Telepati

Telepati Araştırmaları - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Telepati>Telepati Araştırmaları
SiLence 22:03 02.02.17
1850’li yıllardan günümüze kadar yapılan telepati araştırma sonuçları konuyla ilgili anlayışlarımızda değişime yol açmaya devam etmektedir. Özellikle son yıllarda modern bilimin ulaştığı sonuçlar telepati konusuna çok farklı açılardan bakabilme imkanını bize sağladı. Yüzyılımızın başında telepati deyince iki veya daha fazla sayıda insanın birbirlerinin duygu ve düşüncelerini anlamaları olarak gayet sade bir şekilde açıklanıyordu. Fakat artık bu tanımın telepati için oldukça yetersiz olduğu anlaşılıyor.

Telepatinin Avrupa’da ilk olarak gündeme gelişi 1700’lü yılların sonlarına doğru gerçekleşti. Bu olay, 1750 ve 1759 yılları arasında teoloji, felsefe ve hukuk öğrenimi gören fakat sonra tıp alanında kendini yetiştirmek için Viyana Üniversitesi’ne kaydını yaptıran Alman Doktor Franz Anton Mesmer’in manyetizma ile ilgili çalışmaları sonucunda oluşmuştur. Mesmer insanların birtakım evrensel güçleri birbirlerine aktararak bazı rahatsızlıkların giderilebileceğini savunmuş ve bu enerji akışına da Manyetizma adını vermişti. Gerçektende o dönemlerde tıbbın iyileşemez fikrine ulaştığı birçok hastayı teşhis ve tedavi etmeyi başarabilmiştir. Fakat hayatının geri kalanı, kendisine yönelen şarlatanlık suçlamalarını savunmak zorunda kalmakla geçmiştir.

Bu çalışmalar esnasında manyetizörler süjelerini hipnozun bir türü olan somnambül denilen bir çeşit transa sokuyorlar ve bu esnada birtakım enerjiler hastaya aktarıyorlardı. Fakat operatörler beklemedikleri bir şeyle karşılaştılar; hastaları trans esnasında operatörlerinin ne düşündüklerini algılayabiliyorlardı. Doğrudan bir telepati ile karşılaşılmıştı fakat çok az insan manyetizma ile uğraştığı için bu çalışmalar bir süre sonra unutulup gitmişti. Ta ki 1850’li yıllarda ortaya çıkan, önce Spiritüalizm sonra Metapsişik araştırmalar dönemine kadar.

Metapsişik konularla ilgilenen bilim adamları bundan yaklaşık 150 yıl önce telepati ve diğer psişik konularda oldukça etkileyici ve sonuç getiren deneyler yaparak, araştırmalarında başarılı oldular, bu çalışmalarını belgeleyerek, pek çok eser yayınlayarak bu konuyu hemen hemen sonuçlandırdılar. Yani telepatinin ispat dönemi o yıllarda bitmiştir diyebiliriz.

1900’lü yıllara geldiğimizde bu türden fenomenleri tanıyan, deneyleyen fakat bunların sebebini herhangi bir ruhsal faaliyet olarak görmeyen, insanı psişik bir yapıdan yoksun tanımlayan bazı bilim adamları ise diğer ekollerden koparak konuyu materyalist açıdan değerlendiren parapsikoloji alanında çalışmalarını devam ettirdiler.

Parapsikoloji birçok paranormal olayı kapsamı altına alıyor fakat bunları “ruh” ve “psişe” kavramından bağımsız bir şekilde açıklamaya çalışıyordu. Sonraları oluşturan “PSI” enerjisi kavramıyla bu boşluğu doldurmaya çalıştılar. Dolayısıyla parapsikologlar laboratuvarda yapmış oldukları sayısız deneylerle telepati ve benzeri fenomenleri okült alanın dışarısına çıkarıyor fakat bunların açıklamasına, nedenlerine, nasıl ortaya çıktıklarına gelince pek başarılı olamıyorlardı.

Telepati konusundaki çalışmalarında da bu böyle olmuştur. Elbette ki aldıkları sonuçlarla o dönemlerde parapsikolojik çalışmalarda büyük bir ses getirmiştir. Özellikle telepatinin hangi şartlarda daha yoğun bir şekilde gerçekleştiği, sempatik bağın telepati üzerindeki güçlü etkisi, istatistik ve ihtimal hesapları, telepatinin zaman ve mekanla ilgisi, telepatik yolla oluşturulan trans, rüyada telepati, bitkiler ve hayvanlar üzerinde telepatik çalışmalar parapsikolojinin başarılı olarak düşünüldüğü alanlardır. Fakat Duyular Dışı Algılamaların mekanizması konusundaki teoriler ya birçok parapsikoloğun tartışmaları arasında eriyip gitmiş ya da açıklamalar için son derece yetersiz kalan araştırmalarla sınırlı kalmıştır.

