Tasavvuf & Tarikatler

Nefsini Bilen Rabbini Bilir - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

1 2 
Tasavvuf & Tarikatler>Nefsini Bilen Rabbini Bilir
Hiç 17:27 22.06.16

Tevhid Hakkında Mesele (Kim Ki, Nefsini Bilirse Rabbi’ni Bilir)

Eğer biri çıkar da; gerçekten insanlar «kim ki, nefsini bilirse Rabb'ini bilir» sözünde ittifak etmişlerdir, fakat bilmenin şekli ve yönü hakkında ihtilâf ettiler, derse bu husus, şöyle izah edilir :

Seneviyye diyor ki : Allah-u Teâlâ'nm zatmm hayrı ve şerri kuşattığı bilinince, ondan her cihet için bir Rabb olduğu bilinir.

Yahudiler ise; Allah'ın cüzden biri olduğunu söylediler.

Müşebbihe mezhebine gelince; onlar da şöyle diyor : Allah bir cisim*dir. Çünkü görünen âlemde nefsin bilinmesi cisim için olur.

Celim de der ki; Allah yok iken sonradan var olduğu bilinince o, bir şeydir, cisimdir, âlimdir, semi' (işitici) dir; basîr (görücü) dir. Böyle olunca bilinir ki, her kendisinde bu isimlerden biri bulunan hadis olanın tâ kendisidir. Halbu ki onu meydana getiren Rabb'isinin hadis olması mümkün değildir.[1]

Bizce (ehl-i sünnet) ise bu husus şöyle ifade edilir : Gerçekten «kim ki nefsini bilirse o, Rabb'ini bilir.» Çünkü o, nefsini araz*lardan görme ve işitme ve başkalarından ihtimal dahilinde olanı bilmedi*ğini biliyor. Ve nefsinden fesada uğrayan şeyin ıslâhını da bilmediği gibi zamandan, mekândan almış olduğu1 nasibi kadarmca olanı ve kendisine gelen çeşitli ihtiyaçların nereden geldiğini ve o ihtiyaçları kendisi ile gi*derebileceği şeyin hakikat ve mahiyetini de bilemiyor. Bu, onun yaratılı*şında vardır. Bununla beraber kendi nefsinde gördüğü şey ile zeval bul*duğunu müşahede ediyor. Öyle ise onun geçmiş hallerinden olanlardan, tâa, bugünkü haline kadarını kendisinde bulunan zamana kadar, hal*lerin çeşitli merhalelerden geçtiği bilinmesi ile beraber, bu hususları bil*mesi uzak bir ihtimaldir. Bunu zihninde bile tasavvur etmesi çok güç*tür. Aklı, bunu kuşatması ihtimalinde bulunmaktan çok acizdir, işte bu noktalardandır ki o, bizzarure kendi nefsini, bulunmuş olduğu hal üzere kendisi icadetmediğini bilir. Hatta, eğer nefsinin icadetme işi kendisine ait olmuş olsaydı, geçen hususların tümünü bilecek şekilde meydana ge*tirirdi. Çünkü eğer bu hususlardan her hangi bir şeyi meydana getirmeye kadir olmuş olsaydı kendisinde sabit olan cehalete, sonra kendindeki ih*tiyaçları giderme babından haber verilen hususlarda ve kendisinde fesada uğrayanı ıslâhla acze itilmezdi. Bu takdirde bilinir ki o, yani Allah, his*settiği şeyi yaratma bakımından mahlûkatın en malik olanı kendisine verilen hakikatleri idrâk etmekte en üstünü ve adı geçen işlerden bilinen şeye vukuf bulmakta en süratli olanıdır. Böylece kendi nefsinin bir şeyi icadetme, var etme, baki kılma, yok etme gücünün dışında olduğunu bilir ve anlar. Sonra hissedilenlerin hepsinin ayan beyan olduğunu da bilir. Çünkü onlar kendi ihtiyaçlarında şaşkınlığa düşmüş olanlar gibi kendinin tedbir ve icadı altındadırlar.

Ve bilir ki, sebebleri anlamakla, hadiselere vakıf olma ve üzerinde bulunduğu ihtimallerden kendisi gibisi, ancak nefsinin bulunduğu halin bütün manalarının[2] dışında olan kimse ile olur. O hallerin içinde mana*lar değişikliğe uğrar. İşte yukardan beri izahına çalışılan hususlarla onun var olması aciz olmayıp her şeye kadir[3] olanla; cahil değil âlim olanla, ve tedbiri, icabında kendisine karşı çıkılması mümkün olmayan yüce4 Allah iledir. Ve yine bu hususlardan hiç bir şeyin yüce olan Allah'a ben*zemediğini de Öğrenir.

