Off Topic

Yahudilik'te Âhiret İnancı Nasıldı? - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Off Topic>Yahudilik'te Âhiret İnancı Nasıldı?
SiLence 21:53 04.02.17
Tarih boyunca gelmiş geçmiş, devrini tamamlamış veya yaşamakta olan bütün dinlerde, âhiret inancının zayıf veya kuvvetli, bir izi bulunmaktadır. Şüphesiz ilahî dinlerde âhiret inancı çok daha köklü ve tafsilatlı olmalıdır. Ancak, Yahudiliğe bu nazarla bakıldığında durumun hiç te öyle olmadığı hayretle görülecektir.

Gerçekten de, Yahidilik temelde Hz. Musa'nın tebliğlerine ve Tevrat gibi büyük bir ilahî kitaba dayanmasına rağmen, âhiret hayatına çok az yer vermiş, hatta bu durum bazı âlimleri Yahudilikte âhiret inancının bulunmadığı kanaatine götürmüştür.

Bazı muasır âlimler, aslı Allah tarafından inzâl olunmuş, Tevrat diye isimlendirilen Ahd-i Kadîm'in, âhiret hayatından, diriliş ve mücazattan, âhirete terğib ve teşvikten tamamen tecrid edildiğini, semavî bir kitabın bu vaziyete düşmesinin insanı hayrete düşüren bir durum olduğunu belirtmişlerdir[1].

Addison, Yahudiliğin böyle bir duruma düşmesinde, millî bir esasa dayanan dinî gelenek ve göreneklerinin önemli bir rol oynadığını söylemekte ve bu durumun, onları, ölümden sonra her birerlerini bekleyen geleceği değil de, İsrail'in geleceğini düşünmeye yönelttiğini, ölümden sonrasını umursamaz duruma soktuğunu ifâde etmektedir[2].

Ancak, Yahudilik hakkında geniş çaplı ve derinlemesine yapılan araştırmalar, yukarda söylenenlerin ancak Tevrat'ın Hz. Musa'ya nisbet edilen ilk beş sifri[3] için geçerli olabileceğini, Tevrat'ın diğer sifirlerinde az da olsa yeniden diriliş ve âhirete yer verildiğini, ayrıca Yahudiliğin Talmud gibi diğer dinî kaynaklarında da âhiret inancına dâir işaretlerin yer aldığını göstermiştir[4]. Burada şunu da belirtelim ki, Yahudiler sadece ilk beş sifre Tevrat ismini veriyorlar. Onlara göre Talmud ise, şifahî veya bir başka ifâdeyle menkûl Tevrat'tır[5]. Ahiretle alakalı meseleleri nakil yoluyla şifahî olarak birbirlerinden tevarüs ederek öğrendikleri de söylenmektedir[6].

Bazı yahudi âlimleri ve edebiyatçılar da, eserlerinde âhiret inancına değinmişlerdir. Bunlardan Sa'diyâ el-Feyûmî şöyle diyor: "Rabbimizin bize ta'lim ettiği, âhiret yurdunda mücazat için ölülerin diriltilmesi, ümmetimizin, hakkında icma ettiği şeylerdendir"[7]. Ünlü yahudi âlimi, Musa b. Meymun da şöyle diyor: "Ben kâmil bir imânla, Allah'ın iradesinin gerçekleşeceği vakitte ölülerin diriltilip kaldırılacağına ve ebede kadar devam edeceğine inanıyorum"[8].

Şunu da belirtmek gerekir ki, Yahudiler Babil dönüşünde Samiriyye ve İbraniyye diye iki taifeye ayrılmış, bu taifelerin her biri ayrı bir Tevrat'a inanarak, karşılıklı olarak diğerinin elinde bulunan Tevrat'ı muharref olarak tavsif etmişlerdir. Bu iki Tevrat'tan Samiriyye fırkasının elinde bulunan Tevrat, icmalî bir tarzda da olsa, diğerine nazaran âhiret hayatına daha çok yer vermiştir[9].

