Parapsikoloji & Spiritüalizm

Jung ve Ruhun temel yapısı - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Parapsikoloji & Spiritüalizm>Jung ve Ruhun temel yapısı
SiLence 01:08 02.02.17
Ruhun zirve noktası egodur; ego ise bilincin merkezinde yer alır. Jung, bilinci bir ada olarak düşünüyor ve bilinç adası bilinçaltı olarak tanımlanan dev bir okyanusta yüzüyordu. Yani adanın uzaklarında, suların derinliklerinde Jung´un tanımıyla bireysel bilinçaltı veya bilinçsizlik vardı. Sayısız unutulmuş deneyim oralarda saklıydı, bunlar uyarılar ve arzularla ve de bilinçaltıyla algılanan farkındalıkla şekilleniyorlardı. Anılar, bu bölgede yer alan rüyalar ve fantazilerle çağrılıyor veya raslantılarla bütünleşiyorlar ya da doğrudan çağrılıyorlardı. Jung´un düşünceleri ve yönelmesi bir merkezin çevresinde dönen bir galaksiye veya bir atom çekirdeğinin çevresindeki oluşumuna benzetilebilir. Çekirdek elementin gücü, onun değerinin katsayısı veya enerjisinin şiddetiyle ilişkilidir. Jung, buna "kompleksler" diyordu. Bir kompleks bilinçli olabilir veya kısmen bilinçlidir ya da bilinçsizdir. Bir kompleks, kişisel bilinçaltından da kaynaklanabilir ya da "Kollektif Bilinçaltı" etkindir ama buradaki ruhsal alan tüm insanlığa aittir. Kollektif bilinçaltı inanılmaz derinliklerdedir, derinliği iskandil edilemez, belki de sonsuzdur; alt tabakalar bizim bilincimizden oluşurlar ama tanımlanamazlar çünkü biz gerçek doğanın sınırlarını bilmiyor ve hatta algılayamıyoruz.



Tüm insanlar aynı temel özü paylaşırlar; işte burada Jung´un neden Kollektif Bilinçaltı tanımını yaptığını anlayabiliriz. İnsanın ruhsal değeri veya düzeyi oluşumundan bu yana alt formlardan üst formlara doğru evrimleşmiştir. Buna beynin neden olduğunu söylesek dahi birşey farketmez; Jung ve benzerleri ruh dediler. İlkel ruhun evrimi döneminden kalan bir mirasa hepimiz sahibiz ve bu boyuttaki tüm ortak şeylere sahibiz; öyleyse evrimini sürdüren insan ruhu bulanık ve uzak geçmişini paylaşmaktadır. Kollektif bilinçaltının içeriğinde veya özünde bazen primordial yani başlangıçta var olan imajlar veya görüntüler bulunabilir; bunlara Jung "Arşetipler" adını vermiştir ve Jung insanoğlunun bilincinin ortaya çıkışından beri arşetiplerin şekillendiğine ve geliştiğine inanıyor ve evrim dışındaki hayvani bir alan olarak tanımlıyordu.





Arşetipler, bireye büyük etkiler yaparlar; bu etki ilişkilerde görülür, zihinsel ve duyusal dışa vurumlar oluşur; Jung´un hastalıklı rüyalarla ilgili çalışmaları arşetiplerden anlam çıkarmak içindi ve bu amaçla terapiyi keşfederek bilinçaltından gelen sembollerin rüyalarda ne ifade ettiğini araştırdı ve bunlara bilinçaltı arşetipleri dedi; bunları sadece klinik malzeme olarak kabul etmiyor tüm kültürel aktiviteler olarak tanımlıyordu. İşte Jung´un kollektif bilinçaltını tanımladığı ve kanıtladığı kavuşum noktası arşetiplerin varlığı oldu; primordial yani ilkel kalıtımsal imajlar rüyalarda ortaya çıkıyor, düşüncenin alışılmadık katlarında beliriyor ya da psikotik fantazilere dönüşüyorlardı. Görüntüler genelde, güç ve enerji üzerineydi yani bilinçin kısıtladığı herşeye karşı çıkılıyordu. Gerek yaratırken gerekse de yok ederken sanatsal bir oluşum ortaya çıkıyor; dışa vuran çılgınca bir ayak takımı isyanı başlıyordu amaç gizli hazineyi bulmaktı yani tüm varoluş öncesini veya bütünlüğü ya da saf ilkelliği… Jung´a göre tanrıların ve şeytanların çıkış yeri de burasıydı; bilinçaltına çöplerin atıldığı veya fazlalıkların saklandığı bir mahzen veya bodrum olarak bakmıyor; orayı bir dış organizma gibi tanımlayarak insan ruhunun tüm yaratıcılığının ve yıkıcılığının kaynağı olarak görüyordu; arşetiplerin tüm mitleri, dinleri ve felsefeyi yarattığı, bu şekilde de dünyasal milletçiliğin tarih çağları boyunca oluştuğu görüşü, Jung´un bu noktadaki bağlantısıdır. Aslında tüm amaç ilkel anlamda canavarlara yem olmamak yani ölüm ve yok olmaktan kurtulmaktır. Tanrısallık buradaki temel desendir; nihai hedef insan ruhunun özgürlüğü yani ölümsüzlüğüdür.



