Parapsikoloji & Spiritüalizm

Şüpheye Yer Vermemek Ve Yapabilecekleriniz ! - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Parapsikoloji & Spiritüalizm>Şüpheye Yer Vermemek Ve Yapabilecekleriniz !
SiLence 01:33 02.02.17
Psişik olgular neredeyse hayatımınızın hemen hemen her alanında karşımıza çıkıyor. Biz her nekadar farkında olmadan hayatımızı sürdürmeye devam etsekte gerçek olan ve değişmeyecek olanın kendisi bu psişik güçlerin var olduğudur. Peki hayatınızda hiç şüpheye düştüğünüz oldumu ? Bu soruya sanırım kimse hayır cevabı vermeyecektir. Mutlaka her insan hayatında bazı olaylar karşısında şüpheye düşmüştür. Akıllarına takılan acaba sorusu kişilerin belkide hayatlarında önemli roller oynamakta. Acaba sorusu ve şüphecilik geçmişte ve günümüzde en çok bilimin yararına dokunmuştur. Aslına bakarsanız şu anda sahip olduğumuz teknoloji bu soruların sayesindedir. Kim bilir insanoğlu yaşamı boyunca herşeye körü körüne inansaydı belkide şu anda daş devrine geri dönmüştük. Evet şüpheciliğin ve şüphecilikten dolayı meydana gelen soru kalıplarının önemi ''şüphesiz'' çok büyüktür.



Peki ben size psişik fenomenlerde ilerlemenin ve başarı sağlamanın en önemli klit noktasının şüphe etmemek olduğunu söylesem ? Bir çoğumuz hayatımızda bir çok kez şüpheye düştük, zaman zaman düşmeyede devam ediyoruz, edeceğizde. Nede olsa sonuçta insanız bu çok doğal bir şey. Ancak gelin görün ki şüpheye düştüğümüz olaylarda gerçekleri öğrendiğimizde hüsrana uğramaktanda kötü bir şey yok sanırım. Her neyse konunun özüne dönecek olursak sizlere neden psişik olgularda şepheye düşmemeniz gerektiğine kısaca değinelim.



Diğer derslerimizde bahsettiğimiz gibi okuyanlar ve az çok bilgisi olanlar psişik olgularda başarının en önemli noktalarından birisinin meditasyon ve tam konsantrasyon olduğunu bilir. Meditasyon'da ne kadar çok ilerlersek psişik fenomenler'de de okadar ilerleriz. Bu yüzden psişik çalışmalara başlamadan önce birinci basamak olan meditasyon ve konsantrasyon alanlarında olabildiğince kendimizi eğitmemiz lazım. Meditasyon diyince beyninizde kalıplaşmış olan yoga vb. gibi kavramlar gelmesin hemen. Fevkalade her insan evinde uygun koşulları oluşturabilir ve meditasyon çalışmalarına başlıyabilir. Bunun içinde dışarıdan yardım almanız gerekmez. Çünki dışarı çevrelerde meditasyon,yoga vb. gibi konularda kurulmuş sayısız para tuzakları vardır. Bu tuzaklar sizlere yarar sağlamıyacağı gibi zararıda beraberinde kat kat getirir. Her insan evinde kendi oluşturduğu basit ama etkili yöntemlerle meditasyon yapabilir. Zira bir çok müslüman'ın her gün meditasyon yaptığını söyleyebilirim. Buda tabikide namazdır. Meditasyon adlı dersimizde meditasyonun amacının ruhu arındırmak ve doğru olanı bulma çabası olduğunu belirtmiştik. Namaz kılan bir müslüman veya klisede dua eden bir hristiyanda meditasyon yapmış sayabiliriz. Sonuçta imadet eden kişilerinde amacı gerçek benliğini bulmak ve doğru olanın peşinden gitmek değil midir ?. Bir kişi işleri yüzünden ibadetlerini yapamıyorsa. En basit bir biçimde işten evine geldiğinde sadece yarım saatini ayırıp dinginleşme çalışmaları yapabilir. Buda meditasyona girer. Uzun lafın kısası meditasyon yapmak için hiç bir engel yoktur. İbadetlerini eksiksiz yerine getiren bir kişi meditasyonu en iyi şekilde yapan kişidir. Bu kişilerin psişik olgularda başarısız olma ihtimalleri çok azdır. Çünki bu kişiler hem meditasyon yapmış hemde dinleri gereği şüphelerini ortadan kaldırmışlardır. Ayrıca eskilerden buyana bir çok inisye ve rahip psişik güçler göstermişlerdir.



