Tasavvuf & Tarikatler

SUS!..Orucu - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Tasavvuf & Tarikatler>SUS!..Orucu
Simla 12:27 08.09.19
Allah Hz. Meryem’i evlenmediği halde Hz. İsa’nın annesi olmakla imtihan etti. Bu çok ağır bir imtihandı. Çünkü insanlar Allah’ın Hz. Adem’i ve eşi Havva’yı bir anne-baba olmaksızın yarattığını bildikleri halde, bir kadının bir erkek olmadan çocuk sahibi olmasının neredeyse imkansız olduğu konusunda şartlanmış bir zihin yapısına sahiptirler.

Doğum zamanı gelince o, kavmine ne diyeceğini bilemiyordu. Çünkü hem kendisine hiç bir erkek eli değmediğini, hem de bu çocuğun kendisine ait olduğunu söyleyecekti. Kim inanırdı buna? Zaten o zamanın müslümanları olan İsrail oğulları inanmadılar. Onu zina etmekle suçladılar. Hz. Meryem bile evlenmeksizin hamile kalışına şaşırdığı içindir ki “Bana bir insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir?”(Meryem/20)demişti.
Kur’anda Allah’ın şahitliğiyle Hz. Meryem’in Hz. İsa’yı babasız doğurduğuna tanık olmamıza rağmen, bugün bile Allah, iffetiyle bilinen bir müslüman kadını böyle bir imtihana tabi tutsa, acaba biz müslümanların ne kadarı buna inanır? Kesinlikle çoğunun inanmayacağından eminim. O inanmayan müslümanlara “Bak Allah Kur’an-ı Kerimde Hz. Meryem’i anlatmış. Niçin böyle bir şey mümkün olmasın?” deseniz bile o müslümanlar “Bunu Hz Meryem’le karıştırma, o Meryem, bu ise sıradan bir kimse, hem o bir mucize…” diyerek işin içinden çıkarlar.
Kısaca o gün sadece Hz Meryem imtihan olunmamıştı, bunun yanında o gün bu olaya şahit olan herkes imtihan olmuştu ve çoğu kaybetmişti. Eminim bu gün de böyle bir imtihana uğrasak çoğumuz kaybederiz.
Nihayet doğum zamanı geldi. Bir hurma ağacının altına çekilince Allah ona şöyle buyurdu:
“Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün. Ye, iç gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah’a oruç adadım, artık bugün hiç bir insanla konuşmayacağım”(Meryem/25,26)
Böyle bir durumda o ne söylerse söylesin kimseyi inandıramayacak ve iffetli olduğunu da ispat edemeyecek. Bu yüzden o Allah’ın emriyle susma orucu tuttu. Meryem’in susması Onu Allah’ın müdafaa edeceği anlamına geliyordu. Nitekim Allah onun kucağındaki bebeği konuşturmak suretiyle imtihan sürecini tamamladı ve olayı çözdü.
“Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. ‘Biz, dediler, beşikteki bir bebek ile nasıl konuşuruz? Çocuk şöyle dedi: Ben Allah’ın kuluyum. O, bana Kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım O beni mübarek kıldı.
Yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti. Beni anneme saygılı kıldı, beni bedbaht bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır. İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa hak söz olarak budur”(Meryem/29-34)
Neticede Meryem’in iffeti mucizevi bir şekilde ispatlanırken, onu zina ile suçlayanların iftira attıkları anlaşılmış oldu ve böylece imtihanı kaybettiler.
İşte Allah Kur’anda Hz. Meryem’in imtihan esnasındaki susma orucunu böyle anlatıyor. Şüphesiz biz bugünün müslümanları olarak susma orucu diye bir oruçla mükellef değiliz. Üzerimize farz kılınan oruç bellidir. Ancak Allah Kur’anda bir şeyden bahsediyorsa, mutlaka hikmeti vardır, diye düşünüyorum. Bu susma orucunda da mutlaka bizim alacağımız dersler vardır.
