Tasavvuf Sohbetleri

Ruhumuz Rabbine aşkla seyreder, aşkla yolculuk yapar.. - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf Sohbetleri>Ruhumuz Rabbine aşkla seyreder, aşkla yolculuk yapar..
Hal 12:07 30.04.19
Ruhumuz Rabbine aşkla seyreder, aşkla yolculuk yapar, Rabbine aşk ile ilerler. Akılla gidilebilecek yol miktarı ise, çamura saplanmış eşeğin yalnızca kendisini sürüyerek gidebildiği kadardır.

İstisnai bir durumdur fakat bilinmelidir ki pirsiz ve mürşitsiz olarak aşka tutulan, Rabbine âşık olan kişi ister istemez şeytanın oyuncağı olur. Sözünü dinlediği, vahyini ve ilhamını aldığı, kendisine Rabbim dediği varlık maalesef Allah taklidi yapan şeytandır. Yani tanımadığın bilmediğin ve sana göre gaip olan, gayb olan Rabbin ile vesilesiz ve vasıtasız muhatap olamazsın.

Bu yüzden Rabbimiz bizim cinsimizden olan bir varlığa tecelli ederek, onun varlığı üzerinden bizimle muhatap olur. Onun dostları... Veliler... Evliyalar... Nebi olan evliyalar ve resul olan evliyalar... Bu dostları üzerinden Rabbimiz bizimle muhatap olur.

Ve Rabbimiz kendisine yakınlığı ve bizi sevmeyi onlara tabi olma şartına bağlamıştır. Buna rağmen insanlar her devirde bunu anlamakta zorlanmıştır. Çünkü insan yaşamadığı, tatmadığı ve kendi üzerinden şahit olmadığı bir durumu başkası üzerinde görüp kabullenmekte zorlanır. Ayette bu manada insanların şöyle dedikleri nakl olunur;

“Bir beşer mi bizi hidayete erdirecek?” TEĞABUN:6

Evet, çünkü Rabbimizin değişmeyen sünneti budur!

Zira Rabbimiz buyurdu: “De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin!” ALİ İMRAN:31

Ve Rabbimiz bizimle istisnai durumlar hariç direk muhatap olmaz. Genellikle bir resul gönderip resul üzerinden insanla muhatap olur.

Şu ayet bu durumu ifade eder: “Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir resul gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.” ŞURA:51

Evet, bu manada Allah aşkı Allah'ın dostunu sevip ona tabi olmakla, Allah adına resul ile irtibatlanıp ona âşık olmakla başlar. Bu aşk Allah içindir ve Allah adınadır. Sahabeler Resulullah Efendimiz’e âşıktır. Daha doğrusu Resulullah Efendimiz’e aşkla bağlı olanlara sahabe denir.

Yoksa öyle neymiş efendim bir defa yüzünü görmüş olana sahabe denirmiş! Hayır! Değil ki gören, sempati duyan, takdir eden, seven bile sahabe değildir. Sahabe olamaz. Sadece ona aşkla bağlanıp ölümüne tabi olan gözü gönlü ondan başka bir şey görmeyen ve her an onun hesabını yapıp hayatını ona adayana sahabe denir.

Sevgide hüküm ve kontrol akıldadır. Ama aşkta kontrol olmaz. O akla da aklın feriştahına da hükmeder. Akıl aşkın elinde bir kukladır, bir oyuncaktır. Ve gönül kemiğe düştüğünde akıl çöplükte dolanır. Gönül Rabbine âşık olduğunda akıl onu Rabbine götürecek vesileyle meşgul olur.

Bununla beraber, akıl kudretini kaybetmeden kişi aşkın ne olduğunu tatmış değildir ve bu kişi âşık değildir ve hiç aşkı tatmamıştır. Âşık sadece maşuğunun sözünü dinler. Sevgilisini kıble edinmiş akıl sadece onun sözünü dinler. Hipnoz edilmiş gibi... Başkasını duymaz. Çünkü âşık için âlemde sevgilisinden başka kimse yoktur. Âşık için maşuk nettir, diğer herkes ve her şey siliktir.

Ve kontrollü aşk aşk değildir. Dizginlenebilir aşk aşk değildir. Âşıkta riya olmadığı gibi hayâ da olmaz. Aşkla bağlı olduğu için aşığın dizginleri maşuğun elindedir. Bir tek maşuk aşığı zapt edebilir. Bu yüzden seni Rabbine yaklaştırıp ona vasıl edecek olan Allah dostunu doğru seçmeli ve öyle sevmelisin.

Çünkü yolculuğun aşkla olacak ve kontrolün onda olacak. Yolda bu böyledir. Her yanın aşkla sarılmış olarak yükselirsin gidersin; binbir akılla çevrelenip dönersin.

