Tasavvuf & Tarikatler

Yeşil sarıklılar!! - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf & Tarikatler>Yeşil sarıklılar!!
El Yiğit 08:34 04.09.19
RİCALİ GAYB HAKKINDA

Kore'de Vegas cephesi

1952 Senesinde Kore’de On beş Aylık Asker İken; Vegas Denilen Bir Mevkide Cephedeyiz.

Ağır toplara ve düşman hücumuna karşı korunma ve savunma hattından da mevzideyiz.

Bir Ramazan akşamıydı ve ezanın okunmasına beş dakika kalmıştı. Kumanyalarımızı hazırlayıp iftar etmek için beklerken Çin askerinin cephesinden top sesleri gelmeye, mermiler peş peşe gümbürdemeye başlamıştı. Bizim bulunduğumuz mevzinin sağına soluna, ilerisine, gerisine derken; her tarafa düşen yoğun top mermileri şaşkınlığa yol açmıştı.

Hazırladığımız kumanya toz duman içinde kalmış iftar dahi açamamıştık. Hemen silahlarımızın başına koşup, kumandanımızdan gelecek emri beklerken; bir yandan da düşmanı caydırıcı taciz atışları yapmaktaydık. Saat, bir veya ikiye yaklaşmıştı.

Bu arada, Çin saldırılarından bizim top taburunun cephane ve topları isabet almıştı. Cephanemizin patlamasıyla öyle bir yangın çıktı ki; bütün top taburunun bulunduğu alan infilak edip; toplar, arabalar ne varsa, bulunduğumuz mıntıka cayır cayır yanmaya başlamıştı.

Bir taraftan üzerimize mermi yağarken., bir taraftan da yanar dağ lavları gibi alevler ortasında kalmıştı.

Bu arada, silah arkadaşımız olan; Bozkır'ın Hoca köyünden Muhsin Yaşar isminde bir kardeşimiz hemen yanımızda şehit olup Rahmeti Rahmana yollanmıştı.

İmdada yetişen yeşil sarıklı yeşil cübbeli manevi askerler gözlenmiştir

Bir ara Taarruz durmuş ve top sesleri susmuştu. Daha iftar bile açmamıştım, ama sahur vakti olduğu için ikinci günün orucuna niyet etmeden biraz su içmeye koyulmuştum. Mataralara ve su kaplarına baktım, ama bir yudum su kalmamıştı. Hemen elime birkaç matara aldım ve doldurup geleyim diye koştum.

Su aldığımız yer, mevziye 150 metre uzakta bulunmaktaydı. Suyun yanına varıp mataraları doldurdum, bir bardak kadar da su içince sahur vakti de dolmuştu.

Suyun başından, üç veya dört metre kadar ayrılmıştım ki, Çin cephesi tarafından, bülbül sesine benzer bir kuş sesi duydum. Batı tarafımızdan, bir de koyun sesine benzer bir ses duydum. Derken, etrafımda karartılar görmeye başladım. Hava da bulutlu idi, ama ay ışığı da vardı. Ay, bazen buluta giriyor her taraf kararıyor, bazen buluttan çıkıyor her taraf ışıyordu. Bulunduğum yer, sık ağaçlık bir yerdi. Ormanın arasında gördüğüm karartılar birbirlerine haberleşme işaretleri vererek bana doğru iyice yaklaşıyordu. Benim bacaklarımın dermanı kesilip dizlerimin üzerine yığılıp kaldım.

O anda, yüzümü semaya kaldırıp ellerimi Mevlâ huzuruna açtım:

- Ey kâinatın sahibi yüce Mevlâm! Sana sığındım. Senden başka beni koruyacak, senden başka imdadıma koşacak yok, ya Rabbi! Ancak sana sığındım. Beni bu kafirlerin eline teslim etme Allah’ım! .. diye dua edip yalvarırken...

Semadan, gökkuşağı gibi yeşil bir ışık direk, üzerime iniverdi. Işığın içinde, Hocam Hızır Aleyhisselâm ile Ladikli Ahmed Ağayı gördüm.

Hocam bana:

- Korkma Halis! Allah'ın emri ve inayetiyle senin imdadına yetiştik, yapış elime! Buyurdu.

Hocamın eline yapıştım, beni kaldırıp havada tutmuştu.