Bu sebeple uzun süredir susma orucu tutmayı düşünüyordum. Bilindiği gibi bir şeyi en iyi bir şekilde anlamanın yolu onu yaşamaktır. Rabbim bu arzumu şu geçen ramazan ayının son gününde gerçekleştirmeyi bana nasip etti ve ramazan orucuyla birlikte bir de susma orucu tuttum. Gerçekten bereketli geçti. Susma orucu sebebiyle anladığım şeyleri şimdi sizinle paylaşıyorum:
1-Susma orucunu insanların içinde geçirmeniz gerekiyor ki bir anlamı olsun. Çünkü tek başına iseniz zaten konuşacak kimse yok, isteseniz de konuşamıyorsunuz. Ama insanların içinde her vesile ile ortam sizi konuşmaya sevkediyor, fakat siz susma bilinciyle sürekli uyanık olmak zorundasınız. Bu hal size bir irade eğitimi sağlıyor.
2-Susma orucunun yemek orucundan daha zor olduğunu anladım. Mesela, otuz günlük normal oruçta bir kez olsun unutarak yeme içme olmadığı halde, bir günlük susma orucunda tam yedi kez bir kaç kelimelik de olsa unutarak konuşmaya teşebbüs ettim. Belki de bu zorluk hayatımda ilk defa susma orucu tutmamdan, diğer orucun kolaylığı da yıllardır ona alışmamdan kaynaklanıyor olabilir. Böyle olsa da ağzı ve dili olanın susması zor bir şey.
3-Susmanın konuşmaktan daha zor olduğunu anladım. Bu vesile ile susmanın en az konuşmak kadar bir erdem olduğunu farkettim. Peygamberimiz bize “Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır konuşsun veya sussun” buyurmuştur. Bizler her aklımıza ve ağzımıza geleni, ya da her duyduğumuzu konuşmaya alıştığımız için susmakta çok zorlanır olmuşuz. Susma orucu sayesinde susmanın da hayır konuşmak kadar bir hayır olduğunu anladım.
4-Susmanın ağız terbiyesine katkı sağladığını anladım. Çünkü biz insanlar çok konuştuğumuz için gerek nefsimizden gerekse sosyal ortamdan etkilenerek bir şekilde ağzımızı argo kelimelerle, küfürlerle yada buna benzer şeylerle kirletiyoruz, ağzımızın ayarı bozuluyor. Bu şekilde kirlenen ağzımızı temizlemek ve bozulan ayarını düzeltmek gerekiyor. İşte susma orucu bu konuda bize yardım ediyor.
5-Susmanın tefekküre yol açtığını anladım. Şöyle ki; insanın gözü, kulağı ve ağzı dış dünyaya açılan pencereleridir. Gözümüzle gördüklerimiz, kulağımızla duyduklarımız ve ağzımızla konuştuklarımız bizi ve zihnimizi hep dışımızdaki şeylerle meşgul ediyor. Bu yüzden gözümüzü ve kulaklarımızı kapattığımızda ya da sessiz ortamlarda daha iyi tefekkür imkanı buluyoruz.
Tıpkı bunun gibi suskunluğa bürünmek de doğal olarak tefekküre zemin hazırlıyor. İnsan sustuğu zaman dış ile bağlantıyı kestiğinde haliyle içe yani kendisine yöneliyor. Bir başka ifade ile insan, insanlarla konuşmayı kestiğinde kendisiyle konuşmaya yöneliyor. Zaten insanın kendi iç alemine yönelerek kendisiyle diyalog kurması, tefekkür etmesi Allah ile konuşması anlamına geliyor. Bunlar hep birbirine bağlı iç içe olan şeylerdir, hepsi aynı kapıya çıkar.
6-İnsanların sadece konuşarak değil, aynı zamanda susarak da anlaşabileceklerinin farkına vardım. Öteden beri bizlere hep şunu öğretirler: “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar ise koklaşa koklaşa anlaşırlar” Ben, susma orucu sayesinde bu cümlenin her zaman doğru olmadığını, tam tersine bazı durumlarda insanların konuştukça meseleyi çözmek yerine daha da çıkmaza soktuklarını, dolayısıyla böyle durumlarda susarak daha iyi anlaşabileceklerini anladım. Hatta çoğu zaman tek kişinin susması bile problemi çözmeye yeter, ya da en azından konunun probleme dönüşmesini önler. Özellikle karı-koca arasındaki bazı meselelerde bence tarafların konuşarak değil, susarak daha iyi anlaşabileceklerini düşünüyorum.
