Tasavvuf & Tarikatler

Allah'a vuslat ve fenafillah bahsi - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf & Tarikatler>Allah'a vuslat ve fenafillah bahsi
Havasokulu 10:59 30.07.17
(Sûre-i Ra‘d, Ayet 21)

قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى: وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ

سُوءَ الْحِسَابِ ﴿٢١﴾

“Bunlar Allah'u Azimüşşanın vaslını emir buyurduğu şeyleri vasıl ederler. Rabb'ıları Teâla'dan ve sû-i hesaptan korkarlar.”

Sılâ-i rahim ve mevalâtı mü'minin gibi vasıl edilecek şeyleri yaparlar. (Vasıl kavuşmaktır) İşte buda şöyle ki, Allah'u Teâlâ bunlara selahiyet vermiştir. Vuslatı vâsıl olması mümkün olan her şeyleri vasıl ederler. En mühim vuslat Allah'u Teâlâ'ya, ona kavuşmaktır. En evvel vuslat birinci şeyha, ikinci Resûlullaha, üçüncü Hakka'dır. Bunlar bunu da yaparlar. Kulları Hakka vasıl ederler. Bunlar Allah'u Teâlâ'nın has kullarıdır. Resûlullah'ın halifeleridir.

1- Vasıl olmaz kimse Hakka cümleden dür olmadan.

2- Her gönülde kenz açılmaz tâki pürnûr olmadan.

3- Padişah konmaz saraya hane memur olmadan.

4- Mûtu kable ente mûtu sırrına mazhar olan

5- Gördü anlar haşri neşri nefhâ-i sûr olmadan.

(N) 1- Hiç bir kimse Allah'a kavuşamaz, Allah'tan başka her şeyden kesilmeden.

2- Hiç bir gönülde ilim hazinesi açılmaz o gönül, o kalp nurlanmadan,

3- Allah'ın kula tecellisi padişahın kalp evine gelmesi gibidir. O kalp evi tam imar olup, tam döşenip, ışıklanıp hiç bir eksiği olmadan padişahın eve gelmediği gibi, Allah'ın kula tecellisi olan Allah'u Teâlâ, ulu, yüce padişah tecelli etmez. Kulun kalp evine girmez. O kalp evi tam imar olmadan, Bu nasıl olur diyenlere Hadîs-i Kudsi:

“Bana yerlerim göklerim geniş gelmedi, mü'min kulumun kalbi geniş geldi.”[1]

4-5- Hadîs Manası: Ölmeden evvel ölünüz sırrına mazhar olanlar mahşeri, mizanı, ölünce göreceği yerleri, kıyamet kopmadan bu dünyada gördüler.

Büyük evliyaullahlar işte böyle ayeti kerimelerin mucibince, söylerler. Hele şu (Mûtu kable ente mûtu) hadîs-i şerifidir. Resûl-i Ekrem ve Nebiyyi Muhterem Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurmuş ki: Manası:

“Ölmeden evvel ölünüz”[2] demektir. Fani olunuz (yok olunuz). Evvelâ mürid şeyhte fani (yok) olur, buna (Fenafiş-şeyh) derler. Sonra Resûlullah'ta fani (yok) olur, buna da (Fenafir-Resûl) derler. Sonra Hakk'ta fani olur, buna da (Fenafillah) derler.

Fena sahrasını görmezse salik,

Olamaz devleti irfana malik.

Gene bir Hadîs-i Şerifte:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَفْنُوا ثُمَّ اَفْنُوا ثُمَّ اَفْنُوا (قش)صَدَقَ رَسُولُ

اللّٰهِ

“Fani olunuz, sonra fani olunuz, sonra fani olunuz.”[3]

(N) 1- Fani olunuz, sonra fani olunuz demek: Fani yok olmak, çalışan bir mürid ilk defa şeyhte fani olur. Buna “Finafiş-şeyh” derler. Kendi yok olur, şeyhi var olur veya şeyhini üzerine elbise gibi giymiş, kendini yok olmuş, görür.

2- “Fenafir-Resûl” Resûlullah'ta fani olmak; Nereye baksa Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i görür. Pembe camın üzerine güneş vurmuş gibi nurlu, bu taraftan bakınca o bir tarafı görünecekmiş gibi görür. Bu görme ilk defa ve çok zaman batınan daha sonra zahiren de aynı gözü açık görür. “Göz giryan olur.” Bir zaman için fani olduğundan başkasını görmez. Bu zahir gözle hiç bir şeyi görmez. Misalde bu göze Allah'u Teâlâ tarafından fani dürbünü takılır. Bir tek fani olduğunu görür. Gören kimse aşk ve feyiz çokluğundan kendinden geçer.

3- Hakk'ta fani olmak: Hakk'ın vücudundan başka bir şey kalmaz. Her şeyin hakikatının Allah'tan geldiğini ve ona vasıl olunacağını, kavuşulacağını görür. Hatta Bilâl babam yerdeki yürüyen ufak sarı bir karıncayı göstererek şu karıncanın bile Allah'u Teâlâ'dan aldığı kuvvetle yürüdüğünü görür.

