Cin & Şeytan & Melek & Ruh

Korkukarımızın Cinlerle Bağlantısı var mı? - Havas Okulu
Mobil Görünümdesiniz Klasik Görünüm için TIKLAYINIZ Kayıt ol
Havas Okulu
Etiketlenen Kullanıcılar

Cin & Şeytan & Melek & Ruh>Korkukarımızın Cinlerle Bağlantısı var mı?
Sin 12:51 10.11.17
Korkular ve Cinler
Evde duyduğunuz her tıkırtı, arkanızda hissettiğinizi sandığınız nefes veya aniden gelecekmiş gibi his uyandıran varlıklar cin değildir. Cinlerin musallat olması veya rahatsız etmesi beynin insana gösterdiği halüsinasyon ile farklıdır. İnsan beyni bazen kontrolden çıkabilir. Özellikle korkmaya müsait olunan durumlarda, korku filmi izlemek veya yalnız kalmak gibi durumlar olabilir. Bu ve benzeri anlarda beynimizin korku kontrolünü kaybedebiliriz bunun sonucu olarak bizi en çok korkutan haller oluşmaya başlar.
Odada karanlıkta film izlerken aniden TV nin arkasından fırlayacak bir varlığın korkusu bir anda tüm bedenimizi sarabilir bu veya benzeri durumların cinlerle hiçbir alakası yoktur. Cinin rahatsızlık vermesi insanı bambaşka boyutlara götürür. Beynin verdiği korku ile cin musallatının sonuçları kesinlikle başkadır. Günümüzde her olayı cinlere bağlayan bir sürü insan var. Günlük yaşamında beliren küçük olumsuzlukları, ruh hallerini veya minik değişiklikleri cinler bana musallat oldu veya cinler bana geldi hissettim gibi değerlendiren insanların sayısı epey fazladır. Bu durumun baş sebebi varlıklarını göremediğimiz cinler hakkında hikayelerle büyümektir.
İnsan fıtrat olarak görmediği ve bilmediği şeylerden korkmaya müsaittir. Bu sebeple özellikle çocuklara cinlerle ilgili doğru bilgi vermek gerekir. Çocuklarımızı cin hikayeleri ile büyütmek yerine onların da Allah tarafından yaratılan varlıklar olduğu konusunda bilinçlendirmemiz gerekir. Bunun aksi durumlarında günümüzde olduğu gibi her olayı cinlere bağlayan bilinçsiz insanlar türeyecektir.
Ülkemizde çocuklarımıza genelde “sarı kız” gibi cin hikayeleri anlatırız. Aman oraya gitme sarı kız gelir. Aman şunu yapma falanca gelir gibi bir çok hayali yaratık ile çocuklarımızı korkuturuz. Çocuk bu yaratıklardan korktuğu için yasaklanan yere gitmez veya yasaklanan şeyleri yapmaz. Ancak çocuk büyüdüğünde ve sorgulamaya başladığında küçüklüğünde sarı kız olan yaratığı cin olarak algılar ve cinlerden korkmaya başlar. Bu ve benzeri durumların engellemek için çocuklarımıza iyi bir dini eğitim ve Allah’ın yarattığı kulları olan cinler hakkında doğru bilgiler vermek gerektiğini düşünüyorum.