Düşünsenize, karıkocanın her birinin kendisini tamamen haklı gördüğü, bundan dolayı her defasında seslerini bir derece daha yükselterek birbirlerine cevap yetiştirmeye çalıştıkları bir manzara hayal edin… İşin sonunun kavgaya varacağını, ya da sonu boşanmaya varan bir sürecin başlangıcı olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.
Bu durumda konuşmak mı yoksa susmak mı gerekir? İnanın sadece bir tarafın sabır gösterip susması bile her geçen saniye daha da kötüye giden süreci bitirmeye yetecektir. Öyleyse konuşmayı öğrendiğimiz kadar susmayı da öğrenmemiz gerekir. Özellikle birbirleriyle çok tartışan eşlere susma orucunu tavsiye ediyorum.
Anti parantez hemen belirtmeliyim ki, böyle durumlarda susmayı düşündüğünüzde içinizden bir ses “Sakın susma! Eğer susarsan karşıdaki senin cevap veremediğini dolayısıyla yenilgiyi/haksızlığı kabul ettiğini anlayacak” diyecek. Bilmiş olasın ki o ses şeytanın sesidir. Boşuna dememişler, “Söz gümüşse, sükut altındır” diye…
7-Ancak zamana bırakılarak bir müddet sonra anlaşılacak durumlarda konuşmaktansa susmanın gerekli olduğunu anladım. Çünkü hayatta bazı şeyler vardır ki o an konuşularak anlatılmaz. Bunun yerine susarsınız, sizin yerinize onu zaman anlatır, yani zamanla anlaşılır.
Mesela, siz çok dürüst bir kimsesiniz. Ama toplumda güvenin son derece sarsıldığı günümüzde bunu başlangıçta anlatamazsınız. Çünkü dürüstlük sözle anlatılmaz, yaşanır. Eğer doğru yaşarsanız zamanla dürüst bir kimse olduğunuz görülür ve anlaşılır.
8-Hayatta bazen öyle durumlar yaşarız ki %100 haklı olduğumuz halde bunu asla ispat edemeyiz. Haklı ve tertemiz olduğumuzu bir Allah biliyor, bir de biz. Tıpkı Hz. İsa’yı doğurduğunda Hz. Meryem’in ve İftiraya uğradığında Hz. Aişe’nin tertemiz oldukları gibi… Ama bunu sadece Allah ve kendileri biliyor. Ne yazık ki tertemiz olduklarını ispat etme imkanları da yok.
İşte böyle durumlarda insan susacak, onun yerine Allah konuşacak! Yani Allah bir müddet sonra insanı temize çıkaracak. Tıpkı Hz. Meryem’i çocuğu konuşturarak, Hz. Aişe’yi de indirdiği ayetle temize çıkardığı gibi…
9-Biz insanlar genelde konuştukça bir şeyi izah ettiğimizi/açtığımızı zannederiz. Bu zannımız genelde doğrudur. Fakat bazen öyle durumlarla karşılaşırız ki, meseleyi konuştukça açacağımıza, tam tersine konuştukça tıkarız. İşte böyle durumlarda susmak gerekir. Çünkü biz hep, cevap vermek için konuşmamız gerektiğini zannederiz. Oysa bazen susmak en iyi cevap olabilir. Yani susarak cevap vermek…
Mesela, yıllar önceki bir anımı anlatayım: Aynı yurtta kalan ama meşrepleri farklı iki müslüman kardeşimiz vardı. Biri ötekine zaman zaman takılırdı, laf atardı. Rahatsız edici laflar olmasına rağmen diğer kardeşimiz hiçbir şey olmamış gibi davranırdı ve susarak geçiştirirdi.
