Tövbeler & Çözüm Yolları

Soyumuzdan gelen bilmediğimiz lanet ve beddualar için tövbe - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

1 2 3 
Tövbeler & Çözüm Yolları>Soyumuzdan gelen bilmediğimiz lanet ve beddualar için tövbe
Naim 10:35 26.06.19
ANNE VE BABA SOYUNDAN KİMDEN GELDİĞİNİ BİLMEDİĞİNİZ LANETLERİ ÜZERİMİZDEN KALDIRMAK İÇİN TEVBE VE DUA:
Hani derler ya halk arasında sana bir tane vururum nereden geldiğini anlayamazsın. Bu çeşit bir çarpılma da şeytanın nereden geldiğini anlayamadığımız bir şeytan çarpmasıdır.
Bazen soyumuzdan ölmüş olanların kendi zürriyetlerine veya mazlumlara yaptığı beddualar, bazen ise soyumuzun zulmedip haksızlık yaptığı CANLARINA, MALLARINA VE IRZLARINA KASTEDEREK YAPTIKLARI ZULÜMLER NEDENİ İLE onların yakınlarının, yetim kalanlarının ve mazlumların soy ve zürriyetimize okuduğu beddualar soy ağacından gelen ve o soy ağacının birer meyvası olan bizleri etkileyen olumsuz enerjilere sebep olabilmektedir.
Nitekim "mazlumun bedduasından kork. çünkü mazlumun bedduası ile Allah arasında hiçbir engel yoktur" hadisi şerifi, "Şu üç kişinin duası kabul olur: Ana baba, yolcu ve mazlum" [İbni Mace, Ebu Davud, Tirmizi] hadisi ve benzer birçok hadiste bu kişilerin zulme uğradıklarında veya haksızlığa maruz kaldıklarında şeytanın öfke vermesi ile yaptıkları KÖTÜ DUALAR yani bedduaların bizlere kadar sirayet ettiğine şahit olduk ve şahidiz. Daha önce seansa aldığımız kardeşlerimizde uyguladığımız ve başarılı olduğumuz bir metod ile SOYDAN GELEN VE NEREDEN VE KİMİN OKUDUĞUNU BİLMEDİĞİMİZ LANET VE BEDDUALAR için herkesin kolaylıkla uygulayabileceği gayet tesirli bir metodu sizlere nakledeceğiz.
Bizler topraktan yaratıldık ve yine toprağa gideceğiz. Beddua ve lanet okuyanlar da toprağa gittiler. Lanet ve beddua okuyanların kabirleri başında aşağıdaki uygulamalar yapıldığında o beddua ve lanetler inşaallah kalktığına çok kez şahit olduk. lanet ve bedduacıların kabirleri bilinmediğinde veya beddua ve lanet okuyanın kim olduğu bilinmediğinde aşağıdaki metodu uygulayabiliriz. (Bu metod bilinen kabirlerin başında da Laneti kaldırmak için uygulanır)
BİLİNMEYEN KİŞİLERDEN GELEN BEDDUA VE LANET KALDIRMA METODU AYNEN ŞÖYLEDİR.
1- İMAN TAZELEME DUA VE TEVBESİNİ YAPINIZ.( EVLİ OLANLAR İSE İKİ ŞAHİT VE MEHİR HATIRLATILARAK NİKAH TAZELEMEYİ MUTLAKA YAPMALIDIRLAR.
İMAN TAZELEME VE TECDİDİ İMAN DUA VE TEVBESİ
Amentü billahi ve melâiketihi, ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihi mina'llâhi Teâlâ ve'l-ba'sü ba'de'l mevt. Haggun, Eşhedü en lâ ilâhe illAllâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühü.
Ben Allâh-ü Te'âlâ'ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere ; hayır ve şerrin Allâh-ü Te'âlâ'nın yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şahadet ederim ki, Allâh-ü Te'âlâ'dan başka ilâh yoktur. Ve yine şahadet ederim ki, Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) O'nun kulu ve peygamberidir.
ALLAH’ım ; benim, ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak Senin varlığına, birliğine, azametine, uluhiyetine, saltanatına, tüm isim ve sıfatlarına karşı imanımızda, tevhidimizde, teslimiyyetimizde ve tevekkülümüzde inkara ve cehalete girerek, gaflete düşerek, şirk ile kendi nefsimizi veya yarattıklarını sana ortak koşarak, kibre girip kibirlenerek, küfre düşerek, büyüklenip böbürlenerek, diliyle ve haliyle reddederek, teslim olmayarak, isyan ederek, şüphe duyarak, şeytanın vesveselerine aldanarak, senin rahmetinden ümitsizliğe düşüp ümidimizi keserek, ALLAH’IM SANA OLAN İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan sözlerimizden, fiil ve davranışlarımızdan yarattığın zerreler ve katreler adedince, bilinen ve bilinmeyen isimlerin ve sırların adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH.(Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİT OL Kİ BEN SENİN MUTLAK VARLIĞINA, HAYAT SAHİBİ VE DİRİ OLDUĞUNA, TEK VE EN BÜYÜK OLDUĞUNA, BAŞLANGICININ VE SONUNUN OLMADIĞINA, BENZERİNİN OLMADIĞINA VE YARATTIKLARINA BENZEMEDİĞİNE, HİÇBİR ŞEYE MUHTAÇ OLMAYIP HERŞEYİN SANA MUHTAÇ OLDUĞUNA, GEÇMİŞ, GELECEK, GİZLİ VE AÇIK HERŞEYİ BİLDİĞİNE, HERŞEYİ İŞİTTİĞİNE, HERŞEYİ GÖRDÜĞÜNE, OL EMRİ İLE DİLEDİĞİNİ DİLEDİĞİ AN YAPTIĞINA, SONSUZ GÜÇ VE KUDRET SAHİBİ OLDUĞUNA, HERŞEYİ YARATTIĞINA, PEYGAMBERLER VE KUR’AN ARACILIĞI İLE KULLARI İLE KONUŞTUĞUNA VE SENİN TÜM İSİMLERİNE;
1- Allah(C.C.): "Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah, Her biri sonsuz bir hazine olan bütün isimlerini kuşatan özel ismi. İsimlerin sultanı."
2- Er-Rahmân: "Dünyada bütün mahlükata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden."
3- Er-Rahîm: "Ahirette, müminlere sonsuz ikram, lütuf ve ihsanda bulunan."
4- El-Melik: "Mülkün, kainatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan."
5- El-Kuddûs: "Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdıse layık olan."
6- Es-Selâm: "Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran."
7- El-Mü'min: "Güven veren, emin kılan, koruyan."
8- El-Müheymin: "Her şeyi görüp gözeten."
9- El-Azîz: "İzzet sahibi, her şeye galip olan."
10- El-Cebbâr: "Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran."
11- El-Mütekebbir: "Büyüklükte eşi, benzeri olmayan."
12- El-Hâlık: "Yaratan, yoktan var eden."
13- El-Bâri: "Her şeyi kusursuz ve uyumlu yaratan."
14- El-Musavvir: ''Varlıklara şekil veren."
15- El-Gaffâr: "Günahları örten ve çok mağfiret eden."
16- El-Kahhâr: "Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hakim olan."
17- El-Vehhâb: "Karşılıksız hibeler veren, çok fazla ihsan eden."
18- Er-Rezzâk: "Bütün mahlükatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan."
19- El-Fettâh: "Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaran. "
20- El-Alîm: "Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi en ince detaylarına kadar bilen."
21- El-Kâbıd: "Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan."
22- El-Bâsıt: "Dilediğine bolluk veren, açan, genişleten."
23- El-Hâfıd: "Dereceleri alçaltan"
24- Er-Râfi: "Şeref verip yükselten."
25- El-Mu'ız: "Dilediğini aziz eden, izzet veren."
26- El-Müzil: "Dilediğini zillete düşüren."
27- Es-Semi: "Her şeyi en iyi işiten."
28- El-Basîr: "Gizli açık, her şeyi en iyi gören."
29- El-Hakem: "Mutlak hakim, hakkı batıldan ayıran. Hikmetle hükmeden."
30- El-Adl: "Mutlak adil, çok adaletli."