Peki bir insan nasıl nesneleri dokunmadan hareket ettirebilir ? Aslına bakarsanız bu eskilerde çocuk oyuncağıydı. Bakmayın şimdiki günümüzde imkansız bir şeymiş gibi geliyor. Eski tarih sayfalarında neler yoktu ki, uçan insanlar, su üzerinde yürüyenler, sadece elleriyle ağaçları ateşe verenler hatta okadar garip olaylar yaşanmıştır ki hayvanları kontrol ederek hırsızlık yaparak geçimini sağlayan kişiler bile vardı. Peki bunlar nasıl oluyorda bize imkansız gibi gelen bu doğa üstü olayları çocuk oyuncağı gibi zorlanmadan yapabiliyorlardı ? Bizler neden yapamıyoruz ? O dönem ile bu dönem arasında ne fark var ? Bu soruları şimdiden duyar gibi oldum. Yalan söyledim öncedende bu tür sorular çok geldi = )

Arkadaşlar bir kişinin karşısına dikilip, kardeş şu kaşığı dokunmadan büksene dediğinizde - Hadi lan oradan dalgamı geçiyorsun! gibi bir cevap alabilirsiniz hatta üstüne birde ters bir kişiye denk geldiğinizi varsayarsak tokat yeme ihtimalinizde var. Bu yüzden siz bu soruyu hiç kimseye sormayın kıh kıh kıh xD / Şimdi bir dakika durup bir düşünün bakalım. Çok geriye gitmeyin sadece 90 yıl öncesine kadar annelerinizin, nenelerinizin anlattıkları o dönemlere, bizim zamanımızda televizyon mu vardı derler hani hep bizlerde zevkle dinlerdik. Şimdi birde günümüze bakalım bu geçen süre zarfında insan oğlu nekadar ilerlemiş değil mi ? Ahlaki tarafını bilmiyorum orası tartışılır ama teknoloji bakımından bir hayli yol katetmişiz. Peki bu ne ile olur ? Tabikide insanoğlunun en hayati organı ve sırları hala çözülememiş beynin sayesinde. Beyin öyle bir organdır ki bünyesinde milyonlarca hüçre bulundurur. Ve bu hüçreler elektiriksel akımlar ile vücüdu yönetir. Şimdi milyonlarca elektriksel akımın sadece ama sadece bir tek noktaya odaklandığını düşünün sizce neler olur ? Sanırım ortaya çok büyük bir miktarda enerji ortaya çıkar değil mi ? Ve bu enerji sadece bir tek noktada birleşiyor. Bu enerji matelleri bükebilir, camları tuzla buz edebilir, kişileri hasta edebilir. Evet bunları yapabilir. işte önemli olan nokta bütün bu enerjileri tek bir noktaya yönlendirmektir. Bunu şu anda bizler yapamıyoruz. Çünki gerekli bilgilere, deneyimlere ve çalışmalara sahip değiliz. Ama eski insanlar bunlara sahipti. Sorularda var ya hani o dönem ile bu dönem arasında ne gibi bir fark var ? Fark o dönemdeki mabetlerde bu inisiye çalışmalarının çok önemli ve ciddi bir şekilde yapılmasıdır. Bir osirif rahibi olan Hz. Musa peygamberde mısırda bu sırlara vakıf olmuş ve yıllarca inisiyetik çalışmalarda yerini almıştır. Daha sonra köleye işkence, haksızlık eden bir mısırlıyı öldürdüğünde kaçmak zorunda kalmış ve başka ülkerdeki mabetlerde astral bedenini temizleyip inisiyetik çalışmalarına devam etmiştir. Daha sonra peygemberlik görevine layık görülmüştür. Aynı biçimde Hz. İsa'da ''Eseniler'' ile bir takım inisiyetik çalışmalarda bulunmuştur. Evet o dönemde bu olaylar ciddiye alınıyordu. Ancak şimdi pekte takan yok. Hal böyle olunca tabiki bir yönümüz hep eksik kalıyor.