İntihar ve Cinler
“Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı.” (Cin ,6)
İnsanoğluna musallat olan cinlerin en büyük etkilerinden birisi insanın intiharına sebebiyet vermektir. Bu konu fazlasıyla önemlidir, cin musallat olmasının sebepleri başına gelip bir cinin musallatına yakalanan insan eğer dirayetli değil ise intihara sürüklenebilir. Günümüzde intihar olaylarının büyük bölümü cinin insana musallat olması sonucunda meydana gelmektedir.
İnsanı etkisi altına alan cin zamanla ona telkinde bulunarak intihar etmesini sağlayabilir. Bu insanlar hasta insanlardır bazen toplumumuzda hoş karşılanmazlar insanlar onlardan kaçar onları yalnız bırakırlar. Yalnız bırakılan bu hastalar cinlerin daha basit oyuncağı olurlar. Cin musallat olduğu insanı korkularını kullanarak etkisi altına alır zamanla özellikle yalnız kaldığı anlarda insana rahatsızlık vermeye başlar. Bu rahatsızlık kimi zaman ses duyma kimi zaman çeşitli şekillerde görünme gibi olabilir. Bu durumlar gün geçtikçe artmaya başlar. İnsan dirayetinin son noktasına kadar devam eder. Eğer zamanında müdahale edilmezse sonucu intihara kadar gidebilir.
Bir müddet sonra başındaki ile mücadele edemeyen insan çareyi intiharda bulur veya cin insanı bir şekilde kandırarak intihara götürür. Bu gibi durumlarda intihar eden kişi ölüme koşulsuz gitmektedir. Bunun başka bir izahı cin tarafından telkin ile intihar eden insan ölmek için her yolu gözünü kırpmadan dener. İntiharın her türlüsünü denemeye müsait olur, bir intihar girişiminde başarılı olamaz ise mutlaka bir daha denemek ister.
İnsanlar kendi aralarında ilişkilerinde sorun yaşarlar. Cinler de kendi aralarında ilişkilerinde sorunlar yaşayabilirler. Bir insana musallat olmuş cin ile o insan arasında da sorunlar olabilir. Bu gibi sorunların ileri seviyeye ulaşması o insanı içinden çıkamayacağı boyutlara götürür. Önceleri içine kapanık olan kimse ile görüşmeyen bu insan ileri evrelerde kendisine telkinde bulunan belki varlığını bile fark etmediği cin ile mücadeleye girer. Cin son hamle olarak insanın intihar etmesini telkin eder. Bu tip kişiler intihar etmeden önce iyice cinlerin oyuncağı olurlar. Cinler fizik aleme ettikleri temas ile o kişiyi iyice korkutup etkileri altına alırlar. İnsan cinin isteği dışına çıkamaz hale gelir. Kendisini bile savunamaz. Çevresindekilere durumu anlattığında cin saldırılarına daha da arttırarak devam eder. İbadetlerini engeller, çevresi ile bağını kopartır, içine kapatır. İnsan tüm bu yaşadıklarının sonunda başka çare kalmadığını düşünerek intihar yoluna gider. Cin intihar anında da yalnız bırakmaz. Kişiye gözükür ve intiharını hızlandırmasını telkin eder. Kişi ölürken cin yine karşısına geçip gülmeye başlar. Cin suya sabuna dokunmadan amacına ulaşmıştır.
Bölümün başında yazdığım ayette bazı insanların cinlere sığındıkları anlatılmaktadır ancak cinlerin insanlarla uğraşmaları için mutlaka davet gerekir bu da bilinmelidir. Davet bazen bilinçli bazen bilinçsiz veya özellikle büyü yoluyla olabilir. Cin musallatı olduğu düşünülen veya anlaşılan bu gibi insanların Kuran-ı Kerim ışığında hak yolunda dua ile tedavi edilmeleri gerekmektedir.

