Kabala

Zohar'a Sonsöz'den (2) - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Kabala>Zohar'a Sonsöz'den (2)
Naim 11:13 13.06.19
ZOHAR’A ÖNSÖZ’DEN
Zohar Kitabı yaratıldığı günden bu yana grup dışındakilerden gizlenmişti. Şimdi, onun
ifşası için koşullar olgunlaştı. Zohar’ı her okuyucuya ulaşılabilir kılmak için önden bazı
açıklamalarda bulunmalıyız.
İlk olarak, dikkat edilmesi gereken, Zohar’da tanımlanan her şeyin on Sefirot’un sırası
olduğudur: Keter, Hohma, Bina, Hesed, Gevura, Tiferet, Netzah, Hod, Yesod, Malkut
ve bunların bileşimleri. Aynı şekilde, her hangi bir düşünceyi alfabedeki sınırlı harf
sayısı ile ifade edin, bunun gibi on Sefirot’un bileşimleri de her manevi eylem ve
nesneyi tanımlamaya yeterlidir.
Ancak, insanın her zaman aklında tutması gereken şey; bizim dünyamızdaki dört algı
seviyesine (ya da edinim) bağlı üç açık sınır vardır: Madde, Maddenin Doğası, Soyut
Doğa ve Öz. Bu dört edinim seviyesi aynı zamanda on Sefirot’ta da vardır.
Birinci sınır: Zohar, sadece Madde’yi ve Madde’nin Doğası’nı araştırır, fakat hiçbir
şekilde Soyut Doğa ve Öz ile ilgilenmez.
İkinci sınır: Yaratılmışın tümü üç seviyeden oluşur:
1. Eyn Sof (Sonsuzluk) dünyası;
2. Atzilut dünyası;
3. Beria, Yetzira ve Assiya(BYA) dünyaları.
Zohar sadece son üç dünyalar olan BYA’yı inceler. Eyn Sof ve Atzilut dünyalarının
kendilerini değil de sadece BYA dünyalarının onlardan neler aldıklarını inceler.
Üçüncü sınır: BYA dünyalarının her biri üç seviyeden oluşur:

• Her dünyada Yaratan’ın parçasını oluşturan On Sefirot;
• İnsan ruhları;
• Var olan diğer her şey: Mala’ahim (melekler), Lev-uşim (giysiler), ve Heihalot
(saraylar).
Zohar Kitabı insan ruhlarını inceler, hâlbuki tüm diğer nesneler sadece insan ruhları ile
münasebetlerine göre tahlil edilirler. Tüm yanlışların, yoldan sapmaların ve
aldanmaların bu üç sınırı aşmanın sonucu olmasının hiçbir önemi yoktur.
Takibeden Sefirot gözden geçirilen dört dünyaya – Atzilut, Beria, Yetzira, Assiya -
tekabül eder:
• Sefira (Sefira’sı) Hohma, Atzilut dünyasına tekabül eder;
• Sefira Bina, Beria dünyasına tekabül eder;
• Altı Sefirot, Hesed’den Yesod’a-hepsine Tiferet denir- Yetzira dünyasına tekabül eder.
• Sefira Malkut, Assiya dünyasına tekabül eder.
Atzilut dünyasının üzerinde varolanların tümü Sefira Keter’den bahseder.
Ancak, yukarıdaki her bir dünya da aynı zamanda on Sefirot’a bölünmüştür. Hatta her
hangi bir dünyadaki bölünemeyecek kadar küçük olan bir nesne bile on Sefirot’a
bölünmüştür (ya da on Sefirot’tan oluşur).
Zohar her bir Sefira’ya kendine özgü bir renk verir (Şekil 2):
• Beyaz, Sefira Hohma’ya tekabül eder;
• Kırmızı, Sefira Bina’ya tekabül eder;
• Yeşil, Sefira Tiferet’e tekabül eder;
• Siyah, Sefira Malkut’a tekabül eder.

Sefirot’u dolduran Işık renksiz olmasına rağmen, alıcılar onu, ona tekabül eden renk ile
görürler. Dolayısıyla, bütün beş dünyada (Eyn Sof’tan bizim dünyamıza kadar),
Yaratan’dan yayılan Işık tamamen renksiz, fark edilemeyen bir özdendir. Işık sadece
dünyalardan ve Sefirot’tan, renk filtrelerinden geçer gibi geçtiğinde, Işığı alan ruhun
seviyesine göre, sanki rengi varmış gibi algılarız.
Örneğin, Atzilut dünyası Işığı hiç renklendirmeden geçirir çünkü bu dünya Işığa benzer
özelliklere sahiptir. Bu nedenledir ki Atzilut dünyasındaki Işık beyaz olarak tanımlanır.
Diğer dünyaların özellikleri Işığın özelliklerinden farklıdır; dolayısıyla, her biri ona olan
manevi yakınlığına bağlı olarak Işığı etkilerler.
Eğer beyaz Işığı kâğıda benzetirsek o zaman onun üzerine yazılı olan mesaj da bilgiyi
temsil eder ve rengi beyaz zeminde göze çarpar. Aynı şekilde, kırmızı, yeşil ve siyahı
algılamakla, Işığı algılayabiliriz.
Atzilut dünyası (Sefira Hohma), kitabın beyaz zeminidir, bu yüzden onu idrak
edemiyoruz. Ancak, sırasıyla kırmızı, yeşil ve siyaha tekabül eden Bina (Beria dünyası),
Tiferet (Yetzira), ve Malkut (Assiya), bize onların bileşimleri, bir birleriyle etkileşimleri
ve Atzilut dünyasından dünyamıza gelen Işığa tepkilerine dayalı bilgi sağlarlar.
Dolayısıyla, sanki Beria, Yetzira ve Assiya, Atzilut dünyasının merkezleri bir olan
örtülerini oluşturuyor gibidir. Şimdi nesnenin ediniminin dört türüne bakalım – Madde,
Maddenin Doğası, Soyut Doğa ve Öz.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Naim 11:14 13.06.19
Nesnenin hileci bir insan olduğunu varsayın:

