Sorularınız

Aklınıza takılan her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.

vefkler dualar melekten ilim öğrenme işe yarıyormu - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Sorularınız>vefkler dualar melekten ilim öğrenme işe yarıyormu
spitol 10:28 01.04.19
bismillahirahmanırahim
öncelikle selamun aleykum hocalarım dostlarım ALLAHIN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN
benim cok sevdiğim bi kız var o istese canımı düşünmeden veririm ona vefk yapmak istiyorum ama forumda okuduğum vefkler dualar vs gerçekten cok işe yarıyormu daha önce yapmamıştım Ama hocalarım melek keryuş anlaşmasını duymuş ne istersek gerçekleşiyormuş benim ailemin durumu kötü ben 17 yaşındayım okulu bıraktım anneme babama destek olmak için haftalık 150 tl ye işte çalışıyorum bana şu melek keryuş anlaşmasının işe nasıl yapıldığını anlata bilecek kardeşine yardımcı olucak hoca cıkarmı forumda okuyordum Meleklerden rüyada ilim öğrenmek yazıyordu tamam ben bunu denerim ama gerçekten işe yararmı
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Ada 12:01 01.04.19
Havas İlmi hiç bir şey bilinmeyen bu uygulamalar aslında hiç bir işe de yaramazlar. Havâss ile yeni ilgilenmeye başlayan kimselerin büyük bir çoğunluğu bu uygulamaları gördükleri zaman derhal denemek isterler çünkü yapılması gereken çalışmalar onlara çok kolay görünür fakat hemen hemen Hiç kimse de, bu tür formüllerden kaç tanesini denerlerse denesinler başarılı.

Havas İlmi

Burada vereceğim uygulama tarzı bazı Havâss kitaplarında görülen ve asla ne oldukları anlaşılmadığı gibi, nasıl tanzim edildiklerine dair de en ufak bir bilgi yazılmayan bazı uygulamalardır.

KİTAPLARDAKİ, HİÇ BİR ZAMAN

ÇALIŞMAYAN UYGULAMALAR

Hakkında hiç bir şey bilinmeyen bu uygulamalar aslında hiç bir işe de yaramazlar. Havâss ile yeni ilgilenmeye başlayan kimselerin büyük bir çoğunluğu bu uygulamaları gördükleri zaman derhal denemek isterler çünkü yapılması gereken çalışmalar onlara çok kolay görünür fakat hemen hemen Hiç kimse de, bu tür formüllerden kaç tanesini denerlerse denesinler başarılı olamazlar. Bu işe yaramayan uygulamalar da bir Havâss kitabından, diğerine geçerek varlıklarını sürdürüp sadece çeşit olup, sayfa doldururlar. Konuyu daha ileriye götürmeden önce bu işe yaramayan uygulama veya formüllerden birini örnek olarak görelim.

Herhangi bir erkek veya kadının cinsel beğenisini kazanmak isteyen kimse veya herhangi bir insanın üzerinde kötü etkiler meydana getirmek isteyen bir kimse üç, beş veya yedi gece, gece yarısından sonra abdest alıp 546 defa “Yâ Keryuş” zikri yapar. Zikir sırasında da Altıncı ve otuzuncu zikirlerden sonra ve her yüzüncü zikirden sonra bir defa aşağıdaki sözleri okur.

“Keryuşin Keryuşin, Meryuşin Meryuşin, Matuşin Matuşin, Latuşin Latuşin, Atyaşin Atyaşin, Eltayuşin Eltayuşin, Şekeşin Şekeşin, Meleşin Meleşin, Ceheşin Ceheşin, Amelaşin Amelaşin, Esri yâ Keryuş. Bi hakkı Rabbelcuyuş vefâl….”

“Vefâl” kelimesinden sonra da duraklamadan ne istenirse o söylenir mesela “Filan kimsenin celbi muhabbetini veya filan kimsenin kahır ve tedhişini yap.” Bu işlemler sırasında karşı cins ilişkileri için güzel kokulu bir tütsü yakılırken, sert etkiler için kötü ve keskin kokulu tütsüler yakılır.

Yukarda görülen uygulamanın bir çok benzeri mevcuttur. Hemen hepsi de sonu “Şin”, “İn”, veya “Ayil” ile biten bazı esmâlar ve sonra da isteğe uygun bir hitabeden ibarettirler. Ortak noktaları hepsinin de yukardaki uygulama kadar kolay görünmeleridir. Bazıları üç, beş, yedi veya belli sayılarda kağıtlara yazılırlar ve kağıtlar katlanıp, içlerine de mesela bir parça günlük, üç tane karabiber koyulur ya da başka türlü tütseler de koyulabilir. Okumalar bu kağıtların üzerine yapılır. Okumadan sonra kağıtlar ateşe atılırlar ya da istenen kimsenin bulunduğu bir yere saklanırlar. Yakmak veya saklamak yerine söz konusu kağıtların, istenen kisenin gelmesi istenen yere gömüldüğü veya rüzgarlı bir yere asıldığı uygulamalar da görülür.

Bu uygulamaların kolay olamalarından başka bir ortak noktaları daha vardır ki, o da şudur: Hiç birisi, hiç bir işe yaramazlar.

Bu çalışmalarda başarılı olan varsa, o kimse de formülün doğru olmasından değil, kendilerinin doğuştan üstün psişik yeteneklere sahip olmalarından dolayı başarılı olmuşlardır ki, ben böyle bir kimse ile hiç karşılaşmadım. İşte bu yüzden de söz konusu çalışmalar uydurma, işe yaramaz, İslamiyet öncesi büyücülük ekollerinden kalma ya da mesela cinlere tapınmak ve benzeri şeyler olarak kabul edilmişlerdir ki, aslında aşağıda göreceğimiz gibi gerçek hiç de öyle değiler.

UYGULAMALAR NEDEN BAŞARISIZDIR?

Uygulamaların neden başarısız olduklarına gelince bunun aslında iki nedeni vardır. Birinci neden: Uygulamalar, kitaplarda görüldüğü gibi aynen yapılmayıp da, aşağıda görceğimiz gibi tanzim edilmiş, gerçek uygulamalar olsalar bile yukarda görüldükleri gibi basit şekilde bir kaç zikirle çalışamazlar. Bazı diğer çalışmalara ek olarak kullanılmaları gerekir. Bunun detayı aşağıda anlatılacaktır.

İkinci ve daha önemli neden ise, bu tür uygulamaların herhangi birisinin, bellirsiz bir zamanda, kimliği artık bilinmeyen bir kimse tarafından yine kimliği bilinmeyen bir kimse için, ne oldukları bilinmeyen esmâlar veya âyetler kullanılarak tanzim edilmiş olmalarıdır. Bunu daha açık bir şekilde anlayabilmemiz için gerek bu bölümde anlatılan tarzın gerekse Havâss’taki diğer bütün uygulamaların ilk kaynaklarını bilmemiz gerekir.

Şimdi, daha aşağıda tekrar, yukarda anlatılan çalışma tarzına dönemek ve bu uygulamaların nasıl tanzim edildiklerini, nasıl işe yarar şekilde kullanılabileceklerini görmek üzere konuya uzun bir ara vererek, Havâss uygulamalarının kaynaklarını ve neden bazılarının başarılı, bazılarının da başarız olduklarını görelim.

AYNI İŞİ YAPAN BİR ÇOK

HAVAS İLMİ UYGULAMASI

Havâss veya değişik bir Majikal ekoldeki, büyü uygulaması sözü ile kastedilen nedir? Bir büyü uygulaması mesela “3000 defa La ilahe illallah de, on gün bunu yap istediğin olur” gibi bir şeydir. uygulama sözü yerine “Çalışma tarifi, Uygulama tarifi, Formül, Reçete” gibi isimler kullanmak da mümkündür. Çalışmaları tarif için kullanılan, geleneksel bir yerleşik söz yok. Bu yüzden ben “Uygulama” ifadesini tercih ediyorum fakat başka birisi de başka bir deyimi tercih edebilir. Buna diyecek bir şeyim yok. Önemli olan bir kavramın ifade edilmesidir.

