Yevmil-âhiri ve bil Kaderi hayrihi ve
şerrihi minallahi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun, eşhedü en lâilâhe
illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü) diye Âmen-
tünün esâslarını ezberlemesi ve ma’nâsını ve islâm bilgilerinden kendi-
sine lâzım olanları iyice öğrenmesi lâzımdır. Bir müslimân çocuğu da,
bu altı şeyi ve islâm bilgilerini öğrenmez ve inandığını söylemezse, âkıl
ve bâlig olduğu zemân, mürted olur. Îmân etdikden sonra, (İslâm bilgi-
leri)ni, ya’nî farzları, harâmları, abdesti, guslü ve nemâz kılmasını ve av-
ret mahallini örtmesini hemen sorup öğrenmesi de farz olur. Sorduğu
kimsenin öğretmesi veyâ hakîkî din kitâbı bildirmesi, buna da farz olur.
Soracak kimseyi veyâ kitâbı bulamazsa araması farz olur. Aramazsa kâ-
fir olur. Buluncaya kadar bilmemesi özr olur. Farzları vaktinde yapmı-
yan ve harâm işliyen Cehennemde azâb görecekdir. Îmânın altı esâsı
üzerinde, bu kitâbımızda geniş bilgi vardır. Her müslimân bu kitâbı iyi
okumalı ve çocuklarının ve bütün tanıdıklarının okumaları için gayret
etmelidir. Avret mahalli 475.ci sahîfede yazılıdır.
Kitâbımızda, âyet-i kerîmelerin ma’nâlarını yazarken, (Meâlen bu-
yuruldu) denilmekdedir. (Meâlen) demek, (tefsîr âlimlerinin bildir-
diklerine göre) demekdir. Çünki, âyet-i kerîmelerin ma’nâlarını, yal-
nız Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” anlamış ve Eshâbına bil-
dirmişdir. Tefsîr âlimleri, bu hadîs-i şerîfleri münâfıkların ve ingiliz
kâfirlerine satılmış olan zındıkların, ya’nî mezhebsiz din adamlarının
uydurdukları hadîslerden ayırmışlar, bulamadıkları hadîs-i şerîfler
için, tefsîr ilmine uyarak, âyet-i kerîmelere kendileri ma’nâ vermişler-
dir. Arabca bilen, fekat tefsîr ilminden haberi olmayan din câhillerinin
anladıklarına (Kur’ân tefsîri) denilmez. Bunun için, hadîs-i şerîfde,
(Kur’ân-ı kerîme kendi anladığına göre ma’nâ veren, kâfir olur) buyu-
ruldu.
Allahü teâlâ, hepimizi, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği doğru
yolda bulundursun! İslâm câhillerinin ve büyük islâm âlimi gibi ismler
taşıyan mezhebsizlerin, münâfıkların yaldızlı, sinsi yalanlarına aldan-
makdan korusun! Âmîn.
Hakîkat Kitâbevinin neşr etdiği bütün kitâblar, her dilde olarak
Internet vâsıtası ile bütün dünyâya yayılmakdadır.

Mîlâdî sene Hicrî şemsî Hicrî kamerî
2001 1380 1422


TENBÎH: Misyonerler, hıristiyanlığı yaymağa, yehûdîler, Talmûtu
yaymağa, İstanbuldaki Hakîkat Kitâbevi, islâmiyyeti yaymağa, ma-
sonlar ise, dinleri yok etmeğe çalışıyorlar. Aklı, ilmi ve insâfı olan,
bunlardan doğrusunu iz’ân, idrâk eder, anlar. Bunun yayılmasına yar-
dım ederek, bütün insanların dünyâda ve âhıretde se’âdete kavuşma-
larına sebeb olur.
Bugün, dünyâda bulunan müslimânlar, üç fırkaya ayrılmışdır. Bi-
rinci fırka, Eshâb-ı kirâmın yolunda olan, hakîkî müslimânlardır. Bun-
lara (Ehl-i sünnet) ve (Sünnî) ve (Fırka-i nâciyye), Cehennemden kur-
tulan fırka denir. İkinci fırka, Eshâb-ı kirâma düşman olanlardır. Bun-
lara (Şî’î) ve (Fırka-i dâlle), sapık fırka denir. Üçüncüsü, sünnîlere ve
şî’îlere düşman olanlardır. Bunlara (Vehhâbî) ve (Necdî) denir. Çünki
bunlar, ilk olarak, Arabistânın Necd şehrinde meydâna çıkmışdır. Bun-
lara (Fırka-i mel’ûne) de denir. Çünki, bunların müslimânlara kâfir de-
dikleri, (Se’âdet-i Ebediyye) ve (Kıyâmet ve Âhıret) kitâblarımızda
yazılıdır. Peygamberimiz böyle söyliyenlere la’net etmişdir. Müslimân-
ları bu üç fırkaya parçalayan, yehûdîlerle ingilizlerdir.
Her mü’min, nefsini tezkiye için, ya’nî yaratılışında bulunan câhil-
likden ve günâhlardan temizlenmek için, her zemân (Lâ ilâhe illallah)
okumalı ve kalbini tasfiye için, ya’nî nefsinden ve şeytândan ve kötü
arkadaşlardan ve zararlı, bozuk kitâblardan gelmiş olan, küfr ve gü-
nâhlardan kurtulmak için, (Estagfirullah) okumalıdır. İslâmiyyete
uyanın ve günâhlarına tevbe edenin düâları kabûl olur. Nemâz kılmı-
yanın, açık kadınlara ve avret yeri açık olanlara bakanın, harâm yiyip
içenin, islâmiyyete uymadığı anlaşılır. Bunun düâları kabûl olmaz. Son
sahîfedeki ilâveyi okuyunuz!

---------- Post added 06.06.20 at 19:24 ----------

Kaynak: Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî

Terceme eden:
Kemâhlı Feyzullah Efendi

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146