(Sevgiyle kalın)

(Alıntıdır)
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Drogo 15:51 21.03.17
Makro evrim masalı

Evrimciler türler içindeki çeşitliliği, yani varyasyonu "mikro evrim", yeni türlerin oluşması varsayımını ise "makro evrim" olarak adlandırırlar. Evrimcilerin bu tanımlamalarda kullandıkları çarpıtmalardan ilki "mikro evrim" safsatasıdır. Evrimciler, güya mikro evrim herkesçe kabul edilen açık bir bilimsel gerçekmiş, makro evrim de mikro evrimin daha uzun zamana yayılmış bir sonucuymuş izlenimi vermeye çalışırlar. Herşeyden önce vurgulanması gereken nokta, "mikro evrim" diye bir sürecin de gerçekte var olmadığıdır. Evrimciler başta da belirttiğimiz gibi türler içindeki çeşitlenme (varyasyon) olayına "mikro evrim" adını takarak bu olaya sözde evrimsel bir süreçmiş görünümü vermeye çalışırlar. Oysa, durum hiç ilgisi olmayan bir olaya, içinde "evrim" sözcüğü geçen bir isim takarak göz boyamaya çalışmaktan ibarettir. Çeşitlenme yani varyasyon, her türün gen havuzundaki bilgilerin o türün bireyleri arasındaki çaprazlanmalar sonucunda ortaya çeşitli farklı gen kombinasyonlarının çıkmasından ibarettir. Sonuçta o türün gen havuzuna eklenen yeni bir bilgi yoktur. Dolayısıyla ortada evrim gibi bir süreç yoktur

İkinci çarpıtma ise türün kendi içindeki sözde mikro evrimlerin daha uzun zaman içinde birikmesi sonucunda "makro evrim", yani tür değişimlerinin meydana geldiği iddiasıdır. Oysa, "mikro evrim" diye bir kavramın gerçek dışı olduğu anlaşılınca, "makro evrim" iddiasının da hayali dayanağı ortadan kalkmış olur. Çünkü mikro evrim gibi bir süreç yaşanmadığına göre, sözde bunların birikmesiyle oluştuğu iddia edilen "makro evrim" gibi bir kavram mantıken bütünüyle iptal olmuş olur.

"Makro evrim" ve "mikro evrim" gibi hayali kavramların ve bunlara dayalı varsayımların gerçekte türlerin kökenine hiçbir açıklama getiremediği, birçok evrimci biyolog tarafından kabul edilmiştir. Ünlü evrimci paleontolog Roger Lewin, Kasım 1980'de Chicago Doğa Tarihi Müzesi'nde 150 evrimcinin katıldığı, dört gün süren ünlü sempozyumda bu konuda varılan sonucu şöyle anlatır:

Darwin'in (varyasyonlardan yola çıkarak) yaptığı mantık yürütmeleri haklı mıydı? Evrimsel biyolojinin tarihindeki son 40 yılın en önemli konferanslarından birine katılan bilim adamlarının ortaya koydukları yargıya göre, bu sorunun cevabı "hayır"dır. Chicago konferansındaki temel mesele, mikro evrimi sağlayan mekanizmaların, makro evrim adını verdiğimiz fenomeni açıklamak için de kullanılıp kullanılamayacağı olmuştur... Cevap açıklıkla verilebilir: Hayır.(1)

1.. R. Lewin, "Evolutionary Theory Under Fire", Science, vol. 210, November 21, 1980, s. 883.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:jung, ruhun, temel, yapisi
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147