Tasavvuf & Tarikatler

RUH'un Sirri - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf & Tarikatler>RUH'un Sirri
Simla 12:18 26.08.19
RÛH NE DEMEKTİR;


Resûlullah (s.a.v)
Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde “Evvelâ ma halâkallahu Rûhi” “Allah(c.c) evvelâ benim Rûhumu yarattı.”buyurmaktadır.
Bu Rûh, küll-i Rûh idi.

Cemâdâta Tecellî Ettiğinde;
Cemadî Rûh,

Nebâtâta Tecellî Ettiğinde;
Nebâtî Rûh,

Hayvânâta Tecellî Ettiğinde Hayvânî Rûh,

İnsanda Tecellî Ettiğinde'de;
İnsan Rûhu Adını Aldı.

Aslında Rûh Birdir Parçalanma Kabul Etmez.

Fakat Tecellî Ettiği Mazharlarda Görüldüğü Yere Göre Saydığımız Gibi İsimler Almaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm’in İsra Sûresi Ayet 85. “Sana Rûhtan sorarlar, de'ki,
O' Rabbimin bir emridir.” buyrulmaktadır. Cemâdî, Nebâtî, Hayvânî ve İnsanî Rûhlarıdır.

Bu Ruhlar, yalnız afaktaki cansız varlıkların Ruhu, bitkilerin Ruhu, hayvanların Ruhu olarak algılamamak lâzımdır.
Her ne kadar bunlarla ifâde ediliyorsada,

İnsanların toprak gibi cansızlarından,

Ot gibi hiçbir işe yaramayan kişilerden ve

hayvan gibi yemek içmek ve nefsanî isteklerinden başka hiçbirşey,düşünmeyen insanlar demektir.

Bu Cemâdı, Nebâtı ve Hayvanâtı Ruhlara sahib olanlar;

Teşriye devrinde kör dönemecin içinde elli bin yıl tekrar tekrar dönerek kaldıktan sonra ancak, insan Rûhuna kavuşabiliyorlar. İnsanlardaki Rûhda üç bölümde mütâlaa edilir:

1 - Hayvânâtı insan Rûhu

2 - Nâkıs insan Rûhu

3 - İnsanlığını bulmuş insan Rûhu

1 - Hayvânâtı insan Rûhu: Nefsânî yaşantıdan başka bir yaşantısı olmayan, sûrette insan görünümünde olan ancak sîrette hayvan Rûhuna sâhip olan insanlardır. Baba sulbü, anne sulbü ve dünyaya geldikten sonra, bir Hakk Mürşîdi olan Rabbi tarafından Rûhumuzdan bir Rûh üfürdük âyetine mazhar olmayanlardır.

Bunlar, hayvânlar gibi yeryüzünde yaşayan, Hakk ve hakîkatten haberdar olmayan, yolca gelip boyca bu âlemden âlem-i Âhirete göçüp giden varlıklardır.

Bunlar hiçbir zaman insan Rûhuna sahip olmadıkları gibi, bu âlemde de âlem-i Âhirette de Cehennem azâbından kurtulmuş değillerdir.

Hayvanlar gibi yerler, içerler, ürerler, dünya yaşamı ile nefsânî bütün zevklerini alırlar ve teşriye kör dönemecinde, genlerinin ve bütün insanlık hasletlerinin zuhûruna kadar yıllarca insan rûhuna hazır olasıya kadar; Cemâdât, Nebâtât ve Hayvânât teşriye devriyesinde döner dururlar.
İşte dünyada'da Âhirette'de Cehennem bunlar içindir...

Bu kişilerin, stres, üzüntü, keder, asâbiyet gibi birçok Cehennem halleriyle bezendiklerini görürüz.

2 - İnsan-ı nâkıs Rûhlar: Bir İnsan-ı Kâmile gelerek, insan-ı asliyelerini bulmak için insanî Rûh üfürülmesine rağmen henüz tam insan-ı asliyelerini tamamlamadıkları için, eksik ilim ve

idrâka sahip olan kişilerdir.
Zariyat Sûresi 56. âyette “ins” diye

tabir edilen henüz insanlığını bulmamış olanlar bu sınıftandır.