31- El-Latîf: "Lütuf ve ihsan sahibi olan. Bütün incelikleri bilen."
32- El-Habîr: "Olmuş olacak her şeyden haberdar."
33- El-Halîm: "Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan."
34- El-Azîm: "Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce."
35- El-Gafûr: "Affı, mağfireti bol."
36- Eş-Şekûr: "Az amele, çok sevap veren."
37- El-Aliyy: "Yüceler yücesi, çok yüce."
38- El-Kebîr: "Büyüklükte benzeri yok, pek büyük."
39- El-Hafîz: "Her şeyi koruyucu olan."
40- El-Mukît: "Her yaratılmışın rızkını, gıdasını veren, tayin eden."
41- El-Hasîb: "Kulların hesabını en iyi gören."
42- El-Celîl: "Celal ve azamet sahibi olan."
43- El-Kerîm: "Keremi, lütuf ve ihsanı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden."
44- Er-Rakîb: "Her varlığı, her işi her an görüp, gözeten, kontrolü altında tutan."
45- El-Mucîb: "Duaları, istekleri kabul eden".Allahın 99 İsmi Ve Türkçe Anlamları(EsmaÜl Hüsna )
46- El-Vâsi: "Rahmet, kudret ve ilmi ile her şeyi ihata eden'"
47- El-Hakîm: "Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan."
48- El-Vedûd: "Kullarını en fazla seven, sevilmeye en layık olan."
49- El-Mecîd: "Her türlü övgüye layık bulunan."
50- El-Bâis: "Ölüleri dirilten."
51- Eş-Şehîd: "Her zaman her yerde hazır ve nazır olan."
52- El-Hakk: "Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran."
53- El-Vekîl: "Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran."
54- El-Kaviyy: "Kudreti en üstün ve hiç azalmaz."
55- El-Metîn: "Kuvvet ve kudret kaynağı, pek güçlü."
56- El-Veliyy: "İnananların dostu, onları sevip yardım eden."
57- El-Hamîd: "Her türlü hamd ve senaya layık olan."
58- El-Muhsî: "Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen."
59- El-Mübdi: "Maddesiz, örneksiz yaratan."
60- El-Muîd: ''Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan."
61- El-Muhyî: "İhya eden, dirilten, can veren."
62- El-Mümît: "Her canlıya ölümü tattıran."
63- El-Hayy: "Ezeli ve ebedi hayat sahibi."
64- El-Kayyûm: 'Varlıkları diri tutan, zatı ile kaim olan."
65- El-Vâcid: "Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, istediğini, istediği vakit bulan."
66- El-Macîd: "Kadri ve şanı büyük, keremi, ihsanı bol olan."
67- El-Vâhid: "Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan."
68- Es-Samed: "Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu."
69- El-Kâdir: "Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan."
70- El-Muktedir: "Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi."
71- El-Mukaddim: "Dilediğini, öne alan, yükselten."
72- El-Muahhir: "Dilediğini sona alan, erteleyen, alçaltan."
73- El-Evvel: "Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan."
74- El-Âhir: "Ebedi olan, varlığının sonu olmayan."
75- El-Zâhir: "Varlığı açık, aşikar olan, kesin delillerle bilinen. "
76- El-Bâtın: "Akılların idrak edemeyeceği, yüceliği gizli olan. "
77- El-Vâlî: "Bütün kainatı idare eden."
78- El-Müteâlî: "Son derece yüce olan."
79- El-Berr: "İyilik ve ihsanı bol, iyilik ve ihsan kaynağı."
80- Et-Tevvâb: "Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan."
81- El-Müntekim: "Zalimlerin cezasını veren, intikam alan."
82- El-Afüvv: "Affı çok olan, günahları affetmeyi seven."
83- Er-Raûf: "Çok merhametli, pek şefkatli."
84- Mâlik-ül Mülk: "Mülkün, her varlığın sahibi."
85- Zül-Celâli vel ikrâm: "Celal, azamet ve pek büyük ikram sahibi."
86- El-Muksit: "Her işi birbirine uygun yapan."
87- El-Câmi: "Mahşerde her mahlükatı bir araya toplayan."
88- El-Ganiyy: "Her türlü zenginlik sahibi, ihtiyacı olmayan."
89- El-Mugnî: "Müstağni kılan. ihtiyaç gideren, zengin eden."
90- El-Mâni: "Dilemediği şeye mani olan, engelleyen."
91- Ed-Dârr: "Elem, zarar verenleri yaratan."
92- En-Nâfi: "Fayda veren şeyleri yaratan."
93- En-Nûr: "Alemleri nurlandıran, dilediğine nur veren."
94- El-Hâdî: "Hidayet veren."
95- El-Bedî: "Eşi ve benzeri olmayan güzellik sahibi, eşsiz yaratan."
96- El-Bâkî: ''Varlığının sonu olmayan, ebedi olan."
97- El-Vâris: "Her şeyin asıl sahibi olan."
98- Er-Reşîd: "İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren. "
99- Es-Sabûr: "Ceza vermede acele etmeyen."
OLDUĞUNA İMAN ETTİM, TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM.
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; benim, ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak yarattığın meleklerinin varlıkların, görevlerine, yaratılışlarına karşı inkar ederek, şirke girip kendi nefsimi veya dinsizlerin veya batıl dinlerin inançlarını ortak koşarak, kibre girip kibirlenerek, küfre düşerek, büyüklenip böbürlenerek, reddederek, teslim olmayarak, isyan ederek, şüphe duyarak, vesveseye düşerek veya o meleklere erkeklik veya dişilik vererek, veya şeytanlara cinlere surelerin hadimi olan hüddam ve hizmetçiler diyerek melekleri ve asıl görevlerini ve şekil ve suretlerini inkar edip şüpheye düşerek böylece onlara şekil ve suretler vererek MELEKLERE OLAN İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan sözlerimizden, fiil ve davranışlarımızdan, yarattığın melekler sayısınca TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH.(Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİT OL Kİ DÖRT BÜYÜK MELEK OLAN CEBRAİL, MİKAİL, AZRAİL VE İSRAFİL’E, YERLERDE VE GÖKLERDE, DÜNYADA VE AHİRETTE, CENNETTE VE CEHENNEMDE YARATTIĞIN VE VAZİFELER İLE VAZİFELENDİRDİĞİN YEMELERİ İÇMELERİ OLMAYAN VE İHTİYAÇ DA HİSSETMEYEN VE SENİN EMİR VE YASAKLARINA İTAAT İLE LEZZET VE KEYİF ALAN VE SANA ASLA İTAATSİZLİK YAPMAYAN TÜM YARATTIĞIN MELEKLERİNE İMAN ETTİM, TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMAN OLDUM.
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek ya da bilmeden, gizli ve açık olarak gönderdiğin kitaplarına ve emir ve yasaklarına karşı muhalefet ederek, değiştirerek, değiştirmeye çalışarak, veya değiştirenleri veya değiştirmeye çalışanlara taraftar olarak, inkar ederek, şirk koşarak, kibre girip kibirlenerek, küfre düşerek, büyüklenerek, reddederek, teslimiyetsizlikle, şüphe duyarak, vesveseye düşerek, son dinin islam olduğunu ve kitabının KUR’AN olduğundan şüphe duyarak veya inkar ederek veya KUR’AN’dan sonra hükmü tamamen kalkmış olan diğer semavi kitapların hükümlerinin kaltığını kabul etmeyerek, en son gönderilen kitap olan Kur’an’ı Kerim’den yüz çevirmekle ve hükümlerine teslim olmamak ile gönderdiğin KİTAPLARA OLAN İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan sözlerden, fiil ve davranışlarımızdan yarattığın zerreler ve katreler adedince, ve gönderdiğin kitap ve sayfaların harfleri adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH.(Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİT OL Kİ DÖRT BÜYÜK KİTAP OLAN KUR’AN, İNCİL, ZEBUR VE TEVRATI SENİN İNDİRDİĞİNE VE KUR’AN’IN EN SON KİTAP VE ALLAH KATINDA TEK VE GEÇERLİ OLAN VE KUR’AN’IN NÜZUL ETMESİ İLE DAHA ÖNCE İNDİRDİĞİN VE DAHA ÖNCE GÖNDERDİĞİN ELÇİLERİNE VE ONLARA GELEN EMİR VE YASAKLARINI BİLDİREN SAYFALARIN VE 3 BÜYÜK KİTAP OLAN İNCİL, TEVRAT VE ZEBUR’UN KUR’AN KERİM’İ GÖNDERMEN İLE SENİN KATINDA BİR HÜKMÜNÜN OLMADIĞINI BİLDİRMENE KUR’AN’I KERİM İLE BİLDİRDİĞİN EMİR VE YASAKLARIN TAMAMINA İMAN ETTİM, TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM..
