Sizden Gelenler

Aşk ehli inancı yolunda canını feda eder - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Sizden Gelenler>Aşk ehli inancı yolunda canını feda eder
İpek 19:36 25.03.19
Derler ki bir gece pervaneler dernek olmuş, bir mumu nasıl bulabileceklerini tartışıyorlardı. İçlerinden biri önerdi:
“Hepimiz birden gidip niye yorulalım ki, birimiz gidip mum bulsun sonra gelip bize haber versin.”

Öyle yaptılar. seçtikleri pervane hayli gittikten sonra uzakta bir köşk gördü, içinde de parlak yanan bir mum vardı. sevinçle geri dönüp arkadaşlarına mumun ne olduğunu, nasıl olduğunu bire bin katarak anlatmaya başladı.

Yaşlı bir pervane vardı aralarında, tecrübeli, güngörmüş, mumun ne olduğunu bilen. habercinin bu sözlerinden sonra onu kınadı ve ” senin mumdan haberin bile yok, yanılmışsın! ” dedi.

İkinci pervaneyi gönderdiler. O da bir mum buldu ve onun etrafında uçup ısısını hissedip geldi. Sonra da ona nasıl kavuştuğunu önceki arkadaşından daha beter, ballandıra ballandıra tasvire koyuldu. Yaşlı pervane yine sözünü kesti: “Azizim bu senin anlattığın mum değil. Sen de bilmediğin şeyleri anlatmaya çalışıyorsun.”

Son gönderilen pervane mumu görünce sarhoş oldu , sevgiliyi kucaklar gibi kendini mumun ateşine attı. Bütün bedeni kıpkırmızı kesildi. Geri dönmedi, mumla hem dem oldu. Halini haber verdiklerinde yaşlı pervane:

“işte” dedi “yalnızca o başardı mumun ne olduğunu öğrenmeyi, yalnızca o erdi hakikate çünkü mum onu kendi rengine boyadı, onu onurlandırdı.

Gerçek aşk ehli maşukunun rızasını kazanmak için canından geçer. Bu candan geçme sürecinde asla sitemkar değildir. Binlerce canı olsa feda etmekten çekinmez ve bunu yaptığı için de minnet hissettirmez. Onun için önemli olan maşukunun kendisine tevvecühüdür. Teveccühü kazanan aşıkın dünyayla bir işi yoktur artık. Dünyayı ayağının altına alanın da canının kıymeti yoktur zaten.

Mecnun gibi Leyla’ya olan aşktan Leyla’yı yaratanın aşkına yükselenlerin harcıdır aşk ehli olmak. Çünkü kuru akıl ehli olmak kolaydır. Kolaydır bahaneler üreterek sorumluluktan kaçmak. Ve kolaydır oturduğu yerden ahkam kesmek fedakarlığa dair. Bu yüzden anlamazlar İbrahim’in (a.s.), tüm dünyalığını kesecek kadar itaatkar olmasını ve İsmail’in (a.s.) sorgusuz sualsiz bıçak altına yatmasını. Anlayamazlar hiçbir ücret ve karşılık olmadan sevmeyi, aşık olmayı, kendinden geçmeyi. Anlamadıkları, anlamlandıramadıkları için garipserler aşk mucizesini ve kendi kuru akıllarınca sebepler üretirler açıklamak için bu mucizeyi.

Onlar sebepler ürete dursun İmam Ali (a.s.) gibi aşık olan, yerine ölmek için yatağına uzandığı maşukuna tek bir soru sorar “eğer yatarsam sen hayatta kalacak mısın?”. Kendine dair bir endişe taşımaz aşık. Çünkü maşukunda erimiştir pervane misali. Ve tanımıştır “mumu”, ondan bir parça haline gelerek. “Mumun” parçası haline gelen pervane bilir ki mumun derdi onun derdidir artık. “Mumun” varlığı, kendisinin varlığının kaynağıdır. Sönerse “mumun” ateşi, işte o zaman çıkar aşıkın canı. Bu yüzden “insanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızâsına nâil olmak için kendi nefsini fedâ eder.”(Bakara 207)