Gelelim şüpheciliğe, dediğim gibi psişik fenomenlerde başarıya ulaşmanın altın anahtarı şüphe duymamaktır. Peki neden ? artık biliyorsunuz ki bir bireyin psişik olgularda başarısı için meditasyon ve tam konsantrasyon çok önemli bir rol oynuyor. Psişik uygulamalarda bulunan bir kişinin içine ya yapamassam gibisinden şüpheler girdiğinde herşey sil baştan olur. Kişi bu şüpheler ile hiç bir zaman başarıya ulaşamaz. Beyninizi arıtacaksınız hiç bir şüpheye yer vermiyeceksiniz. Robot olacaksınız tek hedefiniz ve aklınızdaki tek düşünce uğraşını verdiğiniz işiniz olacak ! Mabetlerde verilen eğitimler ne üzerine idi sanıyorsunuz ? O dönemdeki insanların nasıl doğa üstü olaylar gerçekleştirdiğini sanıyordunuz ? Onlar bu olayı ciddiye alıyorlardı. Hayatlarını gençliklerini veriyorlardı. Hepsinin tek amacı doğru olanu bulmak ve insan ırkının sahip olduğu üstünlük hazzını tadabilmek için. Size peygamberlerden bir kaç örnek ;




Alıntı:




'' İsa on iki şakirdini yanına çağırıp murdar ruhları çıkarmak, her çeşit hastalığı ve her çeşit zayıflığı iyi etmek kudretini anlara verdi. (Matta, Bab: 10/1) ''




Bu ayet şunu anlatır ; Obsesyon bir takım varlıkların insan vücüduna saldırarak onlardan beslenmelerine verilen addır. Buna musallat olaylarıda deriz. Bu varlıklar genellikle düşük seviyeli cin takımından olan varlıklardır. Zaten '' Murdar Ruhlar '' lardan bahsedilen şeyde odur. Düşük rütbeli ruhsal varlıklar. Daha sonraları Hz. İsa bu yöntemi havarilerine öğretmiştir. Zaman ilerleyecek ve kliselerdeki rahiplerde bu tür varlık musallatlarına karşın bu yöntemi uygulayacak ancak bir çoğu başarısız olacaktır. Bu rahiplere aynı zamanda '' ruh kovucu '' da deniliyordu. Yani '' egzorsist ''. Peki rahipler neden bir çok denemelerinde başarısız oldular ? Bu olay sadece peygambere verilen özgün bir yetenek değildi. Havarileride bunu yapıyordu. Gerçek ''Şüphe '' etmelerinde yatar.



Havarilerinden MATTA'nın şahit olduğu Hz. İsanın telekinezi yeteneğini şu sözleri ile yazacaktı ;




Alıntı:




'' Ve İsa sabahleyin şehre dönerken acıktı. Yol kenarında bir incir ağacı görüp ona geldi; ancak yapraktan başka ondan bir şey bulmadı ve İsa ona dedi: Artık senden ebediyen meyve çıkmasın. Ve incir ağacı hemen kurudu. Şakirtleri bunu göünce: İncir ağacı hemen nasıl kurur! diyerek şaşatılar. İsa cevap verip onlara dedi: Doğrusu size derim. Eğer imanınız olup şüphe etmesseniz, yanlız bu incir ağacına olanı yapacak değilsiniz, fakat bu dağa: kalk, denize atıl, derseniz, olacaktır. Ve duada iman ederek her ne dilerseniz olacaksınız. (MATTA,Bab:21/18-22) ''




Fazla söze gerek duymuyorum. Herşey ortada çünki. Ama yinede aklınızda şüphe kalmasın diğe şu satırlarıda yazayım;

Tabi bu ayetlerden yola çıkan hristiyan dünyası bu olayı bilimsel olarak kanıtlama yoluna gitmiştir. Ve kanıtlamıştırda. Hindistan ve Tibette yaptığı araştırmalarla ün salmış olan bilimadamı Dr. Alexander Canon '' görünmeyen tesir '' adlı kitabında ünlü bir profösörden bahseder. Dr. Canon prafösöre İsa'nın incir ağacını kurup kurutmadığını ve bu olayın bu günlerde imkansız ve mücize olarak nitelendirildiğini söylemiş bunun üzerine bir tartışmaya girmişlerdir. Profösör, Dr. Canonu yakınlarda bir bağ'a götürür ve yaşlı bir ağaca şöyle seslenir ;