1930’lardan 1960’lara kadar bu böyle süregelmiştir. Ta ki Rusların ve ona bağlı Demirperde ülkelerinin bu dönemlerde konuyla ilgili araştırmalarını yoğunlaştırıncaya kadar. Rusların bu konuda yapmış oldukları araştırmalar ve sonuçları birçok batılı parapsikologda büyük bir şaşkınlık etkisi yarattı. En uzak mesafelerde telepati deneyleri, telepatik trans ve telepatik telkin konuları, hayvanlara gönderilen telepatik telkin çalışmaları ve askeri alanlarda yapmış oldukları gizli çalışmaları ile Ruslar konuyla ilgili dünyadaki liderliklerini uzun bir dönem kimseye kaptırmadılar.

Fakat gerek Rusya ve ona bağlı ülkelerde gerek Batı’daki parapsikologlar, bundan yaklaşık 100 yıl önce Metapsişik biliminin ortaya koydukları gerçeklerin ispatı peşindeler ve önlerinde materyalist realitenin getirmiş olduğu engeller var olduğu müddetçe, pek de ilerleyecekleri görünmüyor.

Metapsişik araştırmacıları ile parapsikologları birbirinden yollarını ayırmalarına neden olan en önemli özelliklerden biri de öte alem araştırmalarıdır. Parapsikologlar hiç bir zaman bu konuya değinmek istememişlerdir. Oysa metapsişik çalışmaların da büyük bir oranda ileriye yönelik önünü açan konu bu olmuştur. Fizik ötesi dünyanın yasaları anlaşıldıkça fizik yasalar ve paranormal olaylar daha geniş bir çerçevede anlaşılmaya ardından da farklı türlerden fenomenlerin ortaya çıkıp incelenmesine sebep oldu. Örneğin Ölüme Yakın Deneyimler, Beden Dışı Deneyimler, regresyon çalışmaları, doğum öncesi hayatı hatırlama çalışmaları ötealemle irtibat v.s.

Sonuç itibariyle metapsişik çalışmalar insan varlığını birçok yönüyle ele alarak onu, sadece dünyaya tesadüfen doğmuş bir varlık olarak değerlendirmemiştir. Böyle olunca da bilgi edinme yöntemleri diğer bilimlerden daha farklı olmaktadır.

Şimdi telepatinin tanımından başlayarak bu anlayış farklarını ve bunların nasıl oluştuğunu bir parça inceleyelim. Bir parapsikoloğa göre telepatinin tanımı aşağı yukarı şu şekilde olmaktadır: “Telepati düşünceler arasında doğrudan doğruya bağlantı kurulmasıdır. Bilinen duyular, ya da herhangi bir araç kullanmaksızın, her türden düşünce ve duygunun zihinden zihne gönderilip, alınması tarzında yapılan bir haberleşmedir.” Metapsişik disiplin bu tanıma katılmakla beraber şunları da eklemektedir: “İki zihin veya ruh arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan etki alış verişidir, insan zihninin ve psişik varlığının zamanla yozlaşmış bir yeteneğidir. Telepati mantal seviyedeki birçok psişik ve spirit olayların, fenomenlerin esası olmasından dolayı önemlidir. Ruhsal irtibatlar, -medyomsal celse çalışmalarında olduğu gibi- derin telepatik bir birleşmedir. Telepati, evrensel bir bilgi iletişim aracıdır.”

İlk etapta telepati deyince herkesin aklına bir kişinin diğer bir kişinin tüm düşüncelerini olduğu gibi kelime kelime algıladığı gelmektedir. Oysa bugün telepatinin mekanizması için aynı şeyleri söylemek biraz zordur. Telepatide kelimelerle değil imajlar ve birtakım sembollerle düşünce alış verişi yapılır. Eğer kelimelerle telepati gerçekleşseydi iki farklı kültüre ait insanın birbirini anlaması çok zor olurdu. Oysa bunun yapılmış deneyleri vardır. Farklı ülkelerden, birbirinin dillerini hiç bilmeyen kişiler de telepati deneylerinde oldukça başarılı oldular.

