Tasavvuf Sohbetleri

Size sizin içinizden, sizden bir resul gönderdik - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf Sohbetleri>Size sizin içinizden, sizden bir resul gönderdik
Hal 11:13 03.05.19
Söyle: Eğer arzda yürüyenler mutmain melekler olsaydı, biz de onlara resul olarak semadan bir melek gönderirdik." İSRA:95

Peygamberler ve Allah dostları olağanüstü varlıklar değildir. Onlar da bizim gibi insandırlar ve doğaüstü güçleri yoktur. Çünkü bize örnek olmaları gerekiyor. Ve zira olağanüstülük örnek alınamaz, taklit edilemez ve olağanüstülüğe tabi olunamaz.

Peygamberlerin mucizeleri ve evliyanın kerameti yoktur demiyorum. İstisnai durumlarda kendilerinden sadır olan olağan olmayan halleri elbette mevcuttur. Fakat burada konu örnekliktir.

Resulullah Efendimiz dedi: “Ben de sizin gibi bir beşerim. Sevindiklerinize sevinir ve üzüldüklerinize üzülürüm. Bazen oruç tutarım bazen tutmam. Sizin gibi yer, içer, pazarda dolaşır ve evlenirim.”

Erişilmez, ulaşılmaz, kendisi gibi olunamaz kişiler bize örnek olamazlar. Evliyaların hayatını okurken "biz onlar gibi olamayız" yerine "biz de onlar gibi olmalıyız" demiyorsak bu işte bir terslik vardır. Bize yanlış bilgi verilmiş demektir.

Okuyanlar bilirler ki evliyaların hayatını ve menkıbelerini anlatan kitaplarda geçmiş Allah dostlarından bahsedilirken bilmem falanca Allah dostu gecede kaç yüz rekât namaz kılardı ya da falancası yatağı kendine haram kılmıştı. Otuz sene hiç yatağa uzanmadı, yatmadı, oturarak uyudu, nefsine hiç rahat ettirmedi. Ömrü boyunca soğuk su içmedi, ayran içmedi, canı çok istemesine rağmen hiç soğan yemedi. Kırk yıl boyunca yatsı namazının abdestiyle sabah namazını kıldı, falan Allah dostu yirmi yıl boyunca hiç et ve et ürünleri yemedi, bir ömür hiç ayağını uzatmadı, hayatı boyunca bayramlar hariç hep oruçluydu vs. gibi şeyler yazar.

Öncelikle dostluk gönül işidir, mide işi değil!
Aşk işidir, riyazet ve mücahede işi değil!

Bizim dinimiz ifratı da tefriti de hoş görmez. Rabbimiz aşırılıkları sevmez. Abartı bunlar! Efendimiz’in yolu değil bu!

Ve Resulullah Efendimiz dedi: “Geçmiş ümmetlerin helak olmasındaki sebeplerden biri de dinde ince eleyip sık dokumalarıdır.”

Evet, müritler şeyhlerine iftira ederek yüceltmeyi çoğu zaman ibadet sayarlar. Fakat bu yanlış! Bizim dinimizin bir kitabı ve örnek alacağımız bir peygamberi var. En büyük Allah dostu Resulullah Efendimizdir. Ve biz ona benzediğimiz ölçüde Allah'a dost oluruz, yakın oluruz. Kendi kendine yol ihdas ederek, uygulanması imkânsıza yakın şeyler yaparak veliliği, Allah'a dostluğu erişilmez hale getirmek çok hatalı bir uygulamadır ve bu, Resulullah Efendimiz’in yolu değildir.

Eğer biri bir Allah dostundan bahsederken "biz onlar gibi olamayız" diyorsa o Allah dostu denilen kişi veya onun hakkında yazanlar büyük halt işlemişler ve büyük vebal altına girmişlerdir. Evliyaların hayatını okurken "biz de onlar gibi olmalıyız" demiyorsak bu işte bir terslik vardır.

Nasıl ki Resulullah Efendimiz usve-i hasenedir, ümmete örnektir, aynı şekilde onun varisleri olan Allah dostları da bize örnektirler. Ve örnek olanlar, yapılamayacak şeyleri yaparak örnek olmazlar.

Resulullah Efendimiz’i değil de Hint fakirlerini, Budist rahiplerini, Hristiyan azizlerini örnek almış bazı şahsiyetler Efendimiz’in hayatında ve uygulamasında olmayan bazı abuk subuk şeyler yapmışlardır ki bu uygulamalar takdir edilecek şeyler değildir. Belki Allah'ın kitabını okumamış ve Resulünün uygulamalarını bilmiyorlar diye mazur görülebilirler.

Evet, bizim dinimizin bir peygamberi var. Ondan daha fazla Allah’a yakın bir Allah dostu var mıdır? O, bulunca yer ve yedirirdi. İçer ve içirirdi. Zaman olur ayakları şişinceye kadar namaz kılar, zaman olur istirahat ederdi. Bazen oruç tutar bazen tutmazdı. Allah'ın helal kıldığı bir şeyi asla kendisine haram kılmazdı.