Burada işlediğimiz konu Havâss olduğu için sadece Havâss sözünü kullanıyoruz fakat uygulamaların çeşitliliği konusu Havâss, Kabala, Pagan dinlerin majikal uygulamaları, Afrika, Uzak Doğu Majikal ekolleri ve Hatta Amerikan kızılderili ya da Eskimo, hiç farketmeksizin dünyanın her yer ve zamanındaki büyüsel çalışmalar için geçerli olan müşterek birşeydir.

Tabii, ciddi çalışma uygulamaları yukarda, öylesine yazdığım şey gibi basit değildirler. Ciddi uygulamalar, değişik bir vefk, bir talisman, bir mantra veya zikir sözü, oruçlar, riyazetler ve benzeri şeylerden oluşan bir çalışma programlarıdırlar.

HİÇ SORULMAYAN SORU

Gerek Batı majisi gerekse islami maji olan Havâss ile ilgilenmeye başlayanların, özellikle de ilgi alanları insanlar ve olaylar üzerinde etki yapmak, bir şeyleri ya da kişileri değiştirmek isteyenlerin dikkatlerini çekmesi gereken fakat her nedense kimsenin dikkat edip, başkalarına ve kendisine sormadığı bir durum var.

Burada o, sorulması adeta tabu olan soruyu, neden sorulmadığını ve sorunun cevabını inceleyeceğiz. Sorunun kendisine geçmeden önce Havâss ve Maji’nin dünyasal hedeflerini belirlememizde fayda vardır. İster Batı Maji’si, ister Havâss, ister uzak Doğu kökenli öğretiler üzerinde çalışın. Şâyet amacınız dünyasal başarı ve istekler ise topu topu beş ana konu vardır. Bunlar sırası ile şöyledirler:

1 – Param olsun

2 – Sevgilim benim olsun

3 – Sağlığım düzgün olsun (Ya da başkasının sağlığı iyi olsun)

4 – Düşmanım kahrolsun ( Ya da sağlığı bozulsun veya başkasının düşmanı kahrolsun veya düşmanım sevgilisinden ayrılsın)

5 – Cinler, Ruhlar, Melekler, başka boyut varlıkları ile iletişim kurayım isteklerimi yaptırtayım veya bilgi alayım.

Akla gelebilecek olan bütün insani istekler, en çılgın fanteziler ve en değişik çalışmalar hep bu beş temel maddenin içindedir.

Şimdi akla şu gelmektedir. Bu beş maddeyi sağlayan ve mükemmelen çalışan topu topu beş uygulamanın mevcut olması bütün majikal ekollerdeki bütün çalışmalar ve istekler için yeterlidir.

Bir de şöyle düşünelim. Bir insan düşünelim. Bu insana, söz konusu olan beş madde ile ilgili beş tane çalışma uygulaması verelim. Bu formüller veya reçeteler son derece iyi çalışsınlar ve istenen şeyi daha mükemmeli olmayacak derecede iyi yapsınlar. Bu kişi her istediği zaman bu uygulamalardan birisini kullanarak bir iş yapabilsin. Bu durumda kişi acaba başka uygulama arar mı? Arasa ve eline de geçse bile bir iş yapması gerektiği zaman yeni ve bilinmedik uygulamayı deneyerek zaman kaybeder mi? En mantıklısı elinde olan ve çok güzel çalışan uygulamayı kullanarak işi bitirmektir. Günlerce bilinmedik, denenmedik birşey üzerinde çalışarak neden zaman kaybetsin? Bu durumda kişi diğer uygulamalara ya hiç değer vermeyip, kaldırıp atar veya onları sadece belge olsun diye saklar.

Demek ki, mantıken bütün majikal ekollerde sadece beş tane çalışma uygulamasının olması, bunların da sadece belki on sayfalık, belki elli sayfalık tek bir kitap olması yeterlidir. Başkasına gerek yok. Bunun farklı farklı dinlere, ekollere ve dillere göre olması da gerekmez. Bütün dünyada tek bir kitap! Bu Eski Mısır veya Sümer dil ve dininde de olsa farketmez.

İşte düşünülmesi gereken soru burada ortay çıkmaktadır.

Dünyadaki değişik ekollerde, haydi değişik ekoller olarak tek tek sayıp boşuna zaman kaybetmeyelim de adına sadece Havâss diyelim. Nasıl olsa her ekolde durum aynı. Hiç bir farklılık yok.

“O zaman, Havâss’ta neden aynı işi yapan binlerce ve binlerce uygulama var? ? “

Bir Celbi Muhabbet dersek. Yani karşı cinsin beğeni, aşk, sevgi, cinsel istek gibi duygularını uyandırıp, kendine ya da istenen başka birisine bağlamak için yapılan çalışma dersek, Değişik zamanlarda yazılmış olan değişik Havâss kitaplarını açtığımız zaman aynı işi yapan binlerce uygulama buluruz.

Çalışmalara yeni başlayan bir kimse genellikle bir şey gerektiği için, acilen bir şeyler yapabilmek ve mesela elden kaçırmak üzere olduğu ya da kendisine hiç yüzvermemiş olan sevgilisini elde etmek için çalışmaya başlar. Bu yeni başlayan kişi bir, iki Havâss kitabı alır. Acele acele göz atarken aynı işi yaptığı iddia edilen uygulamaların değişikliği ve çokluğu ile karşılaşır. Aynı işi yapan bir çok uygulamanın olması çok kafa karıştırıcıdır.

“Neden aynı işi yapan bir çok uygulama var?”

Burada daha vahim ve önemli olan ikinci bir soru ortaya çıkmaktadır.

“Bunlar geçerli ve çalışan şeylerse sadece bir tanesi yeterlidir. Böyle, herkes birşey yazıp uydurduğuna göre bunların tamamı birer palavra olamaz mı?”

Yeni başlayan kimselerin bir iki uygulama deneyip başarısız olduktan sonra da umutsuzluğa kapılmaları kaçınılmazdır. Bir çok kişi benden ya yüzyüze konuşurken, ya da yazışma yolu ile, çalışan bir uygulama sormuşlardır. Yüzde yüz çalışan bir uygulama! Garantili!

“Bana yüzde yüz çalışan bir cin daveti ver”

“Bana hemen çalışan yüzde yüz başarılı bir aşk büyüsü yaz”

Bunlarla çok karşılaştım ve ister inanın ister inanmayın hayatımda kendimi en çaresiz hissettiğim istekler bunlar oldu çünkü bunların cevabı ancak burada gördüğünüz bu yazı gibi uzun uzun anlatılması gereken bir şey.

“Sizin için, size verebileceğim garantili çalışan bir uygulama yok!!!”

Neden yok

Hem neden olmadığını hem de yukardaki iki önemli sorunun cevabını verebilmek için önce büyü uygulamalarının ne olduklarını ve nasıl meydana getirildiklerini görmemiz lazım.

HAVÂSS UYGULAMALARININ KAYNAGI NE VEYA NERESİDİR?

Basit ya da komplike, bütün bu uygulamalar nereden çıkmışlardır?

Herhalde bundan yüzlerce yıl önce birisi oturup da, “Yahu ben şu Kuran’dan ya da Tevrat’tan veya çok eski dinlerin tapım şekillerinden birşeyler alıp, şu ve şu şekillerde deneyeyim belki de istediğim olur” tarzında düşünüp deneme yanılma yöntemi ile bir sürü büyü uygulaması bulmuş değildir. Bu zaten saçma bir varsayımdır.

Şu kesin olark bilinmelidir ki, bütün gerçek Havâss uygulamaları fizik plan ötesindeki bir “Zeka’dan” alınmışlardır. Buna “Zeka” diyorum. Siz, Cin, Demon, Şeytan, Melek, Evliya, Bir üst boyutun ileri bir varlığı ve akla gelebilecek benzeri herşeyi düşünebilirsiniz. Bu sayılan türlerin hepsi de olabilir. Ben, toplu olarak anlatabilmek için “Dünya dışı zeka” deyimini tercih ediyorum.

Evet. Bütün Havâss formülleri kök olarak bir Dünya dışı zeka’dan gelir. Bunun işleme mekanizması hemen hemen her çağda, her ekolde ve yerde aynıdır.