Bazı Yahudi âlimleri, müdafaa sadedinde, Tevrat'ın ilk beş sifrinin diriliş ve âhiret inancından hâli olmasının, Hz. Mûsa devrinde âhiret inancının sağlam olmasından, dolayısıyla âhiret üzerinde durmaya ihtiyaç bulunmadığından kaynaklandığını ve daha çok ihtiyaç duyulan Allah'ın birliği gibi meselelere ağırlık verildiğini, çünkü o günkü Yahudilerin şirk içinde olduklarını ifâde etmişlerdir. Yahudi âlimlerinden İbn Kemûne şöyle diyor: "Bu hususta tasrih olmaması, Hz. Musa ve Benî İsrail'e bu gerçeklerin bildirilmesine mani değildir... Eğer, o halde Tevrat'ta neden yazılmadı? denilirse, şöyle cevap verilir:

İlahî meselelerde muaraza ve suâl caiz değildir. Belki bunda sebebini bilmediğimiz bir hikmet olabilir". Daha sonra, Tevrat'ın ba's ve mücazattan hâli olmasını şöyle izah ediyor: "Peygamberler Allah'ın irşadiyle rûhların tabipleridirler. Nasıl ki, tabip, zamanında bulabildiği şeylerle insanları tedavi etmeye çalışırsa, Musa (a.s) zamanındaki insanlar da, âhiret sevab ve ikabını inkâr etmiyorlardı. Bilakis, onların hastalığı putlara, yıldızlara ve başka şeylere ibadet etmek idi. Yani Allah 'dan başka şeylere ibadet ediyorlardı". Böylece İbn Kemune Tevrat'ın ba's ve mücazattan hâli olmasını Benî İsrail'in bu akideyi bilmesine bağlıyor. Şöyle devam ediyor: "Eğer Benî İsrail'in hastalığı sevap ve ikabı inkâr etmek olsaydı, Tevrat'ta bunlar çokça zikrolunurdu. Durum böyle olmayınca, ümmet içinde yayılması ve âhirete tarizde bulunulmasıyla yetinildi. Bu yüzden Yahudiler ölülerin diriltilmesine, ölümden sonra rûhun bekâsına inanıyor ve ikrar ediyorlardı. Bu inançlarını seleften halefe naklederek yaşattılar. Ölülerine dua ettiler, ecellerinin yaklaştığını hissettiklerinde tevbe ettiler"[10].

Ancak, bu iddiâlara ve izahlara katılmak çok güçtür. Çünkü, İlahî bir dinin gönderiliş gayelerinin başında Allah'ın birliğinden sonra, âhiret'e imân gelir. Hevâ ve arzuların teşvikiyle devamlı olarak yüzünü dünyaya yönelten insanoğlunun sık sık âhiretin, cennet ve cehennemin varlığıyla ikaz edilmesi gerekir. Hele bu millet dünyaya harîsliğiyle meşhûr olan Yahudî milleti ise, daha da çok ikâz ve ihtara muhtaçtır. Bu yüzdendir ki, Kur'an-ı Kerim'de sık sık âhiret hayatı, cennet ve cehennemden bahsedilir, dünya hayatının geçiciliği üzerinde durulur. Öyle ki, hemen her sûrede âhiret hakkında icmalî veya tafsilî bir bilgiye raslamak mümkündür. Yahudi âlimlerinin iddiâlarının aksine, Allah tarafından indirilen bir kitapta ilahî tebliğin asıllarından olan uhrevî mükâfat ve cezadan bahsedilmemesi, Tevrat'ın tahrif edildiğinin açık bir delilidir. Bununla beraber bu izahlar Yahudiler'in âhirete inandıklarını göstermesi açısından önemli sayılabilir.