İşte bu mektep aşk mektebidir. Aşk mektebinin muallimi ancak bu aşkı tadandır. Tedbiri, sadece kendini korumaya yarayanın bu mekteple işi yoktur. Bu mektebin öğretmenleri aşkın öğretmenidir çünkü. Her biri fedakarlığın ve gerçek aşkta erimenin örneğidir. Resulullah’ın (s.a.a.) aşkında eriyen Ali’nin (a.s.) talebesidir Hüseyin (a.s.). Ve Hüseyin’in (a.s.) bahanelere sığınmayan aşıklarıdır Kerbelada destanlar yazanlar. Birbiri ardınca şehadete koşup ardlarına bakmayanlar ancak aşkı anlatabilir bize. Zira şehadet aşkın alfabesidir aynı zamanda.




Bu mektep şehadet mektebidir. Aşka şahid olanların mektebidir, onu yayanların mektebi. Bu mektep tüm dünya uykuda iken, aşkın ızdırabı ile kıvranıp maşukun nurunu süreyyadan indirenlerin mektebidir. Bu mektebin ehli “aşk ehlidir” ki, “canın sağ olsun” dileğinin yeri yoktur davalarında. O can o davaya feda olmadıkça var olmasının önemi yoktur çünkü. Canın sağ olmasını isteyenler kuru akıl ehlidirler bu yüzden bilmezler aşkı ve düşmandırlar aşıklara, mum olup aydınlattıkları için karanlık dünyalarını.

Aşk mektebinin öğrencileri, maşuğu aldatmanın peşinde olmazlar asla. Sever gibi görünüpte başkalarının ardına düşmezler onlar. Sevdaları samimidir. Aşkın kaynağının düşmanına meyl etmezler, maşuktan uzaklaşıp oyuna dalmazlar , oyunbazların telkinlerine kanıp. Maskelenmiş karanlığa nur diye sarılmaz, cehennem ateşine “mum” diye yönelmezler. Çünkü “aşk” bilinçli bir vazgeçiştir aynı zamanda. “Bulduğunu” bilmek için, tanımak gerekir daha önce. Ve yitirdiğini arayandır aşık. Maşuku tanıyanı kandırmak ne haddinedir karanlığın tellallarının. Ne cilveleri ne de işveleri kâr etmez aşığın ruhuna. Derdini seven dermanı aramaz ki sahte doktorlara yönelsin. Aşığın tek çaresi vuslattır her iki cihanda.

İşte ancak böyle bir mektebin öğrencisinin söyleyeceği sözdür “Biz aşk ehliyiz, kuru akıl ehli değil. Aşk ehli inancı yolunda canını feda eder, kuru akıl ehli ise tedbir peşinde koşar. Bizim tedbirimiz inancımız yolunda can vermektir.” sözü. Bu söz hem bilinç, hem şehadet, hem vuslata hasret barındırır sırtında. Bu söz kendisini söyleyenin samimiyetine şahittir şehadeti sırasında. Bu çağın Kerbelasının 72 şehidinden biri ancak söyleyebilir bu sözü ve aşk mektebinin şehadet kokan gülünün haddidir ancak söyleyebilmek bu sözü. Muallimi aşkın tebliğcisi olanın kendinden geçerken terennüm ettiği şehadet ezgisinin sözleridir bunlar çünkü.

Velhasıl mumu anlatmak değildir aslolan. Aslolan mumda erimektir ve nurun bir parçası olmaktır karanlıklar dünyasında. “Aşk” olan, feda olma bilinciyle maşuk için yaşamaktır hayatı. Bilinçli bir candan geçişle, maşukun düşmanlarının tahtını sarsmaktır. Ancak bu “aşk ehli” temsilcisidir bu mektebin ve ancak bu “aşk ehli” yetiştirir yeni aşıkları…


Alıntı

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
SouL 20:46 25.03.19
İpek Nickli Üyeden Alıntı:
Derler ki bir gece pervaneler dernek olmuş, bir mumu nasıl bulabileceklerini tartışıyorlardı. İçlerinden biri önerdi:
“Hepimiz birden gidip niye yorulalım ki, birimiz gidip mum bulsun sonra gelip bize haber versin.”