• Madde kişinin bedenidir;
• Maddenin doğası hilekârlık özelliğidir;
• Soyut Doğa, maddeyi göz ardı ederek, hilekârlıktır;
• Kişinin Öz’ü (ki bu bedenden ayrıldığında hiçbir şekilde tasavvur bile edilemez).
Aslında Öz’ü, her hangi bir hayalle desteklesek bile, duyu organlarımızla tahayyül bile
edemeyiz. Sadece kuşatan gerçekliğe olan eylemleri ve tepkileri ve Öz ile bazı
etkileşimleri edinebiliriz. Mesela, bir nesneyi incelediğimizde gözler sadece nesnenin
kendisini algılamaz, fakat onun ışıkla olan etkileşimini, ya da ışığın gözle etkileşimini
algılar. İşitme duyumuz sadece sesi algılamaz, fakat dalganın duyu organımızla
etkileşimini algılar. Tat alma duyumuz sadece nesnenin kendisini değil fakat tükürüğün,
sinir uçlarının ve salgıların nesneyle etkileşimini algılar.
Tüm duyularımız sadece Öz’ün tepkilerinin etkileşimlerini açığa çıkarır, Öz’ün kendisini
değil. Nesnenin sertliği ve sıcaklığı ile ilgili bilgi veren dokunma duyumuz bile nesnenin
kendisini ortaya çıkarmaz, sadece dokunma ve hissetmeye olan tepkimizi temel alarak
hüküm vermemizi sağlar.
Dolayısıyla, dünyayı maksimumda edinmek Öz’ün bizi nasıl etkilediğini araştırmakta
yatar. Ancak, en çılgın hayallerimizde bile, en azından bir kez hissetmeden, Öz’ü
tahayyül edemeyiz, zihinsel hayal ve onu araştırma arzusundan yoksunuz.
Dahası, kendimizi bile bilemeyiz, bizim kendi Öz’ümüzü. Kendimi yer, şekil, ısı tutan
ve düşünebilen bir nesne olarak algılamakla, benim Öz’ümün eylemlerinin sonuçlarını
algılıyorum, Öz’ün kendisini değil. Dünyamızdaki en tamamlanmış düşünceyi, ilk
edinim türü olan Madde ile alıyoruz. Bu bilgi mevcudiyetimiz ve çevreleyen dünya ile
etkileşim için gayet yeterlidir.
İkinci edinim türünü, çevremizdeki doğayı duyularımızla inceledikten sonra, Maddenin
Doğası ile alırız. Bu tür edinimin evrimi, hayatın her alanında son derece bel
bağladığımız bilimin doğuşuna sebep olmuştur. Dünyanın bu düzeyde edinimi aslında
insanlar için de gayet yeterlidir.
Üçüncü edinim türü, Soyut Doğa, maddeyle örtünmemiş olup da maddeden ayrılmış
olarak gözlemleyebilseydik mümkün olurdu. Ancak, doğa maddeden sadece
tahayyülde ayrılabilir (mesela, kişiyle bağlantısız olarak hilekârlık soyut bir
düşüncedir).
Fakat kural olarak, soyut şekliyle, maddeyle bağı olmayan bir doğayı incelemek güvenli
sonuçlar vermez ve asıl olayı onaylamaz. Bu, hiçbir zaman maddeyle örtünmemiş
doğaları incelerken daha da doğru olur!
Dolayısıyla, dört edinimden nesnenin Öz’ü kesinlikle hissedilemez ve Soyut Doğa da
yanlış edinilir. Sadece madde ve onun doğası, maddeyle birlikte analiz edildiğinde,
incelenen nesne hakkında doğru ve yeterli veri sağlar.
Manevi dünyalar olan BYA’da her nesne sadece madde ve doğası olarak elde edilir. Bu
dünyalarda renkler (kırmızı, yeşil ve siyah) maddeyi oluşturur ve biz onları Atzilut
dünyasının beyaz zemini üzerinde elde ederiz. Zohar’ı çalışan okuyucular kendilerini
bize sunulan iki çeşit inceleme ile sınırlamaları gerektiğini akılda tutmalılar.
Daha önce bahsedildiği gibi, tüm Sefirot dört edinim seviyesine bölünürler. Dolayısıyla,
Sefira Hohma Doğayı ve Bina, Tiferet ve Malkut da Doğa ile örtünmüş Maddeyi
oluşturur.
Zohar’da sadece Sefirot Bina, Tiferet ve Malkut incelenir. Kitap, Öz’ü – Yaratılışın her
parçasına hayat veren Yaratan’ın parçasını (Eyn Sof) bırakın, maddeden ayrılmış
doğayı incelemekle bile ilgilenmez.
Sefirot Bina, Tiferet ve Malkut incelememiz için Atzilut dünyasında bize sunulmuştur,
Sefirot Keter ve Hohma Assiya dünyasının sonunda bile bize sağlanmamıştır.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Naim 11:15 13.06.19
Her dünyada varolanın tümü dört seviyeye bölünmüştür: Cansız, Bitkisel, Canlı
(hayvansal) ve İnsan. Bunlar arzunun dört seviyesine tekabül ederler. Benzer şekilde,
her nesne arzunun bu dört alt-seviyesinden oluşur:

• Kişinin varlığını koruma isteği gelişimin cansız seviyesine tekabül eder.
• Servet isteği gelişimin bitkisel seviyesine tekabül eder.
• Güç, ün ve saygınlık isteği gelişimin canlı seviyesine tekabül eder.
• Bilgi isteği ise insan seviyesine tekabül eder.
Dolayısıyla, görüyoruz ki ilk arzu türünü – gereksinimler ve yaşamsal arzular –
kendimizinkine göre daha alt bir seviyeden alıyoruz. Servet, güç ve saygınlık
arzularımızı da başka insanlar aracılığıyla karşılıyoruz. Eğitim ve bilgi arzuları ise daha
yüksek nesneler aracılığıyla karşılanır.
Tüm manevi dünyalar bir birlerine benzerler, sadece seviyeleri farklıdır. Bu yolla, Beria
dünyasındaki cansız, bitkisel, canlı ve insan seviyeleri kendilerini Yetzira dünyasında
tekabül eden cansız, bitkisel, canlı ve insan seviyelerine yansıtırlar. Sırasıyla, Yetzira
dünyasının bu seviyeleri Assiya dünyasının tekabül eden seviyelerine ve devam ederek
dünyamıza kadar, izlenir.
• Manevi dünyalardaki cansız seviyeye Heihalot denir;
• Bitkisel seviyeye Levuşim denir;
• Canlı seviyeye Mala’ahim denir;
• İnsan seviyesine de belli bir dünyada “insan ruhları” denir.
Her dünyadaki on Sefirot Yaratan’ın o dünyadaki parçası olarak düşünülür. İnsan
ruhları ise her dünyanın merkezidir ve devamlılıklarını diğer seviyelerden alırlar.
Zohar’ı inceleyenler, nesnelerin bahsedilen dünyadaki etkileşimleriyle mütalaa
edildiğini sürekli hatırlamalılar. Tüm incelemeler insan ruhunun ve onunla temas
edenlerin çalışılmasına indirgenir.
Zohar, sadece bu dünyada giydirilmiş ruhları incelediğinden, Eyn Sof da sadece bu
bakımdan incelenir. Diğer bir deyişle, bu kitap başka dünyalardaki diğer nesnelere
bakışı değil, Eyn Sof’un bizimle ilgili etkisini, programını ve arzusunu araştırır.

Yaratılışın başından sona kadar tüm programı Eyn Sof’a dâhildir ve bizim dünyamızın
olduğu kadar ve Beria, Yetzira, Assiya dünyaları da bu programın asıl hayata
geçirilmesini meydana getirirler.
Dolayısıyla, tüm dünyalardaki bütün eylemler Eyn Sof’da köklenen programın
uygulamasının neticesidir ve oradan Atzilut dünyasına inerler ve alt-programlara
bölünürler. Genel idare ve kişisel idare şeklinde, dünyalardan geçerek bizim dünyamıza
belli bir sırada gelirler.
İnsan ruhları Beria dünyasında meydana gelir. Bu nedenle, kişi bu dünyadan
başlayarak ruhların Eyn Sof’a bağımlılığını ve ilişkisini inceleyebilir. BYA dünyalarındaki
her bir dünyanın on Sefirot’u her bir parçasının gerçekleştirilebilmesi için Atzilut
dünyasının on Sefirot’undan buna göre bir program, yöntem ve süre alır.
Atzilut dünyasında, Yaratılışın planı bir program olarak varolduğundan, Atzilut
dünyasından geçen Eyn Sof’un Işığı renksiz kalır. Aldığımız tüm bilgiler bize Beria,
Yetzira ve Assiya’nın renklerini ortaya çıkaran Işığın sonsuz dönüşümlerinden
kaynaklanır.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla Up