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek ya da bilmeden, gizli ve açık olarak peygamberlerine ve onların elçiliklerine, tebliğ ve davetlerine, ahlaklarına, seçilmişliklerine, görevlerine muhalefet ederek, bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak gönderdiği peygamberlerin elçiliklerine, görevlerine karşı inkara düşerek, şirk koşarak, kibre girip kibirlenerek,küfre düşerek, büyüklenerek, reddederek, teslimiyetsizlikle, isyan ederek, şüpheye girerek, vesveseye düşerek ve en son gönderilen peygamber Hz Muhammed aleyhissalatu vessalam’a tabi olmamak ve onun sünneti ile amel etmemek veya reddetmek ile ve teslim olmamak ile PEYGAMBERLERE OLAN İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan sözlerimizden, fiil ve davranışlarımızdan gönderdiğin peygamberler ve onların ağzından ve onlara tabi olanların ağzından çıkan ve çıkacak harfler adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH.(Estağfirullah 33 tekrar)

---------- Post added 26.06.19 at 10:35 ----------

ALLAH’IM ŞAHİT OL Kİ BEN HZ MUHAMMED ALEYHİSSALATU VESSALAMIN SENİN EN SON PEYGAMBERİN VE KULUN VE RASULÜN OLDUĞUNA VE ONA TABİ OLARAK VE KUR’AN İLE BİLDİRDİĞİN 24 PEYGAMBERİN VE KUR’AN’DA İSMİ GEÇMEYEN DİĞER GÖNDERDİĞİN PEYGAMBERLERİN DAHİ HAK OLDUĞUNA VE SIDK VE DOĞRULUK İLE SENİN EMİR VE YASAKLARINI BİZLERE TEBLİĞ ETTİKLERİNE İMAN ETTİM TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM..
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak kıyametin kopmasına, ölümün insanın küçük kıyameti olduğuna, ahiret hayatına, kabirdeki sorgu ve suale, öldükten sonra dirilmeye, mahşer gününe, mahşerde hesap vermeye, ebedi mekanlar olan cennet ve cehenneme, mahkem-i kübraya inanmayarak, reddederek, şirke ve isyana girerek, sövüp küfrederek, ilk yaratılışına şahit olduğu halde ikinci kez yaratılışını inkar ederek, şirk koşarak, kibre girip kibirlenerek , küfre düşerek , büyüklenerek teslim olmayarak AHİRETE İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan söz, fiil ve davranışlarımızdan mahşerde ve ebediyette yarattığın ve yaratacağın zerreler ve katreler adedince ve ihsan edeceğin ve gazap edeceğin ebedi alemdeki isim ve sıfatlarının tecellileri adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH (Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİD OL Kİ BEN ÖLÜMÜN HAK OLDUĞUNA, KIYAMETİN KOPACAĞINA, KABİR HAYATINA, TEKRAR DİRİLECEĞİME, HESAP GÜNÜNE, MAHŞER MEYDANININ KURULACAĞINA, MAHKEME-İ KÜBRA OLAN O BÜYÜK MAHKEMEDE HESAP VERECEĞİME, CENNET VE CEHENNEMİN GİRENLER HAKKINDA EBEDİ OLACAĞINA VE KUR’AN İLE BİLDİRDİĞİN TÜM AHİRET İNANCINA İMAN ETTİM VE TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM..
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak kadere itiraz ederek, hayrın ve şerrin senden geldiğini unutarak veya inkar ederek veya gaflete düşerek, başına gelen bela ve musibetlerde ve kader ile hükmolunan takdirata, yani ALLAH’ım senin verdiğine TESLİM OLMAYIP, BEN BUNU HAKETMEDİM, veya ŞU İNSAN BUNU HAKETMİYOR, BU DÜNYADA ADALET YOK, ZALİM KADER gibi kaderi ilahiyyeyi tenkit ve inkar edecek sözler söyleyip HÜKMÜNE VE ADALETİNE KARŞI ÇIKIP inkar ederek ve reddederek, veya başına gelen sıkıntılı hallerde neden bunu bana verdin deyip gizli ve açık işlediği hata ve günahların bedeli olarak geldiğini kabul etmeyip ALLAH’IM SANA İFTİRA ATARAK, tüm hayırları ve güzellikleri yaratan isteyen ve emreden ALLAH’tan bilmeliyken ve tüm şerleri ve kötülükleri nefsimin istemesi ile yarattığını bildiğimiz halde, HAYIRLARI KENDİMİZDEN, ŞERLERİ VE KÖTÜLÜKLERİ İSE ALLAH’IM SENDEN BİLİP SANA İFTİRA ATMAKTAN, SEÇME HAKKINI BANA VERDİĞİNİ VE BENİM SEÇTİĞİMİ YARATTIĞINI İNKAR EDİP YANLIŞ SEÇİMLERİMDEKİ SUÇU NEFSİMDE BULMAYIP ALLAH’IM SANA VE KADERE İFTİRA ATMAKTAN, yarattığın varlıklar üzerindeki kader ile takdir ettiğin adalet ve hükümlerinin sırlarını idrak edemeyen kısa olan akıl ve fikrim ile senin adaletli olan ve kader ile takdir ettiğin hükümlerine ve adaletine ve hakimiyyetinin tecellilerine iftira ve zulmetmekten, KADERİMİZDE TAKTİR ETTİĞİN HÜKÜMLERİNE TESLİM OLMAMAKTAN, KADER İLE TAKDİR ETTİĞİN RUH VE BEDENİMİZE, İŞİMİZE VE MESLEĞİMİZE, EŞİMİZE VE EVLADIMIZA, RIZKIMIZA VE MALIMIZA, HASTALIĞIMIZA VE ÖLÜMÜMÜZE, TESLİM OLUP TEVEKKÜL ETMEYİP HIRS VE KANAATSİZLİK İLE HAKETTİĞİNE TESLİM OLMAYARAK VE HAKKI OLMAYANI HIRSIZLAYARAK VEYA ÇALMAYA VE ALMAYA ÇALIŞARAK KADERE İMANIMIZI KAYBETMEMİZE SEBEP olan ve olacak gizli ve açık bilerek veya bilmeden bizi kadere ve takdirata karşı çıkarak, inkar ederek, şirk koşarak, kibre girip kibirlenerek, küfre düşerek , büyüklenerek, bize takdir olunanı aşağılayarak ve reddederek, teslim olmayarak, isyan ederek, şüpheye ve vesveseye düşerek ağzımızdan çıkan kalbimizden geçen ve hayatımıza yansıyan tüm kötü söz, fiil ve davranışlarımızdan kadere olan teslimiyetsizliğimizden yarattığın varlıklara yazdığın kaderlerin harfleri adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH (Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİD OL Kİ BEN KADERİME, HAYRIN VE ŞERRİN SENDEN GELDİĞİNE, GÜNAH VE HATALARDA NEFSİMİN SORUMLU OLDUĞUNA, HAYIRLARI İSTEYENİN ALLAH’IM SENİN OLDUĞUNA, ŞERLERİ İSTEYEN VE TALEP EDENEİN BEN OLDUĞUMA, ŞERRİ YARATMANIN ŞER OLMAYIP, ŞERRİ İŞLEMENİN ŞER OLDUĞUNA, BANA VERDİKLERİNE VE HAKKIMDAKİ TÜM HÜKÜMLERİNE VE TAKDİRATINA ADALET İLE HÜKMETTİĞİNE İMAN ETTİM VE TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM.
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
2- Tam ve eksiksiz bir gusül abdesti alınız.