Yıllar sonra rahatsız edici sözlerle takılan müslümanla karşılaştığımda bana yıllar önce o yaptıklarının yanlış olduğunu anlatarak dedi ki; “Hasan hocam, ben ona laf attığımda onun cevap vermemesi beni öyle kahrediyordu ki, anlatamam”
Evet, demek ki susmak bazen en güzel cevap olabiliyormuş. Öyleyse susma orucunu sadece Kur’anda anlatılan Hz. Meryem’e ait geçmişte kalmış bir anı olarak düşünmeyelim. Hayatın akışı içinde onun da bir yeri ve zamanı vardır. Böyle olmasaydı Allah bize anlatırımıydı?
10-Susma orucunu tuttuğum günde insanlarla konuşamadığım için tefekkürün dışında bazen sesli bir şekilde Kur’an Okurdum, ya da sesli olarak tesbihat ifadelerini söylerdim. Bizim çocuk hemen “Baba, konuştun, orucun bozuldu” derdi. Ben de, “Hayır, oğlum! Susma orucunda insanlarla konuşmak yasak ama Allah ile konuşmak yasak değil ki… Ben böyle yapmakla Allah ile konuşmuş oluyorum!” diyordum.
Böylece çocuklar hem susma orucuyla tanışmış oldular, hem de susmanın aslında bir nevi Allah ile konuşmak! olduğu anlaşılmış oldu.
Bu yazıyı boş verin! Beni anlamanız için size susma orucu tutmanızı tavsiye ediyorum.
Hasan Eke
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Simla 12:36 08.09.19
Sınav donemlerinde bu sus orucu çok faydalı oluyor. Birkacgun o fırtınalı günlerde susmak hem nefsinizi sakinlestiriyor hem şeytanı cildirtiyor hemde feci olaylar yaşanmasına engel oluyor. Aklı selim düşünmeyi saglatiyor. Çok zor bir oruçtur. Kendime şu sıralarda telkinini verdiğim erteledigim bir oruç. Ama nasipse bu dönem buna basliycam. Rabbim hepimizi öfke huzursuzluk anlarında susup şeytanı sevindirenlerden etmesin.

Hz Ebubekir Hz Muhammed sav ile mescidde otururken bir adam gelerek olmadık küfürler etmisdi Hz Ebubekir e. Sabırla dinledi Peygamber dostu. Ama adam dahada haddi asında Hz Ebubekir tepki verdi duruma. Peygamberimiz mescidden çıktı. Ebubekir ra niçin çıktınız mescidden diyince Peygamberimiz: sen sustugunda senin yerine melekler cevap veriyordu o adama. Ama sen konuşmaya başlayınca melekler gitti yerine şeytan geldi. Şeytanın olduğu yerde durmam dedi... İşte boyle dostlar. Sus orucu hepimize lazım farz olmasada..

---------- Post added 08.09.19 at 12:38 ----------

Kelime hatası yapmışım. Rabbim öfke ve huzursuzluk zamanlarında susanlarden eylesin bizi. Şeytanı sevindirenlerden değil...
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Lil bin Ali 13:15 08.09.19
peygamberimiz zamanında bir sahabe savastan kacar . bahaneyle savasa katılmaz . cok kisi vardır bahaneyle katılmayan ama bu kisi pisman olur ve itiraf eder . peygamberimizde bir süre senle kimse konusmayacak . cezan budur der .
ölüm gibi gelir sahabeye . kimse onla konusmaz . sonra cezası biter @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Simla 13:48 08.09.19
Lil bin Ali Nickli Üyeden Alıntı:
peygamberimiz zamanında bir sahabe savastan kacar . bahaneyle savasa katılmaz . cok kisi vardır bahaneyle katılmayan ama bu kisi pisman olur ve itiraf eder . peygamberimizde bir süre senle kimse konusmayacak . cezan budur der .
ölüm gibi gelir sahabeye . kimse onla konusmaz . sonra cezası biter @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Muaz bin cemel di degilmi? Çok üzülmüştü işin sonucuna. Yinede küsüp terketmedi peygamberini .nekadar dislanmislik hissetmişti. Susan kazanır
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Lil bin Ali 13:52 08.09.19
adını bilmiyorum ama savastan kactıgını ve cok pisman oldugunu biliyorum .
adını sizden ögrendim
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Simla 13:58 08.09.19
Ya muaz bin cemel yada kab bin malikdi. Bilenler düzeltsin. Hatirim zayiftir
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146