Sorularınız

Aklınıza takılan her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.

Bu zamanda tam anlamiyla mümin nasıl olunur? - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Sorularınız>Bu zamanda tam anlamiyla mümin nasıl olunur?
Ebyed 15:34 05.06.19
Soru yukarda
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Arda 15:50 05.06.19
Şahsi görüşüm tam bir halvete çekilerek yoksa mümkün değil.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
AbdulBatın 05:55 09.06.19
Ebyed Nickli Üyeden Alıntı:
Soru yukarda
Şüpheliden kaçınmak gerek...
Şeker ve beyaz un hiç yememek tadlarını unutmak gerek.
Nefsinin isteklerini yapmamak dünyaya meyl etmemek gerek...
Kurânı Kerim çok öğrenmek gerek.
Arapça Fıkıh Öğrenmek gerek...
Sonra da halvete çekilmek gerek.
Günde 2 öğün yemek gerek (1 öğün yiyen bile var.)
Dehr orucu tutmak gerek.
Boş konuşmamak çok konuşmamak gerek ki bu başarılması en zor olanlardan.Bunu yapabilmek için halvete girip uzun bir süre hiç konuşmamak lazım.
Gece namazlarını tadili erkan üzre çok kılmak lazım.

AMA.. Ne yapacaksan yap asla düzensiz olma. Düzensizlik çok kötü bir şey.
Bu aralar beni mahv eden şey bu, kurtulamıyorum.

En küçük(sünnetin küçüğü olmaz demek istediğim yapılması kolay) sünnetleri bile terk etmemek Kuran ve sünnet üzere yaşamak lazım.

Her zaman hakkı haykırmak lazım.

Asla mümin kardeşine kötü gözle bakmamak su-i zan gıybet iftira yapmamak hepsini sevmek lazım.

Ne demişler:

iyiliğe iyilik her kişinin kârı.

Kötülüğe iyilik er kişinin kârı.

İyiliğe kötülük şer kişinin kârı.

Bu en zor olanı.