3- Herhangi bir müslüman kabristanından, bir erkek ve bir de kadın mezarından ikişer avuç toprak alınız. aldığınız toprakları iki ayrı KABA BİRBİRİNE KARIŞTIRMADAN koyunuz. Toprağını aldığınız kabrin toprağını hemen kabir yanından alacağınız toprak ile tamamlayınız ve kabir sahiplerinin ruhlarına fatiha okuyup hediye ediniz.
4- Önce bu tevbeyi yapınız. ALLAH'IM BEN SOYUMDAN TÜM ÖLMÜŞ OLANLARIN KENDİ SOYLARINA, ZÜRRİYETLERİNE VE BAŞKALARINA TÜM YAPTIĞI BEDDUA VE LANETLER ADINA, SOYUMUN YAPTIĞI ZULÜMLER, HAKSIZLIKLAR, TACİZLER, TECAVÜZLER, NEDENİ İLE SOYUMA VE ZÜRRİYETİME BEDDUA EDENLERİN ADINA, SOYUMDAN ENSES İLŞKİLER YAPANLARIN VE BU İLİŞKİLERDEN ÇOCUK DÜNYAYA GETİRENLER, BAŞKALARINA TACİZ, ZULÜM, TECAVÜZ EDENLER, HAKSIZ MİRAS YİYENLER, ZEKAT VERMEYENLER, FAİZ ALIP VERENLER, ZİNA İLE ÇOCUK DÜNYAYA GETİRENLERİN YUKARIDA SAYDIĞIM VE SAYAMADIĞIM İNSANLARIN, ADEM ALEYHİSSALAMDAN KIYAMETE KADAR GEÇMİŞ, GELMİŞ VE GELECEK TÜM İNANANLARIN ADINA VE KENDİ ADIMA ŞİRK VE İSYAN SÖZLERİMİZDEN, GÜNAH VE HATALARIMIZDAN,SÖYLEDİĞİMİZ TÜM BEDDUALARDAN, LANETLERDEN, BELALARDAN, ZULÜMLERDEN, TACİZ VE TECAVÜZLERDEN, ENSESLİK VE SAPKINLIKLARDAN TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH YA GAFFAR(Tevbe ettim Estağfirullah Ya Gaffar 100 tekrar)
5-Sonrasında anlamı ile birlikte aşağıdaki duaları yapınız.
“YA DAFİAL BELAYA İDFA’ ANNEL BELAYA FALLAHÜ HAYRÜN HAFİZAN VE HÜVE ERHAMÜRRAHİMİN İNNEKE ALA KÜLLİ ŞEY’İN KADİR."
Meali: “Ey belaları def eden Allahım! Belaları bizden uzaklaştır. Allah muhafaza edicilerin en merhametlisidir. Muhakkak ki senin kudretin her şeye yeter."
ALLAH'IM SENDEN ÜZERİMDEKİ TÜM BELA VE LANETLERİ KALDIRMANI DİLİYORUM.
6-Önce iki elinizin avuç içleri daha önce aldığınız iki farklı mezar toprağının her birine değecek şekilde temas ettirin. yani bir AVUCUNUZU ERKEK MEZARINDAN ALDIĞINIZ TOPRAĞA DEĞDİRİRKEN DİĞER ELİNİZİ KADIN MEZARINDAN ALDIĞINIZ TOPRAĞA AVUCUNUZU BASTIRIN. Ve Allah'ım okuyacağım fatihalardan hasıl olacak sevabı soyumdan ve soyumdan olmayan ve bana lanet ve belaların gelmesine sebep olanların ruhlarına hediye ediyorum. Onların ruhlarını huzura kavuştur günah ve hatalarını affeyle dedikten sonra euzubillahimineşşeytanirraciym “Bismillâhirrahmânirrahîm diyerek 100 tane fatiha suresi okuyunuz.
sonrasında sağ elinizi bastırdığınız toprağa sol elinizi sol eliniz ile bastırdığınız toprağa ise sağ elinizi bastırarak aynı işlemi tekrar ediniz. işlemler yapılırken vücudunuzda kasılmalar, sebepsiz çığlıklar, bilinç kayıpları olabileceğinden yanınızda bir yardımcının olması iyidir. ve topraktan elinizi hiç ayırmadan işlemi tamamlamalısınız.
7- İki rekat şükür namazı kılıp bu duayı yapabilirsiniz (isteğe bağlıdır) “Bismillâhirrahmânirrahîm: Allah’ım; hamd ve şükür Sana mahsustur! Minnetim Sana’dır! Ben Senin kulunum; ve ben bundan dolayı huzurluyum! Nefsimi, dînimi, dünyamı, âhiretimi, işlerimin sonunu ve amelimi Sana emânet ediyorum. Bütün Muhammed (asm) ümmetini Senin gücünün, havlinin, kudretinin ve kuvvetinin şiddetinden, Sana emânet ediyorum! Muhakkak Sen, emâneti koruyansın; hükmü nâfiz olansın; kazâsı gâlib olansın!"
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
hallaci 15:25 04.08.19
Çok güzel Allah razı olsun.

Ölü toprağı gerektiğini keşke başında belirtseydin.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
SDFwer 14:20 06.08.19
Allah razı olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Denizmavisi 10:49 08.08.19
bende pc başında okudum . Allah kabul eylesin
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Simla 17:00 22.08.19
Çok donanımlı bir tovbe. Allah razı olsun. En az konu tövbe konusunda açılmış halbuki encok ihtiyacımız olan bir çok sorunun kaynagida hata ve gunahlarimiz .birde yapmadığımiz erteledigimiz tovbelerimiz.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
islamkalesi 06:50 23.08.19
Naim Nickli Üyeden Alıntı:
ANNE VE BABA SOYUNDAN KİMDEN GELDİĞİNİ BİLMEDİĞİNİZ LANETLERİ ÜZERİMİZDEN KALDIRMAK İÇİN TEVBE VE DUA:
Hani derler ya halk arasında sana bir tane vururum nereden geldiğini anlayamazsın. Bu çeşit bir çarpılma da şeytanın nereden geldiğini anlayamadığımız bir şeytan çarpmasıdır.
Bazen soyumuzdan ölmüş olanların kendi zürriyetlerine veya mazlumlara yaptığı beddualar, bazen ise soyumuzun zulmedip haksızlık yaptığı CANLARINA, MALLARINA VE IRZLARINA KASTEDEREK YAPTIKLARI ZULÜMLER NEDENİ İLE onların yakınlarının, yetim kalanlarının ve mazlumların soy ve zürriyetimize okuduğu beddualar soy ağacından gelen ve o soy ağacının birer meyvası olan bizleri etkileyen olumsuz enerjilere sebep olabilmektedir.
Nitekim "mazlumun bedduasından kork. çünkü mazlumun bedduası ile Allah arasında hiçbir engel yoktur" hadisi şerifi, "Şu üç kişinin duası kabul olur: Ana baba, yolcu ve mazlum" [İbni Mace, Ebu Davud, Tirmizi] hadisi ve benzer birçok hadiste bu kişilerin zulme uğradıklarında veya haksızlığa maruz kaldıklarında şeytanın öfke vermesi ile yaptıkları KÖTÜ DUALAR yani bedduaların bizlere kadar sirayet ettiğine şahit olduk ve şahidiz. Daha önce seansa aldığımız kardeşlerimizde uyguladığımız ve başarılı olduğumuz bir metod ile SOYDAN GELEN VE NEREDEN VE KİMİN OKUDUĞUNU BİLMEDİĞİMİZ LANET VE BEDDUALAR için herkesin kolaylıkla uygulayabileceği gayet tesirli bir metodu sizlere nakledeceğiz.
Bizler topraktan yaratıldık ve yine toprağa gideceğiz. Beddua ve lanet okuyanlar da toprağa gittiler. Lanet ve beddua okuyanların kabirleri başında aşağıdaki uygulamalar yapıldığında o beddua ve lanetler inşaallah kalktığına çok kez şahit olduk. lanet ve bedduacıların kabirleri bilinmediğinde veya beddua ve lanet okuyanın kim olduğu bilinmediğinde aşağıdaki metodu uygulayabiliriz. (Bu metod bilinen kabirlerin başında da Laneti kaldırmak için uygulanır)
BİLİNMEYEN KİŞİLERDEN GELEN BEDDUA VE LANET KALDIRMA METODU AYNEN ŞÖYLEDİR.
