Tasavvuf Sohbetleri

Aşık ol aşık, eşeklikten vazgeç! - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf Sohbetleri>Aşık ol aşık, eşeklikten vazgeç!
Hal 11:47 03.05.19
Aşık ol aşık, eşeklikten vazgeç!
Padişah çocuğu olduğun halde daha ne vakte kadar böyle esarette kalacaksın? M.CELALEDDİN RÛMÎ

Ayette Rabbimiz dedi: Dikkat edin! Allah’ın evliyasına korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.

Evliyalık, mümini kuşatmış olan inayetten bir duvardır ve Rabbimizin azim bir ikramıdır. Ve velayet mümini vesveselerin saldırısından korur, yönünü ve gönlünü daimi olarak sırat-ı müstakime doğru çevirir ve mümini bulunduğu makamdan ve dostluktan düşmekten muhafaza eder.

Özel manadaki velayetle beraber sükûnet, itminan ve güven hali hasıl olur ve veli geçmiş ve geleceğin kaydından kurtulur ve korkularından emin olur. Fakat şimdi de korkunun yerini almış olan hüşu ve haşyet hali tüm benliğini sarar. Çünkü Allah'a yakın olmanın, onu bilmenin, tanımanın, marifetin ve ona yakınlığın doğal sonucu haşyet halidir.

Normalde günah işlemiş olmaktan dolayı cezalanmaktan korkmaktan, Allah'a uzak olmaktan, Allah'ın kızmasından korkan mümin bu yakınlık ve dostluk halini kaybetmekten endişe işinde olur ve ruhundaki coşkuyla beraber her an haşyetten içi ürperir.

Rabbimiz ayette dedi: Allah'tan ancak kullarından alim olanlar haşyet duyar. FATIR:28

Zira bilmek, şuurda olmasa dahi ruhun Rabbini müşahedesinden kaynaklanır ki mümin kurbiyete, yani yakınlık makamına eriştiğinde, imkân şartları ortadan kalkar ve Allah'ın celalinin heybet ve azameti ile Hak hüviyeti müşahede edilir. Böylece Rabbimizin yakınlığındaki azamet ve heybetten veliye havf ve haşyet gelir ve onu ihata eder.

Hasan Basri Hazretleri’nin havf ve haşyet hali o kadar ağır basmıştı ki sanki düşmanları yalın kılıç etrafını sarmışlar gibi çaresiz, diken üstünde ve korkulu bir yüzü vardı ve o yüzden ilahi huzurun haşyeti okunurdu.

Çünkü aradaki perde ve vasıtalar ne kadar ortadan kalkarsa, azamet de o nispette tecelli eder.

Ve Fudayl bin İyaz vefat edip Rabbine vasıl olduğunda dervişleri dediler: Bu dünyadan dert gitti.

Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri dedi:

Hak Teâlâ’nın bazı kulları vardır ki, Allah’tan havf üzere oldukları zaman güçleri tükenir ve dilleri söylemez olur ve akılları şaşkın kalır. Onların bu hali Allah Teâlâ’ya karşı kendilerine gelen heybet ve dehşettendir. Halbuki onlar aslında güzel konuşan, akıllı, zeki ve Allah’ın ayetlerini bilen kimselerdir.

Allah bu hal ile beraber ayetin tabiriyle aşıklarına pak bir şaraptan içirir. Şeraben tahura...

Ve Resulullah Efendimiz dedi: Allah'ın, dostları için hazırlamış olduğu bir şarab vardır ki onu içtikleri zaman sarhoş olurlar ve sarhoş oldukları vakit hoş olurlar ve hoş oldukları vakit sessiz olurlar.

Havf ve haşyet yerini durgunluğa bırakır ve o halde veli hayret halinde olur. İçi coşkulu ve sarhoştur.

Ve hani Resulullah Efendimiz demişti ya benim Rabbimle öyle bir ânım vardır ki ne mukarreb bir melek ve ne de gönderilmiş bir nebi o hale muttali olamaz.

O tam gaybettir. O fenadır. Kab-ı kavseyni ev edna... Müşahede, ittihad ve istiğrak...

Resulullah Efendimiz dedi: Allah ile olan özel halimde biri sütten diğeri şaraptan iki kadeh sunulur ve ben hep sütü seçerim der.

Çünkü o, en muazzam ruhtur. O Hakikat-ı Muhammedidir. O insanlığın babasıdır ve ona ayıklık yakışır. Evliyalar, arifler, aşıklar ve vakıfinler ise şarabı ihtiyar ederler.

Mevlana Hazretleri dedi: O öyle bir şaraptır ki, eğer ondan bir yudum yere damlasa, ot bitmeyen çorak topraktan hemen güller çıkar, gülistanlar meydana gelirdi. O öyle bir lâl renkli şaraptır ki eğer gece yarısı her taraf karanlık içindeyken coşup taşsa, gökler ve yer nurlarla dolardı. Sevgilim, sen beni mest edince şöylece bir seyret! Avları arasında zevk sarhoşu olan aslan nasıldır, bak gör! Cihanda henüz bağ, bâde, üzüm yaratılmamıştı ki, bizim canımız kutsal şaraptan sarhoş ve mahmurdu. Mansur’un tevhid nüktesiyle ilgili sözünün daha münakaşası yokken, biz can cihanının Bağdad’ında “Enel Hak” diyorduk.

Aşkın ve şevkin gönle yaptığı baskıya tahammül etmekten dolayı ruhun ıstırap ve kararsızlığı ise vecd hali ile izhar olur.

Ve vecd, zatında Allah'ı bulmaktır ve vücut dahi bu halin aynıdır. Vücut yani varlık ismini olmaktan değil bilakis bulmaktan alır. Öncesi ise âmâ halidir.

Bize düşen gönlümüzü sevgilinin penceresinden ayırmamaktır. O ne hali yaşatır bunu o bilir. Ve onun her şe'ni ve cilvesi güzeldir, en güzeldir, yerli yerindedir.

Biz Rabbimizin ruhlarıyız ve Muktedir Melikin indine, arş-ı ilahiye, Ala-i illiyyine layığız. Oysa biz yere, toprağa, çamura, balçığa çok tamah ettik.

Resulullah Efendimiz dedi: Haktan bir cezbe, bütün insanların ve cinlerin ibâdetinden daha büyük ve hayırlıdır.

Allah bize o en hayırlı olanı nasip etsin! İnşallah Rabbimiz bizi bu bataklıktan tutup çıkarsın ve huzura alsın. Bir cezbe ile çekip alsın inşallah. Yanlış yerde dolanan sevgiliye bazen gerekir ki aşığı onu çekip alsın çıkarsın ordan, kurtarsın bataklıktan.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146