Hızır Hazretlerini görmek için bile şart olan ilk şey bu, hiçbir mümine buğz etmemek. Şimdi müminler birbirinin düşmanı. Şayet, Müslümanlar birlik olsa idi bu hâle gelir miydik?! gelmezdik. kafirler Hristiyan Yahudi Budist putperest Mecusi demez hepsi bir oldu. Ne oldu? Müminleri dağıttılar. Şimdi mümin müminin düşmanı. Müslümanlar birbirlerini düşmanları olarak görüyorlar. kafirleri DOSTLARI!!
Bu bir gerçek
.
Çok düşünmek çok tefekkür etmek lazım. Eninde sonunda kapımızı çalacak Azrail Aleyhisselâm.
Dünyada Müslüman yaşayıp Müslüman göçene ne büyük azametli müjde var.
çok dua etmek lazım, ama beceremiyoruz.
bir kere ''Lâ ilâhe illallâh'' desen uçarsın.
uçmuyoruz, demek ki yanlış yapıyoruz...
hakkıyla beceremiyoruz.
elin kafiri dünya nüfusunu dert ediniyor. Neden? Ahmak insan, düşünüyor ki insanlar çoğala çoğala dünyayı batıracak. Dünyanın en dibi bile bulunamadı, bulunamaz da. Hâlbuki dünyadan bilmem kaç kadar kat fazla büyük olan Güneş, Ay minicik ufacık toz kadar bile olmayan gözlerimize sığdırıyor Rahmân..
Bunu düşünmüyor kâfir.
Tabi son nefes önemli olan, son nefeste kimin Müslüman kimin kâfir olacağını Allâh bilir.
âni ölümden Rabbimize sığınalım.
Ani ölüm neden olur, haramlarla dolu bir hayat geçirisen rahat ölüm verilmez sana da ondan. Estağfirullah, çok yazdım.
Bana duâ edin.Ubeydullâh-i Ahrâr Hazretleri, yoldan geçen bir köylüden duâ istemiş. O da: ''Allâh'ım! Bunun kalb gözünü aç!'' diye duâ etmiş.
Meğer o köylü mübarek zat imiş, böylece Ubeydullah-i Ahrar Hazretleri Ubeydullahı AHrar olmuş.
Estağfirullah, yanluş anlamayın demek istediğim herkesden dua istemenin çok kıymetli oluşu.
Zira kimse kimsenin kim olduğunu bilemez, Alîm(C.c)'in dışında. ende sizin kim olduğunuzu bilemem.
Hayırlı Günler
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
ebu ubeyde bin cerrah 08:31 09.06.19
güzel bir konu olmuş elbette düzeltilmesi gereken yerleri var.devrin zor meselelerini çözmek için ulemayı misal almak gerekir. gazali hz hicri alrıncı asrın başlarında bu zamanda helal lokma kalmadı diyor varın gerisini düşünün.nakşibendiyyede var olan bir hususu dile getirerek çözüm yollarının sadece bir tanesini ifade edeyim.
İlk sûfî müelliflerden Abdülkerîm el-Kuşeyrî ârifi “kâin ve bâin” (halk içinde iken onlardan ayrı olan kişi) diye tarif eder (er-Risâle, s. 608). “Tevhid ehli, bedenleriyle eşyada (dünyada) bulunur, ancak ruhlarıyla dünyadan ayrı olurlar” diyen Cüneyd-i Bağdâdî (bk. Serrâc, s. 432), “Bedenimle halk içindeyim, fakat ruhumla dostum olan Hak ile birlikteyim” diyen Râbia el-Adeviyye aynı düşünceyi ifade etmişlerdir. Şöhretten kaçınan ve sıradan insanlar gibi yaşamaya önem veren melâmet ehli de bu anlayışa bağlıdır. Nitekim ilk Melâmîler’den Hamdûn el-Kassâr, çalışmayı bırakıp kendini ibadete vermek isteyen Abdullah el-Haccâm’ı bundan menederek ona, “Hacamatçı Abdullah diye tanınman zâhid veya ârif Abdullah diye tanınmandan daha iyidir” demişti. Melâmet ehlinin büyüklerinden Bâyezîd-i Bistâmî, ârifin halkla ilişkilerini sıradan bir insan olarak sürdürürken gönlünün kutsiyet âleminde bulunmasını en açık mârifet alâmeti saymıştır (Sülemî, s. 156). Hücvîrî de zâhirde halkla iken bâtında Hak’la olmanın gerekliliğini önemle vurgular (Keşfü’l-maḥcûb, s. 101,
Sohbeti ve hizmeti bir tarikat esası olarak kabul eden Hâcegân silsilesinin kurucusu Abdülhâliḳ-ı Gucdüvânî, toplumla ilişkiyi kesmeden mânen Hak ile birlikte olmaya büyük önem vermiş ve bu düşünceyi “halvet der-encümen” tabiriyle ifade etmiştir. Gucdüvânî’nin halifesi Hâce Evliyâ-yı Kebîr’e göre bu şekilde kendini tam anlamıyla zikre veren bir sâlik öyle bir mertebeye ulaşır ki çarşı pazarda dolaşırken bile kendi zikrinden başka bir ses işitmez (Reşehât Tercümesi, s. 36). Bahâeddin Nakşibend, “Sizin tarikatınız hangi esasa dayanır?” sorusuna “halvet der-encümen” diye cevap vermiştir. Câmî, “Öyle adamlar vardır ki ticaret ve alışveriş onları Allah’ı zikretmekten alıkoymaz” (en-Nûr 24/37) meâlindeki âyetin bu prensibe işaret ettiğini söyler (Lâmiî, s. 419). Nakşibendiyye tarikatının temeli sohbettir. Buna göre halvette şöhret, şöhrette âfet, toplum içinde yaşamakta hayır vardır. Gönül huzuru halvetten çok sohbette bulunur (Reşehât Tercümesi, s. 36-37).
Tasavvuf literatüründe “el kârda, gönül yarda”; “kalbin halktan gāib, Hak ile hâzır olması” gibi özdeyişlerle de ifade edilen halvet der-encümen, murakabe veya zikir halindeki kişinin bir istiğrak içinde hiçbir ses işitmeyecek derecede kendinden geçmesi şeklinde açıklanır; ayrıca “nisbet-i aliyye” terkibi de bu anlamda kullanılır. Nakşibendiyye tarikatında halvet maddî ve mânevî olmak üzere ikiye ayrılır. Gerçek halvet, halvet der-encümen denilen halden ibarettir.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Lil bin Ali 11:35 09.06.19
Ebyed Nickli Üyeden Alıntı:
Soru yukarda
ahir zamandaki cok sey olacaktır . kan dökülecektir
her türlü bela bu devirde olacaktır .
ama tüm hayır bu devirdedir .
ahir zamanda sevaplar daha fazla verilir .
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Ebyed 12:35 09.06.19
teşekkürler
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146