1- İMAN TAZELEME DUA VE TEVBESİNİ YAPINIZ.( EVLİ OLANLAR İSE İKİ ŞAHİT VE MEHİR HATIRLATILARAK NİKAH TAZELEMEYİ MUTLAKA YAPMALIDIRLAR.
İMAN TAZELEME VE TECDİDİ İMAN DUA VE TEVBESİ
Amentü billahi ve melâiketihi, ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihi mina'llâhi Teâlâ ve'l-ba'sü ba'de'l mevt. Haggun, Eşhedü en lâ ilâhe illAllâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühü.
Ben Allâh-ü Te'âlâ'ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere ; hayır ve şerrin Allâh-ü Te'âlâ'nın yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şahadet ederim ki, Allâh-ü Te'âlâ'dan başka ilâh yoktur. Ve yine şahadet ederim ki, Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) O'nun kulu ve peygamberidir.
ALLAH’ım ; benim, ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak Senin varlığına, birliğine, azametine, uluhiyetine, saltanatına, tüm isim ve sıfatlarına karşı imanımızda, tevhidimizde, teslimiyyetimizde ve tevekkülümüzde inkara ve cehalete girerek, gaflete düşerek, şirk ile kendi nefsimizi veya yarattıklarını sana ortak koşarak, kibre girip kibirlenerek, küfre düşerek, büyüklenip böbürlenerek, diliyle ve haliyle reddederek, teslim olmayarak, isyan ederek, şüphe duyarak, şeytanın vesveselerine aldanarak, senin rahmetinden ümitsizliğe düşüp ümidimizi keserek, ALLAH’IM SANA OLAN İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan sözlerimizden, fiil ve davranışlarımızdan yarattığın zerreler ve katreler adedince, bilinen ve bilinmeyen isimlerin ve sırların adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH.(Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİT OL Kİ BEN SENİN MUTLAK VARLIĞINA, HAYAT SAHİBİ VE DİRİ OLDUĞUNA, TEK VE EN BÜYÜK OLDUĞUNA, BAŞLANGICININ VE SONUNUN OLMADIĞINA, BENZERİNİN OLMADIĞINA VE YARATTIKLARINA BENZEMEDİĞİNE, HİÇBİR ŞEYE MUHTAÇ OLMAYIP HERŞEYİN SANA MUHTAÇ OLDUĞUNA, GEÇMİŞ, GELECEK, GİZLİ VE AÇIK HERŞEYİ BİLDİĞİNE, HERŞEYİ İŞİTTİĞİNE, HERŞEYİ GÖRDÜĞÜNE, OL EMRİ İLE DİLEDİĞİNİ DİLEDİĞİ AN YAPTIĞINA, SONSUZ GÜÇ VE KUDRET SAHİBİ OLDUĞUNA, HERŞEYİ YARATTIĞINA, PEYGAMBERLER VE KUR’AN ARACILIĞI İLE KULLARI İLE KONUŞTUĞUNA VE SENİN TÜM İSİMLERİNE;
1- Allah(C.C.): "Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah, Her biri sonsuz bir hazine olan bütün isimlerini kuşatan özel ismi. İsimlerin sultanı."
2- Er-Rahmân: "Dünyada bütün mahlükata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden."
3- Er-Rahîm: "Ahirette, müminlere sonsuz ikram, lütuf ve ihsanda bulunan."
4- El-Melik: "Mülkün, kainatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan."
5- El-Kuddûs: "Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdıse layık olan."
6- Es-Selâm: "Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran."
7- El-Mü'min: "Güven veren, emin kılan, koruyan."
8- El-Müheymin: "Her şeyi görüp gözeten."
9- El-Azîz: "İzzet sahibi, her şeye galip olan."
10- El-Cebbâr: "Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran."
11- El-Mütekebbir: "Büyüklükte eşi, benzeri olmayan."
12- El-Hâlık: "Yaratan, yoktan var eden."
13- El-Bâri: "Her şeyi kusursuz ve uyumlu yaratan."
14- El-Musavvir: ''Varlıklara şekil veren."
15- El-Gaffâr: "Günahları örten ve çok mağfiret eden."
16- El-Kahhâr: "Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hakim olan."
17- El-Vehhâb: "Karşılıksız hibeler veren, çok fazla ihsan eden."
18- Er-Rezzâk: "Bütün mahlükatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan."
19- El-Fettâh: "Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaran. "
20- El-Alîm: "Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi en ince detaylarına kadar bilen."
21- El-Kâbıd: "Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan."
22- El-Bâsıt: "Dilediğine bolluk veren, açan, genişleten."
23- El-Hâfıd: "Dereceleri alçaltan"
24- Er-Râfi: "Şeref verip yükselten."
25- El-Mu'ız: "Dilediğini aziz eden, izzet veren."
26- El-Müzil: "Dilediğini zillete düşüren."
27- Es-Semi: "Her şeyi en iyi işiten."
28- El-Basîr: "Gizli açık, her şeyi en iyi gören."
29- El-Hakem: "Mutlak hakim, hakkı batıldan ayıran. Hikmetle hükmeden."
30- El-Adl: "Mutlak adil, çok adaletli."
31- El-Latîf: "Lütuf ve ihsan sahibi olan. Bütün incelikleri bilen."
32- El-Habîr: "Olmuş olacak her şeyden haberdar."
33- El-Halîm: "Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan."
34- El-Azîm: "Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce."
35- El-Gafûr: "Affı, mağfireti bol."
36- Eş-Şekûr: "Az amele, çok sevap veren."
37- El-Aliyy: "Yüceler yücesi, çok yüce."
38- El-Kebîr: "Büyüklükte benzeri yok, pek büyük."
39- El-Hafîz: "Her şeyi koruyucu olan."
40- El-Mukît: "Her yaratılmışın rızkını, gıdasını veren, tayin eden."
41- El-Hasîb: "Kulların hesabını en iyi gören."
42- El-Celîl: "Celal ve azamet sahibi olan."
43- El-Kerîm: "Keremi, lütuf ve ihsanı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden."
44- Er-Rakîb: "Her varlığı, her işi her an görüp, gözeten, kontrolü altında tutan."
45- El-Mucîb: "Duaları, istekleri kabul eden".Allahın 99 İsmi Ve Türkçe Anlamları(EsmaÜl Hüsna )
46- El-Vâsi: "Rahmet, kudret ve ilmi ile her şeyi ihata eden'"
47- El-Hakîm: "Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan."
48- El-Vedûd: "Kullarını en fazla seven, sevilmeye en layık olan."
49- El-Mecîd: "Her türlü övgüye layık bulunan."
50- El-Bâis: "Ölüleri dirilten."
51- Eş-Şehîd: "Her zaman her yerde hazır ve nazır olan."
52- El-Hakk: "Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran."
53- El-Vekîl: "Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran."
54- El-Kaviyy: "Kudreti en üstün ve hiç azalmaz."
55- El-Metîn: "Kuvvet ve kudret kaynağı, pek güçlü."
56- El-Veliyy: "İnananların dostu, onları sevip yardım eden."
57- El-Hamîd: "Her türlü hamd ve senaya layık olan."
58- El-Muhsî: "Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen."
59- El-Mübdi: "Maddesiz, örneksiz yaratan."
60- El-Muîd: ''Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan."
61- El-Muhyî: "İhya eden, dirilten, can veren."
62- El-Mümît: "Her canlıya ölümü tattıran."
63- El-Hayy: "Ezeli ve ebedi hayat sahibi."
64- El-Kayyûm: 'Varlıkları diri tutan, zatı ile kaim olan."
65- El-Vâcid: "Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, istediğini, istediği vakit bulan."
66- El-Macîd: "Kadri ve şanı büyük, keremi, ihsanı bol olan."
67- El-Vâhid: "Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan."
68- Es-Samed: "Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu."
69- El-Kâdir: "Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan."
70- El-Muktedir: "Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi."
