Dualar & Dua Kardeşliği

Dua etmek Rabbi değiştirmez, ama dua edeni değiştirir - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Dualar & Dua Kardeşliği>Dua etmek Rabbi değiştirmez, ama dua edeni değiştirir
Fark 15:06 30.07.18
Duâların Garip Halleri
“Dua etmek Rabbi değiştirmez, ama dua edeni değiştirir.”
Kierkegaard

İplik Çıbanı Çıkaran Şah Hikâyesi
Şahlardan birinin iplik çıbanı [Öldürücü bir çıban türü.] geçirdiğini ve bu hastalıktan iğneye döndüğünü duydum. O derece zayıflamıştı ki, emri altındaki güçlü insanları kıskanır olmuştu. Şah, satranç tahtasında her ne kadar namlı ve şanlı ise de, güçten düşünce piyonlardan değersiz kalır. Hizmetkârlarından biri, padişahın huzurunda yer öpüp; “Saltanatınız daim olsun” diye dua ettikten sonra konuşmasına başladı;

“Padişahım; bu şehirde nefesi güçlü, mübarek bir zat var. Kullukta eşi-benzeri olmayan dini bütün bir insan. Hastalığı ve derdi olanlar yanma giderler. O da güçlü nefesiyle onları iyi eder. Mübarek zatın bugüne kadar uygunsuz davranışı görülmemiştir. Gönlü nur dolu, ağzı kuvvetli, duaları makbul biridir. Ferman buyurun, hemen gelsin, güçlü nefesiyle size dua etsin. Allah’ın izniyle siz de bu hastalıktan kurtulun.”

Bu öneri, padişahın hoşuna gitti ve derhal hizmetçilerine o zatı getirmelerini emretti. Gidip adamı saraya davet ettiler. Yaşlı zat geldi. Yoksullar gibi giyinmişti. Dışındaki değersiz elbiseye aldanmamak gerekir. Zira içindeki insan çok değerlidir. Mübarek zatın geldiğini padişaha arz ettiler. Padişah, makamına kabul edip ricada bulundu;

“Ey akıl ve irfan sahibi zat; gördüğün gibi iplik çıbanı illetine müptela oldum, ne olur benim için dua buyur!”

Yaşlı zat iki büklümdü, çıkışarak cevap verdi;

“Yüce Allah, âdil şahlara merhamet eder. Oysa sen halkına merhamet etmedin ki, merhamet olunasın. Mazlumlar, zindanlarında çürürken benim duam sana nasıl fayda verir! Halkına acımadıktan sonra saltanat gücün olsa ne yazar! Önce yaptığın hatalardan dön, Allah’a içten tövbe et. Sonra iyilerden dua iste. Mazlumların ahi yakanı bırakmadıkça, iyilerin duası fayda vermez.”
Acem padişahı, bu uyarıları duyar duymaz utancından kızardı. Üzgün bir dille mırıldandı; “Kızmamalıyım hemen. İhtiyar, doğru söylüyor.” Ardından hizmetçilerini çağırdı, onlara zindandaki tüm mazlumların bırakılmasını emretti.

İhtiyar bunun üzerine iki rekât namaz kılıp ellerini havaya kaldırdı, dua etti;

“Ey gökleri yücelten Allah’ım; şu kuluna gücenmiş, onu derde salmıştın. Şimdi tövbesini kabul buyur, onu affet, hastalığına şifa ver. “

İhtiyar, henüz duasını bitirmeden birden hasta, ayağa kalktı. Ayaklarındaki ipten kurtulmuş tavus gibi, sevincinden havalara uçacaktı. Hizmetçilerine derhal emretti. Hâzinesinde ne kadar mücevher varsa ayağına, ne kadar altın varsa başına döktüler. Ama bunlara tenezzül etmedi ihtiyar. Mücevherlerle altınları bir kenara iterken padişaha bakıp şöyle dedi;

“Batıl uğruna, hakkı gizlemek doğru olmaz. Ben sadece görevimi yaptım. Şayet bir daha iplik çıbanı çıkarmak istemiyorsan, zulüm ipini eline alma. Bir kere düştün, kurtuldun. Bir daha ayağını kaydırma.”

Ey kitabımı okuyan insanlar! Sadî’nin şu doğru sözüne kulak verin: “Düşen adam, her vakit kalkamaz.”

Kaynak: Şeyh Sâdî Şirâzî –Bostan

HACCA’CA ANCAK BU ŞEKİLDE DU EDİLİR
On birinci Hikâye

Bağdat’ta duaları kabul olunan bir derviş çıktı ortaya. Bunu Haccâc bin Yûsuf’a [Zalimliğiyle meşhur bir Emevi kumandanı.] haber verdiler. Haccac, adamı yanına çağırıp; “Benim için hayırlı dua et” diyince, derviş hemen oracıkta

“Ya Rabbi, bu Haccâc kulunun canını al”diye dua etti. Haccâc şaşkın bir halde;

“Derviş, bu nasıl dua böyle? Allah için konuş!” deyince, derviş hemen cevap verdi;

“Bu dua, hem senin hem de memleketin hayrı için.”

Ey elinin altındakileri inciten güçlü insan!

Ne vakte kadar böyle pervasızca zulmedeceksin.

Sultanlık neyine senin! Halkına zulmettiğin için,

Bir an evvel ölmen, çok daha iyidir senin.

On beşinci Hikâye

HZ. MUSA’DA DUAYI YANLIŞ MI ETTİ?

Giyeceği olmadığından kumun içinde gizlenen bir yoksul, Hazreti Musa’yı görünce;

“Ey Musa! Benim için Rabbine dua et de yetişecek kadar rızık versin!” dedi. Hz.Musa dua etti. Yüce Allah yetecek kadar dünyalığını yoksula ihsan etti. Aradan birkaç gün geçince Musa, adamı tutsak bir halde görüp çevresini saran kalabalığa; “Burada ne oluyor?” diye sordu. “Bu adam şarap içip kavgada birini öldürmüş. Kısas için götürüyorlar” diye cevap verdiler.

Miskin kedinin şayet kanadı olsaydı,

Dünyada serçe yumurtası bırakmazdı.

Öküzdeki boynuzlar eşekte olsa,

Kimse yanaşamazdı yanına.

Makam ve güç kazanan acizler,

Acizlerin bileğini büker.

Musa, bu olaydan sonra Rabbine niyaz edip şu ayeti okudu:

Allah kullarına haklarından fazla rızık verseydi, yeryüzünde bozgunculuk yaparlardı.’ [Şûrâ Sûresi, 27]

Ey kibirli insan!

Seni tehlikeye sokan neydi ki,

Sonunda helak oldun. Keşke karınca uçmasaydı.

Alçak kişi makam, altın ve gümüş bulmuşsa şayet

Onun ensesine tokat atmaktan başka çare yok.

Eflatunun ne dediğini işitmedin mi hiç?

Karıncanın kanatsız olması çok daha iyidir.’

Babanın malı çoksa da çocuğun bitmez arzusu var.

Seni zengin etmeyen, uygun olanı senden iyi bilir.

Kaynak: Şeyh Sâdî Şirâzî –Gülistan
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
Etiketler:ama, deistirir, deistirmez, dua, edeni, etmek, rabbî
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143