Tasavvuf & Tarikatler

Nakşibendi Tarikati neden kalbe önem vermiştir? - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf & Tarikatler>Nakşibendi Tarikati neden kalbe önem vermiştir?
RvP 16:39 24.12.18
Zahir batının göstergesidir.
“Sır karanlığında ne varsa zâhir aydınlığında o görülür.”
Zâhir, batın’ın göstergesidir. İnsanın sırrında (kalbinde) ne varsa dışarıya o yansır. Hatta şöyle bir atasözü de vardır.

“Dervişin fikri neyse zikri de odur.”

İnsanın zâhiri fiilleri kalbe bağlıdır. Şayet insanın sırrında merhamet, hayr, tevazû, hilm, kerem, marifet, kanaat.. vs. gibi güzel huylar varsa, zâhirinde onların eserleri görülür. Kasavet, şer, cehalet, cimrilik, gaflet, kibir, hırs, inad vs. gibi kötü vasıflar varsa, dışında da onun eserleri görülür.

Rivayete göre bir adam Davud’a (a.s) birçok hakaretlerde bulunduğu halde O, adama güzel karşılık veriyordu. Sebebi sorulduğunda:

- Herkes içinde olanı izhar eder. Ben o adam gibi konuşamam. Benim içimde o cins şeyler yok, dedi.

Cenâb-ı Mevlâ (c.c), iffetinden dolayı fakirliğini söyleyemeyenler hakkında Habib’ine (s.a.v):
“Sen onları simalarından tanırsın” buyurmuştur. (Bakara, 273)
nsanın zâhiri, batınının göstergesidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bir hadîs-i şerifi var:

“İnsan vücudunda bir çiğnem et parçası vardır, eğer o iyi olursa bütün vücud iyi olur, eğer o bozulursa, bütün vücud bozulur. O et parçası kalptir”, buyurmuştur. (Buhari, Müslim, Muhtar’ul-Ehadis, 545)

Yani, muhterem kardeşlerim, insan vücudundaki âzâlar birer memur ise, onların amiri “kalp”tir.

Bundan dolayıdır ki, Nakşibendi Tarikatı kalbe çok önem vermiş ve kalbin ıslahını emretmiştir. Çünkü kalb iyileşince, hepsi iyileşir. Bazı kalbi bozuk olan kişiler var ki, bunlar zahirlerini iyi göstermeye çalışıyor. Fakat ne kadar iyi göstermeye çalışırsa çalışsın, bunu kalben yapmadığı için nifak alâmetleri mutlaka anlaşılıyor.

Bir insan eğer Allah’ın (c.c) emir ve yasaklarına riayet ediyor ve kendisini de haramlardan muhafaza ediyorsa, o insanın gerçekten doğru olduğu ve kalbinde Allah’ın muhabbeti olduğu anlaşılır.

Bir insan ki, eğer Allah’ın (c.c) yolundan gitmiyor ve devamlı haram ve günah yollarını tercih ediyorsa, bu kişi ne kadar “Ben Allah’ı seviyorum” derse desin, davasında yalancılardan olduğu anlaşılır.

Fakat burada bir şey söylemek istiyorum. Bir insanın kalbi Allah (c.c) ile meşgul ise ve Allah’ın (c.c) muhabbeti kalbe hâkim ise, bu kişi hiç günah işlemez demek değildir. Böyle bir şey demiyoruz. Kalbi Allah (c.c) ve Resûlü’nün (s.a.v) muhabbetiyle meşgul olan bir insanın kalbine, Allah’ın (c.c) muhabbeti hâkim oluyor, vücudu taat ve ibadeti seviyor, günahlardan korkuyor ve istiyor ki, hep taat ve ibadet yapsın.