O anda, benim bulunduğum yerin dört tarafında bulunan düşman askerleri, bizim gözümüzün önünde toplanmış, hepsi ellerini kendi başları üzerinde parmaklarını kilitlemiş şekilde, tek sıra halinde dizilmişler ve:

Teslim, teslim!.. diye bağırıp duruyordu.

Düşman askerleri, tek sıra halinde önümüze düşüp bizim mevziye doğru yürümeye başlamıştı. Ellerindeki silahlarını atmışlardı. Yürürlerken saydım; 22 tane Çin askeri vardı.

Onlar önümüzde biz arkalarında, nihayet Türk mevzilerine yaklaştık. Mevzide 12 Amerikan askeri, 7 Türk ve bir de Koreli tercüman; 22 kişinin önünde teslim olmuşlardı.

Arkadaşlar aniden böyle bir şeyle karşılaşınca, hayretler içinde bana:

- Bu hal nedir Halis, anlat! dediler.

Ben de:

- Bu hali kendilerine soralım, çünkü ben de bilmiyorum! Koreli tercümana dönüp:

- Çin askerlerine sor bakalım da durumu onlardan öğrenelim.. dedik.

Tercüman, bunlarla konuştu:

- Bir tek Türk askerine, 22 kişi nasıl teslim oldunuz da geldiniz?

Çin askerleri, şöyle cevap veriyorlar:

- Biz bir Türk askerine teslim olmadık. Yeşil sarıklı, yeşil cübbeli, beyaz sarıklı beyaz, cübbeli, sayıları sayılamayacak kadar çok askerle kuşatıldık. Bizi çember içine aldılar, silahlarımızı attırdılar, ellerimizi başlarımıza kaldırttılar; bizi etkisiz hale sokup esir aldılar. Bizi o sarıklı askerler getirdiler. Biz, bir askere teslim olup gelecek kadar korkak değiliz!!

Bu arada, Hızır Aleyhisselam ile Ahmed Ağa:

- Halis biz gidiyoruz! Bizim görevimiz buraya kadar. Yine geliriz! deyip ayrılmıştı.

Onlar gittikten sonra, bendeki Mevlâ inancı ve cihat aşkı da kat kat artmıştı.

Buna benzer olağanüstü haller ve hikâyeler Kıbrıs Barış Harekâtımız sırasında, daha önce Şanlı Kurtuluş Savaşımız ve destansı Çanakkale savunmamızda da yaşanmış, bu hadiseler üst rütbeli komutanlarımız ve hatta yabancı subaylar tarafından bile defalarca aktarılmıştı. Bu durum, hem İslam inancının ve Allah’ın yardımının, hem aziz milletimizin manevi dayanağının, hem de keramet hakikatinin apaçık ispatıydı. Zaferden zafere koşan kahraman ordumuz psikolojik ve teknolojik hazırlık ve eğitim yanında işte bu ilahi nusret ve inayetle ayaktaydı.

Oğlu Cemil Efendi’nin naklettiğine göre Hacı Haydar Baba, manevi toplantı ve seyahatlerin bedenen değil ruhen gerçekleştiğini söylemiştir. “Bu tür toplantılara katılmak ve bazı savaşlara ve sıkıntı ortamlarına manevi destek sağlamak için, velilerin bu bedenle gittiklerini sanmak yanlıştır. Allah’ın izni ve iradesiyle ve manevi mecliste verilen görevle sadece ruhen (manevi-enerji bedenleriyle) katılınmaktadır.

Bak şu anda biz buradayız. Ama işte Mekke-Medine, işte Kıbrıs, işte Bosna, İşte Çeçenistan, işte Afganistan ( bir dünya küre haritasını gösterir gibi) elimizin altındadır.”

Rical-i gayb velilerin divan toplantıları ve hikmetleri

Tayy-i Zaman ve Tayy-i Mekân yapan yani bir anda farklı zaman ve mekânlarda bulunan ve boyut değiştirme yeteneği kazanan Rical-i Gayb Tabakaları'nın (Bizim) Divan toplantılarımız, senede üç sefer yapılır.

Bu toplantılarımızın ilk ikisi; Divan ve Hazırlık Toplantısı,

Üçüncüsü de; Manevi Hükümet ve İstişari Meclis Toplantısı’dır.

