Tasavvuf & Tarikatler

Vird Nedir ? - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf & Tarikatler>Vird Nedir ?
Mostar 19:39 27.08.17
Nakşibendilik yolunda vird, günlük ders olarak yapılan zikirdir. Bu ders, müridin kalbindeki manevi hastalıkları yok etmesi için verilir. Vird, kişiye özel verilen zikir dersidir. 24 saat içinde bir defa yapılır. En azı 5000 defa kalp üzerinde Allah adı zikredilir. 21.000'den sonrası 101.000'e kadar “letaif zikri” adı verilir. Bundan sonra da nefiy ve ispat (kelime-i tevhid zikri) adıyla zikir yapılır. Vird, kalpten Allah’ı zikretmenin adıdır.

İzin Alarak Vird Çekmenin Önemi



Vird dersine, sofiler arasında “tesbih çekmek” adı da verilir. İnsan kendi başına tesbih çekse beklenen faydayı göremez. Hatta zarar bile görebilir. Bu yola girmeden önce veya girdikten sonra kendi başına hareket ederek, usulüne uygun davranmayan bazı müridlere şeytan musallat olmuş olabilir. Ancak kâmil bir mürşidin izniyle ve usûlüne göre yapılan zikirde bu duruma rastlanmaz.

Vird ve varidat, aynı kökten türetilmiş Arapça iki kelimedir. Varidat, kalbe gelen ilham ve manevi feyizler demektir. Çünkü mürşid-i kamil, müridine zikir dersi verirken (telkin) zikirden meydana gelen varidatı da bilir. Mürşid-i Kâmil, mürid nasıl zikretmesi gerekiyorsa ona göre ders verir. İnsanın manen kaldırabileceği kadar ders verir. O zaman mürid zarar görmez. Yoksa kişi, kendi başına istediği yapmaya kalkarsa faydadan çok zararını görebilir.

“Vird tedavi etmelidir. Eğer mürid, virdini tamamladıktan sonra, ‘Ben bu günahkar halimle Allah’ı zikretmeye ehil değilim. Eğer kurban, sen himmet etmezsen, bu zikir Allah katında makbul bir zikir olmaz’ diye düşünürse işte bu acizlik hali, Allah Teala’nın çok daha hoşuna gider. Bu, şaka değil, oyun değil, belki de müridin Allah katında en makbul amelidir.” Gavs-ı Sani Hazretleri (Kaddesallahû Sırrûh)

Bu yolun büyüklerinden Gavs-ı Bilvanisi hazretleri (Kaddesallahû Sırrûh) bir sohbetinde, “Bir kimse, mürşidinden habersiz 100.000 kere tesbih çekse, bir kimse de mürşidinden talimat alarak yine 5000 defa tesbih çekse, 5000 defa tesbih çeken daha fazla istifade etmiş olur” buyurmuştur. Çünkü vird-den maksat, kalbin manevi olarak çalışmasıdır. Sûfi, kalp virdini çekerek letaiflerinin harekete geçmesini sağlamış olur.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Mostar 19:41 27.08.17
Bu yolun büyükleri, kalbi, boş bir kaba benzetirler: “İnsan, bir kamil mürşide tabi olmadan önce nefis, bu kabın içerisine dünya düşüncesini ve sevgisini doldurur. Halbuki Rabb-ûl Âlemin, kalbi, kendi sevgisinin ve zikrinin doldurulması için yaratmıştır. Aksi halde nefis, insan kalbini yaratılış gayesinden başka şeyler için kullanmaya başlar.”

İşte Sadat-ı Kiram (Kaddesallahû Esrârehûm Aleyhim Ecmâîn Ve İlâ Rûhî), kalpteki yaratılış gayesine uygun olmayan, işe yaramaz şeyleri kalpten çıkarırlar. Onların yerine Allahû Teâlâ’nın sevgisinin, zikrinin kalbe yerleşmesi için bize bir usul gösterirler.

“Zikir çekmeyen (gerçek manada) Nakşibendi olamaz.”

(Gavs-ı Sani Hazretleri Kaddesallahû Sırrûh)


Bu vird dediğimiz tesbih çekme işi, kalpteki dünya sevgisini yavaş yavaş çıkartır. Yerine Allahû Teâlâ’nın gerçek sevgisini koymaya başlar. Kalp zikri tamam olunca da letaiflere geçilir. Tesbih bu sefer letaifler (vücudun manevi zikir merkezleri) üzerinde çekilir. Letâif zikri çekenler de tesbih çeker. Nihayet letaif zikri de bir müddet sonra biter. Kalp zikri dediğimiz ders, maksat hasıl oluncaya kadar devam eder. Netice manevi hastalıklardan kurtulmaya bağlıdır. Hastalıklar geçince ne olur? Mürid de insan-ı kamil olur, eğer ilmi icazeti varsa insanlara irşad etme izni verilir.

Kamil mürşidler, evliyalar mutlaka bu safhalardan geçmişlerdir. Bu makamları geçen kişilere, dışarıdan baktığınızda bir değişiklik göremezsiniz. Onun için insan, evliyayı karşısında görse hemen ayırt edemez. Çünkü değişiklik içeride kalpte olur. Değişiklik içte olduğu için insan dışarıdan bakmakla bir şey anlamaz. Şeyh Abdurrahman-ı Taği Hazretleri (Kaddesallahû Sırrûh) buyurdu:

“Yüce Allah bir kimseye, fazilet ve ihsanıyla bu yola girmeyi, bir şeyhi sevmeyi, ilahi muhabbetten içirmek suretiyle iyilikte bulunmuş olsa, bu yolun büyükleri, o kişide ihlas, muhabbet ve teslimiyet meydana gelmesi için bu halin peşinden vird dersi verirler.”

