Huddam ilmi

Nedir bu Hüddam ?? - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

1 2 
Huddam ilmi>Nedir bu Hüddam ??
Sin 14:14 27.02.18
HÜDDAM NEDİR

Hüddam cin taifesinden olan ve görünümleri ile insanları andıran olağanüstü varlıklardır. Hüddamlar cin taifesinden olduklarından iyi ve kötü karaktere sahip olabilirler. İradeleri vardır yani kendi kaderlerini kendileri çizerler. Bu itibarla da yaptıkları her türlü eylemden dolayı sorumludurlar. Hüddamlar, fiziki alemin ötesine geçebildikleri için insanlardan farklı olarak mucizevi sayılabilecek pek çok özelliklere sahiptirler.

Uzun mesafeleri çok kısa bir zamanda kat etme, taş duvarlardan geçme, bir insanın hafızasından çok daha güçlü bir belleğe sahip olma, başka kılıklara girerek şekil değiştirebilme gibi olağanüstü özellikleri vardır.

Sahip oldukları yetenekler bakımından insanlardan üstün olan hüddamlar ne gariptir ki duygular söz konusu olduğunda insanlarla büyük benzerlikler göstermektedirler. İnsanlar gibi, aile bağları vardır, insanlar gibi sevip aşık olurlar, insanlar gibi birbirlerini kıskanırlar ve elbette ki insanlar gibi durup dinlenmeden kavga ederler hatta bazen ordular kurarak savaşırlar.

Hüddamların duygu dünyalarında en garip özellik ise bazı hüddamların yatılışlarına uymamasına rağmen insanlara aşık olmalarıdır. Aşık hüddamlar belki de kainatın tanık olduğu en ilginç varlıklardır. Çünkü bir hüddamın bir insana aşık olması beraberinde vefa, sevgi, şehvet ve acı gibi pek çok duyguyu getirmektedir. Zira aşık olan hüddam bütün yaratılış kodlarına karşı isyan etmiş ve “olmaması gereken bir davranış” sergilemiştir.

Hüddam nasıl bir fiziksel görüntüye sahiptir?

Hüddamlar, kadın ya da erkek olabilirler. Ancak dış görünüşleri bakımından bir hüddamın kadın mı erkek mi olduğunu çoğu zaman tespit etmek mümkün değildir. Çünkü insanlarda kadını erkekten ayıran pek çok estetik vücut hattı vardır ve bu hatlar kadını erkeğin gözünde daha çekici kılmaktadır. Aynı şekilde insanlarda erkeklerde kadınlardan farklı olarak “güç” belirtisi sayılabilecek pek çok fiziksel özellik mevcuttur.

Hüddamlarda ise bütün vücut hatları düzdür. Baş, kollar ve bacalar olmasına rağmen Hüddamlarda vücut detayları yoktur. Kısaca tasvir etmek gerekirse “İnsan şeklindeki bir hamur kalıbından çıkmış ve hiçbir detayı çizilmemiş heykel taslağına benzerler.” demek isabetli bir yaklaşım olacaktır.

Hüddamlarda yüzde gözler ve ağız dışında hiçbir detay yoktur. Yani bir hüddamda kulaklar, burun veya yüz çizgileri bulunmaz. Hüddamların elleri ve ayakları parmaksızdır. Hüddamların en önemli özelliklerinden birisi de saçsız olmalarıdır. Erkek hüddamların kafa derisi mavi, kadın hüddamların ise bordo rengindedir.

Burada hüddam ile alakalı yaptığımız tarif sadece bazı kitaplarda geçen betimlemelerdir. Yoksa farklı kitaplarda çok farklı tarifler bulmak da mümkündür. Mesela Latin edebiyatlarında hüddamlar esmer, uzun boylu ve fiziksel olarak çok yakışıklı/güzel biçimde tarif edilirler. Ancak el yazması kitaplar ile gizli ilimler külliyatları taranırsa gerçeğe en yakın tarifin yukarıda belirttiğimiz hüddam tasviri olduğu görülecektir.

Bir hüddam bir insana aşık olabilir mi?

Hüddamlar normal şartlarda birbirlerine aşık olup evlenebilirler. Ancak bazen birbirine paralel akan yaşamlar (insanlar ile hüddamlarin yaşam evrenleri) kesişebilmektedir. Bu durumda insanlarla karşılaşan kimi hüddamlar, insanlara aşık olmakta ve kendi deyimleri ile “köle” haline gelmektedirler. Zaten hüddamlar aşık olan arkadaşları için “Özgürlüğünü yitirdi” “Köleleşti” gibi tabirler kullanmaktadır.

Hüddam aşık olacağı kadın ya da erkeği bulduğu andan itibaren önceki yaşamını tamamen bir kenara bırakır ve artık kendisini aşkına adar. Sevgilisi nereye giderse o da onu takip eder. Hiçbir zaman sevdiği kişinin yanında “görünür” olmaz. “Sevgili” kabul ettiği kişinin evlenmesine, çocuk sahibi olmasına ve yaşlanmasına şahit olur. Ancak kendisi hiçbir zaman sevgilisi ile birlikte olamaz. İşte bu sadece izlemek ve yaşamına tanık olmak ama onunla hiçbir şey paylaşmamak hüddam için “aşk”tır.

Hüddam aşk için büyük bedeller öder?

Hüddamlar normal durumlarda asla aynı kentte iki gece üst üste kalamazlar. Onlar dünyanın etrafını “saat ibresin tersi yönünde” bütün ömürleri boyunca dolaşıp dururlar. Eğer ikinci gece de aynı kentte dururlarsa korkunç işkencelere maruz kalırlar. Bu işkencelerin en bilineni hüddamın bütün etinin kemiklerinden canlı canlı koparılmasıdır. Yani hüddamın vücudundan etler parça parça alınarak hüddamın kemikleri kalana kadar işkence yapılır ve bu işkence sabahın ilk ışıklarına kadar devam eder.

Hüddam, ertesi gün akşama kadar sevgilisini son gün görüyormuşçasına onu büyük bir sevgiyle izler. Ancak akşam karanlık çöktüğünde gitmek içinden gelmez. Aynı şehirde kalmaya devam eder. Bu durum sevgili olarak kabul ettiği kişinin vefatına kadar her gün böyle devam edip durur. Yani her gece korkunç işkencelerle sabah beklenir, gündüz ise sevgilinin varlığı ile teselli bulunur.

Hüddamların 40 günlük yas duası ne demektir?

Hüddamlar sevgili olarak belirledikleri kişi vefat ettiğinde onun mezarı başında 40 gün boyunca diz çökerek otururlar. Bu kırk gün zarfında durup dinlenmeden aşık oldukları sevgilileri için dua ederler. Hüddamların bu duası aslında dini bir niyaz değildir sadece duyguların farklı bir yolla dışavurumudur.

Çoğu zaman bir ömür boyu birlikte yaşayan çiftler daha ölümün üzerinden birkaç hafta geçmeden normal yaşamlarına dönerler. Çünkü insanların dünyasında ölüm “alışılabilir” bir durumdur. İnsanların çok büyük bir kısmı yaşanan onca ortak anıya rağmen ölüm hadisesinden sonra normal yaşamına kısa bir süre sonra dönebilmektedir.
İşte hüddamlar insanların bu vefasızlığını bir türlü anlayamazlar ve insanları “kendi zevkleri için seven bencil yaratıklar” olarak isimlendirirler.

Kırk günlük yas ve dua dönemi bittikten sonra hüddamlar tekrar her gün bir şehir değiştirecek biçimde dünyanın etrafını dolaşmaya başlarlar. Ancak bu sefer eskiden olduğu gibi saat ibresinin tersi yönde hareket etmezler. Diğer hüddamların aksine bir istikamet gözeterek dünyanın etrafını dolaşırlar.

Böyle davranmalarındaki amaç kardeşleri, anne-babaları ve arkadaşları olan hüddamlarla dünyanın etrafını dolaşırken yüz yüze gelip selamlaşmak istemeleridir. Çünkü hüddamlar aşk acısından kurtulmanın tek yolunun “sabretmek ve dost yüzlerle selamlaşmak” olduğuna inanırlar.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Acemi 14:19 27.02.18
Paylaşım için teşekkür ederim.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Capella 14:23 27.02.18
Allah razı olsun hocam. Kafamızdaki soru işaretlerini giderdiniz.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Havasokulu 09:17 01.03.18
HÜDDAM NEDİR VE HÜDDAM EDİNMENİN ZARARLARI NELERDİR ?

Hüddam Nedir?

Cenabı hak kuranı kerimden önce inzal buyurduğu kütüp (kitaplar) ve suhuf (bazı peygamberlere gönderdiği sahifeler) un muhafazasınıda içindekilerle memur olan insanlara vermişti. Fakat sonuç malum.

Kuranı kerimi ise bizlere hidayet kaynağı ve rehber olarak göndermiş ama muhafazasını sadece bize bırakmamıştır. Kuranı kerimde “kuranı biz indirdik ve onu koruyacak olanda biziz” buyurmuştur. Ayette geçen biz lafzı kuranı melekler vasıtasıyla indirdiğine ve yine onları koruma işine vazifelendirdiğine işarettir.

İnen her sure hatta her ayetle beraber onun muhafızı ve hadimi (hizmetlisi) olan bir melek inmiştir. Her meleğin emri altında 1 den 70 bine kadar yardımcı melek bulunur.

Cinlerden iman etmiş olandan bazı gruplar (kavim – sülale) da topluca bu meleklerden birinin sevk ve idaresi altında yada bağımsız olarak hadim olmaya gönüllü olurlar.

Ayrıca her mümin kuranı kerimin topluca hadimi ve bütün hükümleriyle mükellefidir.

Bu üç sınıfın (özellikle insanlar ve cinlerin) ilk görevi içindeki emir ve yasaklara uymaktır.
İkinci olarak kuranı kerime yönelik yapılacak her türlü saldırıya, tahribat ve tahrifat girişimine karşı canları pahasına onu korumak, saldıranlara mukavemet etmek ve gerekirse onlara karşılık vermektir.

Melek ve cinlerin üçüncü görevleriyse o kuranı kerimi sürekli okuyan (yada belli ayet ve sureleri bir maksat için olsun yada olmasın) insanlara yardımcı olmak ve havas ve esrarından istifade etmesini temin etmektir.

Peki Bu Hüddamlar Elde Edilebilirmi

Soruyu şöylede değiştirebiliriz. Hüddam edinmek diye bi şey varmı? Ve mümkünmü?

Bu soru kafaları karıştıran çok çetrefilli bir sorudur. Şimdi biz kısaca hüddam edinmek mümkündür diyelim. Nasıl olduğunu anlattığımız zaman zaten cevap daha net anlaşılacaktır.

Hüddam Nasıl Edinilir?

Bunun iki yolu vardır.

1- Kuranı kerimin tamamını yada belli sure yada ayetlerini vird edinerek (sürekli ve düzenli şekilde okuyarak) o surelerin hadimlerinin yardımı sağlanır. Bir insan bir ayet, sure yada kuranı kerimin tamamını okuduğu zaman hadim olan melek yada cinlerden birisi hemen orda hazır olur. Sürekli okuyan kimse özel bir statü kazanır ve tutulan listeye girer. Kişi okurken melek ve cinler başında pervane olurlar. İnsan yanlış okuduğu zaman yüksek sesle doğrusunu okur ve düzeltirler. Böylece kişinin hatasınıda tamamlamış olurlar. Eğer okuyan insan dünyevi bir maksat için okumuşsa onu yerine getirmek için çalışırlar. Uhrevi bir maksat için okumuşsa Allah’a o kişi adına dua eder ve istediğini vermesi için yalvarırlar.
2- Hüddam edinmek deyince hepimizin aklına gelen, sakıncaları hesap edilmeksizin keşke bende edinsem dediğimiz, belirli usuller, azimetler ve riyazatlar sonucu kendini bir sure yada ayetin hizmetine adamış olan Müslüman cinleri kendine bende etmekten ibarettir.
Burada hemen şunu belirtmek isterim ki cinler bundan hiç hoşnut olmazlar. Çünkü birinin hizmetine giren cin artık sure yada ayetin hadimi değildir. Fakat Müslüman oldukları için, sürekli o sure yada ayetin okunmasına hürmeten insana zarar vermez ve isteklerini yerine getirir.
Bir kimse hüddam için riyazata girip evrad ve ezkara başladığı vakit melek ve cinlerin bundan hemen haberi olur ve maksadını bilirler.
Bir müddet kişinin riyazatı kesmesini beklerler. Eğer kesmez ve devam ederse bıraktırmak için çeşitli şekillerde korkuturlar. Daha bırakmazsa hadim taifesinden bir cin gelir. Eğer riyazat yapan bu gelenin gerçek hadim olduğu düşüncesine kapılır ve riyazatı bırakırsa (ki yüzde 90 ı bırakır) o cinle ömür boyu görüşür. Yok bırakmaz devam eder ve usulü tamamlarsa artık o cin taifesi surenin hüddamlığından azledilip o kişinin hizmetine verilir. O surenin hadimliğine de başka bir taife geçer.
Her sure ve ayetin hüddamının bir unvan ve mertebesi vardır. Surenin hadimliği görevi onlara geçince artık asıl isimleri ne olursa olsun o unvan ve ismi kullanırlar.
Peki cinler kendilerine zarar verilmesine ve ulvi hizmetlerinin son bulmasına sebep olan insanlara zarar verirlermi?
Cinler Müslüman olduğu için, okunan sure ve ayetinde hürmetine riyazat yapana zarar vermezler ama buğzederler. Çünkü onun yüzünden ulvi bir vazifeden alınmışlardır. Velevki riyazat yapan kişi islamı hakkıyla yaşayan kişi olmasa bile.
Fakat bazen aile efradı eğer uygunsuz yaşayan insanlarsa onlara zarar verebilir yada korkutabilirler.

. Hüddam edinmenin zararları çok büyüktür.

1- Dünyadaki Zararı: Hüddamcı yada cincilerin bu güne kadar iflah oldukları nerdeyse hiç görülmemiştir. Cinler sayesinde bir takım dünyalık edinen insanlar belli bir süre sonra sefalete düşmüşlerdir. Zira cinler o kişiye gece gündüz durmadan beddua etmektedirler. Yine hüddamcı ve cincilerin ölüm anlarıda çok zor geçer. Dünyadayken ibadetlerinden zevk ve tat alamazlar. Yanlarına ne melek nede ruhaniyetler yaklaşmaz. Çünkü onlar zalim durumuna düşerler. Allah’ın rahmetide zalimlere tecelli etmez. Ölüm zamanları gelince başlarında hiçbir melek (bedenlerinde vazifeli olanlar hariç), hiçbir ruhaniyet bulunmaz. O cinlerde artık onu terk etmişlerdir. Dolayısıyla şeytanla baş başa kalırlar. Şeytan onların imanını (bulundukları zor durumdan istifade ederek onu kandırıp ki ölüm anı insanın en zor zamanlarından biridir) ellerinden alırlar. Azrail a.s de onların canını bir kafir ve zalimin canı nasıl alınıyorsa öyle alır.
2- Ahiretteki Zararı: Başta peygamberimiz olmak üzere tüm nebilerin, velilerin ve kuranı kerimin şefaatından mahrumdurlar. Cinler kendilerini zorla hür iken zorla esir eden, kuran hizmetçisiyken bu hizmetten mahrum eden insandan şikayetçi olacak ve haklarını alacaklardır. Şunu unutmayalım ki kul hakkı sadece insanlar arasında cereyan eden bir hadise değildir. Cinlerle insanlar hatta hayvanlar arasında bile bir hukuk vardır ve her hak er yada geç sahibine iade edilecektir. Ayrıca kuranı kerimde bu kişiden şikayetçidir. Çünkü kuranın ayet ve surelerini dünya menfaatı için kullanmış, kuranı para karşılığı satmıştır. Kendisine ve tüm insanlara Allah’ın meccanen (karşılıksız olarak) hidayet, kurtuluş ve şifa kaynağı olarak gönderdiği kuranı kerimi maksadının dışına çıkarmış ve menfaat kaynağı olarak kullanmıştır. Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde “kuranı kerim ahirette mutlaka karşınıza çıkacaktır. Ya (ya rabbi bu beni öğrendi, okudu, bende yazılanlarla amel etti….. diye) şefaatçı olur yada şikayetçi olur. Şefaatı da makbuldür (şefaat ettikleri cennettedir) şikayetide makbuldür” buyurmuştur.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Astra 10:27 01.03.18
Cok güzel bi paylasim olmus teşekkürlerr

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
İpek 14:01 02.03.18
Veron 16:34 16.10.18
çok ilginç gerçekten insanın aklı almıyor bazen güzel bi yazı olmuş

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Mrz 17:27 22.10.18
Huddam degilde cinleri anlatmissin sanki

---------- Post added 22.10.18 at 17:29 ----------

Peki huddamlar gorunebilirmi ?

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Türk 20:37 22.10.18
Allah razı olsun ilk defa duydum bu bilgileri içim acıdı çektiği acıları okuyunca Allah hicbir mahlukata aşk acısı tmyasatmasin

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
haydar95 19:27 15.11.18
Paylaşim için allah razi olsun

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
1 2