Ancak insan zayıf yaradılışlı olduğu için bu insanda bile mutlaka bir takım hatalar ve kusurlar oluyor. Bunun insana şöyle bir faydası oluyor ki, kendi kusur ve hatalarına bakıp kendi acziyetini ve zaafiyetini biliyor ve böylece, Allah’a (c.c) sığınıyor ve yalvarıyor. Ubudiyet gereği, ne kadar uğraşırsa uğraşsın mutlaka ondan birtakım kusurlar, hatalar ve istemediği şeyler sadır oluyor ve “ben bir şey olmadım, ben adam olamadım” diye Allah’a (c.c) sığınıp, O’na yalvarıyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v):

“Bir insanın ki, yaptığı güzel işleri hoşuna gidiyor ve işlemiş olduğu günahlardan dolayı üzülüyorsa o bihakkın mü‘mindir.” (Muhtar’ul-Ehadis, 104)

Kalb ile diğer organlar birbirine eşit değildir. Kalbe Allah’ın (c.c) muhabbeti tamamıyla hâkim olmalıdır. Ancak ne kadar hâkim olursa olsun, yine de bir insandan bir takım kusurlar eksiklikler ve istemediği şeyler zuhur edecektir.

Bütün bunlar da, kulun kendi acziyetini ve zaafiyetini bilmesi için Allah’ın (c.c) bir hikmetidir.

Bir insan namaz kılarken, kalbine huşû Allah’ın (c.c) korkusu hâkim ise, kalbindeki bu huşu insanın diğer âlâlarına yansır, o zaman insan sakin ve huzurlu olur. Eğer bir insanın namaz kılarken, sağa sola baktığını, orasını burasını kaşıdığını ve azalarının sakin olmadığını görürseniz, bu kişi ne kadar huşu içerisinde olduğunu iddia ederse etsin, o kişinin huşu içerisinde namaz kılmadığını anlamış olursunuz.

Bakıyorum bazı insanlar namaza kalkmadan önce çok sakin iken, “Allah-u Ekber” diye tekbir getirip namaza durdukları zaman, bir saatine bakıyor, bir gözlüğünü düzeltiyor, bir burnunu siliyor, bir mendilini çıkartıyor. Demek ki bunun kalbinde bir huşû ve huzur yok. Bunlara en çok S. Arabistan’da rastlıyorum.

Bir de muhterem kardeşlerim, kalpte ne varsa ağızdan o çıkar. Temiz bir kalpten kötü bir söz çıkamaz. Bazı insanlar saatlerce oturup sohbet ettikleri halde, bir bakıyorsunuz ağzından bir kere “Allah” (c.c) sözü çıkmıyor. Kalbinde yok ki ağzından çıksın.

Bazı insanlarda ise çok farklı, saatlerce oturup konuştuğunuz halde, bir bakıyorsunuz ki, ağzından bir kere bile dünya kelamı çıkmıyor. Onun da kalbinde dünya olmadığı için ağzından, bir dünya sözü çıkmıyor.

Demek ki muhterem kardeşlerim,

İnsanın kalbinde ne varsa dışarıya o yansıyor. “Sır karanlığında ne varsa zahir aydınlığında o görülür” işte sohbetimizin başında da örnek verdiğimiz gibi, Davud (a.s) kendisine birçok hakaretlerde bulunan adama, onun gibi karşılık vermek yerine, güzel karşılık verince yanındakiler bunun sebebini sormuş.

Davud (a.s) ’da:

- Herkes içinde olanı izhar eder. Ben o adam gibi konuşamam. Benim içimde o cins şeyler yok, demiş.

Yani muhterem kardeşlerim, bir insan dükkânında ne varsa ancak onu satabilir. Olmayan bir şeyi satabilir mi? Tabiki satamaz.

Bazı insanlar var ki namaz kılmadıkları, oruç tutmadıkları ve şeriatın zahirine de hep ihanet ettikleri halde:

“Sen benim kalbime bak! Önemli olan kalptir, benim kalbim temiz!”, diyorlar.

Ancak biz biliyor ve anlıyoruz ki, onların bu tür sözleri gerçeği yansıtmıyor. Çünkü, eğer gerçekten kalbleri temiz olsa ve kalblerinde Allah’ın (c.c) muhabbeti hâkim olsa zahirleri mutlaka istikamet üzere olurdu.