Reenkarnasyon ve Cinler
Cinlerin insanlara akıl yoluyla verdikleri zararların bir diğeri reenkarnasyon inancıdır. Reenkarnasyona inananlar ruhlarının öldükten sonra tekrar dünyaya gönderileceğini kabul eder ve ona göre yaşarlar. Bu inanışa göre ruh günahlarını temizlemek için tekrar dünyaya bir canlı vücudunda gönderilecektir. Bu canlı bazen insan bazen hayvan ve bazen de bitki olabilir.
Bu inancın örneklerini televizyonlarda defalarca izledik. Özellikle küçük çocuklar ben falanca kişinin ruhunu taşıyorum diyor ve bir anda olay oluyor, çocuğa sorduklarında ismini söylediği zatın tüm özelliklerini sayıyor, nerede doğduğunu, ismini, yaşantısını kısacası o kişiye ait birçok bilgiyi söylüyor, buna bazı çevreler “işte reenkarnasyon örneği” diyorlar.
“Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: “Rabbim! der, beni geri gönder; Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.” Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır. “ (Mü’minun, 99-100)
Ayette söylendiği gibi ölüm bir defa gerçekleşecek ve yeniden dirilmeye kadar ruh berzah aleminde bekleyecektir. Reenkarnasyona inananlar gibi ruh birden fazla dünyaya gelmeyecektir. Kısacası Allah insanın imtihan yeri olan dünyaya insanı bir defa gönderecektir.
Reenkarnasyonun başlıca sebebi cinlerdir. Anlattığım üzere cinlerin ömürleri 1000 yıl kadar olabilmektedir. Bir cin ömrü boyunca birden fazla insanı görebilmekte ve o insanın her özelliğini bilebilmektedir çünkü insanlar cinleri göremezken cinler insanları görebilmektedir. Bu vesile cin gördüğü bir insanın her özelliğini ezberleyip özellikle yeni doğan bir çocuğa musallat olduğunda o çocuğa bu bilgilerini telkin etmektedir.
Yukarıda belirttiğim gibi yeni doğan çocuğa musallat olan cinler ervah sınıfındandır. Besmele ile başlamayan ilişki sonucu dünyaya gelecek olan çocuğa ana rahminde musallat olan cin çocuğun aklı başına gelmeye başladığında çocuğa “sen yeni bir bedene girdin sen önceden falanca kişiydin” diyerek telkin etmeye başlar. Cine aldanan çocuk duyduklarını çevresine anlatmaya başlayınca günümüzde moda haline gelen reenkarnasyon örneği ortaya çıkar.
Reenkarnasyonun çıkış kaynaklarından birisi ünlü Tibet Ölüler Kitabıdır. Bu kitapta ölen kişinin ruhunun çeşitli evrelerden geçeceğini ve son evre sonrasında ailesini seçerek tekrar dünyaya geleceğini anlatır. Eğer ruh evreleri başarılı tamamlayamaz ise dünyaya bitki veya hayvan olarak gönderileceği yazmaktadır. Bu inanış günümüze kadar şekillenmiş ve boyut atlamıştır.

Cinler mikrop mudur?
Çok tartışılan bir konu olmuştur. Yüzyıllardır bazı alimler cinlerin mikrop olduğunu iddia etmiştir. Konunun başında söylemekte fayda var ben ibadetle yükümlü bir mikrop duymadım. Cinler insanlar gibi yükümlülük sahibidir. İnsanlara zarar verebilir vücutlarına girebilir hasta edebilir ancak bunların sonucu olarak onların mikrop olduğu kesinlikle söylenemez.
Cinler mikrop değil aynı insan gibi yaratılmış yaratıklardır. Cinler mikrop değildir ancak mikrop gibi insana zarar verebilirler. Belirttiğim gibi ben sara hastalığının bazı evrelerinin cinlerin musallatı sonucu olduğuna inanıyorum. Cin musallatı olan insanlarda görülen titreme ve kasılmalar sara hastalarıyla aynıdır. Bazen cin musallatı olan birisi bu durum bilinmediği için sara hastası olarak görülür. Cin musallatı olan ve cinin enerjisine dayanamayan insan titrer ve bu titreme sonucunda baygınlık geçirir. Sara dışında bazı ruhsal hastalıkların sebebi de cinlerdir. Hatta fiziksel hastalıklara da sebep olabilirler. Özellikle büyü gibi güçlü durumlarda insana fazlasıyla zarar verebilirler. Bu gibi durumların tek ilacı duadır. Bu şekilde olan hastalara dua etmek gerekmektedir. Önce modern bilimin tüm imkanlarını kullanmak gerekir. Bilimin yetersiz kaldığı pek çok durumun dua telkini ile çözülebildiğine dair binlerce örnek vardır bunu da unutmamak gerekir.