İnsan’ın kendi âlemi dışında kontak kurabileceği varlıkları iki ana türe ayırmak gerekir. Madde boyutlarının varlıkları ve Astral varlıklar. Madde boyutu varlıkları bizim gibi yaşayan ve kendilerine göre düzenleri, fizik yasaları olan varlıklardır. Bu varlıkların bazıları bizim boyutumuza geçebilirler ve bu durumda maddesel olarak var olabilirler. Tabii biz de başka boyutlara geçebiliriz ve orada madde olarak bedenimizle mevcut oluruz. Buna dair bir sürü kayıt vardır fakat bu yazının konusu boyutlar arası yolculuk ve bunun tartuşması değil.

Bir çok kişinin zannının aksine İslam literatüründe çok sözü edilen “Cinler” bir Astral varlık türü, demonlar, şeytanlar değil başka bir madde boyutunun varlıklarıdırlar. Kur-an’a, hadislere ve olaya şahit olan kimselerin ifadelerine göre İslam peygamberi birden fazla defa Cinlerin boyutuna geçip, geriye dönmüştür. Bir çok ciddi kayıt da bizim boyutumuza gelen ve burada uzun süre yaşayan cinlerden bahseder.

Cinler hakkında yazılan en detaylı kitaplardan biri de İmamı Şibli’nin “Cinler” isimli kitabıdır. Bu kitapta insanlar arasında geçici fakat uzun süre için bulunan, insanlarla birlikte medreseye giden, insani ilimleri öğrenen fakat ne oldujlarını belli etmeyen cinlerden de bahsedilir.

Şimdi cinlerin bizimle olan ilişkilerini bir yana bırakarak yine dünya dışı zekâlar konusuna gelelim. Madde boyutu varlıklarından sonra Astral varlıklar gelir. Astral âlem’e ister ilahî âlem, ister Sefirot veya isterseniz ilahi gök katları ya da sadece Katlar diyelim, sonuç değişmez. Bu madde dışı ya da bizim bildiğimiz fizik planın maddesine göre çok ince olan bir madde âleminin kendisine has varlıkları vardır. Bunlar, yukarda anlatılan madde boyutu varlıkları gibi fiziksel bedenleri ile bu boyutta bulunamazlar. Bu tarafa geçer veya geçirilirlerse sadece bir hologram görüntüsü gibi olurlar fakat buna karşılık enerjileri bu boyutta işlevseldir.

Astral varlıkların dışında, Astral âlemde başka madde boyutlarının varlıklarının Astral yansımaları da vardır (Tıpkı bizim yansımalarımızın da orada olduğu gibi). Bu varlıklarla fiziksel olarak boyut değiştirmeden Astral âlemde de kontak kurmak mümkündür. Astral âlemin diğer madde boyutlarından en büyük farkı, diğer madde boyutlarına fizik bedenimizle geçebilmemizin mümkün olmasına karşılık (Tabii teorik olarak), Astral âleme fiziksel olarak geçemez, sadece Astral bedenimizle orada bulunabiliriz.

Astral âlemde bulunan bazı varlıklar da, ya Astral âlemin çok üst seviyelerine ait olan Astral varlıklar ya da çok ileri bir madde boyutunun astral yansımalarıdır ki, bu varlıklar öğretici, bilgi veren, rehber varlıklardır (Tabii ki, hepsi değil ve hepsi her zaman iyi niyeti de olmayabilir).

Yukarda belirttiğim gibi bu varlıklara istediğiniz tür ismini verebilirsiniz. Aslında bunlar her türden de olabilirler ve ayrıca pozitif ya da negatif yapıda da olabilirler. Bu varlıklar karşılaştıkları ya da aynı izdüşümde bulundukları insanın kendi alt yapısı, istekleri ve kültürüne göre uygun bir kalıpta görünürler (Daha doğrusu insan onları bu faktörlere göre değerlendirip, kendi algıladığı kalıplarda görür) ve yine insanın algısına, isteğine, kültürürüne, dinine ve alt yapısına göre bilgi verirler. Özet olarak söylemek gerekirse bu varlıklar ille de Havâss öğretirler diye birşey yok.

Aslında onlar, ne olduklarını düşünüyorsak veya ne olmasını istiyor ve bekiliyorsak O’dur.

DÜNYA DIŞI ZEKALARDAN ALINAN BİLGİLER

Şimdi bundan birkaç yüzyıl önce yaşayan, mistik eğilimleri güçlü olan ya da belli bir sıkıntısından dolayı devamlı olarak kendisini dua ve tefekküre vermiş olan insan düşünelim.

Bu kimse Zikir, tefekkür, Murakabe ya da günümüzün yaygın ifadesi ile meditasyon halinde iken benlikleri Astral planlara yükselmektedir. Aslında dünyadaki her insan Astral planla rabıtalı durumdadır ve rüyalarımızda da çoğu zaman Astral planın belli alt seviyelerşine çıkarız. Tabii ki, ister meditasyon durumunda isterse rüya hâlinde, örnek olarak ele aldığımız, zikir, meditasyon ya da benzeri şeyler üzerinde uygulama yapan kimseler ve hele de kendilerinde bazı kâbiliyetler zaten varsa, normal, günlük hayat içinde yaşayan diğer insanların kendi rüyalarında bulunabildikleri Astral seviyelerin çok üzerine yükselirler.

Bu kimse, bir gün yukarda söz ettiğim, öğretci, bilgi verici varlıklardan ya da, Dünya dışı zekâlardan birisi ile karşılaşır ve bu varlıkla bilinçli bir iletişime girer. Kişi şâyet Hâvâss, büyü gibi şeylerle ilgilenen bir kimse ise bu konuda bilgi almak ister. Bu durumda da tabii ki, yapmak istediği işle ilgili yardım isteyecek ve belki de karşılaştığı varlığı alt seviyeden bir Hüddam olarak kabul edip, ondan işi yapmasını isteyecektir. Buna karşılık söz konusu varlıklar insan hesabına çalışıp, bazı işleri yapan alt seviyeli varlıklardan olmadığı için, insanın istediği işleri yapacakları yerde, ona işini nasıl yapacağına dair bazı formüller, çalışma tarzları verirler.

Bu durumda verilen bilgi ya da formülün yapısı kişiden kişiye değişik olur. Mesela kişinin Ahmet isminde bir erkek olduğunu ve yine mesela Ayşe ismindeki bir kadını elde edebilmek için bir büyü çalışması yapmak istediğini varsayalım. Varlık, insana bu iş için özel bir formül verir. Bu formülün yapısı, tanzim edilişi, Ahmet ismindeki o kimsenin, Ayşe ismindeki söz konusu kadını yani özel bir kişiyi elde etmesi için kurulmuştur. Bu iş için Erkeğin, kadının ve hatta formülü veren varlığın enerji yapıları hesaplanmış ve uygun bir formül verilmiştir.

Adam bu formülü uygular. Mesela formül gereği üç, beş gün oruç tutar. Belirlenmiş Sure, âyet veya esmâların belirlenmiş adet kadar zikrini yapar. Yazması, yakması ya da istediği kimsenin çevresine yerleştirmesi gereken şeyler varsa bunları yapar ve istediği olur.

Aradan bir süre geçtikten sonra Ahmet mesela Fatma üzerinde bir çalışma yapmak ister ve Dünya dışı zekâ olan öğretmenine şunu sorabilir, “Aynı çalışmayı, Ayşe ismini çıkartıp, Fatma ismini yerleştirerek, aynen uygulayabilirmiyim?” Bu durumda yüzde yüze yakın bir ihtimalle alacağı cevap şöyledir. “Evet olabilir fakat sen şimdi şunu yap”. Sonra da tamamen farklı başka bir formül verir. Ya da Ahmet, kendisi için değil de bu sefer mesela mehmet adındaki başka bir tanıdığı ile Fatma’yı birleştirmek için eski formülü bu işe nasıl adapte edebileceğini sorar. Varlık bu iş için çok farklı bir başka formül verir.

Bu şekilde her işte, her durumda farklı farklı çalışmalar alınarak durum sürer gider.

Verilen değişik formüllerin hemen hemen hepsi ilk alıcısı olan kişi tarafından uygulandığı zaman başarılı olurlar. Hatta bunların arasında bize çok saçma sapan görünen, işe yarayacağına asla inanamayacağımız basit uygulamalar bile olsa ilk alıcı daima büyük oranda başarılıdır. Çünkü verilen forüller hem onun için, onun manevî yapısına göre verilmişlerdir, hem de hedef alınan kişi ve kişilerin yapısına göredirler. Bu durumda ilk alıcının elinde mesela sadece karşı cins ilişkilerini düzeltmek için elli tane farklı formül birikmiştir ve bunların hepsi de onun için kullanılışlıdır.