Peygamberlerden başka hiç kimse günahlardan mâsum değildir. Onun dışında herkes günah işleyebilir. Hatta bazen, insanların işledikleri günaha samimi bir şekilde tevbe etmeleri halinde, bu onların daha da yükselmelerine bir vesile bile olabilir. Önemli olan günahta ısrar etmemektir.

Bazen da işlenen günah, insandaki kibir ve ucûbun kaybolmasına vesile olabilir. Yalnız bir insan büyük tevbe aldıktan sonra, “Ben bir zamanlar şunu yapmıştım, ben bir zamanlar şu günahı işlemiştim” diye günahlarını insanlara anlatmamalı, söylememelidir. Yanındaki insanları o günaha durduk yere şahit yapmamalıdır.

Diyelim ki, bir insan gizli bir günah işledi, hiç kimse de bunu bilmiyor. Cenâb-ı Mevlâ (c.c) lütfu, keremi sayesinde ve “settar” ismiyle bunu insanlardan gizliyor ve tevbeyle de inşaallah bunu affediyor.

Onun için Allah’ın (c.c) örttüğünü bizler açığa çıkarmayalım. Bu büyük bir hatadır. Önemli olan tevbeden sonra aynı günahlara devam etmemek, pişman olmak ve istikamet üzere yola devam etmektir.

“Hakk’la istidlâl ile Hakk’a istidlâl arasında çok büyük fark vardır. O’nunla delil getiren hakikati ehlinden öğrenir ve işi kökünden halleder. O’na delil getirmek ise O’na daha ulaşılmadığındandır. Yoksa O ne zaman kaybolmuş ki bulunsun ve ne zaman uzak olmuş ki eserler O’na ulaştırsın”

Delil getirmenin iki yolundan biri; müessirinden esere gitmek, diğeri ise, eserden müessiri bulmaktır. Allah’ı (c.c) tanıyan O’nun kadim olduğunu, Hakiki mevcudun O olduğunu, O’nun dışındakilerin hâdis olup, mevcudiyetlerinin fer’i olduklarını bilir. Sonuca gitmesi daha kolay ve ilmi daha kesindir. Eserlere bakarak O’nu arayan (tanımaya çalışan) ise, O’ndan uzak demektir.
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Hadimulkutup 19:54 24.12.18
Allah razi olsun guzel paylasim icin @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Cevapla
Yafes 20:05 24.12.18
Allah c.c razı olsun hocam
Cevapla
Hadimulkutup 20:17 24.12.18
Yafes Nickli Üyeden Alıntı:
Allah c.c razı olsun hocam
Osmanli doneminde birkimsenin mursidi olup olmadigini o kisiye Sen Hangi bahçenin Gülüsün Diye sorarak ögrenirlermiş
Elhamdulillah bizde Nakşibendi bahçesinin gülü olma yolundayız
Cevapla
Yafes 09:14 25.12.18
Hadimulkutup Nickli Üyeden Alıntı:
Osmanli doneminde birkimsenin mursidi olup olmadigini o kisiye Sen Hangi bahçenin Gülüsün Diye sorarak ögrenirlermiş
Elhamdulillah bizde Nakşibendi bahçesinin gülü olma yolundayız
Allah saadatlardan ayırmasın mübarek

Seyr-i sulukünüz de muvaffak eylesin inşAllah
Cevapla
Hadimulkutup 09:25 25.12.18
Yafes Nickli Üyeden Alıntı:
Allah saadatlardan ayırmasın mübarek

Seyr-i sulukünüz de muvaffak eylesin inşAllah
Bilmukabil kurbanım hep birlikte inşaallah
Cevapla
Heartway 00:28 17.05.19
Hadimulkutup Nickli Üyeden Alıntı:
Osmanli doneminde birkimsenin mursidi olup olmadigini o kisiye Sen Hangi bahçenin Gülüsün Diye sorarak ögrenirlermiş
Elhamdulillah bizde Nakşibendi bahçesinin gülü olma yolundayız
Ben hangi bahçenin gülüyüm aceba
Cevapla
Etiketler:fikir, kalp, nakşibendi, zikir
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143