Diyelim ki gönderici olan kişi kalem objesini seçmiştir. Bu kişi oturup kalem yazısına bakmıyor. Kalemin şekline bakarak o objenin zihninde uyandırdığı sembol veya imajı gönderiyor. Alıcı olan kişi ister İngiliz olsun ister Fransız oda göndericinin zihnindeki imajı yakalıyor.

Bu konuyu dünyada konularla ilgili ün yapmış psişik hassas Ingo Swann “DDA” kitabında kendi başına gelen deneylerden yola çıkarak çok güzel anlatmış. Yapmış olduğu durugörü deneylerinde önce kendisinden uzakta veya kapalı bir yerdeki nesneleri anlatması isteniyor, ilk denemelerde %20-%30’luk bir başarı elde ediyordu. Daha sonra gördüğü resimleri anlatamadığını onları imajlar şeklinde algıladığı için çizmek istediğini belirtiyor ve bu şekilde çizim yaparak başladığı deneylerde de %80, %90’lara varan bir başarı yakalıyordu. Dolayısıyla imge ve imajinasyon yeteneği tüm psişik yeteneklerin odak noktasını oluşturmaktadır.

Telepati ruhsal bir yetenek olduğu için şu anki zaman ve mekanın hiç bir sınırlamasına maruz kalmaz. Örneğin Einstein’ın ünlü teorisine göre hız bir zaman ve mekan ilişkisidir. Düşünce hızı şu ana kadar bilinen hızlardan yani ışık hızından dahi daha hızlıdır. Şimdi bizden yaklaşık 8 ışık yılı uzaklıkta bulunan Alfa Zentrum yıldızına çok güçlü bir ışını buradan yollamış olsa idik, bu ışık oraya yaklaşık 8 yıl sonra varacaktır. Diyelim ki orada bulunan bir dostumuz ile telepati denemesi gerçekleştirsek bizim düşüncelerimiz düşündüğümüz anda orada olmaktadır. Fakat ışık 8 yıl sonra oraya varacaktır. Nitekim Apollo 13 uzay uçuşları esnasında başarıyla gerçekleşen telepati deneyi bu teorinin aslında pratik olarak bir ispatıdır. Çünkü burada artık yakın mesafeler söz konusu değildir.

Telepatik iletişim herhangi bir zaman ve mesafe tanımamaktadır. Aslında hiç bir psişik yetenek zaman ve mekan tanımaz çünkü psişik yeteneklerimiz beyne ait özellikler değil psişeye ait, ruha ait özelliklerdir. Aslında her şey ruhsal doğanın bir yansımasıdır. DDA (Duyular Dışı Algılama) fizik duyuların bir uzantısı değildir, fizik duyular ruhsal doğanın bir uzantısıdır. Algılama dokunma duyusu şeklinde başlayıp ruhsal algılamaya kadar uzanır.

Dolayısıyla telepati bizlerin dar bilinç yüzeyinde gerçekleşen bir fenomen değildir. Algıladığımız herhangi bir duyular dışı enformasyon öncelikle bizim bilinç dışı dediğimiz alanda tezahür eder. Ve orada bir takım değişimlere uğrayarak örneğin sembollere bürünerek bilinç alanımıza çıkar ve bu şekilde bir DDA elde etmiş oluruz. Aynen sezgilerimiz gibi. Sezgilerimizin de işleyiş mekanizması buna benzemektedir. Bize ulaşan herhangi bir bilgi bilinçaltında bir süre bekler. Bazen çeşitli yorumlara bürünebilir ve bizim bilinç alanımızda boş bir alan yakaladığında o bilgi hemen bilinç üstüne çıkıverir. Fakat sezgileri telepatiden ayırt eden en önemli husus; telepatide herhangi iki insanın birbirleriyle gerçekleştirdikleri bilgi veya duygu alış verişi söz konusu iken sezgiler bizim üst bilincimizden, ruhsal dünyadan veya rehber varlıklardan gelmektedir.

İşte telepatların veya yüksek psişik hassasiyete sahip medyomların kolay bir şekilde telepatik algılamayı gerçekleştirebilmeleri onların bilinçaltında yer edinen tesiri bilinç üstüne çok az bir yorumla ve rahat bir şekilde geçirebilmeleriyle mümkün olmaktadır.

