Tasavvuf & Tarikatler

Aşk ve tarikat bahsi - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf & Tarikatler>Aşk ve tarikat bahsi
Havasokulu 10:05 02.08.17
عَنِ الْحَسَنِ رَضِيَ اللّٰه عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَقُولُ اللّٰهُ

عَزَّ وَ جَلَّ اِذَا كَانَ الْغَالِبُ عَلٰى الْعَبْدِ الْاِشْتِغَالُ ب۪ى جَعَلْتُ بُغْيَتَهُ وَلَذَّتَهُ ف۪ى ذِكْر۪ى

فَاِذَا جَعَلْتُ بُغْيَتَهُ وَلَذَّتَهُ ف۪ى ذِكْر۪ى عَشِقَن۪ى وَعَشِقْتُهُ فَاِذَا عَشِقَن۪ى وَعَشِقْتُهُ رَفَعْتُ

الْحِجَابَ فِيمَا بَيْن۪ى وَبَيْنَهُ وَصَيَّرْتُ ذٰلِكَ تَغَالُبًا عَلَيْهِ لَايَسْهُو اِذَا سَهَا النَّاسُ اُولٓئِكَ

كَلَامُهُمْ كَلَامُ الْاَنْبِيَاءِ اُولٓئِكَ الْاَبْدَالُ حَقًّا اُولٓئِكَ الَّذ۪ينَ اِذَا اَرَدْتُ بِاَهْلِ الْاَرْضِ

عُقُوبَةً أَوْ عَذَابًا ذَكَرْتُهُمْ فَصَرِفْتُ ذٰلِكَ عَنْهُمْ صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ (حل)

Ebu Naim’de An’il-Hasan (Radiyallahu anhu) rivâyeti ile Resûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz buyurdu:

Bu Hadîs-i Kudsi[1] uzundur. İyi anlaşılması için parça parça yazacağım. İnşallahu Teâlâ. Bir kul, Allah'u Teâlâ'ya çalışırsa Cenâb-ı Hakk'ta onu hem dünya , hem ahirette aziz eder, yükseltir.

اِذَا كَانَ الْغَالِبُ عَلٰى الْعَبْدِ الْاِشْتِغَالُ ب۪ى

“Bir kulum üzerine benim ibadetim ile meşgul olmak galebe çalarsa,” yani benim ibadetime dalarsa, meşgul olursa.

جَعَلْتُ بُغْيَتَهُ وَلَذَّتَهُ ف۪ى ذِكْر۪ى

“Onun gönlünü, arzusunu ve lezzetini zikrime koyarım.” O benim zikrimden lezzet alır, yapmaya doymaz. Arzusu ben olu-rum, daima beni arzular, söyler, ağlar.

فَاِذَا جَعَلْتُ بُغْيَتَهُ وَلَذَّتَهُ ف۪ى ذِكْر۪ى عَشِقَن۪ى وَعَشِقْتُهُ

“Ne zaman ki onun gönlünün arzusunu ve lezzetini zikrime koydum mu o bana aşık olur. Ben de ona hemen aşık olurum.”

Allah'u Teâlâ'yı çok zikredenlere O aşık oluyor. Bir kula, Allah'u Teâlâ aşık olursa cehennem nerde kalır? İnsafla düşün bak!... Allah'u Teâlâ'nın vaadi haktır. Kelâmı sadıktır vaadinde durur. Resûl'ün sözü doğrudur. Yalan yoktur, Böyle olunca sen iman et. Ameli salih ile zikrullahı çok et. muhakkak Allah'u Teâlâ seni sever. O sevdikten sonra hiç korkma gittikçe yükselirsin, düşmezsin.