Öyle yaptılar. seçtikleri pervane hayli gittikten sonra uzakta bir köşk gördü, içinde de parlak yanan bir mum vardı. sevinçle geri dönüp arkadaşlarına mumun ne olduğunu, nasıl olduğunu bire bin katarak anlatmaya başladı.

Yaşlı bir pervane vardı aralarında, tecrübeli, güngörmüş, mumun ne olduğunu bilen. habercinin bu sözlerinden sonra onu kınadı ve ” senin mumdan haberin bile yok, yanılmışsın! ” dedi.

İkinci pervaneyi gönderdiler. O da bir mum buldu ve onun etrafında uçup ısısını hissedip geldi. Sonra da ona nasıl kavuştuğunu önceki arkadaşından daha beter, ballandıra ballandıra tasvire koyuldu. Yaşlı pervane yine sözünü kesti: “Azizim bu senin anlattığın mum değil. Sen de bilmediğin şeyleri anlatmaya çalışıyorsun.”

Son gönderilen pervane mumu görünce sarhoş oldu , sevgiliyi kucaklar gibi kendini mumun ateşine attı. Bütün bedeni kıpkırmızı kesildi. Geri dönmedi, mumla hem dem oldu. Halini haber verdiklerinde yaşlı pervane:

“işte” dedi “yalnızca o başardı mumun ne olduğunu öğrenmeyi, yalnızca o erdi hakikate çünkü mum onu kendi rengine boyadı, onu onurlandırdı.

Gerçek aşk ehli maşukunun rızasını kazanmak için canından geçer. Bu candan geçme sürecinde asla sitemkar değildir. Binlerce canı olsa feda etmekten çekinmez ve bunu yaptığı için de minnet hissettirmez. Onun için önemli olan maşukunun kendisine tevvecühüdür. Teveccühü kazanan aşıkın dünyayla bir işi yoktur artık. Dünyayı ayağının altına alanın da canının kıymeti yoktur zaten.

Mecnun gibi Leyla’ya olan aşktan Leyla’yı yaratanın aşkına yükselenlerin harcıdır aşk ehli olmak. Çünkü kuru akıl ehli olmak kolaydır. Kolaydır bahaneler üreterek sorumluluktan kaçmak. Ve kolaydır oturduğu yerden ahkam kesmek fedakarlığa dair. Bu yüzden anlamazlar İbrahim’in (a.s.), tüm dünyalığını kesecek kadar itaatkar olmasını ve İsmail’in (a.s.) sorgusuz sualsiz bıçak altına yatmasını. Anlayamazlar hiçbir ücret ve karşılık olmadan sevmeyi, aşık olmayı, kendinden geçmeyi. Anlamadıkları, anlamlandıramadıkları için garipserler aşk mucizesini ve kendi kuru akıllarınca sebepler üretirler açıklamak için bu mucizeyi.

Onlar sebepler ürete dursun İmam Ali (a.s.) gibi aşık olan, yerine ölmek için yatağına uzandığı maşukuna tek bir soru sorar “eğer yatarsam sen hayatta kalacak mısın?”. Kendine dair bir endişe taşımaz aşık. Çünkü maşukunda erimiştir pervane misali. Ve tanımıştır “mumu”, ondan bir parça haline gelerek. “Mumun” parçası haline gelen pervane bilir ki mumun derdi onun derdidir artık. “Mumun” varlığı, kendisinin varlığının kaynağıdır. Sönerse “mumun” ateşi, işte o zaman çıkar aşıkın canı. Bu yüzden “insanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızâsına nâil olmak için kendi nefsini fedâ eder.”(Bakara 207)

İşte bu mektep aşk mektebidir. Aşk mektebinin muallimi ancak bu aşkı tadandır. Tedbiri, sadece kendini korumaya yarayanın bu mekteple işi yoktur. Bu mektebin öğretmenleri aşkın öğretmenidir çünkü. Her biri fedakarlığın ve gerçek aşkta erimenin örneğidir. Resulullah’ın (s.a.a.) aşkında eriyen Ali’nin (a.s.) talebesidir Hüseyin (a.s.). Ve Hüseyin’in (a.s.) bahanelere sığınmayan aşıklarıdır Kerbelada destanlar yazanlar. Birbiri ardınca şehadete koşup ardlarına bakmayanlar ancak aşkı anlatabilir bize. Zira şehadet aşkın alfabesidir aynı zamanda.