Cinleri Kullanmak
İnsanoğlu tarihi boyunca fizik ötesi alemle iç içe olmuş ve merak etmiştir. Bu merakın sonucu bazı zamanlar cinler de dahil olmak üzere bazı ruhani varlıklar ile görüşülmüş hatta kullanılmışlardır. Bunun en güzel örneği Kuran-ı Kerim’de anlatılan Haz. Süleyman (a.s.) cinleri kullanmasıdır.
“ Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgârı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.” (Sebe, 12)
Ayette anlatıldığı üzere Hz. Süleyman (a.s.) emrine cinler verilmiştir ve cinleri kullanmıştır. Geçmişin ışığından günümüze uzanan cinleri kullanmanın günümüzde de gerçekleşeceğine hatta bazı yer ve kişilerce yapıldığına inanıyorum.
Cinleri kullanarak birçok ilim gerçekleştirilebilir veya geliştirilebilir. Tıp alanında, fizikte, askeri alanlarda hatta istihbaratta bile cinler kullanılabilir. Örneğin çözülemeyen cinayetler cinler yardımıyla çözülebilir. Çünkü cinayet yerinde illaki bir cin vardır eğer ona bir şekilde ulaşılırsa cinayet çözülecektir veya suç mahallinde bulunan cinin haber vermesiyle suç işlenmeden şahıs yakalanacaktır. Bu ve benzerleri yakın gelecekte olacak olaylar, geçmişte bilim kurgunun hikayesi olan bu gerçekler yakın gelecekte hayatımıza girecektir. Ancak bunların gerçekleşmesi için insanlığın manevi seviyesinin yüksek olması gerekecektir nitekim günümüzde bu seviye ayaklar altındadır. Eğer manevi yönden güçlü bir insanlık olmaz ise her olay cinler tarafından ifşa edileceği için dünyada gizlilik kalmayacaktır.
“Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik. ” (Enbiya, 82)
Ayette belirtilen cin Şeytanlarıdır. Onlar da emir altına girmiş ve denizin dibine dalarak çeşitli işler yapmışlardır. Günümüzde cinler kullanılabilseydi deniz dibinde hiçbir gizlilik kalmazdı veya yer altında bulunan hazine ve madenler gün yüzüne çıkarılabilirdi. Tabi bunun da sonucu ağır olurdu. Çünkü dünya üzerinde hiçbir gizlilik kalmaz insanlar uğraşmadan her şeyi elde ederlerdi bunun sonucu olarak sorumsuz bir insanlık türeyebilir. Çünkü biz insanlar her zaman kolayı isteriz. Düşünmeden tüketiriz. Yukarıda belirttiğim gibi manevi kudret ile dolan kalpler çoğaldığında cinleri kullanmak hayır getirecektir.
Cinler günümüzde kayıp eşyaların bulunması için kullanılmaktadırlar. Burayı belirtmemde fayda var cinler gelecekle ilgili bilgi değil o anda veya öncesinde kaybedilen bir eşyanın veya kişinin yerini bilmektedirler. Çünkü hız ve zaman yönünden farklı alemde yaşayan bu varlıklar insanların kaybettiklerinin yerini daha iyi bulmakta ve bazı ruhsal yönü kuvvetli olan kişiler vasıtasıyla iletişime geçerek insanlara bildirmektedirler.
Kimsenin şüphesi olmasın dünya üzerinde birçok yerde cinler üzerinde araştırmalar yapılıyor ve kullanılıyor. Özellikle ülkelerin istihbarat örgütleri cinleri kullanıyorlar ve birçok olumlu sonuç elde ettiler.

