Ebced & Cifir & Remil

İslam Anlayışında Ebced Hesabı- 2. Bölüm - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Ebced & Cifir & Remil>İslam Anlayışında Ebced Hesabı- 2. Bölüm
Havasokulu 21:55 06.02.17
2.BÖLÜM

EBCED’İN MAHİYETİ VE YERİ
Şeklin canlılık unsurunu sağlayan, iç dinamiklerimizi harekete geçiren ve hassalarımızı uyanışa davet eden bu alan olacaktır. Malumdur ki mektubu, zarf’ın üstüne sarmayıp yada iliştirmeyip içinde muhafaza ettiğimiz gibi ve bir zarf mevcutsa, içinde ki o mektup da sebebini teşkil edeceğinden, üzerinde durulması gerekenin de surette takılıp kalmak değil, işin ruhuna inmeyi sağlamak olduğu anlaşılmış olacak ve istidat boyutu da bu alanda kazanımlar elde edecektir.

İşin bu yönünün insanlar tarafından müphem olması şuurlarda kimileri için ebced hesabı bilinmezi teşkil ederken, bazıları için de her hesap tekniği bilenin elini atıp bir şeyler çıkarabileceği yada ‘hurifilik’ de olduğu gibi şekil üzerinde durarak tabiî halinden çıkartıcı, kaba oluşlar üzerinden gitmeyi temsil etmiştir.

Biz ise her iki kutbu da temsil makamında görmeyerek; Nasıl ki, Hz. İsa’yı hrıstiyanların ve Hz. Ali’yi de Alevilerin tanım ve anlatımlarından değil, Kur’an’dan, Sünnet’ten ve Sahabi’nin ulaştırdıklarından öğrenmiş bulunuyoruz. Bu anlayış içerisinde “Ebced,iştikak ve fikir”, asl ve asla giden yol; Allah Resulü’nün işaretleri, sahabe ve varislerden bildirimlerle, ruh ve beden bütünlüğünü oluştururken temsil makamını da teşkil eder. Bu alanda koklayacağınız hava ruhunuzun sukuneti, tadacağınız lezzetin istidata sıçrama tahtası olmasını temenni ederiz.

Bu bölüm, derin idrak sahibi ve ruh kuvvetine sahip olan çağımızın mütefekkiri Salih Mirzabeyoğlu’nun külliyatında ebced’i kuşatan başlık ve içeriklerinden oluşmaktadır.Burada ebced’in, fikrin nüvesinden geçişi de zevken idrak olarak tadılabilir. Bölümün sonuna ‘çeşitli’ başlığı altında da ayrıca külliyata serpiştirilmiş olanları sunma gereksinimi duyduk. Bu bölüm de sadece bahsi geçen başlık bize ait. İşin ruhunu üfleyecek bu alan; malumu meçhullükten çıkarma bakımından net olmakla birlikte, kalp aynasında görüneceğinden dolayı da istidat mevzuu. Bu bakımdan bir nisbet içerisinde seyretmenin daha verimli olduğunu düşünerek, meselenin ruhu olan bu alanda başka izahlara ve açılımlara hem kafa karışıklığını önlemek hem de resmin netlik kazanması adına yer vermedik.

İLM-İ LEDÜN(2)
Zaman ve hallerin değişmesi sebebiyle, içinde bulunulan zaman ve halin vereceği emri, kendinden evvel ve sonraki zaman ve hal veremez. Bundan dolayı asırların geçmesiyle peygamberlerin ayet ve bürhanları, türlü türlü değişikliklere uğramıştır. Bu sebep, Peygamberlere nisbetle ulemasının da, devrin geçer şeyleriyle uğraşnasını zorunlu kılmıştır.

Allah’ın Sevgilisi’nden sonra, peygamberlik yok, sadece o nura veraset vardır…Allah resulü’nü varisleri, bizzat Allah’ın bildirdiği üzere, tıpkı kendisinden önceki Peygamberin Şeriatıyla hükmeden İsrail Peygamberleri gibidirler. Allah bunları da, Sevgilisi’nin ve Cebrail Aleyhisselamın yardım ve desteğine kavuşturur. Netice olarak, Ruh-i Muhammedi ile veli arasında bir irtibat ve münasebet sözkonusudur… Ve mesela, nakledilen hadislerin şüpheli ve eksik olanlarının hakikatini, bu yoldan tahkik eder.

Veli, bir hadisten tereddüdü varsa, bu hadisi yazanla manen ve ruhen buluşur, tartışır ve daha doğru bir neticeye varmak için Allah Sevgilisi’nin ruhundan bunu sorar ve öğrenir…Keza, hadisi rivayet eden kişiden de, işin aslını aynı yoldan sorup öğrenebilir… Sahih-i Müslim kitabında şöyle anlatılır:

-“Veli veya mükaşif bazı kimseler, doğru zannedilen bir hadisin, doğru olup olmadığını veya doğruluk derecesini muhakkak bilir. Ruhani bir mazhariyetle, bu hadisin doğruluğu, kendisine, bunu nakil eden şahsın sureti ve ismiyle birlikte bildirilir ve gösterilir. İşte bu gibiler, evliyanın enbiyasıdır. Bunların ayrı ayrı şeriatları yoktur ve Şeriat’ın tervicinden ibaret hükümlerinde de, bunun Allah ve Resulü’nün olduğunu bildirir, bu Şeriat’ın sahibini şahit gösterirler.”

İnsanların idrak edemedikleri hususu, veliler bir YAKAZA (Uyku ile uyanıklık arası bir hal) anında Peygamberlerle buluşup, idrak edebilirler. İşte bu paye ve makam, bu yolda yürüyenler evliyalar için tesbit edilmiştir. Allah’tan başka hiçbir kimseden yardım görmeyen, hiçbir hocadan faydalanmadan kendi kabiliyet ve himmetleriyle çalışıp, doğruluk ve bilhassa ilim elde eden ve kendilerini insanlık meziyetleri ile süslemiş olanlar, bu makama sahib olmuşlardır.

Bu ilimlerden biri de “bitki ve yeşillik” ilmidir…(Hatta, sayılamayacak kadar çok hadiseye bakarak,”tıp ilminin temeli rüyalardır” denmiştir”)… Ruya: yerden biten bitki… Nebat: Bitki… Hudaret: Yeşillik, bitki… Hudara: Allah için, Allah aşkına… Hudare: Deniz… Kamus: Deniz,lugat… Kust: Topalak otu… Allah bu ilmi, bu Şeriat’ta kendisine Resulü’nün diliyle ibadet edilmesi için getirmiştir… Bunların aracıları “fakih-idrak sahipleri”, yazı ve çizgi alimleridir. Bu ilimler Ledünni ilimlerdir… Ledünni; dini olmayan… Bu, ümmetin Peygamberlerinden çıkan ilimler olmadığı gibi, peygamberlerin varisleri olan evliyaların da ilmi değildir; ne şer’i, ne tasavvufi… Bu ilim “indi”dir, insan şahsiyetiyle alakası vardır… İndi: Şahsi, zati, mevzua mahsus.

Bunlarla varılan netice şudur ki, bütün topluluklar Allah’a tam bir şuur ve idrak ile dua etmelidir… Allah’ın Resulü’ne söylemesini emrettiği:

-“Bana ve benim yolumda yürüyenler için basiretle Allah’a dua edin. Onlar bu makamın sahibidirler. Onlar bu ümmet içinde, İsrail oğullarının veya kavminin içindeki İsrail Peygamberleri gibidirler.”

Musa Peygamber’in şeriatıyla amel eden Harun Peygamber gibi… İşte, Allah’ın Resulü’ne varis olanlar, hiç şüphesiz Şeriatı hakiki olarak ve hakikatiyle muhafaza eden gerçek bilgi sahibidirler. Fakat zahir uleması buna pek iltifat ve itibar etmez; inanmazlar. Onlar, bunların doğruluğunu aramaya lüzum görmezler; arzuladıkları tek şey, makamlarını korumak ve hakikatleri gizlemektir. Öyle ki, kendilerince doğru olarak bilinen cihetleri dahi, yazı ve çizgi alimlerine bildirmezler… Bu hal tıpkı, içtihad ve hüküm sahibi bir kimsenin, çalışmadığı ve delilleriyle uğraşmadığı halde bir hüküm vermesine benzer… Tıpkı hakimin, kafadan atmasyon hüküm vermesi gibi!..

Toprak, su, hava, güneş, ısı, mevsim şartlarının nisbet yekunu içinde zahir olan tohum yerden biten nebat misali, dindeki gizliliklerin açık edilmesini gerektiren zamanın icabına mahsus ve çözüm için kendini empoze eden meseleler… Bu meseleler, “ibadet, ukubat ve muamelat”a dair İÇTİHAD gerektiren işler ve bunların mukadder oluşları sınıfına girebileceği gibi, LEDÜNNİ mahiyette de olabilir… Ledünni ilim, Allah’ttan ilham yoluyla manalar kavramak işi… İbadet, ukubat ve muamelata dair ŞER’İ meselelerde olduğu gibi LEDÜNNİ mahiyetteki meselelerde de, her mevzu, kendi “usul, esas ve kurallarıyla” ele alınabilir… Bu hakikate binaen, şer’i olmayan mevzuların dindeki ölçü ve ölçülendirmelere nisbeti, her mevzuun kendine mahsus keyfiyetine göredir… Daha kendi mevzunun alaka durumunu bilmeyen ezbere ölçü tekerlemecisi uyduruk fıkıh ulemasından, anlamadığı her mesele karşısında “kaynaktan yapmalıyız!” tekerlemesine sarılan ayıya, olur olmaz “bu Asr- Saadet’te” yoktu!” diyen ama Asr-ı Saadet’te olmayan her türlü hastalığı yine o zaman olmayan ilaçlarla tedaviye soyunan soytarıya kadar, hepsini, verdiğimiz ölçülendirmeye vurunuz… Bunlar, “ahlak”ın, eşya ve hadiseler karşısında takınılan tavır olduğunu bile anlamazlar!.. Ledünni ilmin şer’i ilimlere nisbeti ve insan ve toplum meselelerine tatbik hususu…



SÜRYANİCE VE ÇOCUK(3)
“Abdülaziz Debbağ Hazretleri’nden işittim” diyor, Ahmed İbni Mübarek: Süryani lugatı, bütün diğer lisanları saridir. Bütün diğer lisanlarda mevcut olan hece harflari Süryani lisanında da manaları haizdir. Mesela Arap lisanında AHMED ismi, bu isimle müsemma olan zata delalet eder, onun adıdır. Süryani lisanında ise AHMED’İn manası, Ahmed kelimesinin başındaki üstün olan hemze bir manaya delalet eder, sakin olan H’nin ayrı bir manası vardır. Keza M harfi ayrı, D harfi ayrı birer manalara gelir. Bunun gibi, MUHAMMED kelimesi Arabca’da kimin ismi ise o zatı gösterir. Süryani’de ise M başka, H başka, M başka, D başka manalara gelir. Bütün diğer kelimeler de böyledir. Mesela PERAKLİT kelimesi İbranice bir kelimedir. Resulüllah Efendimiz’e ad olarak vazedilmiştir. Süryani dilinde ise bütün harfler ayrı ayrı manaya delalet eder. Fakat insanoğlu zamanla cehaletinden bunları anlamaz olmuşlardır. Süryani lisanının esas icaz edilmesiyle saf bir marifet elde edilir ki, bunda cehalete yer yoktur. Hatta konuşanlar arasında daha söylenilmeden mana anlaşılır. Dinleyenin zihninde söyleyenin bir harfinin işareti manayı anlamasına kafi gelir. Çünkü Süryanice’de konuşmaktan gaye manaya dalmaktır, yoksa kelime kalabalığı değildir. Bunun ,için Süryanice konuşmaya ancak büyük keşif sahibi veliler muktedir olabilirler veya bu mertebedeki ervah(ruhlar-canlar) konuşabilirler. Melekler de marifet üzere yaratılmış olduklarından onlarda bir harf ile veya birkaç harf işaretle konuşurlar. Adem Aleyhisselamdan sonra zamanla insanlar cehalet sebebiyle Süryani lisanındaki, harflerin manalarından inhiraf ettiler. Mana ifade edebilmek için bir harfe başka harfler ilave etmek suretiyle kelime teşkiline mecbur kaldılar. Bu suretle kelime denen lafızlar meydana geldi.


Alıntı

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Cevapla
SiLence 01:14 24.04.17
Allah razı olsun.
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Beylane 07:17 15.06.17
Allah razı olsun
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
WhiteQueen 15:40 16.06.17
Allah razı olsun inş güzel bir paylaşım olmuş
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
İpek 09:22 13.11.17
Allah razı olsun üstadım
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Astra 20:53 07.03.18
Güzel paylaşım için teşekkürler
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Cennet 12:02 11.03.18
Allah razı olsun hocam
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Sezen 12:37 16.02.19
Guzel paylaşım emeklerinize sağlık hocam
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
bwheel11 13:46 16.02.19
Allah razi olsun.

Gerci anlamadim neden Suryanice'ye bu kadar deginmisler, atom fizigi degil sonucta 20 kusur harf.

İslam Anlayışında Ebced Hesabı- 2. Bölüm
Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Cevapla
Etiketler:anlayisinda, bolum, ebced, hesabi, mahiyeti, yeri, İslam
Cevapla Up

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147