Alıntı:




'' İyi yaşadın, hayatın fırtınalarına göğüs gerdin. Şimdi öl ve artık canlanma! ''




Tabiki bu sözlerden sonra ağaç kısa bir süredede kurur. VE kuruma aşamaları an ve an fotoğraflanır. 1970'li yıllarda yaşanan bu olayın fotoğraflarını Dr. Canon meslektaşlarınada gösterir ve olay o yıllarda büyük ilgi görür. Ve gündemi çok uzun bir süre meşgul eder. Dr. Canon ise yaşadığı bu deneyimi kitabında şu sözler ile ifade eder.




Alıntı:




'' İncir ağacının sadece bir emirle kurumasına sebeb olan, Hz İsa'nın zihniydi. Bu mucize, günümüzde Hindistan ve Tibet'in ücra yerlerinde, tanık olduğum üzere, sık sık gerçekleştirilmektedir. ''




Bir çoğumuz artık Criss Angel denen herifi tanıyoruz. Kişi levitasyon yaptığını idda etmekte. Ve havada, su üzerinde yürüme vb. gibi levite işlemleri gerçekleştirmekte. Bu adamın yaptığı levitasyon numaraları henüz tam olarak kanıtlanamadı. Kişi kendisinin bir ilizyonist ve dinine sıkı sıkıya bağlı bir hristiyan olduğunu söyledi. Peki bu adam nasıl levite yapıyor ? Yada yapıyormu yoksa bir sadece işini iyi yapan bir ilizyonist mi ? Ben bu adamı biraz araştırdım. Ancak toplamda gerçekleştirdiği 15'ün üstünde levite gösterilerinden sadece birisinin ilizyon olduğunu öğrendim. Oda havuz üstünde yürümesi, Ancak gerek bilim adamları, gerek t.v ve medya da çalışan uzman kişiler onun levitasyon videolarını izlediğinde hiç bir montaj veya efek veya farklı bir uygulamaya gitmediğini söylediler. Dolayısı ilede bu Criss angelin ününe ün kattı. Bir sonraki örneğimiz yine Hz. İsa'dan gelecek. Yazıyı okuyan arkadaşlar neden hep İsa'dan örnek veriyorsun başka peygamber yokmu diğe sorabilirler yada akıllarına öyle bir düşünce yer edebilir. Şunu açıkca belirteyim ki peygamberler arasında psişik yetenekleri en bariz biçimde belli olan paygamberlerden birisi Hz. İsa idi. Bu yüzden örnekler daha iyi anlaşılsın diğe Hz. İsa'yı seçtim. Ayrıca bu dersi bir buçuk , iki saat gibi bir zaman diliminde hazırlamam gerekiyordu. Dolayısı ilede fazla araştırma yada örnek topluyabilecek bir çalışmam olamadı.




Alıntı:
Alıntı:

'' Ve gecenin dördüncü nöbetinde, İsa denizin üzerinde yürüyerek yanlarına geldi. Fakat şakirtler, onu denizin üzerinde yürürken görünce: Bu bir hayalettir, diye şaşırdılar ve korkudan bağırdılar. Fakat hemen İsa: Cesur olun, benim, korkmayın, diyerek onlara söyledi. Petrus ona cevap verip dedi: Ya rab, eğer sen isen, suların üzerinde sana gelmemi emret. Ve İsa: Geş, dedi. Petrus da kayıktan inip İsa'ya gelmek için suların üzerinde yürü. Fakat yeli görüncekorktu ve batmaya başlayarak: ya rab, beni kurtar! diye bağırdı. İsa hemen elini uzatıp onu tuttu ve kendisine dedi: Ey az İmanlı, neden şüphe ettin ? (MATTA, Bab: 14/25-31) ''



Sanırım fazla yoruma gerek yok. Petrus'u yelden korkup konstanresi bozulunca levitasyon'uda bozuldu ve batmaya başladı. Bunun üzerine İsa'da Ey az imanlı neden şüphe ettin diyerek cevabını verdi.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Adalet 15:41 21.03.17
Allah razı olsun bu güzel paylaşım için.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:supheye, vermemek, yapabilecekleriniz, yer
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147