Günümüzdeki Tevrat'ın ilk beş sifrinde âhirete dâir hemen hemen hiç bir işaret bulunmazken, daha sonraki, diğer peygamberlere nisbet edilen sifirlerde âhiret hayatına cennet ve cehenneme icmalen de olsa yer verilmesi değişik şekillerde yorumlanmıştır.

Bu hususta araştırma yapanların bazılarına göre, bu değişikliğin sebebi bilinmemektedir[11]. Bazı Kitab-ı Mukaddes teologları ise, Zerdüştlük'le Yahudilik'teki âhiret inancındaki benzerliklerden hareketle, bu inancın Yahudiliğe Babil esaretinin sonuna doğru, Zerdüştlüğün etkisiyle girdiğini ve tedricî olarak geliştiğini söylemişlerdir[12]. Yine bazılarına göre ise, bu hususta muhtemel dış tesirler coğrafî ve kültürel olarak üç tanedir: Mezopotamya, Ken'an ve İran[13].

Will Durant şöyle diyor: "Yahudilerde diriliş fikri ancak, yeryüzünde hakimiyetlerinin olmasından ümitlerini kaybettikten sonra yerleşmiştir. Herhalde Yahudiler bu fikri Farslılar'dan almışlardır. Ya da Mısırlılardan bazı şeyler almışlardır. Bu rûhî neticeden de Mesihîlik doğmuştur"[14]. Yahudiliğe dâir eserleri olan Zaza da, bu iddiâya iştirak ederek şöyle diyor: "Yahudiler gaybî meseleleri ancak Babil esaretine maruz kaldıktan ve Romalılar'ın eliyle dağınıklığa uğradıktan sonra düşünmeye başlamışlardır"[15].

Bu ifâdedelerde, Yahudilikteki âhiret inancının bir takım rûhî sebepler sonucu, şartların zorlamasıyla, bir nevi kendi kendilerini teselli etmek, bu dünyada elde edemedikleri saadet ve saltanatı başka bir âlemde aramanın sonucu olarak ortaya çıktığı iddiâ ediliyor ki, böyle bir iddiâ, dinlerin kaynağını vahye değil de başka arzî sebeplere dayandıranların iddiâsıdır.

Böyle bir anlayış, dinlerin kaynağını tekamülcü bakış açısından değerlendirmek olur ki, bu ise Kur'ân'ın bildirdiği insanların tek ümmet iken daha sonra ihtilafa düştükleri[16] gerçeğine aykırıdır. İnsanlar nasıl, fizik olarak tek menşe'den neş'et etmişlerse, inanç bakımından da tek bir kaynaktan içirilmişlerdir. İnsanların fıtratlarında dalgalanmalar ve ihtilaflar baş gösterince de, peygamberler vasıtasıyla tekrar düzeltme ve durultma yoluna gidilmiştir...[17]

Yahudilikteki âhiru'l-eyyam manasındaki çeşitli ifâdelerin[18] ise, mücazat ve hesab için diriltilecekleri gün için mi, yoksa yahudilerin sıkıntılardan kurtulup, harplerden istirahat edecekleri ve düşmanlarına karşı galip gelecekleri gün için mi kullanıldığı hususunda ihtilaf vardır[19].

Bazı araştırmacılar ise, Yahudilik'te bir nevi âhiret inancı olduğunu kabul etmekle beraber, bu âhiret inancının İslamiyet'in takrir ettiği manada bir âhiret inancı olmadığını[20], Ahd-i Kadim'in diğer peygamberlere nisbet edilen sifirlerinde, her ne kadar cennet ve cehennem'e atf-ı nazar edilmişse de, bunun sathî kaldığını, yahudileri dünya hırsından koparacak seviyede olmadığını, ifâde etmişlerdir[21]. Hatta bazılarına göre, bu inanç tamamen farklıdır. Zira, Yahudilik hakkında araştırma yapanlara göre, yahudi halkı iki kısımdır. Bir kısmı dünya hayatını hür ve mutlu olarak yaşamışlardır. Bunlar maddî refah yanında Allah'ın rızasını da kazanmışlardır. İkinci kısım ise, öncekilerin aksine esaret ve sürgün hayatı yaşamışlardır. Yahudi fikriyatına göre bunlar tekrar dünyaya dönüp, dünya nimetlerinden nasiplerini alıp faydalanacaklardır[22].