3 - İnsanlığını bulmuş insan Rûhu: Sûrette insan sîrette de insanlığını bulan kişilerdir. Kur’ân-ı Kerîm’in Araf Sûresi 172. “Rabbim Âdemoğullarının sülblerinden zürriyetlerini çıkarıp da onları nefislerine karşı şahit tutarak, ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim, buyurduğu vakit onlar da ‘Evet Rabbimizsin, şahit olduk, dediler.” Bu âyeti bu gün bezm-i elest olarak kabul edip, bir İnsan-ı Kâmilden, “Rûhumdan bir Rûh üfledim.” âyetini üfürten kişiler insan Rûhuna sahip olanlardır...

Bunlarda aynen nâkıs insan gurubunda olanlar gibi, akıl baliğ olasıya kadar;
Baba sulbü,
Anne sulbü gibi devrelerden geçmektelersede;

Tevhide Henüz Sâbîlik Devresinde Olduğu İçin, Sâbîlikleri Nedeniyle Herhangi Bir Suçtan da Mes’ul Değillerdir. Nâkıs Rûhlarla Bunların Arasında Tek Bir Fark Vardır,
O'da, Eksik Olan Rûhların Nâkıslığından Mütevellit İnsan-ı Asliyesini Tam İdrâk Edememeleridir.

İşte İnsan Rûhunun Zuhuru İse; Bir Mürşid-i Kâmilden
O Kişiye Evvelâ;
Zikir Rûhu,
Ef’al Rûhu,
Sıfat Rûhu,
Zât Rûhu Üfürüldüğünde,
Hicr Sûresi 29.
”Feiza sevveytuhü
ve nefahtü fiyhi min Rûhi”

“Ona Rûhumdan bir Rûh verdik.” âyetinin zuhûru olan insan Rûhu görülmeye başlar. Nasılki anne rahmine intikâl eden sperm;
birinci kırk günde kan pıhtısı,

ikinci kırk günde et parçası,

üçüncü kırk günde kol ve bacaklar teşekkül eder.

Yüzyirmi gün sonra anne karnındaki çocuk hareket etmeye başlıyorsa;

Mânevî Rûhda bu şekilde, Mürşid-i Kâmil’in Zikir Rûhu, Ef’al Rûhu, Sıfat Rûhu, Zât Rûhu Olarak Üfürülerek İnsan Rûhu Teşekkül Etmiş Olur...

Yoksa bu gördüğümüz bütün insanların hepsinin insan Rûhlu
olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm,
“Nas” tâbiriyle bütün insanlardan bahsediyor.
Zariyat Sûresi 56. âyet;
“Ben ins ve cinleri bana ibâdet etmeleri için yarattım” demekle henüz insanlığını bulmamış eksik, yani nâkıs insanlardan bahsediyor.

Yine Kur’ân-ı Kerîm İnsan Sûresinde, sûret ve sîrette insanlığını bulan insanlardanda bahsetmektedir.

Şu halde, insan Rûhuna sahip olarak Rablerine kavuşan bu kişilerin, Bakara Sûresi 156. âyetinde “Galu inne lillah ve inne ileyhi raciun” “Allah’tan(c.c) geldik tekrar Allah’a rücû edeceğiz.” belirtildiği gibi, bu idrâka sahib olan Rûhların sonsuza kadar, mutluluk içinde Cennet-i Âlâ’da kalacağı görülmektedir.

İnsan Rûhu dışındaki diğer Rûhların Cemâdât, Nebâtât ve Hayvânât teşriyesi dönemecinde uzun yıllar kaldığını görüyoruz;

Onun için akıl sahiplerinin bir'an evvel, bir İnsan-ı Kâmilden bu insan Rûhunu üfürtmesini tavsiye ederim.

Böylece ervâh âlemi olan bezm-i elest deminde;
sıra ile zikir Rûhu, ef’al-i İlâhiye Rûhu, sıfatı İlâhiye Rûhu ve Zât-ı İlâhiye Rûhunu Vahdâniyyet diriliğini
Zevk Ettiğinde,
İnsan Rûhuna sahip olduğu görülecektir.


Alıntı
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146