Bu tür bilgi alış verişlerinin en değişmez özelliği, alınan bilgi şâyet bir şekilde unutulur ya da bir yere yazıldıktan sonra kaybolursa aynı formülün bir daha verilmemesidir. Aslında bu şekilde alınan bilgiler unutulmazlar. Unutmak sadece bilgiyi bir yere yazdıktan sonra mümkündür ve kaybolması da yazılan bilginin kaybolması şeklinde olur.

Kaybolan formülün yerine başka bir şey verilir. İş yine olur fakat asla aynı şey bir daha aynen verilmez.

Bu şekilde verilen formüller tabii ki, sadece karşı cins ilişkileri ile sınırlı değildir. Karşı cins ilişkileri burada sadece örnek olarak kullanıldı. Verilen şeyler Lanet için, ölüm için, şifa vermek için, işlerin açılması, kazanç ve bereket için, cinleri davet edebilmek, demonlara hakim olup, onlara iş yaptırtabilmek için, kişinin kendi keşif ve sezgisinin açılması ve akla gelen herşey için olabilirler. Bu durumda alıcının elinde her konuyla ilgili bir sürü formül birikmiş olur.
Cevapla
Ada 12:08 01.04.19
BİLGİNİN ALINIŞ ŞEKLİ

Diğer âlemlerden bu tarafa geçirilen formüller değişik şekillerde verilebilirler. Yurdumuzda son otuz yıl içinde basılmış ve çok yaygınlaşmış Havâss kitaplarını dikkatli bir şekilde inceleyen kimseler Havâss formüllerinin geçirilişlerine dair bazı örneklerle karşılaşırlar. Bunlara örnek göstermek gerekirse, Bir şahıs ibadet hâlinde iken ve genellikle de oldukça ileri saatlerde yani üzerine bir yorgunluk, gevşeklik çöktüğü bir zamanda karşısında beliren bir varlık ona üzerinde değişik çizimler ve âyetler, esmâlar olan bir levha veya deri parçası gösterir ve gördüğü şekil ve yazıları kaydetmesini, kopyalamasını söyler. Görülen şeyler hakkında da, neye yaradıkları, nasıl kullanılacakları gibi bilgiler verir.

Başka bir kimse uzun riyazet ve dua dönemleri sonunda, bir gün rüyasında benzeri şeyleri görür ve uyandığı anda bunları kaydeder.

Daha başka bir kimse ise görsel olarak birşey algılamaz da kafasının içindeki seslerle bazı şeyler alır.

Belli bir sıkıntısı için Havâss okuyan veya dua eden bir kimse bu uğraşını uzun zaman sürdürdükten sonra yukarda anlatılan şekillerin herhangi birisi ile, bir varlıktan bilgi alır.

Bu iletişim şekilleri genel yapılardır ve en güvenilirleri bilgi veren varlığı direk görmek veya rüyada almaktır. Son iki örnekte anlatılan durumlar ise daha az güvenilirdir.

Bilgi veren varlıkların görümümleri ise alıcının din, kültür ve kendi eğitim seviyesine göre değişir. Bazıları sarıklı bir evliya görürken, bazıları bir melek ya da kendi bilinçaltlarındaki melek imajı her ne ise onu görürler. Bazı kimseler gördükleri şeyin eskiden yaşamış olan büyük şeyhlerin görünüm ve ruhaniyeti olduğuna inanırlarken, bazıları da pelerinli, kapşonlu tipler görebilirler. Hatta demon veya şeytan imajı görenler de vardır. Alınan şeyler de iyi veya kötü amaçlı uygulamalar olabilirler.

Bütün bunlardaki ortak nokta ise, hiç bir zaman fiziksel olarak birşey alınanamamasıdır. Yani gösterilen şey sadece gösterilir veya kişinin karşısında havaya veya yere çizilir. Bunun kopyalanması istenir ve işi bitince ortadan kaybolur. Fiziksel bir temas veya fiziksel bir maddenin bu tarafa geçirilmesi söz konusu değildir ve bu da anlatılan kontakların birer Astral kontak olduğunu gösterir.

Havâss kitaplarında sıkça görülen Cin veya başka varlık türlerinin davetleri, onlara bir şey yaptırmak veya birşeyler getirtmek, fiziksel kontak türü sayılabilecek şeyler burada anlatılan bilgi akışının tamamen dışında olan şeylerdir ve bu kontakları sağlayan çalışmalar da zaten yukarda anlatılan bilgi ya da formül geçirilişi ile verilir.

ÖNEMLİ NOT

Yukarda anlatılan bilgi alış verişi bundan yüzlerce yıl önce olup bitmiş şeyler değildirler. Bu tür bilgi alışlar her zamanda ve dünyanın her yerinde, her inanç sisteminde ve dinde olmuş şeylerdir ve günümüzde de olmaya devam etmektedirler. Havâss formülleri dediğimiz uygulamalar kadar daha bir çok konuda bilgi alınması mümkündür ve bu olmaktadır. Konumuz olan Havâss’a bakarsak şunu söylemek gerekir ki, Havâss yüzlerce yıl eskiliğinde olan şeylerin papağan gibi tekrarlanması değil, yaşayan bir gerçekliktir.

Burada dikkat edilmesi gereken şey şudur. Bilgi alış verişindeki yöntemler ve görülen şeylerle ileri seviyedeki bir şizofrenin dünyası arasında çok az fark vardır ve şizofrenin kafasında yarattığı hayaller ile başka bir âlemden alınan bilgiler kolaylıkla karıştırılabilir.

Günümüzde bu tür sahte bilgiler alan deli ya da obsesyonlu kişilerin sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. Bu yüzden her deliyi mürşid kabul etmemek veya bu gibi bir durum kendi başımıza gelirse bilinçaltı fışkırmalarımızı ilahî vahiyler olarak görmemek gerekir. Bu gibi şeyler mutlaka kontrol edilmeli ve gerçek bilgi olup olmadıklarına bakılmalıdır.

HEPSİ ÇALIŞMAYAN BİRÇOK FORMÜL

Şimdi yeniden bir, iki sayfa öncesine, “Dünya dişi zekalardan alinan bilgiler” başlıkı bölüme dönerek kaldığımız yerden, konuya devam edelim.

Dünya dışı bir zekâdan uygulama formülleri alan kişi zamanı gelip de ölünce biriktirdiği formüller başka birisinin eline geçer. Ya da usta ölmeden önce elindeki formülleri bir şekilde başka birisine, mesela bir çırağına verebilir. Bu notları elinde tutan kimse notlara “Ahmet hocanın kitabı” gözü ile bakar ve bu notlarla çalışmaya başlar. Bu şekilde çalışma notları elden ele geçerek ve başka ustalara ait notlarla da karıştırılarak giderek şişerler. Tabii bu formüllere ilk alıcılarından sonra, Astral âlemden alınan yeni bir bilgi katılmamaıştır.

Çalışma notlarını ele geçiren ve bunlarla çalışma yapmak isteyen kimsenin bir karşı cins çalışması yapmak istediğini varsayım. Bu durumda elindeki aynı şeyi yapan mesela yirmi kadar formülden birisini dener. Şansı varsa ve biraz da kâbiliyetli ise ilk denemesinda başarılı olabilir fakat büyük bir ihtimalle de başarılı olamaz. Bu durumda başka bir formül dener ve bu şekilde deneyerek belki beşinci, belki onuncu değişik formülle yapılan denemde başarıya ulaşır. Yani formüller ilk alıcısında çalışmaktadırlar fakat onları sonradan ele geçiren kimsede hepsi sonuca ulaşamamaktadır. Bunun nedeni çok basit ve açıktır. Söz konusu formüller ilk alıcısına, o kimsenin enerji yapısana, aurasına, kişiliğine göre verilmiş şeylerdir ve onda hepsi çalışır. Bu çalışmaların bazıları da ilk alıcısına ve o kimsenin istediği hedef kişiye göre yani belli bir enerji karışımına göre tanzim edilmişlerdir. Hatta bazıları mesela bir karşı cins ilişkileri çalışması ilk alıcının enerji yapısı ve başka birisini isteyen, başka birisi için tanzim edilmiştir. Bu durumda da diğer iki kişi ve ustanın yapı ve kişiliği söz konusudur.