Âhiret tabiri hakkında olduğu gibi, Ahd-i Kadim'de geçen diriliş tabirinin de, ölümden sonra diriliş mi, yoksa yahudi milletinin dünyevî ve siyasî istikrar sağlaması ve canlanışı mı olduğu, tartışmalıdır. Meselâ, "Ölülerin dirilecek, cesetler kalkacak, ey toprak sakinleri uyanınız!"[23] ifâdesi bazı hıristiyan Ahd-i Kadim müfessirleri tarafından, kıyametteki dirilişe delâlet etmediği, yahudilerin esaretlerinden sonraki dünyevî dirilişlerine delâlet ettiği şeklinde yorumlanmıştır. Âhiretteki dirilişe açıkça delâlet eden bu tür ifâdeleri bu tarzda tevil etmek, bir nevi tahriftir.

Bununla beraber, Ahd-i Kadim'de kavmî dirilişe delâlet eden âyetlerin bulunduğu da bir gerçektir[24]. Meselâ, "Arz toprağında uyuyanlardan çoğu, bazısı ebedi hayata, bazısı ise ebedî âr ve hakirliğe uyanacaklardır."[25] ifâdelerinde kasdolunanın, hıristiyan âlimlerinin de ifâde ettikleri gibi, uhrevî diriliş olmayıp, yahudilerin kavmî dirilişleri olduğu söylenebilir. Çünkü, bu âyette, uyuyanların hepsinin değil de, çoğunun uyanmasından bahsedilmektedir. Uhrevî diriliş ise, bütün insanların diriltilmesiyle olacaktır[26]. Ancak,"Arz toprağında uyuyanlar", "Ebedî hayat ve ebedî âr ve hakirlik" gibi ifâdeler ise aksi görüşte olanların iddiâlarını destekler mahiyettedir. Nitekim bazılarınca bu âyet âhiret fikrini açıkça ifâde etmektedir[27].

Asr-ı saadet'teki yahudilerin ise, âhirete hatta kabir azabına inandıkları anlaşılmaktadır: Yahudi âlimlerinden birisi Resûlullah (s.a.v)'in yanına gelerek şöyle der: Yâ Muhammed, Allah Teala Kıyamet Günü'nde semavatı bir parmak üzerinde, arzları bir parmak üzerinde, dağları ve ağaçları bir parmak, suyu bir parmak, sair mahlukatı bir parmak üzerinde tutacak, sonra onları depreterek şöyle diyecek: Ben Melik'im! Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) yahudi âliminin söylediklerini hem hayret hem de tasdikle karşılayarak güler. Sonra şu âyeti okur[28]: "Allah'ı hakkıyla bilemediler, kıyamet gününde bütün yeryüzü O'nun tasarrufunda, gökler de elinde dürülü vaziyettedir..." (Zümer, 67).

Bazı rivâyetlerden asr-ı saadetteki yahudiler'in kabir azabına da inandıkları anlaşılmaktadır. Bir rivâyete göre, Hz. Aişe'nin yanına gelen bir yahudi kadın, "Allah seni kabir azabından korusun" diye dua etmiştir[29].

Nitekim, ilk dönemlerdeki Ahd-i Atik'de, ölümle geriye sadece insanın bir nevi gölgesinin kaldığı ve bu gölgenin İbranice şeol diye ifâde olunan, Arapça'ya makarru'l-mevta şeklinde tercüme edilen, adil olsun veya olmasın herkesin toplandığı yer altındaki bir çukura indiğinden[30] bahsedilmiştir ki, bu kelimeyle kasdolunanın kabir âlemi olma ihtimali vardır. Ancak, yukarda zikrettiklerimize dayanarak, Yahudilik'te kabir âleminin olduğunu söylesek bile, iptidaî dinlerdeki gibi bir görünüm arzeden[31] böyle bir kabir âlemi, İslamiyettekinden farklıdır. Yahudilik'te kabirdeki nimet ve azap sadece rûh içindir, kabirde sual soran meleklerden de bahsedilmez[32].