Her birey dış dünyadan sayısız enformasyon edinir ve çok az kişi bunları olduğu gibi, sembolsüz yorumlayabilmektedir. Ve bu kimselere de psişik insan veya hassas kişi demekteyiz. Bazı medyomlar bu yetenekleri sayesinde öte alemdeki varlıklarla da iletişime geçebilmektedirler. Onlarla telepatik bilgi alış verişi imkanı vardır. Hatta bedensiz varlıklarla telepatik iletişime geçmenin bedenli varlıklardan daha kolay bir şekilde gerçekleştiği belirtiliyor. Çünkü karşıdaki varlığı maddeye bağlayacak herhangi dünyasal bir aracı bulunmamaktadır. Fakat bu parapsikolojinin değil metapsişik araştırmacıların konusudur ve medyomluk başlığı altında incelenmektedir.

Ruhsal dünyayla telepatik olarak bağlantı kurabildiğimiz gibi aslında telepati ruhsal dünyanın iletişimi veya ana lisanıdır. Bugün metapsişik bilimin ulaştığı ilginç konulardan biri de bu olmuştur.

Metapsişik bilimi ötealem araştırmasına devam ederken bilim adamları da bu arada hücreler arası telepatinin mevcudiyetini kanıtlamışlardır. Ve “Telepati Hücrede Başlar” isimli bir makaleyle de bu buluşlarını kamuoyuna duyurdular. Geçtiğimiz yıllarda Rus bilim adamları iki farklı odacığa koydukları aynı tip hücrelerin birbirleriyle aralarında herhangi bir bağ olmadan haberleşebildiklerini keşfettiler. Pratikteki bu keşfin teorik sonucu aslında tüm hücrelerin, birbirleriyle mükemmel bir şekilde telepatik olarak haberleşiyor olmalarıdır.

Hücrede görünen bu telepatik iletişimin son yıllarda kuantum araştırmalarıyla beraber ataomaltı düzeyde de gerçekleştiği ispatlanmıştır. Birbirine zıt yönlere gönderilen iki foton, birbirinden ışık yılı uzaklıkta da olsalar birbirleriyle ilişkilerini yitirmiyorlar. Fotonlardan biri yönünü değiştirdiğinde diğeri de yön değiştiriyor. Bunlardan herhangi birinin herhangi bir özelliği ölçülmeye karar verildiğinde aynı özellikleri evrenin bir başka yönündeki eşi de sanki birbirleriyle haberleşiyorlarmış gibi aynı anda yanı özellikleri sergilemektedir. Evrende ışıktan daha hızlı bir şey yok kabul edildiğinden, aradaki bağın ne olduğu bir türlü çözülemiyordu. Fakat bu “lokal olmayan” bağlantıların zaman ve mekanı aşan özelliklerinin esrarı 1960’lı yıllarda John Bell tarafından matematik yoluyla ispatlanıp 1980’li yıllarda da deneylerle gösterilen “madde ötesi uzak etki”, subatomlar alanda gerçekleşiyordu.

Bu esrarengiz telepatik ilişkinin daha kolay anlaşılabilmesi için, atomlardan başlayarak hiçbir kütlenin kendi başına buyruk olmadığının kabul edilmesi gerekiyor. Kısaca her şeyin birbirleriyle bağlantılı ve “bir” olduğu kesin. Burada kanıtlanmış olan şey tam anlamıyla bir devrim.

Görüldüğü gibi evrende her şey aslında birbirleriyle bağlantılı ve birbirleriyle birlik içerisindedir. Hiç bir şey bu bütünsel enerjiden kendini ayırt edemiyor.

Zaten telepatinin de bizlere en üst düzeyde anlatmak istediği budur. Yoksa iki insanın zihninde bir tenis maçı gibi düşüncelerin oradan oraya aktarılması değil. Çok daha yüksek seviyede insanlar arasında, insanlarla hayvanlar, insanlarla bitkiler arasında, hücrelerle hücreler, atomlar arasında yani tüm varlıksal alanlarda bir birliğin mevcudiyetini göstermesidir.

Sonuç olarak bundan yaklaşık 150 yıl önce başlayan telepati araştırmaları her ne kadar uzun bir gelişim süreci göstermiş olsa da bizler hala telepati hakkındaki anlayışlarımızı geliştirmeye devam etmekteyiz. Metapsişik, parapsikoloji ve modern bilim alanlarının araştırmaları devam ettikçe de yeni yeni anlayışlara ulaşabilmemiz içten bile değil.


alıntı
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Drogo 15:06 20.03.17
Allah razı olsun bu güzel paylaşım için.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:arastirmalari, telepati
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146