Anlaşıldığı gibi ilk alan ustada hepsi çalışır fakat formülleri sonradan alan ikinci kuşak ustada sadece yüzde elli veya kırkı çalışır. Çünkü formüllerin çoğu onun ve hedef aldığı kimselerin yapısına uymaz. İkinci kuşak usta deneme yanılma yöntemi ile kendisinde çalışan formülleri bulmak zorundadır. Tabii ki, bir çok formülün bazıları onun kullanımına da uygun olabilir.

BAZI KİMSELERDE BAŞARILI, BAZI KİMSELERDE BAŞARISIZ OLAN UYGULAMALAR

Yukarda anlatılan durumlardan dolayı Havâss uygulamalarının başarılı olup, olmamaları kişiden kişiye değişebilir. Şimdi elimizde basit veya karmaşık bir uugulama tarifi olduğunu düşünelim. Ahmet ve Mehmet isimlerindeki iki de uygulayıcı olsun. Hedef alınan kimseler de Ayşe ve Lale isimlerinde olan iki kadın olsun. Aynı uygulamayı Ahmet, Leyla için yapar ve başarılı olur. Mehmet Lale için yapar, başarısız olur. Ahmet leyla’da başarılı olduğu uygulamayı Lale’nin üzerinde dener ve başarısız olabilir. Buna karşılık Mehmet Ayşe üzerinde denerse başarılı olabilir. Ya da sadece birisinin her denemesi başarılı olur da, diğeri her denemede başarısız olur. Başka bir uygulama ele alınır, bunda Mehmet her denemede başarılı olur fakat bu sefer Ahmet hiç başarılı olamayabilir. Bu değişik sonuçların nedeni, uygulamaların ilk alınışlarında belli bir kimsenin kullanımı için verilmiş olmalarıdır. Ahmet ve Mehmet’in uygulaması için değil.

Bu durumda Ahmet ve Mehmet’in yapabilecekleri en etkili ve mantıklı şey, kendileri ile uyumlu uygulamaları bulana kadar, yapmak istedikleri her tür iş için değişik uygulamaları deneyerek çalışmaktır. Özellikle yeni başlayan kimselerin kendileri ile uyumlu uygulamalar bulabilmeleri kolay olmayabilir. Bundan dolayı motivasyon kırıklığı yaşamamak gerekir. Bu iş nereye kadar sürer? Bu çalışmalar Ahmet veya Mehmet’in ya da her ikisin de iyice ustalaşmalarına ve kendilerine bilgi ve kendileri için olan özel uygulamalar verecek olan bir Astral varlıkla karşılaşmalarına kadar sürer. Bununla beraber bu tür kontaklar ender rastlanan şeyler olmasalar da yine de çok kolay bulunan şeyler değildirler. Ömür boyu çalışan, kendileri ile uyumlu bir sürü uygullama bulan ve genel olarak başarılı olan ve hatta büyük usta olarak kabul edilen bir kimse bile ömrünün sonuna kadar böyle bir kontak kuramayabilir. Hatta bir çok alt seviyeli varlıkla iletişin kursa bile söz konusu bilgi alma durumu olmayabilir.

Buraya kadar yazılanlar Havâss’ta neden aynı işi yapan bir çok farklı uygulama olduğunu izah edebilmek için yeterlidir. Ayrıca özellikle yeni başlayan kimselerin neden bir çok defa başarısız olduklarının da açıklamasıdır. Görüldüğü gibi, aynı şeyi yapan farklı uygulamaların çokluğu ilk bakışta zannedildiği gibi saçma ve mantıksız bir durum değildir.

ALINAN UYGULAMALARDAKİ GELİŞMELER

Bazı ustalar da (Tabii ki, usta sözü ile Havâss ustalarını kastediyorum) eskiden kalma uygulamalar üzerinde çalışıp, onları sistematize edebilirler. Bu kimseler kendileri bilgi alacakları bir kontak kurmuş olmasalar bile bunu yapabilirler çünkü konuyla olan ilgileri ve Astral âlemden aldıkları bilgi ve sezgi açıklığı bunu yapabilmelerine yeterli olabilir. Bu gibi kimselere örnek vermek gerekirse, kendileri bir kontak kurdular mı, kurmadılar mı? bunu bilemeyiz fakat bir çok uygulamayı toplamak, üzerlerinde tadilat yapmak konusunda Gazali ve Şemsül Maarif’in yazarı olan İmam Ahmed Bin Ali El-Buni’yi gösterebiliriz. Yine örnek vermek gerekirse Kenzül Havâss ve başka bir çok Havvâss kitabının yazarı olarak görülen Seyyid Süleyman el Hüseynî ise ne bir derleme yapmıştır, ne de kendisine ait bir uygulaması vardır. O sadece eski uygulamaları ve bilgileri bir araya toplayıp, kitap hâline getirip, kendi adı ile yayınlamıştır. Bu kimselerin kitaplarını ve konunun işleniş tarzını incelemek bu kanaate varmak için yeterlidir.

Aslında, yaygın Havâss kitaplarından bir çoğu gözden geçirildiği zaman şu görülür. Bu kitaplar bir kitap formasyonunda hazırlanmış şeyler değildir. Hemen hepsi de sanki düzenli bir kitap değil de, çalışma yapmış birisinin not defterine benzerler. Büyük bir çoğunluğunda asla neyin, nasıl yapıldığını anlatan bir kısım yoktur. Sadece eski uygulamalardan oluşan ve mesela Esmâül Hüsnâ gibi konularda bol bol Allah’ı övüp, yüceltme sözleri vardır. Teknik bilgi ise hemen hemen hiç yoktur.

Teknik bilgi sözünden kasıt ise papağan gibi tekrarlanan bir uygulama değil, o uygulamanın nasıl tanzim edileceğine dair bilgidir.

Buraya kadar yazılanlardan oraya çıkan bir diğer cevap ise, neden kimseye tavsiye edilebilecek “Garantili çalışan” bir Havâss uygulamasının verilemediğidir. Bir aşk büyüsü ya da kesin çalışan bir cin davetini istemek düşünmeden yapılan bir istektir çünkü bende çalışan bir uygulama, o uygulamayı isteyen kimselerde çalışmayabilir. Bu isteklerde bulunan kimseler zaten herhangi bir uygulamayı çalıştıracak kadar ileri seviyeli olsalar bu isteklerde bulunmazlar. Kendileri zaten birşeyler bulmuşlardır. Aslında yapabilecekleri en uygun şey ellerindeki bütün uygulamaları denemektir çünkü en aptalca görünen bir kitaptaki, herhangi bir uygulama, rastgele bir kimsede çalışabilir fakat hiç kimse onlara kesin ve garantili bir uygulama veremez. Bunu yapabilmek için kişinin ki, bu durumda kişi ben olmaktayım, bilgi veren bir dünya dışı zekâ olması gerekmektedir. Ancak bu şartla bir insana kesin olarak onda çalışabilecek bir Aşk büyüsü ya da cin daveti vermek mümkün olabilir.

AZ BİLİNEN BİR UYGULAMA TARZI

Şimdi tekrar yukardaki, ikinci bölümün başında örnek olarak verdiğim, işe yaramayan uygulamaya dönebiliriz. Buraya kadar yazılanlardan da anlaşılacağı gibi benim, işe yaramayan uygulamalara örnek olarak verdiğim uygulama gerçekte çok da güzel işe yarayabilir fakat İşe yaraması için söz konusu uygulamanın, isteğe ve kişiye göre baştan tanzim edilmesi gereklidir. Bu tarz da yukarda anlatılan Dünya dışı zekâlardan alınmış olan bir tarzdır. Tabii ki, bu formüllerin ilk alınışları en baştaki formülü tarif ettiğim şekilde olmamıştır yani görülen kasem ya da hitabe verilmemiştir. Sadece bu hitabe veya kasem tarzı şeylerin nasıl tertipleneceği, kullanılan değişik esmâların yani hâdim isimleri denilen şeylerin nasıl bulunacağı ve çalışma yapma şekilleri anlatılmıştır. Dünya dışı zekâlardan alınan çalışmalar deyince görülen formül anlaşılmamalıdır.