71- El-Mukaddim: "Dilediğini, öne alan, yükselten."
72- El-Muahhir: "Dilediğini sona alan, erteleyen, alçaltan."
73- El-Evvel: "Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan."
74- El-Âhir: "Ebedi olan, varlığının sonu olmayan."
75- El-Zâhir: "Varlığı açık, aşikar olan, kesin delillerle bilinen. "
76- El-Bâtın: "Akılların idrak edemeyeceği, yüceliği gizli olan. "
77- El-Vâlî: "Bütün kainatı idare eden."
78- El-Müteâlî: "Son derece yüce olan."
79- El-Berr: "İyilik ve ihsanı bol, iyilik ve ihsan kaynağı."
80- Et-Tevvâb: "Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan."
81- El-Müntekim: "Zalimlerin cezasını veren, intikam alan."
82- El-Afüvv: "Affı çok olan, günahları affetmeyi seven."
83- Er-Raûf: "Çok merhametli, pek şefkatli."
84- Mâlik-ül Mülk: "Mülkün, her varlığın sahibi."
85- Zül-Celâli vel ikrâm: "Celal, azamet ve pek büyük ikram sahibi."
86- El-Muksit: "Her işi birbirine uygun yapan."
87- El-Câmi: "Mahşerde her mahlükatı bir araya toplayan."
88- El-Ganiyy: "Her türlü zenginlik sahibi, ihtiyacı olmayan."
89- El-Mugnî: "Müstağni kılan. ihtiyaç gideren, zengin eden."
90- El-Mâni: "Dilemediği şeye mani olan, engelleyen."
91- Ed-Dârr: "Elem, zarar verenleri yaratan."
92- En-Nâfi: "Fayda veren şeyleri yaratan."
93- En-Nûr: "Alemleri nurlandıran, dilediğine nur veren."
94- El-Hâdî: "Hidayet veren."
95- El-Bedî: "Eşi ve benzeri olmayan güzellik sahibi, eşsiz yaratan."
96- El-Bâkî: ''Varlığının sonu olmayan, ebedi olan."
97- El-Vâris: "Her şeyin asıl sahibi olan."
98- Er-Reşîd: "İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren. "
99- Es-Sabûr: "Ceza vermede acele etmeyen."
OLDUĞUNA İMAN ETTİM, TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM.
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; benim, ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak yarattığın meleklerinin varlıkların, görevlerine, yaratılışlarına karşı inkar ederek, şirke girip kendi nefsimi veya dinsizlerin veya batıl dinlerin inançlarını ortak koşarak, kibre girip kibirlenerek, küfre düşerek, büyüklenip böbürlenerek, reddederek, teslim olmayarak, isyan ederek, şüphe duyarak, vesveseye düşerek veya o meleklere erkeklik veya dişilik vererek, veya şeytanlara cinlere surelerin hadimi olan hüddam ve hizmetçiler diyerek melekleri ve asıl görevlerini ve şekil ve suretlerini inkar edip şüpheye düşerek böylece onlara şekil ve suretler vererek MELEKLERE OLAN İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan sözlerimizden, fiil ve davranışlarımızdan, yarattığın melekler sayısınca TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH.(Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİT OL Kİ DÖRT BÜYÜK MELEK OLAN CEBRAİL, MİKAİL, AZRAİL VE İSRAFİL’E, YERLERDE VE GÖKLERDE, DÜNYADA VE AHİRETTE, CENNETTE VE CEHENNEMDE YARATTIĞIN VE VAZİFELER İLE VAZİFELENDİRDİĞİN YEMELERİ İÇMELERİ OLMAYAN VE İHTİYAÇ DA HİSSETMEYEN VE SENİN EMİR VE YASAKLARINA İTAAT İLE LEZZET VE KEYİF ALAN VE SANA ASLA İTAATSİZLİK YAPMAYAN TÜM YARATTIĞIN MELEKLERİNE İMAN ETTİM, TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMAN OLDUM.
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek ya da bilmeden, gizli ve açık olarak gönderdiğin kitaplarına ve emir ve yasaklarına karşı muhalefet ederek, değiştirerek, değiştirmeye çalışarak, veya değiştirenleri veya değiştirmeye çalışanlara taraftar olarak, inkar ederek, şirk koşarak, kibre girip kibirlenerek, küfre düşerek, büyüklenerek, reddederek, teslimiyetsizlikle, şüphe duyarak, vesveseye düşerek, son dinin islam olduğunu ve kitabının KUR’AN olduğundan şüphe duyarak veya inkar ederek veya KUR’AN’dan sonra hükmü tamamen kalkmış olan diğer semavi kitapların hükümlerinin kaltığını kabul etmeyerek, en son gönderilen kitap olan Kur’an’ı Kerim’den yüz çevirmekle ve hükümlerine teslim olmamak ile gönderdiğin KİTAPLARA OLAN İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan sözlerden, fiil ve davranışlarımızdan yarattığın zerreler ve katreler adedince, ve gönderdiğin kitap ve sayfaların harfleri adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH.(Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİT OL Kİ DÖRT BÜYÜK KİTAP OLAN KUR’AN, İNCİL, ZEBUR VE TEVRATI SENİN İNDİRDİĞİNE VE KUR’AN’IN EN SON KİTAP VE ALLAH KATINDA TEK VE GEÇERLİ OLAN VE KUR’AN’IN NÜZUL ETMESİ İLE DAHA ÖNCE İNDİRDİĞİN VE DAHA ÖNCE GÖNDERDİĞİN ELÇİLERİNE VE ONLARA GELEN EMİR VE YASAKLARINI BİLDİREN SAYFALARIN VE 3 BÜYÜK KİTAP OLAN İNCİL, TEVRAT VE ZEBUR’UN KUR’AN KERİM’İ GÖNDERMEN İLE SENİN KATINDA BİR HÜKMÜNÜN OLMADIĞINI BİLDİRMENE KUR’AN’I KERİM İLE BİLDİRDİĞİN EMİR VE YASAKLARIN TAMAMINA İMAN ETTİM, TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM..
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek ya da bilmeden, gizli ve açık olarak peygamberlerine ve onların elçiliklerine, tebliğ ve davetlerine, ahlaklarına, seçilmişliklerine, görevlerine muhalefet ederek, bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak gönderdiği peygamberlerin elçiliklerine, görevlerine karşı inkara düşerek, şirk koşarak, kibre girip kibirlenerek,küfre düşerek, büyüklenerek, reddederek, teslimiyetsizlikle, isyan ederek, şüpheye girerek, vesveseye düşerek ve en son gönderilen peygamber Hz Muhammed aleyhissalatu vessalam’a tabi olmamak ve onun sünneti ile amel etmemek veya reddetmek ile ve teslim olmamak ile PEYGAMBERLERE OLAN İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan sözlerimizden, fiil ve davranışlarımızdan gönderdiğin peygamberler ve onların ağzından ve onlara tabi olanların ağzından çıkan ve çıkacak harfler adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH.(Estağfirullah 33 tekrar)

---------- Post added 26.06.19 at 10:35 ----------

ALLAH’IM ŞAHİT OL Kİ BEN HZ MUHAMMED ALEYHİSSALATU VESSALAMIN SENİN EN SON PEYGAMBERİN VE KULUN VE RASULÜN OLDUĞUNA VE ONA TABİ OLARAK VE KUR’AN İLE BİLDİRDİĞİN 24 PEYGAMBERİN VE KUR’AN’DA İSMİ GEÇMEYEN DİĞER GÖNDERDİĞİN PEYGAMBERLERİN DAHİ HAK OLDUĞUNA VE SIDK VE DOĞRULUK İLE SENİN EMİR VE YASAKLARINI BİZLERE TEBLİĞ ETTİKLERİNE İMAN ETTİM TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM..