Hadîs-i Kudsi'de:

“Çok sivri bir dağın üzerine bir kuş konsa çok kuvvetli bir rüzgar esse, benim emrim olmadan bir tüyünü dahi kıpırdatamaz.” Sıfatı subutiyede görme, duyma, yaşama gibi şeyler Allah'ın varlığından ve ondan alınan kudretledir. Gözümüzle göremiyoruz. İşte (Fenafillah) olanlar ya bizzat zahir gözü ile görür, ya da görmüş gibi görür, bilir.

Yine Bilâl Babam bir dağın arka tarafında bir şehir olduğunu biliyorsun çok kuvvetli bir kara duman dağın arkasından yukarı doğru çıkıyor. Önünde dağ olduğu için ateş görünmüyor. Bu adam bu şehir yanıyor, der. Ateşi gördün mü diyene dumanını gördüm der. Çünkü dumanı görünce kalbi mutmain oldu. Bu da ef'ali ilahiyeyi Allah'u Teâlâ'nın yaptıklarını görür, dumanı gören gibi mutmain olur. Bir de kendisi yok, fani olur. Zahir gözle bile kendi kendine bakar, kendi vücudunu göremez. Fani olduğunu görür, ilk defa ve çoğu zaman huzurda, sonra bu gözle kendi kendini göremez.

Vücudun varlığından geçmedin sen

Hakkın varlığına vardım sanırsın,

Cenâb-ı Aşkı Hakk'tan içmedin sen

Erenler meclisini gördüm sanırsın.

Sende sen ben demek sende dururken

Bakınca kendi varlığını görürken

Sana baktıkça sen kendini görürken

Cenâb-ı Hazrete erdim sanırsın.

Aradan gitmedikçe sayrı suyru

Tecelli eylemez hak zatı nuru

Nedir fehmetmedin cenneti huru

Sekiz uçmakları geçtim sanırsın.

Yürü Seyyid Nizamoğlu yarini,

Göreyim der isen ol zatı paki,

Aradan gitmeyince çeşmi hakkı,

O vuslat alemin gördüm sanırsın.

Seyyid NİZAMOĞLU.

Bana pendetme vaiz, derdi dilden bihabersin sen

Beni aşk etti âvâre, buna bilmem ne dersin sen

Aşk odu ciğerim yaktı, vücudum külli kül etti

Yok olmuş Ademe vaiz, nasihat mı edersin sen.

Hüvel evvel hüvel ahir, hüvel zahir hüvel batın

Görüp kendin ey miskin, sanır mısın ki varsın sen.

Güruhu ehli aşkız biz, bizim dershanemiz aşktır

Delili akl ile hakkı, nice idrak edersin sen.

Yine Seyyid Nizamoğlu değiştin cânı cânâne,

Bu gün meydân-ı aşk içre mukarrer gerçek ersin sen.

Seyyid NİZAMOĞLU.

1- Benim sen halımı, derdimi bilemezsin.

2- Beni avare edip bu hale getiren aşktır. Buna sen ne diyeceksin.

3- Aşk odu (ateşi) benim ciğerimi yaktı, vücudumun hepsini kül etti.

4- Ben yok olmuş, aşk ateşi ile yanmışım, sen bana nasihat mı ediyorsun?

5- Senin evvelin ne idi? Sonun ne olacak, zahirin, batının nerden geldin?

6- Sen kendi kendini görüpte varım mı zannediyorsun?

Hadîs: “Yok olunuz, yok olunuz, sonra yok olunuz, sonra yok olunuz.”

7- Bizim toplumumuz aşk toplumudur. Biz Allah'ın aşkından ders alıyoruz

8- Sen sadece aklî delillerle, Allah'ı bilsen bilsen ne kadar bileceksin.

İşte bu zatı Alî Kâdiriler Arifi billahtırlar. Salikleri, (müridleri) bu süzgeçlerden geçirirler. Sarığı, cübbesi büyük bazı hocalar bunların adını bile bilmezler. Bu makamlara nice süzgeçlerden geçerek vasıl olurlar. İşte ayetlerde bilenler dediği bu vuslat yolunu bilenlerdir. Körler dediği bunları bilmeyip bilirim zannında olup iddia, mücadele edenlerdir. İnkârcılara karşı bu sultanlar kıyamete kadar yeryüzünde bulunurlar.


[1] Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, s. 447.

[2] Marifetnâme, s. 477; Müzekki'n-Nüfus, s. 140.

[3] Risâletü’l-Kuşeyriyye, Cild 1, s. 36. (Kuşeyri tercümesi, s.158)

CEVAHİR'UL İSLAM

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Tuana 12:36 30.07.17
Allah razı olsun güzel bilgi paylaşımı teşekkürler
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
İpek 20:51 15.06.18
Allah razı olsun hocam
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
lavanta86 21:44 05.09.18
Allah razı olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Havasokulu 11:43 06.09.18
lavanta86 Nickli Üyeden Alıntı:
Allah razı olsun

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:allaha, bahsi, fenafillah, vuslat
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146