Durumu daha iyi gözlemlenmesi için önce bu uygulamaların nasıl tertiplendğini görelim.

TERTİPLEME ŞEKLİ

İlk önce istek ne ise ona uygun bazı esmâ veya âyetler ve hatta belli sureler seçilir. Seçilecek olan bu esmâ veya âyetlerin iyi ya da kötü amaçla kullanılacak olmaları farketmediği gibi esmâların hangi güce ait oldukları da önemli değildir. Değişik eski örnekler arasında, ne derece başarılı olduklarını bilmiyorum fakat, kadın veya erkek eşcinsel ilişkileri sağlamak için kullanılan ve Şeytan, İblis, Tagut ve İfrit gibi isimlerle değişik demon isimlerinin kullanıldığı örnekleri bile gördüm. Fakat burada amacımız sadece bu çalışma tarzını anlatmak ve açıklamak olduğu için suflî sayılan uygulama alanlarına temas etmiyorum.

Açıklamalar için sadece Esmâül Hüsnâ’dan belli isimler seçimlidiğini varsayıyorum. Seçilen esmaların sayısı istenildiği kadar olabilir. Yani iki veya üç esmâ da kullanılabilir, istenirse beş, on tane de seçilebilir. Şimdi farzedelim ki, bir erkek, bir kadının aşk ve cinselliğini elde etmek için çalışma yapmak istiyor ya da isteyene vekaletten başka birisi çalışma yapıyor.

Başka birisi için çalışma yapmak veya kişinin kendisi için çalışma yapması durumunda işlemlerde hiç bir değişiklik yoktur. Elimizde iki isim var. Bunlar “İsteyen” ve “Hedef” şekilnedir ve varsayalım ki, beş tane esmâyı bu iş için uygun gördük, ayırdık. Bunlar da “1.Esmâ”, “2. Esm┠vs, şeklindedirler. Aşağıda bazı değişik isteklere göre tanzim edilen değişik uygulamalar detaylı olarak verildiği için burada örnek olsun diye kişi isimleri veya esmâları belirleyerek yazmıyorum, sadece ana fikri ve tanzim kuralını anlatıyorum.

ULVÎ, SUFLÎ VE ŞERLİ HÂDİMLER

Seçilen esmâlardan, yapılacak olan işe göre ulvî, suflî ve şerli hâdimlerin isimleri çıkartılır. Bu işlemin iyi anlaşılması için Havâss’ın Derinlikleri’nin 1. Kitabının 182. Sayfasındaki, “Bir vefkin hâdimlerini bulma usulü” başlıklı kısım okunmalı ve iyice anlaşılmadır.

Burada kısaca özetlemek gerekirse kişilerin ve Tanrısal sıfatların ebced[1] tutarlarından 41, 316 veya 319 çıkartılarak, kalan sayı nutkedilir[2] ve arkasına Ayil, Yuşin veya Tayşın sözleri eklenerek bir esmâ oluşturulur.

Burada anlatılan çalışma tarzında, Vefkler gibi ulvî, suflî ve şerli hâdimler aynı anda kullanılmaz. İsteğin şekline göre sadece bir tek tür kullanılır.

ULVÎ HÂDİMLER: Ulvi hâdimleri bulmak için sayıdan 41 çıkartılır ve çıkan sayı nutkedildikten sonra arkasına “Âyil” sözü eklenir.

Yapılacak olan uygulama kişinin sadece kendisi ile ilgili ise yani Sezgilerin artması, maddi kazancın çoğalması, hastalığın iyileşmesi, bir insanın bulunulan yere getirilmesi (Sadece iyi amaçlar için), Birisi üzerinde olumlu telapatik etkiler yapmak, bir çocuğun sınavda başarılı olması, işinde terfii etmek ve akla gelen buna benzer pozitif çalışmalar için ulvî hâdimler kullanılır.

SUFLÎ HÂDİMLER: Suflî hâdimler için sayıdan 316 çıkartılır ve çıkan nutkedilir. Ortaya çıkan kelimenin sonuna “Yuşin” sözü eklenir.

Her türlü cinsel baştan çıkartmalarda, karşı cins ilişkilerinde, birisi üzerinde yapılacak benzeri telapatik çalışmalarda, birilerini ayırmak, engellemek, geciktirmek gibi işlerde ve benzeri çalışmalarda suflî hâdim isimleri kullanılır.

ŞER HÂDİMLERİ: Şer hâdimleri için sayıdan 319 çıkartılıp, kalan sayı nutkedilir ve çıkan kelimenin arkasına “Tayşın” sözü eklenir.

Şer hâdimleri, hastalık tasliti, işleri bozmak, kaza ve felaketlere sebep olmak ve hatta ölüm gibi çalışmalar için kullanılırlar.

HÂDİMLER HAKKINDA NOT

Söz konusu hâdimleri aslında gerçek varlıklar olarak kabul etmiyorum. Bunlar bizim, bu kitabın başında uzun uzun söz ettiğim Astral âlemde oluşturduğumuz, isteğimize ve seçtiğimiz esmâların ruhaniyetlerine, bize veya hedef kişilere uyumlu olarak uyardığımız enerjilerdir. Yine bu kitabın 1. Bölümündeki “Hadimler gerçekte nedir?” başlıklı bölümün baştan ve dikkatle okunmasını tavsiye ediyorum.

HESAPLAMALAR

Yukardaki örneğimizdeki 1. Esmâ’dan, 5. Esmâya kadar olan esmâlar ve kişi isimleri ile hâdim belirleme işlemini yapalım.

Buradaki örnek karşı cins ilişkileri olduğu için kullanılacak olan hâdim isimleri suflî isimler olacak yani her isimden 316 çıkartılacaktır. Aşağıdaki, isimlerle ilgili adetler tamamen varsayımsaldır.

İsteyen ismi : 350

Hedef kişi : 118

1. Esmâ : 129

2. Esmâ : 37

3. Esmâ : 336

4. Esmâ : 20

5. Esmâ : 236

Hepsinin toplamı : 1226

Buradaki sayılardan bazıları 316 çıkartılamıyacak kadar küçüktür. Bu durumda sayılara Devri Felâk adedi denilen sayıyı yani 360 ekliyoruz.

Devri Felâk sayısı hakkında bu kitabın birinci bölümünde detaylı bilgi verilmiştir.

Yukarda görülen sekiz sayıdan, sekiz tane esmâ üretilecektir. Hepsinin toplamı olan 1226 da bu sekiz esmâya dahil ve en önemlileridir.

Eldeki sekiz adedin birisi bile burada kullanacağımız 316 adedinden küçükse önce adedlerin hepsine birden 360 eklenir ve çıkartma işlemleri bundan sonra yapılır. Bu durumda elimizdeki sekiz farklı sayı şu şekli almışlardır.

1) 350 + 360 = 710 2) 118 + 360 = 470

3) 129 + 360 = 489 4) 37 + 360 = 387

5) 336 + 360 = 696 6) 20 + 360 = 380

7) 236 + 360 = 496 1226 + 360 = 1586

Burada sadece Suflî hâdimler hesalanmaktadır fakat şâyet Ulvî hâdimleri belirlemek için hesaplama yapsaydık buradaki gibi Devri Felâk sayısı eklememize gerek kalmayacaktı. Çünkü ana sayıların hepsi de 41’den büyüktür. Yine aynı şekilde, ulvî hâdimleri buluyor olsaydık ve sayılardan birisi bile 41’den küçük olsaydı bütün sayılara Devrî Felâk sayısı olan 360 veya kabul edişe göre 361 ekleyecektik. Tabii aynı kuralın şer hâdimleri için gereken hesaplamalarda da geçerli olduğunu hatırlatmak isterim.

Şimdi bu sayıların, örnek olsun diye sadece birini kullanarak bir hâdim ismi belirleyelim.

1586 – 316 = 1270

1270 sayısının nutkredilişi şu şekildedir: 1000 = Gayın, 200 = Ra,

70 = Ayın. Bu harflerden bir kelime yapalım. “Gera” veye “Gero” ya da “Goro”. Bunlardan bize en ılımlı görünenini alıp arkasına “Yuşin” koyalım. “Gerayuşin”. İşte hepsinin toplamı olan sayının ortaya çıkarttığı hâdim ismi budur.