Gerçek bir evliyanın, bir mürşid-i kâmilin gönlü hâlâ sarhoş, ama aklı yüksek oranda ayık ve uyanıktır. Bir ayağı yerde diğer ayağı yetmiş iki milletin üstündedir. O artık tüm âlemin ruhu ve âlem onun bedenidir. O akl-ı mead'dir. Akl-ı küll... Ruhu azam... O mülkün sultanıdır. Halifedir o... O Hakikat-ı Muhammedidir. Böylece onun abdallığı, meczupluğu, sarhoşluğu dahi binlerce akıl barındırır.

Allah neden evliya nebilerini ve evliya resullerini önümüze koyar?

Sana ayna olsun diye... Sana ışık olsun, nur olsun, yol olsun, rehber olsun diye. Yolda sana Rabbinin ayetlerini okusun diye. Kitabı ve hikmeti öğretip seni senden arındırsın diye. Bilmediğin bu yolun yordamını, usül ve erkânını öğretsin diye. Akılsız başına göz olsun diye. Görmeyen gözüne nur olsun diye. Burak olsun, refref olsun diye.

Peygamberler ve peygamber varisi olan mürşid-i kâmiller yapman gerekeni sana telkin ederler. Kulağına okur, gönlüne ilham ederler. Bu onların işi... Ve yol abdiyet yoludur. Yol Allah'a âşıklık yolu...

Ve maalesef bu yolda köpek nefisli sahte mürşitler çoktur. Ve şunu iyi bilesin ki iyiler iyiler içindir, kötüler kötülere... Eğer sen gerçekten semaların melekûtuna iştiyak duysaydın ahır kokan kişinin elinden tevbe almaz, yoluna baş koymazdın. Eğer sen gerçekten miske hasret olsaydın tezek kokan kişiye bağlanmazdın.

Mümin firaset sahibidir. Ve mümin iman sahibidir. İman imanı tanır. Aşk aşkı tanır. Senin gönlündeki bir kıvılcımlık iman gerçek mürşid-i kâmilin gönlündeki yangını tanır, tanımalıdır. Bu yolda, aşk mahzeni olan gönlünde şarap imal edeceğine ayyaşların sözleriyle sarhoş taklidi yapanlar çoktur.

Ve bedenli bir varlığın bedenine yavşayarak bedensizlik âlemine ulaşan var mıdır? Ve bir sürü b*k böceği bir yere toplanmışsa muhtemelen bu böceklerin etrafında dönüp semah yaptıkları şey bir gül değildir.

Evet, sen yola girdin ve Rabbine gideceksin. Rabbine yakın olacak, dost olacak, Hazret-i insan olacaksın. Eşref-i mahlûk olan Allah’ın halifesi olacaksın. Ve bunun için sana aşk lazım. Çünkü sadece aşk seni insan yapar. Aşk seni Hazret-i insan yapar. Ve beşer insanla mayalanarak insan olur. Süt yoğurtla mayalanarak yoğurt olur.

Ve bak, senin kalbinde ateş var. Öfke ateşi, kin nefret ateşi, kibir riya ateşi, gazap ateşi, şehvet ateşi var. Ateşten yaratılmış olan şeytanı iyi anla! Senin içinde şeytan var. Şeytan gibi olan nefsin baştan ayağa ateştir. Ve bir bedene bu nefs hükmediyorsa bu varlığın adı insan değil beşerdir.

Hâlbuki Allah dostlarının içinde, gönlünde, özünde de olan ateştir, ama aşk ateşi... Allah aşkının ateşi… Ruh yani. Sadece ruh. Allah’ın ruhu. O saf aşktır. Ve bir bedene ruh hükmediyorsa bu varlığın adı insandır. Biz bedenini gördüğümüz için ona insan deriz; melekler ise ona secde ederken Allah’a niyet ederek ona secde ederler.

Biz tekâmül etmek, beşerlikten insanlığa terfi etmek için topraktan, çamurdan, balçıktan olan bu âlemde imtihan oluruz. Ve işte tekâmül bu iki ateşin yer değiştirmesidir. Şeytanın nefse üflediği ateş ile Allah’ın bize üflediği aşk ateşi... Yani ruh.

Mürşid-i kâmil ile yani Hazret-i insanla mayalanmak demek, sendeki nefsin ondaki ruhla mayalanıp nefsinin ruha dönmesidir, yani ruh olmasıdır.

Ve işte buna yani bu âna Rabbimiz "Ben ona ruhumdan üflediğim vakit ona secdeye kapanın!" HİCR:29 emri ile gelir. "Ona ruhumdan üfledim" geçmiş zamanlı bir durum değildir. Zira Allah indinde zaman yoktur.

Ve biz Allah indindeki tek ânın genişlemiş haline hayat diyoruz. Yani hayat sana ruh üflenmesi konusunda senin taraf olup olmama ya da bu konuda adım atıp atmama imtihanındır.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146