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak kıyametin kopmasına, ölümün insanın küçük kıyameti olduğuna, ahiret hayatına, kabirdeki sorgu ve suale, öldükten sonra dirilmeye, mahşer gününe, mahşerde hesap vermeye, ebedi mekanlar olan cennet ve cehenneme, mahkem-i kübraya inanmayarak, reddederek, şirke ve isyana girerek, sövüp küfrederek, ilk yaratılışına şahit olduğu halde ikinci kez yaratılışını inkar ederek, şirk koşarak, kibre girip kibirlenerek , küfre düşerek , büyüklenerek teslim olmayarak AHİRETE İMANIMIZI KAYBETMEMİZE sebep olan ve olacak tüm kötü ve küfre sokan söz, fiil ve davranışlarımızdan mahşerde ve ebediyette yarattığın ve yaratacağın zerreler ve katreler adedince ve ihsan edeceğin ve gazap edeceğin ebedi alemdeki isim ve sıfatlarının tecellileri adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH (Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİD OL Kİ BEN ÖLÜMÜN HAK OLDUĞUNA, KIYAMETİN KOPACAĞINA, KABİR HAYATINA, TEKRAR DİRİLECEĞİME, HESAP GÜNÜNE, MAHŞER MEYDANININ KURULACAĞINA, MAHKEME-İ KÜBRA OLAN O BÜYÜK MAHKEMEDE HESAP VERECEĞİME, CENNET VE CEHENNEMİN GİRENLER HAKKINDA EBEDİ OLACAĞINA VE KUR’AN İLE BİLDİRDİĞİN TÜM AHİRET İNANCINA İMAN ETTİM VE TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM..
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
ALLAH’ım; ana ve babamın, soyumdan ve zürriyetimden ölmüş ve sağların ve doğacakların, Adem aleyhisslamdan kıyamete kadar geçmiş, gelmiş ve gelecek tüm inananların; bilerek veya bilmeden, gizli ve açık olarak kadere itiraz ederek, hayrın ve şerrin senden geldiğini unutarak veya inkar ederek veya gaflete düşerek, başına gelen bela ve musibetlerde ve kader ile hükmolunan takdirata, yani ALLAH’ım senin verdiğine TESLİM OLMAYIP, BEN BUNU HAKETMEDİM, veya ŞU İNSAN BUNU HAKETMİYOR, BU DÜNYADA ADALET YOK, ZALİM KADER gibi kaderi ilahiyyeyi tenkit ve inkar edecek sözler söyleyip HÜKMÜNE VE ADALETİNE KARŞI ÇIKIP inkar ederek ve reddederek, veya başına gelen sıkıntılı hallerde neden bunu bana verdin deyip gizli ve açık işlediği hata ve günahların bedeli olarak geldiğini kabul etmeyip ALLAH’IM SANA İFTİRA ATARAK, tüm hayırları ve güzellikleri yaratan isteyen ve emreden ALLAH’tan bilmeliyken ve tüm şerleri ve kötülükleri nefsimin istemesi ile yarattığını bildiğimiz halde, HAYIRLARI KENDİMİZDEN, ŞERLERİ VE KÖTÜLÜKLERİ İSE ALLAH’IM SENDEN BİLİP SANA İFTİRA ATMAKTAN, SEÇME HAKKINI BANA VERDİĞİNİ VE BENİM SEÇTİĞİMİ YARATTIĞINI İNKAR EDİP YANLIŞ SEÇİMLERİMDEKİ SUÇU NEFSİMDE BULMAYIP ALLAH’IM SANA VE KADERE İFTİRA ATMAKTAN, yarattığın varlıklar üzerindeki kader ile takdir ettiğin adalet ve hükümlerinin sırlarını idrak edemeyen kısa olan akıl ve fikrim ile senin adaletli olan ve kader ile takdir ettiğin hükümlerine ve adaletine ve hakimiyyetinin tecellilerine iftira ve zulmetmekten, KADERİMİZDE TAKTİR ETTİĞİN HÜKÜMLERİNE TESLİM OLMAMAKTAN, KADER İLE TAKDİR ETTİĞİN RUH VE BEDENİMİZE, İŞİMİZE VE MESLEĞİMİZE, EŞİMİZE VE EVLADIMIZA, RIZKIMIZA VE MALIMIZA, HASTALIĞIMIZA VE ÖLÜMÜMÜZE, TESLİM OLUP TEVEKKÜL ETMEYİP HIRS VE KANAATSİZLİK İLE HAKETTİĞİNE TESLİM OLMAYARAK VE HAKKI OLMAYANI HIRSIZLAYARAK VEYA ÇALMAYA VE ALMAYA ÇALIŞARAK KADERE İMANIMIZI KAYBETMEMİZE SEBEP olan ve olacak gizli ve açık bilerek veya bilmeden bizi kadere ve takdirata karşı çıkarak, inkar ederek, şirk koşarak, kibre girip kibirlenerek, küfre düşerek , büyüklenerek, bize takdir olunanı aşağılayarak ve reddederek, teslim olmayarak, isyan ederek, şüpheye ve vesveseye düşerek ağzımızdan çıkan kalbimizden geçen ve hayatımıza yansıyan tüm kötü söz, fiil ve davranışlarımızdan kadere olan teslimiyetsizliğimizden yarattığın varlıklara yazdığın kaderlerin harfleri adedince TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH (Estağfirullah 33 tekrar)
ALLAH’IM ŞAHİD OL Kİ BEN KADERİME, HAYRIN VE ŞERRİN SENDEN GELDİĞİNE, GÜNAH VE HATALARDA NEFSİMİN SORUMLU OLDUĞUNA, HAYIRLARI İSTEYENİN ALLAH’IM SENİN OLDUĞUNA, ŞERLERİ İSTEYEN VE TALEP EDENEİN BEN OLDUĞUMA, ŞERRİ YARATMANIN ŞER OLMAYIP, ŞERRİ İŞLEMENİN ŞER OLDUĞUNA, BANA VERDİKLERİNE VE HAKKIMDAKİ TÜM HÜKÜMLERİNE VE TAKDİRATINA ADALET İLE HÜKMETTİĞİNE İMAN ETTİM VE TESLİM OLDUM VE MÜSLÜMANIM.
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
2- Tam ve eksiksiz bir gusül abdesti alınız.
3- Herhangi bir müslüman kabristanından, bir erkek ve bir de kadın mezarından ikişer avuç toprak alınız. aldığınız toprakları iki ayrı KABA BİRBİRİNE KARIŞTIRMADAN koyunuz. Toprağını aldığınız kabrin toprağını hemen kabir yanından alacağınız toprak ile tamamlayınız ve kabir sahiplerinin ruhlarına fatiha okuyup hediye ediniz.
4- Önce bu tevbeyi yapınız. ALLAH'IM BEN SOYUMDAN TÜM ÖLMÜŞ OLANLARIN KENDİ SOYLARINA, ZÜRRİYETLERİNE VE BAŞKALARINA TÜM YAPTIĞI BEDDUA VE LANETLER ADINA, SOYUMUN YAPTIĞI ZULÜMLER, HAKSIZLIKLAR, TACİZLER, TECAVÜZLER, NEDENİ İLE SOYUMA VE ZÜRRİYETİME BEDDUA EDENLERİN ADINA, SOYUMDAN ENSES İLŞKİLER YAPANLARIN VE BU İLİŞKİLERDEN ÇOCUK DÜNYAYA GETİRENLER, BAŞKALARINA TACİZ, ZULÜM, TECAVÜZ EDENLER, HAKSIZ MİRAS YİYENLER, ZEKAT VERMEYENLER, FAİZ ALIP VERENLER, ZİNA İLE ÇOCUK DÜNYAYA GETİRENLERİN YUKARIDA SAYDIĞIM VE SAYAMADIĞIM İNSANLARIN, ADEM ALEYHİSSALAMDAN KIYAMETE KADAR GEÇMİŞ, GELMİŞ VE GELECEK TÜM İNANANLARIN ADINA VE KENDİ ADIMA ŞİRK VE İSYAN SÖZLERİMİZDEN, GÜNAH VE HATALARIMIZDAN,SÖYLEDİĞİMİZ TÜM BEDDUALARDAN, LANETLERDEN, BELALARDAN, ZULÜMLERDEN, TACİZ VE TECAVÜZLERDEN, ENSESLİK VE SAPKINLIKLARDAN TEVBE ETTİM ESTAĞFİRULLAH YA GAFFAR(Tevbe ettim Estağfirullah Ya Gaffar 100 tekrar)
5-Sonrasında anlamı ile birlikte aşağıdaki duaları yapınız.