Rabbimiz dedi: “Size sizin içinizden, sizden bir resul gönderdik.” BAKARA:151

Allah dostu, yapılamayacak olanı yapan değildir. Hepimizin isteyince yapabileceği şeyleri yaparak onlar Allah'a dost oldular. Her an Rabbiyle olmak, zikr-i daim halinde olmak, Allah’ı istemek, arzulamak ve ondan gayriyi sevip yönelmemek… Her halukarda Rabbinin hesabını yapmak; nefsiyle, malıyla, canıyla Rabbinin yolunda ve hizmetinde olmak… Hayatı imtihan bilmek ve ölümü hatırından çıkarmamak, sohbetini muhabbetini Rabbiyle yapmak, her an huzurda olduğunu bilerek yaşamak yeterlidir ve bu her "ben müminim, müslümanım" diye iddia edene farz olandır.

“De ki; Namazım ve ibadetlerim ve hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” ENAM:162

Tabi bunu bir Allah dostuna tabi olarak yapmamız gerekir. Zira beşer, insanla mayalanarak insan olur.

Ayette Rabbimiz der: “Gönlünü bana yöneltmiş olan kimsenin yoluna tabi ol!” LOKMAN:15

Evet, Rabbine diyorsun ki "ben sana aidim." Ve Rabbin de diyor ki "sen bana aitsin." İşte dostluk budur. Fakat bunu kalbin söyleyecek ve Rabbinin cevabını kalbin duyacak. Rabbine "ben senin dostunum" diyecek ve kararlı bir şekilde en güzeli yapmaya gayret edeceksin, her fiilin faili olarak Rabbini görecek ve hep rıza halinde olmaya çalışacaksın, her halükarda Rabbinin hesabını yapacak ve sürekli Rabbinle konuşacaksın. Bu hali elde eder ve korumayı başarırsan Allah'a dost olursun.

Yani demem o ki; birini biriyle bir defa görürsek bunlar birbirini tanıyor diye düşünürüz. Bir gün içinde iki üç defa beraber görürsek bunlar arkadaştır diye düşünürüz. Ne kadar karşılaşsak ikisinin beraber olduğunu görürsek bunlar dosttur deriz. Allah'a dost olmak da aynıdır. Günde birkaç defa değil de her anda ve her halükarda Rabbimizin hesabını yapıyor ve sohbetimizi, muhabbetimizi Rabbimizle yapıyorsak ve bir an bile Rabbimizi unutamıyorsak biz ona aşığız ve dostuz demektir.

Yoksa neymiş efendim falan evliyanın kırk yıl canı ekşi ayran çekmiş de içmemiş. Uykusu gelmiş de uyumamış. Kendisini hep aç bırakmış. Serin bir su içmemiş. Ve bunu Allah için ve nefsine muhalefet olsun diye yapmış. Kimse kusura bakmasın ama kırk yıl ayranı, uykuyu, suyu, yemeği zikretmiş biri nasıl Allah dostu olsun?

Bununla beraber bedenin istekleri ile nefsin istekleri arasındaki farkı bilmeyen basiretsiz kişi nasıl bir evliyadır! Evliya marifet sahibidir. Nefsini ve Rabbini tanımış kişidir. Daha Rabbinin kendisinden ne beklediğini bilmeyen ve nefsini tanımayan kişi, nasıl veli olsun, Allah'a dost olsun?

Evliya Rabbini tanır ve Rabbiyle bakar. Bedenin istek ve ihtiyaçları ile nefsin heva ve arzularını ayıramayan kişi nasıl Allah dostu olsun? Yeme, içme, uyuma ve cinsi münasebet benzeri ihtiyaçlar bedenseldir ve ölçü kaçırılırsa günah olur. Oysa nefsin istekleri şirktir. Hased, kibir, riya, kin, nefret gibi. İnsan, dostunun kendisinden ne beklediğini bilmez mi!

Bedenin ihtiyaçları somut, nefsinkiler ise soyuttur. Mümin nefsin arzu ve isteklerinden arınıp kurtulmalı; bedenin istek ve ihtiyaçlarını ise makul ve Rabbimizin muradına mutabık bir şekilde temin etmeye çalışılmalıdır. Nefis varlık iddiasındadır. İlahlık iddiasındadır. O hep ben der, bana göre der, benim der. İlahlık ve sahiplik iddiasındadır.

Bedenin yemesini, içmesini, uykusunu kısıtlayarak nefsi küçültemezsin; ben'den kurtulamazsın. Fakat bunu yaparak istidrac dediğimiz olağanüstü hallere sahip olabilirsin. O zaman adın evliya olmaz. Yanlışlarımızı doğruyla, batılımızı hak ile değiştirelim ve doğrularımızı dahi daha doğru olanla değiştirelim ki en hak olana, tek hak olana erişelim, hakka erelim.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146