Öyle ise kendisine benzemesi yönünden, hadis veya kadîm olma ve*yahut, kendisini başkasının yaratmasından kendisinde bulunmasını ge*rektiren şeyin gerektiğini söylemesinin hiç bir anlamı yoktur. Eşyanın hepsi de böyledir. Zira eşyanın arasında, ihtiyaçlar, aczin ve sınıfın çe*şitleri itibariyle muvafakat ve mutabakat vardır. Sonra hadis olma ba*kımından bütün yönlerden aralarında muvafakat bulunur. Bununla, kendisinin, ona tüm yönleriyle benzemediğini bilmesi gerekir. Yönler, kendisini icâd edene değil; bilakis kendisi için bulunur. îşte bu hususlarda Allah'a yaraşan, ve lâyık olan şekliyle Rabb'in bilinmesi bulunmuş olur. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Bu ifadelere göre Cehm'in, «Allah, âlim ve kadir değildi; sonra böy*le, yani, âlim ve kadir» oldu sözü çürütülmüş oldu : Aynı zamanda «Al*lah fail ve mütekellim değildi; sonradan fail ve mütekellim oldu» diyen kimsenin sözü de batıl olur. Çünkü onlar, Allah'da, kulun hadis olması ve yaratılması bakımından kendisini bilmeye sebeb olan haller ve yön*lerin değişime uğradığını ifade ettiler. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Hallerin ihtiyarî olarak vuku bulmasının kabul edilmesinin müm*kün olması ve ilim, kudret, hayat, işitme ve görme gibi yüce sıfatlarla mevsuf olmasının imkân ve ihtimal dahilinde bulunmasından yukarda zikrettiğim şeylerde kendisinin, âlim ve halik (yaratıcı) olan Allah ile var olduğunu açıklayan hususlar vardır. Bütün gıda maddeleri de böy*ledir. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Hayra ve şerre muhtemel olması ve hallerinin muhtelif olmasında, kendisinin yaratılması; hayır ve şerre yorulmayan ve hallerinin de muh*telif olmamasına sarfedildiğinin bir delilidir. Bunun böyle olması herşe-yin bulunduğu hal üzere var olması Allah'm takdiri ile olduğunun beyan [4]edilmesi içindir. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Bir kısım insanlar da bu hususta şöyle diyor : Kim ki kendi gizli var*lığını bilirse Rabb'ini bilir. Gizli varlığı ise, kendisinde yüceliğe ulaşma ihtimali ve işlerin salâhı için yaratılan «iç âlenıi»nden ibarettir. Bu*nunla mahlûkatın idaresine ve sebeblere bakmanın küfürden ibaret olan işlerden gizli olanların idrakine sahip ve malik olur.

Bu söyledikleri şey[5] güzel bir sözdür. Yaratıcı olan Allah'ı bilme hakkında zikrettiğimiz şey, Allah'm hallerinden gizli olan şeyin gizliliği*ni[6] idrâk etmeğe kâfi derecede açık vaki olmuştur. Ve kapalı olan şeyin bilinmesine ulaşmış sebebler de zahir olmuştur. Bununla kendisinde giz*li kalan şey bilinir. O şeye nefis ismi verilsin veya verilmesin. O, açıklık kazanmıştır. Kuvvet ancak Allah'tandır. [7]



[1] Kitabın aslında «te'huzu. kelimesi «ye'huzu. olarak yazılmıştır.
[2] Kitabın aslında *el-mânî» mükerrer olarak yazılmıştır.
[3] Kitabın aslında *bikâdirin» kelimesi «bifesâdin. olarak yazılmıştır.
[4] Kitabın aslında .cebbârin» kelimesi noktasız «ha» iledir.
[5] Kitabın aslında kelimesi «kâlehû» olarak yazılmıştır.
[6] Kitabın aslında -el hafi» kelimesi «el bafî bihî» olarak yazılmıştır.
[7] İmam Matüridi, Tevhid, Hicret Yayınları:205-207.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
insan-ol-evlat 20:55 13.07.16
sağulasın ...
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
zeylan 22:12 18.08.16
Allah razı olsun.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
dilan 22:18 18.08.16
allah razı olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Ejder 16:53 29.09.16
Allah razı olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Mustafa 17:38 17.11.16
Allah razı olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Mustafa 14:29 18.11.16
çok yerinde bir çalışma nefsini bilen RABBİNİ bilir
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
İnşirah 11:33 09.03.17
Allah razı olsun..
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
madlen 12:25 06.05.17
Allah razı olsun bu güzel paylaşım için.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
acar 14:11 02.09.17
Allah razi olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:bilen, bilir, nefsini, rabbini
1 2 
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146