“YA DAFİAL BELAYA İDFA’ ANNEL BELAYA FALLAHÜ HAYRÜN HAFİZAN VE HÜVE ERHAMÜRRAHİMİN İNNEKE ALA KÜLLİ ŞEY’İN KADİR."
Meali: “Ey belaları def eden Allahım! Belaları bizden uzaklaştır. Allah muhafaza edicilerin en merhametlisidir. Muhakkak ki senin kudretin her şeye yeter."
ALLAH'IM SENDEN ÜZERİMDEKİ TÜM BELA VE LANETLERİ KALDIRMANI DİLİYORUM.
6-Önce iki elinizin avuç içleri daha önce aldığınız iki farklı mezar toprağının her birine değecek şekilde temas ettirin. yani bir AVUCUNUZU ERKEK MEZARINDAN ALDIĞINIZ TOPRAĞA DEĞDİRİRKEN DİĞER ELİNİZİ KADIN MEZARINDAN ALDIĞINIZ TOPRAĞA AVUCUNUZU BASTIRIN. Ve Allah'ım okuyacağım fatihalardan hasıl olacak sevabı soyumdan ve soyumdan olmayan ve bana lanet ve belaların gelmesine sebep olanların ruhlarına hediye ediyorum. Onların ruhlarını huzura kavuştur günah ve hatalarını affeyle dedikten sonra euzubillahimineşşeytanirraciym “Bismillâhirrahmânirrahîm diyerek 100 tane fatiha suresi okuyunuz.
sonrasında sağ elinizi bastırdığınız toprağa sol elinizi sol eliniz ile bastırdığınız toprağa ise sağ elinizi bastırarak aynı işlemi tekrar ediniz. işlemler yapılırken vücudunuzda kasılmalar, sebepsiz çığlıklar, bilinç kayıpları olabileceğinden yanınızda bir yardımcının olması iyidir. ve topraktan elinizi hiç ayırmadan işlemi tamamlamalısınız.
7- İki rekat şükür namazı kılıp bu duayı yapabilirsiniz (isteğe bağlıdır) “Bismillâhirrahmânirrahîm: Allah’ım; hamd ve şükür Sana mahsustur! Minnetim Sana’dır! Ben Senin kulunum; ve ben bundan dolayı huzurluyum! Nefsimi, dînimi, dünyamı, âhiretimi, işlerimin sonunu ve amelimi Sana emânet ediyorum. Bütün Muhammed (asm) ümmetini Senin gücünün, havlinin, kudretinin ve kuvvetinin şiddetinden, Sana emânet ediyorum! Muhakkak Sen, emâneti koruyansın; hükmü nâfiz olansın; kazâsı gâlib olansın!"
Mezardan toprak almak diye bir şey yok. Bidat bir şey bu.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
El Kindi 12:05 23.08.19
islamkalesi Nickli Üyeden Alıntı:
Mezardan toprak almak diye bir şey yok. Bidat bir şey bu.
Tövbe güzel gerçekten fakat İslamkalesine katılıyorum mezar toprağı hele ki bayan ne alaka?
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Heartway 13:19 23.08.19
El Kindi Nickli Üyeden Alıntı:
Tövbe güzel gerçekten fakat İslamkalesine katılıyorum mezar toprağı hele ki bayan ne alaka?
Ölü toprağı buyudede kullanılır, ölü toprağı serpmek ev önüne geçiş yerine falan filan şerri işlemde kullanılır birde rivayet odur ki aslı ni bilemem kaynak yok kişi ölüp toprağa girdiği an melekler acısını dindirmek icin yakınlarının üzerine ölü toprağı serperlermiş ..ölü toprağı da içindeki gibidir vesselam yani hareket enerji ve ruh yok sersemletir tövbe konusu ile alakayı kuramadım tövbe bereket,rahmet ve canliliktir tersine ...bidat bu yani güzel bir konuya girmiş bir çomak..her yazilana itibar edilmemeli araştıralım öğrenelim birbirimize hep katalim hep dolsun hep dolsun akarken doldurmak gerekir ))
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
El Kindi 13:38 23.08.19
Heartway Nickli Üyeden Alıntı:
Ölü toprağı buyudede kullanılır, ölü toprağı serpmek ev önüne geçiş yerine falan filan şerri işlemde kullanılır birde rivayet odur ki aslı ni bilemem kaynak yok kişi ölüp toprağa girdiği an melekler acısını dindirmek icin yakınlarının üzerine ölü toprağı serperlermiş ..ölü toprağı da içindeki gibidir vesselam yani hareket enerji ve ruh yok sersemletir tövbe konusu ile alakayı kuramadım tövbe bereket,rahmet ve canliliktir tersine ...bidat bu yani güzel bir konuya girmiş bir çomak..her yazilana itibar edilmemeli araştıralım öğrenelim birbirimize hep katalim hep dolsun hep dolsun akarken doldurmak gerekir ))
Güzel özetlemişsin Heart hocam sağolasın.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
ebu ubeyde bin cerrah 08:40 25.08.19
konunun asli itibariyle bir gerçekçiliği bulunmakla beraber esas itibariyle dede baba veya nine anne tarafıyla işlenmiş günahların ondan sonra gelenleri hiç bir şekilde bağlamayacağı bir hakikattir.soy itibariyle işlenmiş günahlardan evlatlar ve torunlar mes ul değildir. bu anlamdan aslında beddua bulunsa bile bu bedduanın yapılan kişiden sonra diğerlerine sirayeti bu bağlamda imkansızdır.ayet ve hadisi şeriflerde bu açıkca beyan buyrulmuştur.

﴾18﴿ Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez (taşıdığı, kendi günah yüküdür). Günah yükü ağır gelen kimse onun taşınması için yardım çağrısında bulunsa -çağrılan yakını bile olsa- o yükten hiçbir şeyi başkası üzerine alamaz. Sen ancak, görmedikleri halde rablerinden korkanları ve namazı özenle kılanları uyarabilirsin. Kim arınırsa sadece kendi yararına arınmış olur. Her şeyin sonu Allah’a varır. fatır 18
Zemahşerî, iki cümle arasındaki farkı belirtirken birincinin Allah’ın hükmündeki adaleti ve kimseyi kendi işlemediği bir günahtan dolayı sorumlu tutmayacağı, ikincinin ise kimsenin başkalarından yardım alarak günahından kurtulamayacağı hakkında olduğunu kaydeder (III, 272). Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta, âyetin hiçbir kimsenin kendisi istese dahi başkasının günahını üstlenmeye ve onu sorumluluktan kurtarmaya gücünün yetmeyeceğini anlatmakta oluşudur; başkalarını saptıranların hem kendi sapkınlıklarının hem de onları kötü yola itmelerinin vebalini çekmeleri ise ayrı bir konudur, bu durumda iradesini kullanmadığı için doğru yolu bırakıp kötülük işleyenlerin kendi veballeri ortadan kalkmış olmaz. Nitekim bu husus başka bazı âyetlerde ve Resûlullah’ın hadislerinde ayrıca belirtilmiştir (bk. Ankebût 29/13).

öz olarak birisi size doğrudan beddua etmemişse soyunuzdan gelen kişilere yapılan beddualar sebebiyle siz muhatap olmasınız.bundan dolayıda ne dünyada ne ahirette cezalandırılmazsınız. islam inancı böyledir.
konununbir hakikati vardır derken bedduanın bir hakikati var demek istedim.
şayet soyunuzdan glenler sizden evvelkilerde bu tür hadisler olmuşsa beddua alınmışsa bağışlanmaları için dua edin. onlar adına sadak ve hayır hasenat yaparak bu hakları helal ettirmeye çalışın.nitekim ayeti kerimede rabbim beni annemi babamı ve mümünleri ahirete hesap gününde bağıla buyrulmaktadır.
sair dinlerdeki gibi islamda başkalarının işlediği günahların veballerini çocuk ve torunlar çekmezler.hristiyanlık ve diğer dinlerden geçmesi muhtemel bu tehlikelere lütfen dikkat.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
1 2 3 
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146