Sonuç
Tüm anlattıklarımdan yola çıkarak ve çalışmayı yorumlayarak varılacak sonuç şudur;
Cinlerde biz insanlar gibi yaratılmış varlıklardır. Onlarla dünyamızı paylaşıyoruz ancak onlar farklı bir alemde yaşıyorlar. Ortak olan ise yaşadığımız mekandır. Cinlerden kesinlikle korkmamak gerekir. Onların amacı insanları korkutmak ve zarar vermek değil biz insanlar gibi yaşamaktır. Onlar da mükelleftir. Onlar da evlenir, onlar da iş yapar çalışır ve nihayet onlar da insanlar gibi ölürler.
Cinleri insanların günümüzde algıladığı “maddesel” boyutta anlatmak zordur. Ben araştırmamda elimden geldiğince bilim ile bütünleşerek cinler alemini anlatmaya çalıştım. Burada belirtmek istiyorum, cinler alemi insanların algılama yetisi olan maddi alem ile anlatılamaz. Örneğin elektriği veya havayı maddi olarak nasıl anlatamıyorsak cinler alemini de anlatmak mümkün değildir. Onların dünyasını Kuran-ı Kerim ışığında ve bilimin imkanları doğrultusunda anlattım.
Cinleri bu kadar esrarengiz yapan sadece bilinmemeleri ve görülmemeleridir. Bunu kullanan bazı şarlatanlar insanoğlunu cinlere karşı antipati haline gelen düşüncelerle doldurmuş ve onlardan korkmamızı sağlamıştır.
Onların imana gelenleri bizlerin kardeşleridir. İblis yolunda gidenler ise Şeytan olanlarıdır. Ağzından dua ve Allah ismi eksik olmayan bir insana zarar vermezler her ne yolla olursa olsun zarar veremezler ve korktukları için vermek de istemezler.
Araştırmamı okuyanlardan özellikle rica ediyorum, her olayı cinlerle bağdaştırmayın, başınıza gelen her olumsuzluk veya beyninizin size oynadığı her halüsinasyon cinler değildir. İnsan eşref-i mahlukattır, insan yaratılanların en şereflisidir. Bu sebeple Allah katında yaratılanlar arasında üstünlüğü vardır. İnsanlara arasındaki üstünlük ise “Takva” ile mümkündür. Takva yönünden yüksek olan bir insana cin zarar veremez ayrıca Allah yolunda ilerleyen insana hiçbir varlık zarar veremez bunu unutmamak gerekir.
Son olarak belirtmek istiyorum. Birçok alim bu konuda kitaplar yazdı. Konu ile ilgilenenler bilirler kitapların büyük bölümü birbirinin kopyasıdır. Çünkü cinler alemi ile ilgili az bir bilgi vardır. Ben çalışmamda başkalarının yazılarından ziyade kendi araştırmalarımı naklettim. Elbette konusunda uzman birçok kişinin bilgilerinden de faydalandım. Ayrıca sadeleştirerek ve bilim ile bağdaştırarak anlatmaya çalıştığım bu alem bu satırları okuduğunuz zamanda bile çevrenizde yaşamaya devam etmektedir. Aynı insanoğlu gibi bir koşuşturmaca ile akıp gitmektedir.
Allah’a sığının. Allah kullarını yalnız bırakmaz. Bilinen veya bilinmeyen hiçbir düşmana emanet etmez. Allah adını bırakmayın ki O’da sizi bırakmasın.
“Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir)

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Facebook Twitter Google Digg LinkedIn tumblr Getpocket Reddit Email
Havasokulu 11:10 11.11.17
Sayın Sin, konu paylaşımınız için teşekkür ederiz.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi
Derdekea 12:47 10.07.18
Anka58 14:59 10.07.18
Reenkarnasyon cin aldatmasıdır. Cinler ışık hızına yakın hareket ettiklerinden ve/veya titreşebildiklerinden, ömürlerini bize uzun gelen bir zamanda kullanırlar. Yani çağları çabucak aşarlar. Kendi zaman ölçüsüne göre 70 yıl yaşayan bir cinin ömrü, bize 1000-15000 yıl olarak görünebilir. Relativitenin zaman denklemleri bunun mümkün olduğunu göstermiştir. İblis nesli olan cinler(şeytanlar) bize 1000 yıl civarlnda görünen ömürleri sırasında, görev aldıkları insanın ölümü üzerine, yeni doğan diğer birinde görev almak suretiyle, çok sayıda kişinin bilgilerine sahip olurlar ve önce görev aldığı kişinin bilgilerini, ben eskiden şu isimle şu memlekette yaşadım, şunları yaptım, adım şu idi gibi araştırıldığında doğru çıkacak bilgileri vererek insanları reenkarnasyona inandırmaya çalışırlar. Belirtildiği gibi ölen birinin berzah aleminden geri gelmesine imkan yoktur. Ayrıca bilimsel de değildir. Eğer yeni insan yaratılmıyor, sürekli yeni bedenlere enkarne olunuyorsa, Adem ve Havva iki kişi olduğuna göre, üçüncü bir kişi var olamazdı. Yani nüfus artışını reenkarnasyon inancı hiçbir şekilde açıklayamaz. Reenkarnasyon, kıyamette sonra kainat çapında bir defa olacak ve insanlar kendi bedenlerine enkarne edilecektir.

Dünyanın En Büyük Havas ve Gizli ilimler Sitesi