Diğer adedler de aynı şekilde işlenerek gereken esmâlar bulunur. Bu hesaplama ve nutketme şekilleri aşağıdaki örneklerde oldukça detaylı olarak gösterilecektir.
Cevapla
Ada 12:13 01.04.19
HESAPLAMALARDA ÖNEMLİ NOT

Bazı durumlarda seçilen esmâ veya âyetlerin ya da surelerin ebced toplamlarından inanılmaz büyük sayılar çıkabilir ve bunların nutkedilmelerinden çıkan harflerin de telaffuzları, bir tek isim olarak okunabilmeleri inanılmaz zor hatta imkansızdır. Söz gelimi, korunma amacı ile kendimize yönelik yapacağımız bir çalışmada Âyetel kürsî’nin tamamını kullanmak istedik. İsteyemezmiyiz? Ya da kendimiz veya başkalarının üzerinde hazırladığımız bir çalışmada İhlas, Felak, Nas, Fatiha, Zilzal, Fil, Leheb gibi surelerin bulunmasını istedik. Bunların toplam adedleri çok yüksektir.

Yüksek tutarlı sayılardan yapılan kelimeleri bir şekilde telaffuz edebilsek bile ortaya çıkan şeyin kendsi adeta bir sure kadar uzun, saçma sapan bir isim olabilir. Bu durumda ne yapmamız gerekir?

Bu sorunun cevabı oldukça basittir fakat ilk anda akla gelmez. Hesaplamalarda kullanılan ebced tablosunu Ebcedî kebir değil de Havâss’ın Derinlikleri’nin birinci kitabında verilen “Ebcedî Sagir” tablosu olarak alırsak adetlerin inanılmaz derecede küçüldüğünü ve mantıklı esmâların bulunabildiklerini görürüz.

Burada unutulmaması gereken şudur. Hesaplamaları Ebcedî Sagire ile ya da herhangi başka bir ebced tablosu ile yapmış bile olsak sonundaki nutketme kısmında mutlaka Ebcedî Kebir tablosunu kullanmamız gerekir. Çünkü diğer ebced tablolarında bir sayının birden fazla harfe denk gelmesi mümkündür.

ESMÂLARIN HESAPLANIŞINDA DEĞİŞİK KOMBİNELER

Yukardaki örnekte sadece yedi ismin ve hepsinin toplamı olan sayının kullanıldığını gördük fakat pratikte zaman zaman farklı tertipler de görülür. Bunları aşağıda da göreceğiz fakat burada özetlemek gerekirse, hâdimlerin belirlenmesinden önce esmâların ve kişi isimlerinin hepsinin birbirleri ile ikişer ikişer toplanmasından oluşan farklı sayılar üretilmesi ve bulunacak olan hâdim isimlerinin adedinin sekiz değil de daha fazla olması mümkündür. Mesela, (İsteyen + Hedef kişi), (İsteyen + 1. Esmâ). Bu şekilde isteyen ve hedef kişi bir birleri ile ve bütün diğer esmâlarla toplanırlar. Hepsinin toplamı olan sayı ise bu bulunan sayılar da dahil edilerek belirlenir.

BAŞTAKİ KULLANIŞSIZ UYGULAMA ÖRNEĞİ HAKKINDA SON SÖZ

2. Bölümün başında verilen çalışmayan örnek, işte burada anlatılan veya buna benzeyen başka yöntemlerle tertiplenmiş bir uygulamadır. Kim olduğunu bilmediğimiz bir kimse tarafından, başka bir belirsiz kimse için ve kimbilir hangi amaçla, hangi esmâlar kullanılarak tertiplenmişti. Herhangi bir kimse sadece okunan insan isimlerini değiştirerek kıyamete kadar denese bundan bir sonuç alamaz. Bunun ve benzeri formüllerin bazı kitaplarda bulunmalarının nedeni ise herhalde ilk tertipleyen ustanın ölümünden sonra ondan kalan notları, uygulama tarzının esasını bilmeyen kişilerin, isimler değişirse başkalarında da çalışır zannetmeleri yani kısaca kitaplara koyan kimselerin de bu tarzın tertip edilmesi hakkında hiç bir şey bilmemeleridir.

HÂDİMLERİN BELİRLENMESİNDEN SONRAKİ İŞLEMLER

Yine örneğimizdeki sekiz esmâ ile devam edelim. Esmâların hepsi belirlendikten sonra bunlar seçilme sırasına göre fakat hepsinin toplamı olan sayıdan türetilen esmâ en başa alınarak yazılırlar. Dikkat edilecek şey her esmânın iki defa yazılmasıdır.

Bütün esmalar ikişer defa yazıldıktan sonra devam olarak hâdimlere yönelik bir hitap eklenir. Bu da şu şekildedir. Şâyet suflî veya şerli hâdimlerle çalışılıyorsa “Yâ Hüddami Hazihil esm┠veya “Tevekkel yâ Hüddami hazihil esm┠şeklinde yazılır. Şâyet ulvî hâdimlerle çalışılıyorsa “Ya Ruhaniyeti hazihil esma” veya “Tevekkel yâ Ruhaniyeti hazihil esm┠şeklinde devam edilir. Bundan sonra niyet veya istek eklenir. Bu da mesela bir karşı cins ilişkisi çalışmasında “Bi Celbi ve muhabbeti ve Meveddeti ve Şehaveti filane binti filane” şeklinde olabilir. Burada niyet veya isteği yazmak yerine biraz boşluk bırakılıp devam edilmesi ve okumalar sırasında buraya gelince isteğin Türkçe sözlerle sötylenmesi mümkündür. Fakat hazırlanan yazı sadece okunmayacak ve çalışma sonunda yakılacak veya bir yere asılacak veya gömülecekse yani yazılı kağıdın amacı sadece okumak değil, uygulamanın bir parçası olmaksa herşeyin yazılması gereklidir.

İstekten sonra ikişer defa da “Elvâhen, Elacele ve Essate” tazılarak işlemler bitirilir.

Bu yazılımların detayları aşağıdaki örneklerde görülebilir. Yapılacak olan çalışmalar çok değişik şekillerde olabilir ki, bunların da örnekleri aşağıdadır.

DİKKAT

Bu çalışmaları gerçekten uygulama amacı ile okuyorsanız aşağıdaki örneklerin hepsini gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Konuyu önce iyice anlayıp, her yanı ile öğrenmeli sonra uygulamalısınız. “Bana ne. Bana lazım olan bir karşı cins ilişkisi çalışması” şeklinde düşünür ve sadece ilgili kısmı okursanız (Türkiye’deki bir çok kimsenin yaptığı gibi), çok önemli bazı detayları kaçırıp, boşuna çalışmalar yapabilirsiniz. Lütfen önce bütün örnekleri okuyun!

ÖRNEK UYGULAMALAR

1 – İŞLERİN AÇILMASI, KAZANCIN ARTMASI

Burada farzedelim ki, Cenk isminde bir erkek iş yerinin kazancının artması, müşterilerin çoğalması, işin düzelmesi için bu tarza uyan bir çalışma yapmak istiyor ya da başka bir kimse Cenk isminde bir erkek için böyle bir çalışma yapacak. Bu iki durumda da uygulama şekli değişmez.

İlk önce Esmâül Hüsnâ’dan isteğe uygun bazı esmalar seçilir. Örneğimiz için seçilen esmâlar ve bunların seçiliş nedenleri aşağıdadır.

1) Râfi: Adedi 351’dir. Yükseltici, Dereceleri arttırıcı ve her şeyi pozitife dönüştürücü vasıfları için seçilmiştir.

2) Camii. Camii esmâsı toplayıcı, bir araya getirici niteliğinden dolayı seçilmiştir. Bu ismin seçilme nedeni hem diğer esmâların güçlerini bir araya, istenilen kimse ya da ticarethanenin üzerine toplamak hem de, istenilen yere müşteri toplanmasını sağlamaktır. Adedi 114’tür.

3) Basıt: Adedi 72’dir. Açan, Genişleten anlamındadır. İşlerin açılması için seçildiği gibi aynı zamanda kişinin üzerindeki ruhsal ya da psikolojik sıkıntıların açılması için de şeçilmiştir.