Sadat-ı Kiram Efendilerimiz (Kaddesallahû Esrârehûm Aleyhim Ecmâîn Ve İlâ Rûhî), kalplerdeki hastalıklardan bizi kurtaracak manevi doktorlardır. Doktorun verdiği reçeteyi takip etmek lazımdır. İnsan kendi aklına göre günde şu kadar Kur’an okursam, şu kadar salavat çekersem, şöyle yaparsam şöyle sevap olur, böyle sevap olur, diyerek bu seviyeye gelemez. Çünkü bunların bizi nasıl tedavi edip etmeyeceğini bilmiyoruz? Hangisi yapılırsa daha faydalı olur, biliyor muyuz? İlacın dozunu doktor biliyor, doktorun dediğini yapmak gerekir.

Peki, bizler Allah’tan haşa uzak mıyız? Elbette değiliz; zira müslümanız. Burada anlatmak istediğimiz, Müslümanlığın değerinin nasıl artacağıdır. Çünkü Allahû Teâlâ her zaman kullarına yakındır. Ama biz, Allah’a yakınlaşmıyoruz. O devamlı bizim yanımızda olduğu halde biz O’nu her zaman hatırlamıyoruz. Niye? İçimizdeki manevi hastalıklardan … Halbuki insanın asli görevi, Allah’ı her zaman hatırlamak ve anmaktır.

Gavs-ı Sani Hazretleri (Kaddesallahû Esrârehûm) buyurdu: “Gönlün gıdası zikirdir. Günahlar, şeytanın gıdasıdır. Kalbini diriltmek ve beslemek isteyen kimse, yüce Allah’ın zikrine devam etmelidir. Günah işleyenler, kalplerini zayıflatıp şeytanı kuvvetlendirmiş oluyorlar. Şeytanı kuvvetli olanın da dini zayıf oluyor.”

Mürid vird çekmeye başlayınca, daha önceden bedenimizi kendi bildiği gibi çekip çeviren nefis, bu defa zayıflamaya başlar, yalnız kalır. Bedenin organları da ibadet etmekten zevk alır. Çünkü “halk alemi”nden olan nefis, “emir alemi”nden olan kalp karşısında mağlup olmuş ve onun emrine girmiş olur. Onun için de beden ibadet etmekten haz duymaya başlar. Bu yüzden vird çok önemlidir.

Gavs-ı Hizâni Hazretleri (Kaddesallahû Sırrûh) buyurdu: “Nafile amelleri, kamil bir mürşidden izin almadan kimse yapmasın. Eğer kâmil bir şeyh bulamaz ise o zaman istifade etsin.”

Hamdolsun alemlerin Rabb’ine, Salât ve selam O’nun Habib-i Ekremi’ne, âline ve ashabına …

Ahmet ÇAĞIL & Mehmet ILDIRAR (Kaddesallahû Esrârehûm Aleyhim Ecmâîn Ve İlâ Rûhî)

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Tinda 22:49 27.08.17
Havasokulu 23:04 27.08.17
Sayın @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], Allah Subhanehu ve Teala razı olsun.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Mostar 00:16 28.08.17
Tinda Nickli Üyeden Alıntı:
Allah razi olsun inşallah
Sizlerden de inşallah

---------- Post added 28.08.17 at 00:17 ----------

Havasokulu Nickli Üyeden Alıntı:
Sayın @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], Allah Subhanehu ve Teala razı olsun.
Sizlerden de inşallah

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Naim 16:35 07.04.20
Bir mürşid-i kâmilin elinde tövbe nimetine eren bir sofinin kalbi ve letaifleri zikir ve rabıta ile gün geçtikçe parlamaya başlar. Zikir ve rabıta yavaş yavaş tesirini gösterir.

Günahlar nasuh tövbe ile affedilir ama günahların kalpte ve letaif noktalarında bıraktıkları izler çok uzun zamanda temizlenir. Bunlar için zikir ve rabıtaya ihtiyaç vardır. Zikir ve rabıta nur ve feyz kaynaklarıdır. Bunlar süratle kalbi tasfiye ederek (saflaştırarak, nurlandırarak) letaif noktalarına etki etmeye başlarlar.

Kalp, zikrin ve rabıtanın tesiriyle yavaş yavaş açılmaya başlar. Genişler. Yanma, batma gibi durumlar ilk zamanlar kalpte daha sonra da letaif noktalarında görülebilir.

Kalbin altının, karın kısmının yılan gibi oynaması kalbin üstünün kalp gibi atması (veled-i kalp) zikri yeni alanların yaşadıkları bazı maddi haller olabilir.

Kalbin manevi halleri ise pek çoktur. Sürekli günahlarına pişman olup gözyaşı dökme, insanlara karşı merhamet duyma, iyiliklere karşı büyük bir alaka hissetme, her şeyde Allah’ın tecellilerini görme… kalbin zikirle yaşadığı manevi hallerden sadece bazılarıdır.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi