Tasavvuf Sohbetleri

Bir ayağını yerde tutarsan diğerini fazla uzağa atamazsın - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf Sohbetleri>Bir ayağını yerde tutarsan diğerini fazla uzağa atamazsın
Hal 12:03 30.04.19
Bir ayağını yerde tutarsan diğerini fazla uzağa atamazsın. Ayakların yerden kesilmeyi kabul etmezse kanatlanıp uçamazsın.

İçinde hava yerine su olan balon nasıl yerden yükselip havaya gider? Gönlü dünyayla dolu olan insan nasıl göklerin melekûtuna erer?

Üç satırlık kuru bilgiye tapan adam nasıl ilahi marifete ersin! Elindeki sahte olanı vermeden mi hakikate talipsin?

Hem tohum olarak kalıp hem de yeşerip ağaç olmak mümkün müdür? Firavun’un saltanatına talip olanın Musa’nın cennetine gitmesi adil midir?

Hem diyorsun ki insanlar beni sevsin, övsün, yüceltsin. Hem diyorsun Rabbim de beni sevsin ve değer versin.

Aşkın peygamberi Muhammed Mustafa Efendimiz demedi mi dünyayı isteyene ahiret haramdır, ahireti isteyene dünya... Ehlullaha ikisi de haramdır, demedi mi?

Allah ehline, Rabbini isteyene sadece Allah helaldir. Ondan gayri ne varsa ruhumuza zehirdir.

Hayali varlığı terk etmeden hakikate eremezsin. Nefsini bırakmadan Rabbine gidemezsin. Ve Allah hakkında topladığın bilgilere taparsan, Allahı bulamazsın.

Biz Allah’ın yeryüzündeki halifesi olan insanız. Eşref-i Mahlûkat olan insan... Allah’ın ruhu ve kâinatın göz bebeği... Hazret-i İnsan!

Bu yüzden biz ilmimize, bilgimize, bildiklerimize tapmayız. Bildiklerimizi kendimize din yapmayız. İlah yapmaz, put yapmayız. Sadece basamak yaparız. Ve öyle müsamahakâr da değiliz hani. Bildiklerimizde ufak bi hata sezelim hele, ufak bir hile hurda görelim, pılını pırtını toplayıp gitmesi için kendisine hiç zaman tanımadan kapının önüne koyarız.

Ve hak bilip değer verdiğimiz bilgi, bazen uzun süre bizimle kalınca kendisini vazgeçilmez zannedip havalara girebilir. Fakat şu unutulmamalıdır ki her bilginin görevi bir yere kadardır.

Ve bilgi ilahi marifete ermek için sadece bir basamaktır. Marifet... Rengi, tadı, kokusu ve derinliği olan ilahi bilgiye marifet denir. Ve müminin her günkü imanı ve marifeti bir önceki günküne kâfir diye hitap eder. Zira tekâmül eder.

Biri bizim bildiğimizden farklı bir şey söylediğinde ve biz ona inanıp bildiğimizi sorgulamaya başladığımızda eğer bildiklerimiz hemen omuzlarımıza tırmanıp "Sakın, sakın aklından bile geçirme!" diyorsa, o bilgi haddini aşmış ve ayağını fazla uzatmıştır.

Bilgimizin hâkimi olmalıyız, mahkûmu değil! Kalk deyince kalkacak, otur deyince oturacak, kal deyince kalacak, git deyince ensesini kaşıyıp gidecek.

Eğer bildiklerimizi değiştiremiyorsak, dönüştürüp geliştiremiyorsak, çoğaltıp yenileyemiyorsak biz ona değil o bize hükmediyordur. Ve o zaman biz mukaddes varlık olan hazret-i insan olmuyoruz. Maalesef o bilgi hazret-i bilgi olmuş oluyor. Oysa Hazret-i Bilgi sadece ilahi bilgidir, Allah’ın vahyidir.

Bir yazı, bir söz, bir düşünce bize bir şeyler katmıyorsa ve sizde bir değişim ve tekâmül meydana getirmiyorsa onu okumak sadece zaman kaybıdır.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146