Divan toplantılarımızın birincisi; Arafat'ta,

İkinci toplantımız; Ramazan ayında, ekseri Cebel-i Nur'da yapılır. Ancak, illâ burada yapılması şart olmayıp nerede emrolundu ise orada toplanır.

Âdem babamızdan başlayıp, bugünkü Zamanın Kutbu'na kadar geçen kutubların tamamı ve Rical-i Gayb tabakaları, bu tabakalara dahil melekler ve cinler dahi eksiksiz olarak; Allah'ın emri ile, Divan Toplantıları'mıza katılır.

Üçüncüsü; Manevi Hükümet Meclis Toplantısı, her sene Ramazan ayının 27. gecesi, saat 24’ten sonra; Yetmiş Hicab ötesinde, maneviyat ikliminde RUKKA Âlemi'nde yapılır.

@Lin bin Ali @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
manyetik 14:39 04.09.19
El Yiğit

maşALLAH benim kardeşime
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Yafes 16:44 04.09.19
Allah razı olsun Yiğidim

Ladikli Ahmet Ağa yıllarca kurtuluş savaşında savaşıp kendisi o askerlik zamanında balkanlarda yaşanan bir olayda çölün ortasında, Hızır a.s ile tanışmış ve ömrü boyunca dostlukları devam etmiştir.

Halen Konyadaki Ladikli Ahmet Ağa nın evine ziyaretlere gidenlerin arasına Hızır a.s ın karıştığını çok yakından öğrendik biliyoruz bu bilgiyi yabana atmayasınız

Bu tür olayları dinlemek öğrenmek isteyenler Ladikli Ahmet Ağa nın hayat hikayesini okuyup araştırabilirler

Her gördüğünüzü Hızır, Her geceyi Kadr gecesi bilin efenim
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
El Yiğit 20:13 04.09.19
Lâdikli Ahmet Ağa kendisini kış günü ziyarete gelenlere yaz gününün meyvelerini çıkarırdı. Hatta köylü bu seferlerini bildiği için Lâdikli Ahmet Ağa’ya “Bize dalıyla taze hurma getir, muz getir” gibi ısmarlamalar yapardı.

Bu görevlerinden en çarpıcısı ise Kore’de sıkışan Türk tugayına yardım için gitmesidir. O, Kunuri çarpışmalarında sıkışan Türk tugayını kurtarır.

1957’lerde patlak veren füze krizi hakkında Cezayir dağlarında konuşan kırklar ile toplantı yapar. Bunlar hep Allâhü Azîmüşşân Hz.lerinin izin, emir ve müsaadesi iledir. Meleklerden askerleri olduğu gibi insanlardan da kendine yakın kılıp kerametler verdiği kulları vardır.

Birçok kişi sorar Ahmet Ağa’ya,

“Ahmet Ağa, madem bu kadar göreve gidiyorsun, nedir bu İslâm âleminin hali?” O da cevap verir:

“İzin yok oğlum, izin yok. Olsa her şey düzelir.”

Lâdikli Ahmet Ağa yine bir sohbette sorarlar:

“Ahmet Ağa bugün nereye gidiyorsun?”

“Washington’a”

Köylüler yine sorar:

“Ahmet Ağa kaç saatte gidersiniz Washington’a?”

“Lâdik’ten Washington 4 dakika” der.

Lâdikli Ahmet Ağamız da bir Berat gecesi evinde toplanan misafirlerinin ‘‘Eee Ahmet Ağa, bugün nereye gideceksiniz?” sorusu üzerine,

“Bu gece Mekke-i Mükerreme’de bir toplantı olacak. Harem-i Şerif’te Zemzem kuyusunun başında. Her sene bu gece Zemzem kuyusunun suyu coşar kabarır, ağzına kadar gelir. Rasûlullâh Efendimizin ruhaniyeti, bütün peygamberler ve evliyâullâh orada toplanır. Hep birlikte dua yapılır. Sonra o kuyudan bir su içilir, artanı da oraya dökülür. Ondan sonra su normale çekilir. Zemzem kuyusunun suyunun bitmeyişinin hikmeti budur. Her sene bu merasim yapılır.” diye cevap verir.
Rabbim şefaatlerine nail eylesin ruhları için bir fatiha üç ihlas meassalavat
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Sebnef 23:49 14.09.19
çok etkileyici paylaşım..
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146