4) Ali: Adedi 110’dur. Kişiyi iş alanında yüceltmek için seçilmiştir.

5) Macid: Adedi 57’dir. Rızk sağlayıcı vasıfları için seçilmiştir.

Bu esmâların toplamına Cenk isminin tutarı olan 73 de eklendiği zaman ortaya çokan sayı 777’dir. Burada yapılacak olan çalışma iş, işyeri ve kazançla ilgili olduğu için ulvî hâdimler kullanılmalıdır. Bunun için de ilk önce bütün esmâların ve Cenk isminin toplamı olan 777’den 41 çıkartılmalıdır. 777-41=736 Bu sayıyı nutkedince çıkan harfler, “Zal, Lam, Vav”harfleridir.

Harfler birleştirilir ve arkalarına “Ayil” sözü eklenir . Çıkan hâdim ismi “Zalvâyil” Şeklinde okunur. Bu esmâ diğerlerinin üzerinde, hepsini yöneten esmâdır.

Diğer esmalar da sırası ile, aynı şekilde nutkedilirler.

Râfi: 351 – 41 = 310

Bundan da çıkan kelime “Şey” sözüdür. Ayil eklendiği zaman “Şeyâyil” olur.

Camii: 114 – 41 = 73

Bu harflerden çıkan söz Oc veya Ac olarak okunabilir. Arkasına âyil eklendiği zaman Ocayil veya Acayil olur. Burada iki farklı telaffuz şekli yazıldı. Doğru ya da en uygun olanın Acayil olması daha akla yakındır fakat bu işlerde geçerli ve önemli olan akla ilk gelendir. Örnek çalışmanın hazırlanışı sırasında aklıma ilk gelen söz “Ocayil” olduğu için esmâyı “Ocayil” şeklinde kabul ediyorum.

Basıt: 72 – 41 = 31

Bu harflerden ortaya çıkan sözü “Le” olarak okuyoruz ve arkasına âyil ekleyerek ”Leâyil” esmâsını oluşturuyoruz.

Ali: 110 – 41 = 69

Bu harflerden de “Sıtâyil” esmâsı çıkar.

Macid: 57 – 41 = 16

Bu harflerden de “Yuâyil” esmâsı bulunur.

En son olarak işi isteyen veya yapan kişinin isminden çıkartılan Ulvî hâdim ismini buluruz.

Cenk: 73 – 41 = 32

Bu harflerin okunuşu da “Lebâyil” şeklindedir.

Kişi ismi ve seçilmiş esmâlardan yedi esmâ ürettik. Burada dikkat edilecek olan nokta şudur. İsim ve esmâların tutarlarından direk olarak 41 çıkartılmıştır. Devri Felâk sayısı denilen 360 hiç bir esmâya eklenmemiştir. Şâyet seçilmiş esmâlardan birisi ya da kişi adı 41’den küçük olsaydı hepsine 360’şar eklenerek, 41 çıkartmak ondan sonra yapılacaktı. Buradaki örnekte bu işleme gerek olmamıştır.

Elde edilen bu yedi esmâ aşağıdaki gibi, her esmâ iki defa yazılarak düzenlenir. Tabii, okuma sırasında da bu iki defa yazılan esmâlar, iki defa okunur. Esmâlardan sonra “Yâ Ruhaniyeti hâzihil esm┠sözleri yazilip, bundan sonra da istek ne ise o yazılıp, ikişer defa “Elvâhen, Elacele, Essatte” sözleri ile bitirilir. Ortaya çıkan bu hitabeye genel olarak “Kasem” adı verilir. Kasem, Yemin, ahid anlamına gelen bir sözdür ve bu tür hitabelere bazı bazı Kasem denilir. Başka başka ifade sözleri de olabilir fakat Kasem demenin dışında bu tür hitabeleri ifade eden çok yerleşik bir deyin yoktur.

Oluşan esmâlar ve hitabe aşağıdaki gibidir.

Zalvâyil Zalvâyil, Ocâyil Ocâyil, Leâyil Leâyil, Şeyayil Şeyâyil, Sıtâyil Sıtâyil, Yuâyil Yuâyil, Lebâyil Lebâyil. Yâ Ruhaniyeti hazihil esmâ …….. Elvâhen Elvâhen, Elacele Elacele, Essaate Essaate.

Okumalar sırasında “Hazihil esm┠sözünden sonraki noktalı kısımda istekler kısa bir cümle ile ifade edilerek “Elvâhen..” şeklinde devam edilecektir.

ÇALIŞMA

Bu uygulamanın çalışma şekli çok kolay gibi görünür. Yapılacak şey yedi gün, hergün gece geç saatlerde ve tercihen gece yarısından sonra yani aslında günün ilk saatlerinde Havâss okumaya uygun şartlarda [3] oturulup, 777 defa “Yâ Zelvâyil” zikri yapılır. Yedinci ve Yetmişinci zikirlerde birer defa yukardaki kasem okunur. Yetmişten sonraki her yüz defada bir yine bir kere kasem okunur. Okuma sırasında azar azar günlük veya Buhurotu, Mürsafi ya da Amber kabuğu gibi güzel kokulu bir tütsü yakılır. Bu tütsülerden herhangi birisi ya da yine güzel kokan herhangi bir tütsünün yakılması caizdir.

Şâyet imkan varsa okumaların söz konusu olan iş yerinde yapılması, buna imkan yoksa ev ya da herhangi bir yerde yapılması uygundur.

Okumalar sırasında Kasemin aynen yukarda yazıldığı gibi telaffuz edilmesi mümkündür fakat istenirse esmâların “Zelvâilin, Ocâyilin” şeklinde, sonuna “in” hecesi getirilerek okunması da mümkündür. Bunların ikisi de yanlış değildir. Dikkat edilecek nokta “Yâ Zelvâyil” zikri yapılırken doğrudan “Zelvâyil” denmesi, sonuna “in” getirilmemesidir. Bu genel bir şeydir. Yani sadece bu formül için geçerli değildir ve aşağıdaki bütün örneklerdeki bütün okumalar bu şekilde de yapılabilir.

İstendiği takdirde bu işleme, bir haftadan az olmamak şartı ile istenildiği kadar devam edilmesi mümkündür.

Başlangıç olarak bir Arabî ayın ilk yarısındaki yani Ay’ın büyüme aşamasında olduğu bir tarihi ve bir Pazar günü Güneş’in doğduğu saati seçmek yeterlidir. Sonraki okumalar gece yarısı civarında yapılabilir.

EK ÇALIŞMALAR

Görüldüğü gibi bu işlemler ilk anda oldukça kolay ve kısa bir çalışma gibi gelir. İşin zor tarafı çalışmanın bu derece kolay ve kısa olmasındadır çünkü bu kadar kısa süre içinde gereken enerjileri uyarabilmek için oldukça gelişmiş psişik yeteneklere sahip olmak gerekir. Dolayısıyla bu çalışmalar, yeni başlamış olan kimseler için çok zor sonuç veren şeyler de olabilirler. Bu yüzden bazı ek çalışmalar yapılması gereklidir.

Ek çalışmalar üç değişik şekilde olabilir. Bunlardan birincisi zikir adedi olan 777’yi kendi katları kadar çoğaltmaktır. Yani 2 X 777 = 1554 veya 3 X 777 = 2331 gibi. Çalışma süresini ortalama bir saate yakın getirecek bir adet kararlaştırıp o kadar yapılabilir.

Havass ilmi bir maneviyat meseledir. İlim takva ve ihlas olmadan vuku bulacak bir mesele değildir. Ve en önemlisi bu uygulama sonuçları kişiden kişiye değişebilmektedir.

Havass ilmine merak ve heves duydugumda hemen okuyacağım ve isteğim olacak diye bir beklenti içerine girmiştim. Evet birkaç uygulamam olumlu sonuç verdi. Öğrendiğim en önemli konu ise; havass ilminin birçok inceliği var. Herkesin yapabileceği birşey değil. Emek istiyor.
Cevapla
Musab02 12:28 01.04.19
Yani diyorki yedigin yemegin vucudundan nasil ciktigini bilmiosan bu islere bulasma once bi imanini gozden gecir hele sen kimsin nesin nerden geldin nereye gidiyorsun.
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139