Günümüz yahudi kaynaklarında, cennette maddî şeyler, yeme, içme, izdivac, tenasülün; dağ, bahçe ve nehirlerin olmadığı ifâde edilmektedir[33]. Ancak, rivâyetlerden anlaşıldığına göre, asr-ı saadetteki yahudiler günümüzdeki inancın aksine cennette maddî şeylerin ve lezzetlerin bulunduğuna inanıyorlardı. Bir yahudi âlimi Resûlullah (s.a.v)'e cennette müminlerin ilk yiyecekleri ve onun peşinden gıdalanacakları ve içecekleri şeyleri sormuş, Resûlullah (s.a.v) cevap verince de, doğru söyledin diyerek tasdik etmiştir[34]. Bu durum Yahudilikteki tahrifin tarih boyunca devam ettiğinin delillerindendir.

Sifirler, cehennemi, yer altında, korkunç, dönüşü olmayan ve Allah'ın huzurunda toplanılan bir mekân olarak tavsif etmiştir[35]. Yahudiler'e göre, cehennemde kalış, Kur'an-ı Kerim'de de yahudîlerin lisânından ifâde edildiği gibi[36], kısa bir müddet içindir. İyiler ve kötüler, neticede ebedî nimetlere mazhar olacaklardır. İntihar ve ümmeti dalâlete düşürme gibi suçların dışında hiç kimse cehennemde devamlı kalmayacaktır[37].

Yahudilikte, Ahd-i Kadim'de kıyamet alametlerine dâir bir şeye rastlanmamaktadır. Ancak Yahudi âlimlerinden Sa'diya el-Feyumî'nin sözlerinden zımnen böyle bir emâre çıkarılabilir. Şöyle diyor: "Biz muvahhidler, Yüce Yaratıcı'nın, mücazat için âhiret yurdunda bütün ölüleri dirilteceğine inanmıyor muyuz? O halde bu ümmet için bir müddet ziyadesiyle, ölülerimizin âhiret gününden önce diriltilmek suretiyle, bu hayatlarının âhiret hayatına bitiştirilerek ihsanda bulunulması inkâr edilebilir mi? Bu, her mihnet ve meşakkate düçar olana karşılık bir adalet değil midir? Nitekim, bizim ümmetimiz büyük şeylerle imtihan olunmuştur. Dolayısıyla âhiretten önce böyle bir müddetin ziyade kılınmasına layıktır. Böylece onlar sabır ve mihnette en efdal ümmet oldukları gibi, ihsanda da öyle olacaklardır"[38].

Yahudilerin farklı fırkalarında farklı âhiret telakkilerinin olduğunu görüyoruz. Meselâ, sonraki fırkalardan Kostaniyye âhireti, sevab ve ikabı ikrar ederken, Dustaniyye ise bu sevab ve ikabın dünyada vuku bulacağına inanmaktadır. En eski Yahudi fırkalarından olan Esseniler rûhun ölümsüzlüğüne inanıyor[39], Sadukiler ise, âhireti tamamen inkâr ediyorlardı[40].
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
RvP 12:21 21.04.17
Allah razı olsun bu güzel paylaşım için.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Tuana 21:59 06.05.17
Allah razı olsun inş
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Mucella 22:50 21.05.17
Allah razı olsun, teşekkürler
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
007 12:34 22.05.17
Bu güzel Paylaşım için teşekkürler
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Karakancolos 14:41 22.05.17
Ellerine sağlık teşekkürler.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:ahiret, bilmek, duanin, kabul, nasildi, olmadiini, olup, yahudilikte, İcin, İnanci
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146