“Aşıganî ve aşıgtuhu”

O Allah'u Teâlâ'ya Allah'u Teâlâ'da ona aşık olur. Kur'ân-ı Kerim'in şifasının rahmetinin bir kulda olamıyacağını inkâr edenler, iyi dikkat etsinler! Allah'u Teâlâ bir kula aşık olursa o kuldan ne esirger? En azından o-kumasına şifa verir. Okuduğu Kur'ân-ı Kerim'i ve duasını kabul eder. Onun istediğini yerine getirmek maşukuna ikinci planda kalır. Gece ve gündüz onun aşkı ile yanıp tutuşan bir dervişin bir işi bana düşse de yapsam ister. İşte Allah'u Teâlâ'ya az bir şey sevilirse bunları verir. Yâ aşık olursa bunların hepsinden ileri “ulâik'el-mugarrebûn”[2] Allah'u Teâlâ'ya yakınlık (gurbiyyet), Cemalullah, Allah'u Teâlâ'nın didarını hiç bir mahlukun bilmediği en gizli sırlarını aşıkına, aşık olduğuna bildirir.

فَاِذَا عَشِقَن۪ى وَعَشِقْتُهُ رَفَعْتُ الْحِجَابَ فِيمَا بَيْن۪ى وَبَيْنَهُ

“O kulum bana aşık, ben de ona aşık olunca aramızdaki perdeleri kaldırırım” buyuruyor. Buna dair Musa (Aleyhis-selâm) buyurmuştur:

- Yarabbi! Seninle konuşuyorum, seni göremiyorum, seni görenler olur mu? deyince (Ahir zamanda Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ümmeti gelecektir. Onlar riyazetle, dudakları oruçla, ibadetle, zikrullahla kuruyacaktır. Onlar ile aramızdaki perdeleri kaldırırım. Hem görür hem de konuşurlar diye buyurmuştur. İşte bu Hadîs-i Şerifte onu yenilemektedir (söylemektedir).

وَصَيَّرْتُ ذٰلِكَ تَغَالُبًا عَلَيْهِ

“Onun üzerine benim esrarım galebe çalar.” Başka hale geçer, başkalaşır, esrar-ı ilahi kendinden zuhur etmeye başlar. Aklı, fikri, imanı ve itikadı kendisi kemâl bulur. (Ulul Elbab'dan olur. Kemâl sahibi olur.)

لَايَسْهُو اِذَا سَهَا النَّاسُ

“O kulum nâsın yanıldığı zaman yanılmaz. Çünkü dersini aşıkından alır, o yanılmaz.”

اُولٓئِكَ كَلَامُهُمْ كَلَامُ الْاَنْبِيَٓاءِ

“Onların sözleri Peygamber sözüdür. Onlar Rabb'ileri Allah'u Teâlâ'dan alır söylerler.”

(N) “Peygamber de Allah'u Teâlâ'dan alıp söylüyor. Bunlar da Allah'u Teâlâ'dan alıp söylüyor. İkisinin de dayandığı yer bir olunca aynı söz oluyor.

Hadîs-i Kudsi'de:

“Onların sözleri Peygamber sözüdür.” Bunun gibidir diye tefsir etmişler.

اُولٓئِكَ الْاَبْدَالُ حَقًّا اُولٰئِكَ الَّذ۪ينَ اِذَا اَرَدْتُ بِاَهْلِ الْاَرْضِ عُقُوبَةً أَوْ عَذَابًا ذَكَرْتُهُمْ

فَصَرِفْتُ ذٰلِكَ عَنْهُمْ

“Onlar hakkıyla ebdaldır ki, bizim lisanımızda yetmişlardır. Onlar öyle kimselerdir ki, ne vakit yer yüzüne ukubet veya azap vermek istersem onların yer yüzünde bulunduğunu anarak sırf onların hatırı için o belayı vermekten vaz geçerim. İşte bu yer yüzüne gelecek ukubetin gelmemesi bu kullarımdandır.”[3] deyi buyurmuştur.


[1] Müzekkî'n-Nüfus, s. 416; Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 6385.

[2] Sûre-i Vakıa, Ayet 11.

[3] Müzekkî'n-Nüfus, s. 416; Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 6385; Muhtar'ül Ehâdîsîn Nebeviyye, Hadîs No: 295, s. 207; Mir'ât-ı Kâinât, Cild 1, s. 626.

Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
İlkcan 13:08 14.08.17
Allah razı olsun güzel bilgi paylaşımı teşekkürler
Cevapla
spacetimereality 20:17 21.02.18
Allah razı olsun hocam
Cevapla
sofi 22:15 28.02.18
Allah razi olsun
Cevapla
Etiketler:bahsi, tarikat
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139