Bu mektep şehadet mektebidir. Aşka şahid olanların mektebidir, onu yayanların mektebi. Bu mektep tüm dünya uykuda iken, aşkın ızdırabı ile kıvranıp maşukun nurunu süreyyadan indirenlerin mektebidir. Bu mektebin ehli “aşk ehlidir” ki, “canın sağ olsun” dileğinin yeri yoktur davalarında. O can o davaya feda olmadıkça var olmasının önemi yoktur çünkü. Canın sağ olmasını isteyenler kuru akıl ehlidirler bu yüzden bilmezler aşkı ve düşmandırlar aşıklara, mum olup aydınlattıkları için karanlık dünyalarını.

Aşk mektebinin öğrencileri, maşuğu aldatmanın peşinde olmazlar asla. Sever gibi görünüpte başkalarının ardına düşmezler onlar. Sevdaları samimidir. Aşkın kaynağının düşmanına meyl etmezler, maşuktan uzaklaşıp oyuna dalmazlar , oyunbazların telkinlerine kanıp. Maskelenmiş karanlığa nur diye sarılmaz, cehennem ateşine “mum” diye yönelmezler. Çünkü “aşk” bilinçli bir vazgeçiştir aynı zamanda. “Bulduğunu” bilmek için, tanımak gerekir daha önce. Ve yitirdiğini arayandır aşık. Maşuku tanıyanı kandırmak ne haddinedir karanlığın tellallarının. Ne cilveleri ne de işveleri kâr etmez aşığın ruhuna. Derdini seven dermanı aramaz ki sahte doktorlara yönelsin. Aşığın tek çaresi vuslattır her iki cihanda.

İşte ancak böyle bir mektebin öğrencisinin söyleyeceği sözdür “Biz aşk ehliyiz, kuru akıl ehli değil. Aşk ehli inancı yolunda canını feda eder, kuru akıl ehli ise tedbir peşinde koşar. Bizim tedbirimiz inancımız yolunda can vermektir.” sözü. Bu söz hem bilinç, hem şehadet, hem vuslata hasret barındırır sırtında. Bu söz kendisini söyleyenin samimiyetine şahittir şehadeti sırasında. Bu çağın Kerbelasının 72 şehidinden biri ancak söyleyebilir bu sözü ve aşk mektebinin şehadet kokan gülünün haddidir ancak söyleyebilmek bu sözü. Muallimi aşkın tebliğcisi olanın kendinden geçerken terennüm ettiği şehadet ezgisinin sözleridir bunlar çünkü.

Velhasıl mumu anlatmak değildir aslolan. Aslolan mumda erimektir ve nurun bir parçası olmaktır karanlıklar dünyasında. “Aşk” olan, feda olma bilinciyle maşuk için yaşamaktır hayatı. Bilinçli bir candan geçişle, maşukun düşmanlarının tahtını sarsmaktır. Ancak bu “aşk ehli” temsilcisidir bu mektebin ve ancak bu “aşk ehli” yetiştirir yeni aşıkları…


Alıntı
“ Mesele ateşte yanmak değil, mesele bir gönülde yer almaktır.
Ekmeği ateşte pişirmek kolay mesele gönülde pişirmektir... “

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
İpek 07:58 26.03.19
SouL Nickli Üyeden Alıntı:
“ Mesele ateşte yanmak değil, mesele bir gönülde yer almaktır.
Ekmeği ateşte pişirmek kolay mesele gönülde pişirmektir... “

İşte budur

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla Up